Sayı derdi ne işlerimiz? Musahabe serimizin ikinci cildine sabır konulu sohbetle devam ediyoruz. Kuran-ı Kerim sabrı yetmiş küsur yerde zikrediyor. Buna dair de birçok ehadîsi nebeviye varid olmuştur ki içlerinden size en az verilen nimetlerden biri yakın, diğeri sabrı azim'dir. Bunlardan ikisinden nasibini alan kimse gecesini kıyam, gündüzünü sıyam ile geçirmediğinden dolayı müteessir olmasın. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sabrı bir rivayete göre imanın yarısı ve bir rivayete göre de iman olmak üzere tarif buyurmuştur. İsa Aleyhisselam'ın hoşlanmadığınıza sabretmedikçe hoşlandığınızı ele geçiremezsiniz buyurduğunu İmam Gazali Kitabü'l Ervai'nde yazıyor. İmam Gazali de sabır hakkında şöyle söylüyor. Sabır ihtiyacı bütün ahvalde görülür. İnsan işine gelen şeyler için de sabra muhtaçtır, gelmeyenler için de.
Mesela sıhhat, selamet, servet, ikbal, mansıp gibi kavim ve kabilesi çok olmak gibi hoşa giden cihetlerde insan sabra çok muhtaçtır. Çünkü bu şerait içinde kendisini zapt edemeyecek olursa azar. Nazır-u naime gömülmekten, hevasat arkasında koşmaktan mebdeini de unutur, meadını da. Bu sebeptendir ki belaya her mümin sabredebilir. Nimete ise ancak sadıklar sabreder demişlerdir. Nimet ve refah içindeki sabrın manası bunların hiçbirine güvenmemek, hepsinin emanet olduğunu bilmek, gaflete, nazu nimete dalmamak, Cenabı Allah'ın lütfuna şükürden geri durmamaktır. Sonra namaz, oruç, zekat gibi şeriat tekliflerine tahammül de sabır cümlesindendir. Çünkü ne kadar kolay olsa yine teklif ve icbar suretindeki şeylerden nefis nefret eder. Günahlara karşı durmak da sabır sayılır. Zira nefsi fesat verici heveslerden alıkoymak, hele ihtiyat etmiş ise büyük cihada muhtaçtır.
Evet, insan böyle bir halde iki kuvvete karşı müdafaaya mecburdur. Arzu ve ihtiyat. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mücahit, evasatına karşı cihad eden muhacir de kötülüğü terk edip kaçandır buyuruyor. İslam sabrın şu saydığımız aksamına nasıl teşvik ediyorsa yaranın, dostların ölümü, hastalık, malın ziyanı, azayı bedenden birinin musibete uğraması gibi felaketlere sabrı da aynıyla tavsiye ediyor. Gazali diyor ki, belaya sabır makamatın en yükseğidir. Hadisi kutsi de, kullarımdan bir kuluma bedeni yahut malı yahut evladı yüzünden bir musibet verirsem, o da buna Sabri Cemil'le mukabelede bulunursa kıyamet günü kendisi için mizan dikmekten yahut defter-i amalini açmaktan haya ederim, buyrulmuştur. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurmuşlar. Sabredin. Genişliği beklemek ibadettir.
Eleminden şikayet etmemek, musibetini anmamak Allah zülcelal'i tazimden ve onun hakkını bilmekten ileri gelir. Bir nevi sabır daha vardır ki, o da başkalarının dilinden yahut elinden gelecek ezaya tahammüldür. Yalnız dini İslam bu hususta İsa Aleyhisselam'ın dininin bugün tutulmayan mesleğini tutuyor. Eza gören adama o gördüğü tecavüze mukabil ve layık olduğu cezai tatbik hakkını veriyor. Hem bunu tabii hukuk addediyor. Bununla beraber Müslümanlık af ile saf ile muamele etmeyi, mücazat hakkından vazgeçmeyi, hatta kötülük edenlere iyilikte bulunmayı da tavsiye eder. Şu halde hakkını isteyen tamamıyla haklıdır. Suçlunun cezalanmasından vazgeçen affı 7 adamdır, sabırlıdır. Kötülüğe iyilikle mukabelede bulunan ise Kerim'dir, Muhsin'dir. Bu mevzuya dair varid olan Ayet-i Celile mealleri. Sure-i Şura'da. Kötülüğün cezası onun aynı olan bir kötülüktür.