Sayın dinincilerimiz sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Bugün yine bu programda muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi'nin Hayat Sanatı kitabından bölümler paylaşmaya devam ediyoruz. Vatan. Vatan yüzölçümü, sınırları, doğası, tabiatı, geçimi, ekonomik ve sosyal yapısı belirlenen mekandır. Maddi yönleriyle belirlenen ikamet yeridir. Bu cismimiz için geçerlidir. Ruhumuz için vatan neresidir? Hicr Suresi'nin yirmi dokuzuncu ayetine göre ruhumuzdan ruh üfledik, buyruluyor. Ruh arştan ana karnına oradan da yeryüzüne inmiştir. Sufiler buna Hubit Gavsi derler. İniş manasındadır. Ruhun asıl vatanına dönmesini temin için mürşid-i kamile müracaat edilir. Bedenin gıdası yemek içmekse ruhun gıdası da zikir, fikir, velhasıl Cenabı Hakk'a kulluktur. Sanki ruh kafeste bir tutsaktır. Hürriyeti geliş alemine uçmaktır. Kitabı Kerim'imiz de buna işaret eder. Dönüş Allah'adır, Lafzı celili ile.
Ruhun hayatının Kuran-ı Azimüşşan'la gerçekleşmesi için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem vatan sevgisi imandandır, buyurmuştur. Mekke'den çıkarken içinde doğup büyüdüğüm kutsi emanetlerin bulunduğu muhterem şehirden düşmanlar beni hicrete zorluyor, buyurmuştur. Nasıl beden ruhun vatanıysa yaratılış amacımızın sırrı da azalarımızda gizlidir. Bunun için mauli kale tabiri kullanılmıştır. Vücut organlarını hilafet emanet ve esma gibi ulvi gayeler için istimal etmektir. Bu konuyu tek tek izah yazının hacmine sığmaz. Bizim gibilerin aklına da sığmaz. La mekan alemi, Ehlullah için vazgeçilmez bir gerçektir. Bize gelen bir misafirin bu bedenden nasıl çıkarız dediği yurttur. Velayet ölçüsü içerisinde adeta bir Miraç'tır. Maddesel boyutuyla kendini unutmaktır. Kullandığı ilaçla günlük haftalık ve aylık hayal aleminde dolaşmaktır. Bu sarhoşluktur.
Bizim anlattığımız vücudu burada bırakıp ruhuyla on beş yıl müşahedei cemaliyle kendinden geçmektir. Tabiri caizse ayağı kesik mekan denen alem-i şuhuddadır. Bunları anlatırken Tahir Hocamızın Kapı Camii'nde vaizlik yaparken eliyle hey demesidir. Onlar nerede? Biz nerede? Dünya için düştük bir derde. Bu konuda dil hamuş, suskun, gönül münacattadır. Ölmeden evvel ölme. Ancak kötü ahlaktan güzel ahlaka ilimde üstün payeye hakkal yakine erme. Şeriat, tarikat, marifet ve hakikate ulaşma nimetiyle mütenağim olanlar anlar bu sırrı. Ölüm tefekkürüyle günahı, zikir ve istiğfarla dili, hasret ve pişmanlıkla hatayı, cömertlikle eli, nefse muhalefetle bedeni, helal taam ve namusu korumakla içi, kanaatkar ve ümitvar olmakla gönlü haya ve ilahi korkuyla ruhu arındırmakla sağlanır asıl vatana hicret.
Rahmani güzellik yaşadığımız mülkte kötülüğü devlet olarak elle, ulema olarak dille, halk olarak da buğz ile ortadan kaldırarak sağlanır. Fert olarak İslami kimlikle Ahzab suresinin otuz beşinci ayeti, Mümin suresinin on ayetiyle Kuran-ı Azimüşşan'da ahlaklanarak aile ve cemiyet ve bütün ülke olarak değerlerimizi savunarak vatanımızı korumak en büyük vazifemizdir. Sayın dinleyiclerimiz muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi Hayat Sanatı kitabındaki vatan bölümünü Kuran şairi milli şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy'un şu dizeleriyle bitiriyor. Bu dizelerle sizleri Allah'a ısmarlıyoruz. Bir başka bölümde birlikte olmak dileğiyle. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şu heba fışkıracak toprağı sıksan şu heba. Canı cananı bütün varımı alsın da hüda. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.