Zühdünde dünyaya muhabbet etmeyişinde, dünyayı kalbine koymayışın asrında bir tane idi. .Hal olarak ondan yüksek kimse görmedik, diyorlar. Devrinde bulunan hayırlı kimseler, biz böyle bir kimse görmedik, ne kadar müstesna demek istiyorlar. Vaktini çok güzel korurdu, boşa salmazdı. Nefeslerin hep sayılı olduğunu bildiği için vakte riayet ederdi, boş geçirmezdi. Aynı zamanda görüşleri de çok yerindeydi, sıhhatli bir görüşü vardı. Gelip de bir mesele sorulacak olsa gerçekten inandırıcılık yönü olması hasebiyle doğru karar verir. Aynı zamanda çok anlayışlı, insanları çok güzel tartar, ölçer biçerdi. Mühim olan da bu. İnsanların en güzel şekilde idare edilmesi sadakatıdır buyuruyor. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, insanları idare edebilmek. Aynı zamanda Cenab-ı Hak'tan korkusu da çok güçlüydü. Kendisi buyururdu. El-Aytikar, Hıfzü'l-Cevvari, Tahtakale Vampir. Hepimizin sıkıntısı var.
Bu genel sıkıntılarımızdan bir tanesi ibadet ve taatten zevk alamama. İbadet zor genelde. Bir kimse vardı da çok yaşlandı, namaz kılmıyordu. O şöyle bir söz söyledi, dedi ki Namaz kılacağım zaman şu karşıdaki ta benim tepeme bir. O kadar zor geliyor. Bunun için Hızır Aleyhisselam öğüt vermiş bir tanesine, o nasihat istemiş. Efendim bir sizi bulmuşken bir de nasihatte bulunursanız Cenab-ı Hak ibadeti size kolaylaştırsın, doyalım diyor ibadet ve daha da, doyalım. Yaptıkça yapası geliyor. O halde olmak, azalarımızı korumak bizim büyük bir istifademizdir. Aynı zamanda kazancımızı muhafaza eder. Mesela kazandığımızı alıp biz kasaya keseye koyuyoruz Ama delik olursa kasa ve kese yok. Allah korusun hırsız olursa o tünle götürürüz ha. Yeter ki bizim nefsimiz hırsızlık yapmasın, şeytan hırsızlık yapmasın ve azalarımızı korumak. Koruduğumuz zaman içine koyduğumuz da muhafaza olmuş oluyor.
Mesela bir kıymeti, bir değeri, maddi olan varlığını insan gelişigüzel bir tarafa bırakmaz. En korumalı yerlere emanet eder bunu zaten, emanet sandıkları vardır. Oralara bırakır, güveneceği yere, kaybolmasın diye. Şimdi yaptığımız ibadet ve taati kalbimize koyduğumuzda kaybolmaması için azalarımıza gitmemiz gerekiyor. El İtikaf İtikaf, bu mesela camiye biraz önce geliyoruz. Geldiğimizde sükut bir şekilde oturup bir muhasebede bulunuyoruz kendimizi. Bu bir itikaftır aynı zamanda, itikaf niyetiyle. O Ramazan-ı Şerif'te yapılır bir ay, son on gününde. Bir de itikaf niyetiyle, onunla bununla, yersiz konuşarak vaktimizi berbat etmek değil de, koruyarak iç muhasebeye girmek. Yalnız azalarımızı korurken Tahtel Evamir Allah'ımızın emirleri doğrultusunda, mesela el nedir? El çok hizmetleri var. İhsanda ikramda bulun.
Mesela yangın olan Marmaris, Esair, Manavgat, Yeter, Şu, ekseriyette buralarda oluyor. Bunlara yapılacak olan yardım, mesela verilen treneği, tırlarla su götürdü oralara. Tırlarla su götürdüler ihtiyaçları vardır bu çalışanların diye. Hem hem de ayak ilahi emrin doğrultusunda çalışmış oluyor. Çünkü bizim kardeşlerimizin kaçışıyorlar. Yangın evlere sıçrayacak diye kaçışıyorlar. Yine buyurdu bir şey zıddıyla tanınır buyurdu. Bir şey zıddıyla tanınır. Mesela adamın gözü yoksa, bu gözünün yokluğu, diyelim biz elhamdülillah ile duyuyoruz, görüyoruz, konuşuyoruz. Şimdi bir de görmeyeni düşünelim. Şimdi görmek ne büyük bir nimet olduğunu zıttıyla anlarız. Onun zıttı nedir? Görmemek. Mesela duymanın kıymetini ve değerini neden anlıyoruz, duyup da ondan sonra bu nimet elimizden alındığı zaman Cenab-ı Hak korusun.