Kayseri ulemasından bizzat, Kayseri ulemasından bizzat, daha çok büyüklerimiz cuma günü ziyaret edilir, ziyaretine varmışlar, çok muber, çok gamlı ve kederli bir hali var. Efendim nedir kederiniz deyince ağlamış, açamıyor tabii. Ha o anda böyle uyku ile uyanıklık arası. Uyku çok önemli bir husustur, bir de buraya girmeyelim. Uyku ruhun rahatladığı bir zamandır, yani gece dediğimiz zaman öyle istirahat anı, evet güzel ama ruhlarının istirahat anıdır.
Buyuruyor ya keyfe asbahte, nasıl sabahladın, bu dalın belin ağrımadan deliksiz bir uyku değil o acaba hangi tecelliye mazhar oldun diyorlar o yaşadıkları şimdi burada bu keşif kerametler buna önem vermezler önem vermezler verdikleri dinimizin emirlerine son derece riayet, o ilim ehli mübarek bir zat bir an gözü yumulur, yalnız uyku ile uyanıklık arası İstediği zaman eğer şu gönlümüzdeki nefis ve heva arzu ve isteklerini kaldırsak engel diye bir şey yok. Biz bize engel oluyoruz, başka bir şey yok. Zaten kendimizi tanımadığımız için bu sıkıntılar ortaya çıkıyor. Sonra sevinerek gözünü açar, asıl diyeceğim şudur, görüştüğünü ifade eder, Acaba diyor hangi sünneti yerine getirmedin bakın ölçüyü ne güzel vermiş acaba diyor hangi sünneti yerine getirmedim ki ben Resulullah'ı görmedim ve el an yaşayan bir kimseden misal verirsem daha güzel olur. Bir gün kalkar hocasına ağlar.
Evladım niçin ağlıyorsun? Hocam her gün görüyordum aleyhisselatu vesselam Efendimiz bugün göremedim Ahmed Er Rıfai Hazretleri malum ve onların görmeleri görmeleri iyanendir açıktandır. Şahit olduğum bir hadiseyi anlatmak isterim. Daha gencim hutbe oku diyorlar, üstadımız alıştırıyor bizi, hatta bir köyümüz var bizim Burhaniye diye, daha İmam Hatip'e yeni girdim mümkün değil namaz kıldırmam. Yastıktan bir minber yaptılar, şeri esasında da üstadımız pek dikkat edin. Şöyle iç ayaklı gibi yaptılar, orada hutbe okudum, namazı bir başkası kıldırdı, efendim öyle bir hal, öyle bir an oldu ki üstadımız oraya girişini ifade ederim inşallah, bir sene rabıtamdan çıkmadı dedi. Rabıta dedi murakı veririm. Orada dedemin bir evladı var, İsmail Efendi diye. Onun hanımını ziyarete gitti. Nasıl bir vefa bu? Nasıl bir hal?
Efendim, gözde olana gizli olmaz derler, gizli olmaz derler, meğer oraya gitmesi boşuna değilmiş. Oradan olan bir kardeşimiz anlatıyor, bir Evliya dağının bulunduğunu, yani hiçbir şeyi boşuna yapmıyorlar. Bunu Esad El-Bina Hazretleri böyle keşif diyor, keramet, bunlar bir veli için alamet sayılmaz diyor. Asıl alameti, onların asıl alameti Aleyhisselatu vesselam Efendimiz de başta Kuran-ı Kerim'e bağlılıktır. Bunda bir zorluğu yok.