Insana hayat veren Ehlullah'ın sözleri, gerçekten gönüllerin ihyası Allah'ın dostlarının sözleriyle mümkün. Çünkü o sözler ya Kuran-ı Azimüşşan'dan ve ehadîsi Muhammediye'den mülhem kelamlardır. Üstadımızın anneleri konuşurlar. Kadınlara sohbet ederler. Tesadüfen babaları Hacı Mehmet Hoca, Rahmetullah Ali, konuşmasına denk gelir.
Der ki kızım ben seni okutmadım tahsil durumunda biliyorum Bu dilinden dökülen kelamlar nedir ayetler dökülüyor Hadis-i Şerifler dökülüyor Gönlünü nur ettiği için Allah'ın hikmet nuruyla dolması sebebiyle dilinden de hep hayırlı kelamlar zuhur ediyor şimdi bir havuz düşünelim havuzda su eğer temiz olursa ondan akan suda temiz olacaktır ibadette saatte gözleri aşkı ilahiden dolayı devamlı ağlarmış devamlı ağlarmış bu sebeple nur olduğu için kalpleri dilinden dökülenler de hep hayırlı kelamlar oluyor bir de konuşurken gönülden konuşuyorlar öyle dilden değil dilden ifade edilen bir kulağımızdan girer diğer kulağımızdan çıkar ama gönülden konuşunca onu unutmak mümkün olmaz zaten gönülden konuşan kimseler de fazla kelam etmezler az ve öz hayrul kelam ma dalla ve delle sözün hayırlısı az ama hayra delil olandır Rabbimize hamd ve şükür sadedinde söylüyorum Sami Efendi Hazretleri, Kaddafi Sallallahu ve Üstad-ı Ali'miz huzurlarında bulunduğunda onlardan duyduğumuz kelamları hiç unutamıyoruz.
Bizim okul devrelerimiz var, ders yapardı hocalarımız. Ondan sonra da bir kısım hocalarımız da nasihatte bulunurdu. Onlar pek o kadar hatırımızda kalmadı ama bir hak dostunun birkaç kelamı gönüllere sanki mermere kazılmış gibi yazılıyor ve unutulmuyor. Kayınpederleri Hacı Mehmet Efendi, Esadı Erbili Hazretleri dedem Rahmetullah Aliye kayınpederiniz Hacı Mehmet Efendi'ye de selam ederim diye buyuruyorlar. Çok müttaki bir kimse. Nasıl olmuşsa boğazında bir rahatsızlık hasıl olmuş. Demişler ki sığarak kullanmam lazım. Mecburen kullanıyor fiadul ulema, delilü'l cühela alimlerin tavır ve hareketleri cahillere delil olur düşüncesiyle evin bacasına doğru üflüyor ve ağzını misvetle temizliyor. Haramfillerle, nelerle. Böyle müttaki de bir kimse. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Bu gibi insanlar da unutulmuyor. Biz tabakat ricaline bakıyoruz. Gerçekten müstesna.
Hayatlarını okuyoruz, onların tavsiyelerine bakıyoruz müstesna ifadeleri var. Cenabıhakk'a yanık bir gönül, tazarru içerisinde niyaz içerisinde kişiler. Onlardan birisi gültü eyyü şeyin evcavulil kalb dedim ki kalbe en ağır gelen sıkıntı veren nedir? Galp, firakullah Allah'ımızdan uzaklaşmak Allah'ımızdan uzaklaşmak demek şudur Rabbimiz Esselamü ve nahnu akrabu I deyimin habil-l Velid bize bizden daha yakın sadakullahü'l-allim. Şimdi biz uzağız. Yoksa Rabbimiz yakın.
Aynen pencere gibi diyelim ki kıbleye bakan penceremiz var güneş doğduğu zaman içeri vurmuyor sebebi perde gerildiği için perde engel olduğu için biz perdeyi kaldırdığımız zaman içeriye güneş vuruyor nefsani arzu ve isteklerimizi nefsin heva arzu ve isteği demek bunları kaldırdığımız zaman Allah'ımızın nuru doğacaktır Esad Elbili Hazretleri'ne soruluyor Efendim biz rabıta da sizin mübarek dizinizin dibine mi varacağız yoksa sizi dizimizin dibine mi getireceğiz nasıl edeceğiz deyince Hayır hayır buyuruyor onlar şarttan doğan bir güneş gibidir Siz kalbinizi açın yeter buyuruyor Cenabı hakk'ın nefhası nefhası yayılıyor ancak gönlü açık olanlara zuhur ediyor Yeter ki kalbimiz açık olsun hep sıkıntılar bu gönlümüzün kapalı olması gönül açıldığı zaman Allah'ımızın nuru yağıyor Cenabı Hak veriyor lütfediyor ihsan ediyor Elhamdülillahi rabbil alemin Errahmanirrahim Rahman olan Allah herkese ihsan ediyor Rahim inananlara burada Rahman sıfatıyla tecelliyatı da öyle bir nurdur tecelli Bir tecelliye erişmek yerine göre bin yıllık saate bedeldir Bu ancak yaşanan bir husus Sonra varidat manevi doğuşlar Şimdi biz ne diyoruz Melekut alemi Melekut alemi nedir Allah'ımızın isimlerinin tecelli ettiği yerdir bir de Ceberut alemi o da sıfatlarının tecelli ettiği yerdir bir de Alemillah Huzzati tecellilerdir bunları biz okuyoruz kitaplardan görüyoruz nasıl zuhur ediyor o hale erişmemiz lazım Eğer biz o duruma gelirsek o kendiliğinden gelir Mevlana'mız için söylenir sen Mevlana ol, Şems gelir.
Bu Mevlana'mızdan değil de büyüklerimizden birinin sözü Sen Mevlana ol Şems gelir Sen yeter ki ona ehil ol kendini bir ispat et Şer-i Şerife riayetle ispat et Tarikat-ı Aliyyeye dikkat etmek suretiyle içimizi nur etmek içimizi o Tarikat-ı Aliyyenin nuruyla tezyin etmekle marifetle hakikatle kendimizi ispat ettiğimiz zaman bunlar zuhur ediyor. Mesela biz namazda okuyoruz Ya rabbi Selamın rahmetin mağfiretin ümmetimin salihleri üzerine de olsun. Dikkat edilirse ümmetimin salihleri üzerine. Biz salihlerden olacağız ki o zaman bize Allah'ımızın selamı rahmeti mağfireti gelebilsin. Salih olmak ne demektir? Şimdi deriz ya has böyle katıksız tertemiz diyoruz ya organik yiyecekler diyoruz. Tabii olan yiyecekler hiçbir katkı olmadan, onun genetiğine hiç dokunmadan doğal. Şimdi amelimizin doğal olması nedir?
Ve la yüşrik biabadeti rabbihi a'da ibadet ve taatinde Cenab-ı Hakk'a hiçbir şeyi ortak kılmıyorlar. Ortak kılmamak ne demek? Şimdi cehri olan şirk vardır şirki celî demişim celri olan açıktan şirk Allah'a ortak koşmak putlar tapmak suretiyle bir de şirki hafi vardır ki riyadır, kibirdir, ucubtür, benliktir hep bunlardan arı tertemiz, nur gibi Zaten bu amel insanın kalbinde belli olur. Bunu nasıl durultacağız biz? Şimdi Mekke'de damıtmak suretiyle tertemiz sular hasıl oluyor. Suyu alıyorlar, fabrikalarda ona mahsus işlemlerini yapıyorlar. Tertemiz. Bir kardeşimiz anlatıyordu. O kadar güzel tatlı ki, çayı da diyordu, çok güzel oluyor. Ne yapıyor? Temizleniyor. Bir kere bizim amelimiz temizlenecek. İtikadımızın temizliği ne olacaktır? İtikaden temiz olmak kamil bir iman, tereddütsüz bir inanç, yakin olmasıdır. Yakın, kesin bir inançtır zaten.
Artık okuduğumuz tevhidin bizde nazari değil, şuhudi olmasıdır. Amellerimiz de öyle, ahlakımız da öyle. Böyle olduğu zaman Rabbimizin nuru gönlümüze giriyor elbette. Diyorlar ki en yüşeğin ev caulü'l-kalb Kalp için en sıkıntılı olan nedir? Firakullah. Allah'ımızdan uzaklaşmaktır. Allah'ımız bize bizden yakın. Şimdi güzel bir söz var ya bize bizden yakınsın, görünmezsin hicap nedir? Bize bize bize bizden yakın olduğun belli ama bu hicap nedir? Bu perde nedir? Arifin arzusu isteği nedir likaullah Allah'ı Zülcelal'e kavuşmaktır sevginin alameti nedir gal? Hubbu zikrillah Allah'ımızı zikretmeyi sevmektir bu tadını almakla alakalıdır azalarımızı korumakla artık dış alakalardan kurtulmak, buna masiva deniyor. Dedemin çok güzel de bir şiiri vardı. Ben Sivas'ı sevmesem, gayri peder bilmezem diye çok güzel o şiiri.
Ben Sivas-i sevmesem Ben diyor Allah'tan gayrı olanı sevmesem Çünkü o muhabbete ermiş O muhabbete irdiği için bir başkasını istemez bunu yaşayan kimselerimiz bilir arifin arz ve isteği nedir? Likaullah, Cenabı Hakk'a kavuşmaktır. Gültümme alametü'l-muvb sevginin alameti nedir? Hubb-u zikrillah, Allah'ımızı zikretmeyi sevmektir. Doyamaz tabii. Aşıktır. Artık ondan gıdalanmıştır. Görüyorsunuz. Bir sığaraya gıdalanan, ona artık müptela olan kimse, tiryaki olan kimse hiç bırakamıyor. Allah'ımız korusun. Bunu ifade etmek istemem. Sadece bir misal kafidir. Acı bir tütün. Onun tiryak olduğu, Allah'ımızın muhabbeti bununla kıyas edilir mi? Zaten kıyas kendisine benzer olan eşya ile yapılabilir. Bu kıyas kabul etmez. Şunu demek istiyoruz. Buna tutkusu olan kimse terk edemiyor. Mesela biz çok duyuyoruz. Ben diyor bir türlü bırakamıyorum. Uğraşıyorum, bırakamıyorum, uğraşıyorum, bırakamıyorum.
Büyük bir diyor himmet istiyor. Büyük bir gayret evet himmet olur da denir ya hizmet eden himmete nail olur tekkeyi bekleyen çorbayı içer bu işte Allah'ımızın kapısını da beklersek acziyetimizi bilirsek ibadet ve taatle ona boynumuzu bükersek bu hasıl olur olmaz değil Cenabı Hak zaten ihsan ediyor ikram ediyor Allah'ımız lütfediyor Rahman sıfatını Fatiha suresinde okuduk Rahman ismi Celaliyle lütuf ve ikramda yeter ki biz isteyen olabilelim şimdi vericiler belli bir memleketin en yüksek dağına veya tepesine bu aletler bu vericiler yerleştiriliyor verici her zaman hazır ama mühim olan alıcıdır yeter ki biz alabilelim mesela biz Allahu ekber deyip namaza durduğumuz zaman Cenabı Hak kulunu karşısına alıyor niye bunu hissedemiyoruz Kalbimizdeki engellerden dolayı başka neden olacak.
Mesela biz Allah diyoruz Celle Celalühü, Rabbimiz verici Esselamü Felcuni el kurkum beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim buyuruyor verici hazır veriyor o hem de bire on veriyor bire yedi yüz veriyor geçen okumuştuk eğer Allah'ımıza muhabbetle taatlerimizi yaparsak la yuzen tartılamaz ama alıcı mühim olan alıcı Tevhidimizde de öyle, salatü selamda da öyle şu eşyaya bakışımızda da öyle Allah'ımız ibretle bakıldığı zaman esrarını bize gösteriyor eşyanın. Nasıl oluyor bu biz o zaman eserden müessire geçiyoruz eserden müessire geçemeyişimiz bizim alıcılarımızın arızalı olmasındandır bu misaller çokça verilebilir yeter ki alıcı olabilelim bir Bayezıd-i Bistami diyorsak gelelim tabi bu zamana kadar Esadi Erbili, Sami Sultanımız, üstadlarımız, mürşid-i kamillerimiz bunlar boşuna yedilerin içine girmedi.
Daha evvel kırkların içerisinde, Vavsil-azam, Kutbu Cihan, Kutbu-azam, Kutbu-l Aktak bunu nasıl oldular? Bunların alıcıları çok güçlü ve kuvvetli beyinlerinde beyinlerindeki alıcı nedir tefekkür tefekkürleri güçlü bir an tefekkür yillarca yapılan taatten üstün tefekkür alıcısı kuvvetli çok iyi tefekkür ediyor çok iyi anlıyor onu onu en güzel şekilde Rabbimizin arzu ettiği şekle girdirmiş mesela gönülde kalbimizden geçen en yakın kalbe nokta nedir habdülverit damarı bu kirli değil ki bu paslı değil ki Bu bir kere çok uyanık bir şekilde, çok uyanık bir şekilde onun için alaka kurabiliyor. Mesela göz dedik, el dedik, ayak dedik, mesela göz diyoruz ama gözde öyle alıcılar var ki Cenabı hakk'ın cemalini görecek bu göz. Rabbimizin cemalini görecek gözdeki alıcılığı nasıl temin edeceğiz?
Almıyor göremiyoruz şehvetle bakarsak görmez hasetle bakarsak alıcıda hiçbir hayır kalmaz Efendim melüns bununla tamamlayalım Allah'ımıza olan dostluk sevgi nedir istikametü sırma Allah en önemli hususu söyledi Efendimizin Hazreti Abdullah'a Allah'ın emrini gözet ki Allah da seni gözetsin. Biz bu zamana kadar alıcı verici dedik. Efendimizin mübarek sözü yeterdi bize sallallahu teala ve sellem. İhfakillah sen Allah'ın emrini gözet ki, sen öyle bir alıcı ol ki Yahya ki Allah da seni korusun, muhafaza etsin. Nasıl korur? E nefsin arzularından korur, Şeytanın aldatmalarından korur. Dünyanın geçici süslerinden korur. Nefsani isteklerden korur. Zaten bu alıcıyı tam bir teşekküllü bir şekilde, tam manasıyla çalıştıran bir kimse için nefsaniyet diye bir konuşma olmaz. Çok söylüyorum, yine söyleyeceğim. Diyoruz ki biz vagonu rayların üzerine indirelim.
Rayların üzerine indirdiğimiz zaman zaten önünde lokomotiftir Mevla'ya vasıl olup gidecek bunu nasıl götüreceğiz üç şekilde götüreceğiz bir intibah uyanacağız iki ikincisi bizde kastımız Mevla olacak. Kastımız Mevla olacak. Üçüncüsü de, Vasılı İllallah olacağız. Bunu tam manası ile belki şu anda ifade edemedik ama birinci olarak uyanmak. Mühim olan uyanabilmek. Uyandığımız zaman Rabbimizin lütuf ve keremiyle öyle bir lütuflar yağacak ki tarifi mümkün değildir onun. Bunda mühim olan üç husustur, üç husustur. Birincisi uyanıyoruz. Artık nefsin uykusundan vesair hallerden uyanıyoruz. İkincisi tamamen Cenabı Hakk'a dönüyoruz. Üçüncüsü de Vasıla İllallah oluyoruz. Velhamdülillahi Rabbil Alemin El Fatiha.