Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardı, Recep Allah'ın ayıdır, Şaban benim ayımdır. Ramazan-ı Şerif ümmetimin ayıdır. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı, Rasul-ü Ekrem Efendimizin ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbi olan Mevla'dan af demeli. Şaban ayının önemli özelliklerinden biri beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır. Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail aleyhisselam bana geldi. Şöyle dedi. Ebu Hüreyre radıyallahu anh rivayet edildiğine göre, ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Başını semaya daldır, sordu. Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlat. Bu gece Allah Teala rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların, hemen herkesi bağışlar.
Meğer ki bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve sinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar Allahu Teala onları bağışlamaz. Gecenin dörtte biri geçtikten sonra Cebrail aleyhisselam yine geldi ve şöyle dedi, ya Muhammed başını kalkar. Bir de baktım ki cennet kapıları açılmış. Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesin, ne mutlu bu gece rüku edenlere. İkinci kapıda ise, bu gece secde edenlere ne mutlu. Üçüncü kapıda, bu gece dua edenlere ne mutlu. Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu, bu gece Allah'ı zikredenlere ne mutlu. Beşinci kapıda, bu gece Allah korkusundan bağlayan kimselere ne mutlu. Altıncı kapıda, bu gece Müslümanlara ne mutlu, yedinci kapıda, günahların bağışlanmasını dileyen yok mu? Günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra Cebrail aleyhisselama sordum, bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? Şöyle dedi, Ya Muhammed diyor. Allahü Teala bu gece kel kabinesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azadiler. Hazreti Aişe radıyallahu anha anlatıyor. Resul-ü Ekrem Efendimiz buyururlar ki, Allahü Teala Hazretleri, nifsu, nifsu Şaban, Şaban'ın yarısı. On dördüncü gecesinde dünya semasına iner ve kel kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder. Berat gecesinin mahiyet ve önemi, bu gelen, gece olan leyle-i Berat, bütün senede bir kutsi çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin, programın nev'inden olması cihetiyle leyle-i kadrim cihetindendir. Her bir hasemenin leyle-i kadirde otuz gün olduğu gibi, bu leyle-i beratta her bir amel-i salihin ve her bir harfi Kuran'ın sevabı yirmi bine çıkar.
Sahir vakitte on ise, şuhur-u selasede yani üç aylarında yüzer ve bine çıkar ve bu bu çiğ-i leyali-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Allah'ım. Onun için elden geldiği kadar Kuran'la ve istiğfar ve senevatla meşgul olmak büyük bir kardır. Said'in Nurisi hazretlerinin şu alır kitabında. Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler, yıl sonunda bu program esaslarına göre kontrol ve teftiş edilir. Kalp zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da, gelecek yılın programı hazırları şeklini alır. Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde, ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bilgilerlemenin temini mümkündür. Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım.
Şaban Ayının Manevi Önemliği ve Beraat Gecesi ne anlatıyor?
Şaban Ayının Manevi Önemliği ve Beraat Gecesi kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardı, Recep Allah'ın ayıdır, Şaban benim ayımdır. Ramazan-ı Şerif ümmetimin ayıdır. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı, Rasul-ü Ekrem Efendimizin ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Dünya, ahiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir. Bu muhasebenin vakti üç ayları içindedir. Berat Kandili ile başlayıp, Kadir Gecesi ile biten devreye rastlar. Duhan suresinin iki, üç ve dördüncü ayetlerinin Berat gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Madem o apaçık kitaba hamdolsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur veya buyrulur. Ayıp olur. Bu ayetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, mübarek gece Kadir gecesidir. İkrime Bin Ebi, zihlin de dahil olduğu bir grup alim ise, bu gecenin berat gecesi olduğunu söylemişlerdir.
Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de hikmetli işlerin ayrımının yapılmasına berat gecesinde başlanmakta. Bu işlem Kadir Gecesi'ne kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve ayetin manası nedir? Yıllık kader kulura. İbni Abbas'tan radiyallahu anh'a rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir. Bu sene de gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep o esnada gayrettir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı gayret edilir. Rızıkla alakalı defterler Mikail aleyhisselama verilir. Savaşlarla ilgili defterler Cebrail aleyhisselama verilir.
Amellerin nüshası dünya senmasında görevli melek olan İsrail'in Kudüsine verilir ki bu büyük bir melektir. Ölüm ve musibetle ilgili defterler de Azrail aleyhisselama teslim edilir. Fahreddin er-Razi'nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesi'nde başta. Kadir Gecesi'nde tamam olarak her defter sahibine teslim ediliyor. Berat'tan dilinin bütün senede bir kutsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatılığı, programın evinden olması cihetiyle leyle-i kadir hususiyetinde olması bu manalara dayanmaktadır. Kuran'ın bu gecede indirilmesi meselesi ise şöyle bir açıklama getirilmektedir. Bera gecesi Kuran'ı Kerim'in Levh-i Mahfuzdan, dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir Gecesi'nde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir. Berrak Gecesi'nin özellikleri.
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde hizalar yer almaktadır. Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna, borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allahu Azze ve Celle de beraat gecesinde mümin kullarına berat basar. Zaten bu gecenin dört adı vardır. Mübarek gece. Beraate gecesi. Sa'at gecesi, belge ve senet demek. Allahü Teala bu gece mümin kullarına beraat yazar, rahmet gecesi. Beraat, beraat kelimesi, kelimesinin Türkçedeki kullanış şeklidir. Deri olmak, aklanmak, temiz ve susuz çıkmak demektir. Beraat iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir hükümlülükten kurtulması veya hükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Müminlerin bu gece günah yüklerinden kurtulduğu, ilahi bağışa girmeleri umulduğu için de beraat gecesi verilmiştir.
Bir kısım alimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin, Hicretin ikinci yılında Berat Gecesi'ne gerçekleştirildiği bu gecede kabul etmeleri de geceye ayrı bir örnek kazandırmaktadır. Berat Gecesi'nin beş ayrı güzelliği vardır. Bu elimizde tefsirlerden alınan yazılardan mevcut kısaca beyan ediyor. Bütün hikmetli işlerin ayrımına başlanması. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle, katta sevap bulması, ilahi rahmetin alemi kuşatması, Allah'ın ak ve bağışlamasının coşması, Peygamberimize tam bir şefaat etkisinin verilmiş olması. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bir rivayette zikreddiğine göre Resul-i Ekrem Efendimiz, Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti. Üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti. Üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti. Hepsi verildi.
Ancak Allah'tan divenin kaçması gibi kaçanlar başka. Zemrem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde çöküp çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesi'nin feyiz ve bereketlerini çeşitli şekillere de nazara vermektedir. Şaban'ın on beşinci gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüz de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir. İstiğfar eden yok mu? Affedeyim ve bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu? Hemen rızık vereyim. Başına bir musibet gelen yok mu? Hemen sağlık ve afiyet vereyim. Böylece, Tangilinin ağarması ne kadar? Bu şekilde devam eder. Çünkü o gece ilahi rahmet çözmüştür. Berat gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken, insanlara verilen eşsiz bir fırsattır.
Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetle Cenabı Hakk'a iletip isteklerini, ondan talep eden ve belalardan ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır? Buna karşılık her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır? Bu gece alt dışı kalanlar, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem muhakkak ki Allah azze ve celle, Şaban on beşinci gecesinde rahmetiyle yetişip her şeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalpleri düşmanlık hissi ile dolu olup, insanlara müminlerle zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyen müstesna. Yüce Allah, bu gece bütün Müslümanlara mağfiret doyurur, ancak kahım, sihirbaz, yahu müşavir çok kin güler veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten, yahu Sina'ya ısrarla, cevaz eder müstesna.
Allahü Teala Şaban'ın on beşinci gecesi tecelli eden ve ana babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar. Bütün mahlukatına mağfiret eder, yalnız ve müşrikler ve kalplere düşmanlık hissiyle dolu olup, insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeye müstesna. Yüce Allah bu yüce bütün Müslümanlara mağfiret duyurür. Ancak cahil, sihirbaz yahut müşavir çok kin birer veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eder müstesna. Allahu Teala Şaban'ın on beşinci gecesi tecelli ile ve ana babasına asi olanlarla Allah'a ortak boşananlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar. Berat gecesi ibadeti hakkında ulema-i kiramımızın, bilemiyor. Üç aylara ayrı bir ruh veren mana içinde giren, Peygamberimiz özellikle Şaban ayına güzel bir ihtimam gösterir. Başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve ahiret işlerine yönelirdi.
Bu ayıp çoğu günlerini oruçluğu geçirirken, diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi. Bir Berat gecesinde uyanık da Resul-i Ekrem Efendimiz yanında kulu bulamayan Hazreti Aişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizin Cennetü'l Baki mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu. Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam mübarek hanımına beraat gecesinin faziletini şöyle anlattı. Muhakkak Allahü Teala Şaban'ın on beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli ile ve beni Kehf kabilesinin konumlarının kilları sayısınca insanları mağfiret eder. Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, ur'an tilavet, zikir, tespih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir dönem verilmesi müstehaptır. İşlenen sevaplı amellerin değeri, başka zamanlarda bunun ise Berat gecesinde yirmi bindir. Mesela.
Başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kuran harfine un sevap veriliyorsa bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir. Bu bakımdan tam bir ihlasla çalışıp, ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir. Onun için elden geldiği kadar Kuran ve istiğfar ve salevatla meşgul olmak büyük bir kardır. Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta bulduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsan, bunun çaresi vardır. Ayni gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mümin kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket, bize hesabından aciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kar, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde manevi karda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler uzundur.
Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez. İmamı Gazali Hazretleri, El-İhya'da, Berat Gecesi'nde yüz rekat namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis alimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın hicretten dört yüz sene sonra, Kudüste ılınmış olduğu tespitinde bulunurlar. Hatta İmam-ı Nevevi öyle bir namazın sünnette olmadığı için, bid'at bile olduğunu ifade eder. Bunun yerine kaza namazlığın kılınması daha isabetli olacaktır. Onunla beraber kılındığı takdirde ve sevabının olmadığı anlamına gelmez. Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesile ile namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılama faydalanmayacak. Yani Fatiha'dan sonra on İhlas okuyarak, bin iflasa yüz rekatta tamamlayarak da diyor, görünebilir. Berat Rızası, duası. Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir.
Allah'ım azabından affına, azabından tuzağına sığınırım. Senden yine sana iltica ederim. Sana gereğin gibi hamt etmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin. Berat duası. Bazı mana büyüklerinin şöyle bir duası vardır. Allah'ın şayet ismimi saitler defterine yazdıysan orada sabit kıl. Şayet ismimi Şafiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü sen buyurdun ki Allah dilediğini siler yok eder. Bildiğini de, dilediğini de sabit kılar. Levh-i Mahfuz onun katındadır. Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz, Berat gecesinin hepimizin hayırlara vesile olmasını Cenabı Hak'tan niyaz edelim. Berat gecesi namazı, Şaban ayının on beşinci Bu namazın her rekatında Fatiha'dan sonra, on kere İhlas suresi okunur. Yüz rekat kılan kişi, bin defa İhlas suresini okumuş olur. Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de gelmişlerdir.
Bu namazın çok faziletli olduğu gibi hesaplanama, hesaplanamayacak kadar çok sevabı vardır. Hasan-ı Basri rahmetullahi'den gelen rivayete göre otuz sahabeden dinledim. Bu namaz için şöyle dediler. Her gün bu namazı beraat edecek sıkılırsa, Allahü Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü Allahu Teala'nın mağfiretidir. Berat Gecesi Namazı. Berat gecesi kılınan namazlardan biri de iki rekat olarak kılınır. Çok düştü. Yüz rekat, her rekatta. O nifnazu neymiş bakalım. Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Seydede uzun süre kılınır. Bu konuda belli bir tahdit yoktur. Ne kadar dayanabilirsin? İkinci rekatta da aynı şekilde Fatiha'dan sonra kısa bir sure okunur.
İki rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede uzun süre secdeden kalınır. Gücünüzün yettiği kadar secdeden kalkılır. Tahiyyatta okunacak okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte, eller dua için alemlerin Rabbine kalsa. Bu bize çok kolay. Yalnız illa bu şekilde değil de bize tamamlayamazsanız On rekat kılarsınız, yirmi rekat kılarsınız. Otuz, niye gıcık etsin? Bu namaz hakkında Hazreti Aişe radiyallahu anhüma validemiz, Anha validemiz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu nakletmiştir. Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Ben de en iyisini Allah ve Rasulü bilir dedim. Şöyle buyurdu. Bu gece Şaban'ın yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece yüce ahhakta arz edilir. Bu gece cehennemden azad dilenlerin sayısı, kep kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin? Olur dedi. Kalkıp namaza durdu.
Ayakta durması hafif oldu. Fatiha Suresi'ni okudu. Sonra küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kalktı. Hayatta iken birinci rekatta olduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye baktı. Bu secdede de tam yeri ağarıncaya kadar kalktı. Secde de o kadar kaldı ki bunun için Yüce Allah ruhunu altı zannettim. Bana gelmesi uzayınca kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim. Azabından aklına, dargınlığımdan rızana, senden sana sığınırım. Şanım yücedir. Sen kendi zatını büyüdüğün gibi seni döverim. Sonra kendisine sordum, Ya Rasulallah bu gece secdemde bir şey okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine bana sordu. Sen onları öğrenebildin mi? Bu sorusuna karşılık evet deyince şöyle buyurdu.
Onları hem sen öğren hem de başkalarını öğren. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar olsun. Aç elini bir aşkini. Çok büyük bir sıkıntı olarak sizin de hissettiğiniz gibi bizle duyduğumuz için bu konuyu ele almak istiyorum. Ez zina, zina bulursun. Bu ıstılahlar üzerinde en güzel manayı veren bir alim, Allah'ımızın sevgili bir kuludur. Rahmetul Malik. Buyuruyor ki Şer'i bir akit yok. Ne nikah var, ne bir şey var. Yok. Böyle olmadığı halde nasıl ifade edeceğiz insan utanıyor ama bu ilmi bir izah. Bir başkasıyla bir araya gelmektir. Nikahsız birleşmektir. Zina ve livata. Livata erkeği mirket olmaz. Vesemallah, Allah'ımız bunları subhan Ves zina ve livata bunlar necasete haddır, çirkin bir hale benzetmektedir. Ayet-i celilelerde estiib-i billah, Allah'ın şirki kendisine ortak koşmaya neye benzetiyor? Yeces. Aynıyla pis demek, neces demek. Aynen hınzır gibi.
Mesela diğer hayvanların irtibağı derisi kullanımda olabilir belli bir ameliyeden, işlemlerden geçtikten sonra ama hazır öyle değil. Gerisi, kıllı, kılçı, kemiği eti her şeyi necez, pistir. Allah'ımız şirki kendisine ortak koşmayı diyeceğiz. Pis buyur, her şeyiyle pis. Ona benziyor çünkü. Erkeğin bir erkekle olmasında. Enbiya suresinde, yetmiş dördüncü Ayet-i celîlede çok, çok çirkin bir harekettir Rabbi Zülcelal'imiz. Kattiyye bu hareketler razı olmuyor Mevla-i Zülcelal kasaba geldi. Gelir. Yetmiş dördüncü Ayet-i Celileye baktığımız zaman. Lut'a gelince buna da hüküm, hakimlik, peygamberlik hükümdarlık ve ilim verdik. Onu çirkin işler yapmakta olan memleketten kurtardık. Zira bunlar bu memleketin halkı, gerçekten fena işler yapan kötü bir kavim idi. Bu erkeğin erkekle Allah halini, Mevla-ı Zülcelal bu şekilde bildirildi. Bunlar çok çirkin.
Bunun Türkçede anlamı yok, veremiyoruz bir anlamı. Desem sizin huzurunuzda da şu. Allah'ın bir putbu zamanının huzurunda da söyleyen bir pis bir hareket. Çok kötü çılgınca bir tavırdır, buyuruyor. Bu artık açıkça, Sinan'ın çirkin mi çirkin, pis mi pis olduğu haber veriyor Esselam. Nur suresi yirmi altıncı Ayet-i Celile'de, Mevla Ayet-i Hib Celalimiz bu şekilde bildiriyor. Ne kadar, şekli bir harita. Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara anlatılması bile çok huzur oluyor. Şirk müstesna diyor. Şu çirkin bir tavırdır. Bu erkeğin erkek olması ve zina Rahimehullah. Şimdi bir kadına şehevi arzuyla bakmak. Şimdi tüy yeni biten, tüy yeni biten, kafa yeni biten, böyle erkek güzelliği derler ya, erkek güzelliği, bu bu gençlere şehvetle bakmak zina budur. Evliya Ukrulah'dan birisi, hasta haldeymiş, ayaklarını ovalıyorlar. Derhal çekmiş.
Demiş ki bir ev geldi, genç gelir olmaktan utanıyordum demiş. Şimdi Allah'ımızın veli kullarından birisi, Velihad'a geçen, bu zat Rabbikül Celalimizin huzurunda, ne kadar utandığı ise yapmış olduğu fiilden dolayı, bir genci hatırlamış. Öyle bakmak da değil. Bir gencin güzelliğini bu duyguyla hatırlamış. Rabbimin huzurunda ortaya çıkar diye şu hüzünün derisi, ayağının huzuruna düşürürüz. Okuyayım da size bu hususta bir şey anlatacağım. Şimdi hocanın birisi gençleri okutuyor. Fakat gence ama arz ettiğim şekilde bir kızla güzel. Hatta on dokuz şeytan diyor onun yanında bulunur. Niye? Bir kadınla bir araya geldiği zaman, o bel olur. Ama erkekle bir araya gelirse, onu bilmezler, yahu işte bir arkadaşıymış, bilmem dinamitmiş, talebesiymiş, işte bir şey yapıyorlar. Ondan dolayı ki satı şeytan bunda çok kolay bularak bu kötü fiili hatıra getiriyor.
Hocalardan bir tanesi, genç hoşuna geliyor ama hayvani bir duyguyla yavrum bir öpeyim, sadece öpeyim. İçinde ne zararı, buhran varsa olduğu gibisin. Büyük bir zata geliyor efendim, alim bu. O zaman diyor, Hasani Basri hazretlerini anlatıyor bunu. Şam-ı Şerif'te diyor, Cami-i Memevi'de bir imam var. O imam halini arz et, sana teveccüh eder, kalbi hüneri geçer. Var diyor, hali arz edince bunu kim gelir diyor? Hasan-ı Basri. Biraz önce beyaz elbiseler içerisinde bir zat geldi gördün mü? Evet gördüm. Hep de diyor ayağa bakmam. Kimdi o. 0 işte diyor Hasan-ı Basri'yi. Diyor. Ben onun halifesiyim diyor. Kendisini gösteririm diyor. O diyor benim sırrımı ortaya atmış, ben de onun sırrını ortaya atayım diyor. Sabah namazını Beytullah'ta iner. Öğle namazını artık Medine'den mi kılar? İkindi namazını Kudsi Şerif'te kılar. Akşam namazını veya yatsı namazını Cami Emeviye'de kılar. Böyle bir zatmış.
Teveccüh etmiş aman yavrum, böyle bir hareketle bulunma. Demiş, bu teveccüüyle o hal geçmiş. Şimdi bir kadınla erkek bir arada kadın. İşte badenidir, bilmem ne plan diyor, kadın. Bir üçüncüsü buyuruyor, aleyhissalatu vesselam vermiş şeytandır. Ne demek? Şeytan mutlak o fiili yapmayı hakkına getirt demiş. Eshab-ı Elbili hazretlerinin çok iyi bir evladı var. Çok iyi bir evladı. Şam-ı Şerif'e gidecek. Halep'e gidecek. Buyuruyor ki Halep'te bizim bir hanım evladımız var. Ona da selamımızı arz edip. Halep-i Şerife geliyor. Zekeriya aleyhisselam dan dolayı diyor. Geliyor. O hanım kardeşimizi buluyor. Ne haber seviniyor. Demek sen Es'ad-ı Erbili'den geldin deyip evine götürüyor. İkramlar, ihsanlar, ihsanlar, Her türlü nimetler elinden ne geliyorsa yahu duruyor. Demek ki sen Es'abi Elbili'den geliyorsun diyor. Yanan bir aşık bir derviş. Yanıyor. Yanıyor böyle, içi yanıyor böyle.
Şimdi bir odada kendisini misafir ediyor. İki kişi olunca Es'abi Ebi Hazretleri onunla kal demiyor ki. Ama kadın ben seni göndermem diyor. Eğer ben bana razı olursan şu odada kal, hizmetini yapayım, sen Esad El-i Bibi Hazretleri'nin evladısın diyor. Gece bir kek duramıyor. O diriliş kardeş duramıyor. Illa kapıyı açacak, o kadınla beraber olacak. Nice sorulamış böyle, hayvani duygusu, şehebi arzusu galip gelip tam kapıyı açacağı zaman, görüyor musunuz şeytan ne yapıyor? Açacağı zaman, şu döş kısmına bir bel geliyor, öyle bir itiyor ki döşeğinin üzerine çöküyor. Sıkıyor. Geliyoruz efendimize, ihvamda dolu cemaatte. Evladım nasıl oldu? Efendim, o hanım kız evladınızı gördüm. Selamlarınızı arz ettim. Çok büyük ikramlarda bulundu. Daha ne oldu evladım? Anlat diyor. Efendim işte o da size çok sevdiği muhabbet içerisinde, Evrad Eskarı ile meşgul. Daha ne oldu yavrum?
Soruyor, kangurayı diyebilirim. Ne oldu evladım? Edepsiz diyor edepsiz. Eğer ruhaniyetimiz biiznillah yetişmeseydi bu fiili işleyecek. Demin uyuyordunuz, büyük ihtimal girmek gerekiyor demek ki. Neredeyse bayılacaktınız. Bir gün mürşidimize, oğlum dedi, yazdığın notları bir oku dedi bana. Ehemm kut uyumaya başladı. Uyuyor bir Efendimiz. Oğlum beni uyuttun mu? Biri misalletmişsin. Bir gün konuşuyorum. İpek hocamız dedi ki, var efendim o mücna'yı zararı yok diyor. Ayet ayet hadis oku yok diyor. Yalnız bak dedi biz alışkınız. Ne kadar temiz insan. Şimdi misaller ne verilir de biz açılalım da olmaz mı? Yok dedi. Biz androdan anlarız dedi. Tabii müstesna de. O bizler için diyor, anlasınlar. O zaman efendim hadis-i şerifler var. Birkaç tane bu hak kadayıi okuvereyim size. Şimdi bey'at etmek istiyorlar, bey'atte şart koşulan nedir?
Allah'a ortak koşmamak, haksız yere bir adamın canına kıymamak, zina etmemek, israf etmemek, içki içmemek, kim böyle yapacak olursa onun da şer'i cezası verilecektir. Kefaret Af olunabilmesi için dilerse Mevla'mız. Kıyametin alametlerindendir. İlmin kalkması. Şimdi diğer Hadis-i Şeriflerde de ifade buyurulurken. Ilim kalkmayacak buyuruluyor. Alimler ortadan kalkacak. İlim yine mevcut ama onu övülen, bilen, övüreten kimseler olurlar ve ondan sonra da uykuluacak. Diyorlar ki, bir köyümüz için, bu memleket için de söylenir, iki kişiden birisi hafızdı. İki kişiden biri hafızdı. İşte bu mahallede Taşan Köyü'nden Rıza Baba üstadımız için geldiğinde onunla görüşecek, burdaki hoca sınıfı aşağıya doğru iniyorlar. Saymakla bitirenler hepsi hoca, hepsi hoca. Niye yapalım orada şimdi? Devamı da çok az. Hafızların derseniz, doğru dürüst okuyanlar bile azaltın.
Bunlar ilim kalkmayacak da, ilim ehillerinin halkışıyla manevi bir kıtlık hazır olacak. Buyuruyor inşallah iyileşir ediyor. Kıyamet alametlerindendir. Elhür ta'yedir. İlmin kalkması. Bileni yok, anlayamıyor. Fark nedir, vacip nedir, sünnet nedir, müstehap nedir? Hussülden haberimiz yok, abdestlerden yok, taharetlerden yok. Bir ticari husus nasıl olur? Dinimize göre bundan hakkıyla bilen yok. Cehalet ortalığı alacak. Bir elini çıkmayacak. Öyle bizim deverde bir köyümüz. İşte amcalar caminin avlusuna oturmuşlar. İçlerinden hiç namaz kıldıran çıkmamış. Diyorlar ki kıldıran, o diyor ben kıldım ama. Bir genç de yeni namaza alışmış. O da nasıl olursa caminin avlusunda otururken, kapının önünden geçmiş, ha demişler, hep birden bu namazı kıldırır demişler. O anlatıyor.
Ben de diyor, daha yeni Sübhaneke'yi öğreniyorum, Tahiyyat'ı öğreniyorum, Fatiha'yı öğreniyorum, iflası öğreniyorum Kevser suresini. Demir Ferit, Demirkül Hoca. Bir kadın, böyle kokular sürülmüş, bir topluluğun yanından da geçiyor. Onlar da bunu duyacak olursa, o kadın saniye Hükmündedir buyuruluyor. Üç sınıf kimse var ki, onlar için şiddetli bir azap vardır. Allah'ımız onlara nazar buyurmayacaktır. Onlar bağışlanmayacaktır. Onları kale bile Allah Celle Celalühü almayacaktır. Kimdir onlar? Şeyhunze. Yaşlanmış ama yine gözü başkasının ne yapsın. Ve menikun tebrer, bir idareci ama çok yalan söylüyor. Şu fakir ama kibir. Allah'ın şu üç sınıfa kaza ediyor. Yaşlı ama zinakar. Yüzüm tutmuyor, çok anlatırım bir de üzüm tutmuyor. Fakir ama çok kibirli. Zengin ama böyle hiç şeffaf, merhamet Kişi böyle perhizesini bu, Suudi Arabistan'da diyebiliyor ya, entariler.
Onu nasıl başından çıkarıyorsa, onu başından çıkardığı gibi kim zina ederse, içki içerse, iman aynen bu şekilde çıkar. Ne diyeceksiniz buna? Nasıl izah edeceksiniz? Bu şimdi imansız mı oldu? Hayır. İmanın tadı, lezzetin, gücü, kuvveti kalmaz. Kamil bir iman olmaz. İmansız diyemezsiniz ama ona da yakın bir hal, Allah korusun, harfi der. Hadis-i şerifler var, Ayet-i celileler var. Sadece bu daha kelimeler üzerinde duruyor. Uzun bir eser. Cenabı Hak cümlemizin, neslimizi muhafaza buyursun. Burda beraat-i gecesi hakkında hadis-i şerifler var. El Fatiha.