Sahabe I ikram ve efendimiz aleyhissalatü vesselamın devamı olarak gelen hayırlı kimselere sevgi ve muhabbet saygı, bunun yanında onların hakkında yanlış söz etmemek. Onların şerefini, onların muhabbetini rencide erecek bir sözle söylememek. Bu okuduk bayağı bir yere geldi. Buradan devam edelim. Evet efendim. Ashabından birine seb ve şeb mi dene Cenabı hak lanet için. Şimdi bir Nemil suresinde on altıncı diye hatırlıyorum bir ayet geliyor. Nemil suresinde bunu da bulabilirsem size gösteririm. Evet. Ayet-i Celile-i Celile şu, Esaydi bilir. Bu Süleyman Aleyhisselam'ın kuşların dilini bilmesi hususunda her kuş öttüğünde bir şey söylüyor. Biz böyle rizikçi ötüyor zannediyoruz ama onlar mesela o kuşlardan bir tanesi çok uzun ele alınmış bu, men sekete kim sükut ederse selamete inerdi. Ondan sonra birisi Essahidine Allah'ın zatının dışında her şey bitecektir. O, belle zaten. Biteceği belli.
Allah'ımızla alakalı olan ihsan. Diyoruz ki mesela şu vücudumuzun gıdaları nedir? Bunlar geçici olan. Ne yer insan? Et yeri, süt yeri, erişte. Mesela eti biz yaz gününde olsun, bugün ne de olsa, açığa bıraksak, günlerce katsa çok kötü bir koku meydana gelir. Bunlar ani. Süt de öyle. Dolaba vurmasa da açıkta katsak günlerce yaklaşılamaz zaten. Beden de böyle ama bizim ruhumuz, baki olan, ebedi olan Allah'ımızın huzuruna varacağımız ruh, Yunus Emre'nin dediği gibi GAPÇESallahu ve bedenler ölür, ruhlar ölesi değildir diyor. Ruhun gıdası da bölünüyor. Mesela namaz kıldık ya, bu bizimle beraber. Zikir yaptık, ibadet, taat hep bunlar bizimle beraber. Şimdi buraya odaklanırsak, buraya odaklanırsak biz çok istifade veririz. Dediniz ki maddi olanlar bitecektir ama ruhani olan gıdalar bizimle beraber gidecektir. Şimdi, kabini düşünüyoruz. Bizzat gözümüz görüyor.
Alıyoruz cenazeyi yerin dibine indiriyoruz. Oradan niye yapıyoruz mesela? Karanlık mesele. Hadis-i Şerifler var. Mesela azap meleklere geleceği zaman namaz da geziyor, onu def ediyor, orucu geliyor, def ediyor. İlk ve ibadet, taahhüt ve cihadı. Hani buralara biz kafamızı verdiğimiz zaman, aklettiğimiz zaman çok istifade denir. Zaten gelişenlerin hepsi bu yönde gelişiyor. Gördüğümüz kadarıyla bakıyorum insan düşünüyor. Acaba bunlar neden böyle çok seçkin kimselerden oldu? Seçkin olmaları, gerçekten selim olan akıl. Selim olan akıl! Yani Kuran'a dayanan, vahye dayanan bir akıl. Akillarını çok iyi kullanmışlar. Çok iyi kullanmışlar. Şimdi bir at gibi diyecek olursa at, yuları olmadığı zaman ne yapıyor? Ne haramdır, ne helaldir bilmez zaten. Herkesin bağına, bahçesine, malının hükmüne gider. Halay ya. Allah'ın ipi olacak olursa ne yapar? O zaman çekeriz.
Aklımızı biz, Allah'ımızın istikametinde kılmanın yolu vahiydir, Kuran'dır. Onun doğrultusunda. Bak bunlar da yanlış düşünmüşler. Mesela, anam neredeymiş, babam neredeymiş, geçmişlerini düşünmüş olduğunu düşünmüş, kardeşini düşünmüş. Hep bir yere gidiyor. Bizim bir müşterimiz vardı. Onu ben dinlemedim de duydum. Halk bunu söylüyor. Yani adam ayet okuyor, haciz sokuyor bunu bilmiyorlar çoğu Ama böyle bir söz olduğu zaman hatırda kalıyor. Demiş ki burası huştur, yolu yok huştur. Giden gelmiyor acayip mi iştir? İşte hayat bu. Giden gelmiyor acayip mi iştir? Hazreti ne iştir orada? Dehem Rahmetullah Ali hazretlerine, Kılavuz Hafız diyoruz ya çok iyi bir müridi ama sağlam bir müridi, Çok cezvenin. At şeyleri olur, sayıları olur. Onu, bükmek kolay değil. Bilir misiniz acaba? Çok nal saçları var, nal. Bu bükülmez mi? Bir gün dedem Rahmetullahi. Hafız bunu bükebilir misin? Demiş.
Bükülmez madde bir mümkün değil zaten. Böyle Allah demiş, cezbelenmiş. Şakır şakır. Birbirine yapıştırmış. O bir yerden geçiyor. Dedemin yanına gelmiş. Ağlıyor. Hafız demiş, çok kaygılı, kederli bir halin var. Nedir? Efendim, bir kabilin yanından geçtim. Akrabalarım da vardı. Okuyayım dedim, ithal edenlere. Onların kabir hali malum oldu, dayanamadım. Kim yanıyor? İşte burayı kendisine dert eden kimseler, asıl dert edeceğimizi de bunlar zaten. Ne yapar, yanlış yapmaz. Bir büyük bir huzura varacağım. Acaba nedir? O kuşlardan bir tanesi, Resulullah'ın diyor sallallahu aleyhi ve sellem, nesli pakine, ben okuyamıyorum da, nesli pakine mübarek nesline, hakarette bulunanlara lanet olsun. Bundan dolayı burayı söyledim. Yani, hoş ve lanet ediyor. Demek ki, eşyada da bir, nasıl halledeceğiz bunu, eşyada bile bunu duydu mu diyelim, ismi diyelim, ne diyelim?
Şöyle söyleyeyim, şimdi iki tane su bardağı, iki tane bardak içine su ekleyelim. Birisinin üzerine şöyle bardağın üzerine güzel sözler yazıyorlar. Bir diğerine de çirkin sözler yazıyorlar. O termal kameralarına bakıyorlar. Kötü söz yazılan su olumsuz tepkiler veriyor. Yiyeceklerde de bunu yapıyorlar, bunu bizzat uyguluyorlar yapıyorlar. O güzel söz söylediklerim başka. Mesela eli incelemişler eli, Diyelim ki markete girdik. Markette alışveriş yapıyoruz. Bir elimizle marketten çıktığımızda park yeri yoksun. Olabilir ki Allah için bana yiyecek bir yardımda bulun. Ona da yardımda bulunuyor. O elle diğer eli yine aynı o kameralar altına alıyorlar, o eldeki damarların genişlediğini görüyorlar. Efendimizin hadis-i şerifine de buyuruyor. Bir demir kaftan gibi vereni uzuyor, genişliyor. Vermeyen ise daralıyor. Kuran-ı Kerim'de ne var?
Bunların sanki diyor canları çıkacak gibi, güve çıkacak gibi daralıyor. Yürüyüşleri kadar. Bu kuş bunu biliyor. Mahlukat biliyor. Efendimize malum aleyhisselam yanından geçtiği taş ve ağaçlar salatü selamda bulunuyordu. Tahiyyede bulundu aleyhissalatü vesselam demek. Bir taş bilirim buyuruyor. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz. Ta ilk günden beri o saadete ilgdikleri anlarda girileceği zaman o taşın kendisine selam vermiyor. Mesela, ah bilebilsem bir kütük var, inleyen bir kütük var, ağlayan bir kütük. Onun üzerinde futbol okuyor aleyhissalatü vesselam efendimiz. Daha sonra da bir minber yapılıyor iki üç ayaklı, üç ayaklı diyelim. Ondan ayrılınca aynen bir çocuk gibi ağacın ağladığı söyleniyor o kötü. Efendimiz kucaklarını alıyor. Çocuk gibi onu okşuyor. Ağır ağır sesi kesiliyor. İstersen seni cennete dikeyim buyur. Eşya biliyor, eşya. Tabii bu uzun gider.
Bir kuş dahi, bir kuş dahi efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem nesli paki Pakine yanlış muamele edenlere lanet okuyor. Bir tanesi bir Şia, yanlış görüş içerisinde malum bunların üç çeşidi var ya. Bir ifadeler var, bir sahabe var, bir de haşa, Ali efendimize ilahlık verenler var. Saabesi puşh ediyor zaten burada buyuruluyor. Ufakfakline Ali efendimizi hepsinden üstün görüyor. İşte böyle yanlış düşüncede olan itikadi belayı bulmadan onlar ahirete göçmemişler. Muhakkak başlarına efendimiz aleyhissalatü vesselamın kelime-i muhteremelerine, damadı dairelerine, torunlarına hakaret edenler hep eza görerek, cefa görerek gitmişler. Orada yaşlı bir adam varmış. Demiş ki ben yetmiş yaşına geldim. Bu zamana kadar bende bir şey olmadı. Ne diyorsunuz siz demiş. O yanlış görüşün içerisinde. O da niye bir lamba vardı.
İşte lamba işini tam vermiyor, biraz bunu yükseltelim bilmem falan derken ondan bir ateş feverang ediyor. Adam eteği tutuşuyor. Aman daha beni yakmasın diye orada bir havuz varmış kendisine uğrat. Biz ne yapacağız? Biz şöyle yapacağız. Bişhi Hafi Gaddesallahu Sırra. Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar ki, seni Cenabı Hak akranıyım yani arkadaşların içerisinde seçkin kılmıştır. Neden? Görüyor musun? Buyur ya Resulullah. Üç sebeple sayabilirsin. Birisi kimseyi kötü görünme. Herkese nasihatte bulundu. İkincisi, Allahu alem, hatayı verirsin, bağışlasın Cenabı Hak. Sünneti seniyyeme riayet ettin, ehli beytimiz ettin. Temizlemiştir Allah'ın huzuruna. Annelerimizin bile üstünlükleri var İslam'ın. Yani, Ey peygamber hanımları siz diğer hanımlar gibi değilsiniz buyuruyor. Evet, devam edelim.
Ashabıdan birini seb ve şermedenlere Cenabı Allah ile melaikei kiram ve ceminasın laneti husum diyor. Elhamdülillah camimizi onların isimleriyle süslüyoruz. Evlerimizi onların isimleriyle süslüyoruz. Muhabbetleriyle de kalbimizi süsletiyoruz. Ümmetin beyanında en sahi olan malum cömert olan Muaviye der radıyallahu anh, Ya Rabbi, Muaviye-i Hadi ve mehdiyi kıl. Yani, ülkü kıl buyuruyor. Hidayete vesile kıl, Cenab-ı Hakk'ın yolunu bulmayan. Bu biraz önce de ismi geçti. Bu develde, Karamüştü, Es'adi Elbidi hazretlerinin huzurunda bir söz geçiyor. Diyor ki, o haram üstü denen ulema-i kiramdan bir zat. Risale-i Arabi Hazretleri'ne efendim diyor, şu hususta Muaviye'ye de ne diyelim. Öyle derdimiz. Biraz küçümseme değil de nasıl böyle bir söz olmuş küçümser gibi. Buyurmuş ki ne yaptın normal Efendi? Ne yaptın? Resulullah'ın sallallahu teala aynısından güllerinden birinin incitdi.
Onun hakkında Aleyhissalatü Vesselam efendimiz, Allahumegalmüha diyen mehdi ye diye buyuruyor. Yapma buyurmuş. Sonra ziyaretinde Muaviye Hazretleri'nde radiyallahu anh ağlayarak. Hocam Muaviye diyormuş. Beni bağışla ya Muaviye. Beni bağışla. Çok söz verdim gönlümüze de hoş gelmez, bunu anlatmakta. Herhalde meseleyi bildiği için, Es'adiye Bilgi Hazretleri, diye bir zümre var. Yakın bir yerde çöp değişti. Yazıhöyük var demiyor ki Nida, yazıhöyük diye bu Aksaray'ya, Güneş Şov'a gider diye. Orada bir cümle meydana geldi. Burada geldiler, onların intisaha geldiler. Başka bir tarikattaymış. Ben de bir kitap açtım. Bunları benim gelişine dedim bir kitap açtım. Ters Tavral okusaymış. Orada diyor ki kitapta, herkes bulunduğu yerde devam etsin diye bir kayıt gördüm. Tabii vefat eder kimse bulunmaz. O başka. Keşke bunu deseymiş. Neyse, ders hanımlar. Sonra da bölünmedi. Ayağı uzaklaştı.
Çok geliyorlardı. Ne yani, bu sordun da niye beni böyle oldu Muaviye radiyallahu anh dediğin için? Ha, popo bozulmuş, bir de. O hak etmiyor. Bu la havle çekerken delil getirmemiz lazım efendim. Delil getirerek ikna etmemiz lazım. Tabi bunu bilen kimselerimiz, güzelce ifade edecekler. Biz inancımızdan dolayı, böyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Amma velakin, güzelce de izah etmeyecek. Esani ebiyle hazretleri, bunu hissetmiş olacak ki Allah'ım, büyük bir velisin kitabında almışlar. Ya Rabbi, ilmi hesap ve kitabı Muaviye'ye talim ve kendisini azabı ahirette muhafaza buyur. İltifat buyur. Biz şunu diyeceğiz yani günümüzde de şu oluyor, bu oluyor. Çok konuşuluyor tabii. Diyoruz ki kötülüğü varsa Allah ile kendi arasında. Yani yargılayıcı olmadığımızı gideceğiz. Yargılama yani sorgulama bize ait değil, yargılama bizi. Sorgulama bize ait değil. Sen zorlayıcı değilsin, tebliğcisin buyuruyor.
Allah'a indirersin. Ağı. Ümmetimin en ziyade edepsizi Ashab-ı Kiram'ın aleyhinde ithale-i lisana cüret ve cesaret eden eşardır. Onlara kötüsü söz söyleyenlerdir. Ashabımda Kadir ve haysiyeti mi acaba? Hay, okuyamadım, haysiyeti muhafaza edenleri, neyse, muhafaza edenleri Cenabı hak muhafaza buyursun. Yani onlara isnat edilen şerefi, şeref benden muktebes bulunmakla. Yani sahabenin şerefi benden buyuruyor. Bizzat Efendimizi müşahede ediyorlar. Zaten sahabe olmanın da şartları var. Müslüman olmak şart değildir. Efendimiz buyuruyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem şerefi benden muhteber olmakla, hakikatte bana isna deylemektir. Kezalik, anları tahin ve teşni eylemek, onlara yakışmayan sözler söylemek dahi manen bana aittir. Allah Allah. Yani Es'adiye-i Ebi Hazretleri ne güzel söylemiş? Resulullah'ın gününün cinsin buyurmuş. Onlar diyor, bana ait olduğu için Allah'ın dostları.
Atlamışım şurayı bugün. Elbette, elbette de. İnşallah tabii ki, damatlarımla gaim, peder ve gaim biraderlerim gibi zevcatıma harabeti yakınlığı bulunanların cennete dökülleri için Cenabı Hak'a tazarru ve niyaz eyle derim. Cenabı Hak dahi gabuliyle beni mesrur eyle Elhamdülillah. Damatlarım ve yakınlarıyla diyor, Allah'ım, diyor ve alemim, Allah'ım, onlara cennetini lütf eyle diye, Rabbi Zülcelal'in de kabulleri, biz de ruhen yakınlığı temin edeceğiz. Ehih, o artık dedik ya, zevcatı Nebi sallallahu aleyhi ve sellem annelerimiz, damadı aileleri, Kelime-i Muhterem dönüyor bunlar? Denildiği zaman artık inşallah mütefi takva yolunu izlemek suretiyle onlara sevgimizle, muhabbetimizle Cenabı Hak yakınlık, ruhen yakınlık lütfetsin. Bu usta bir şey hatırlıyorum. Tabii ismini söyleyemeyeceğim, söyleyemeyeceğim, bilmiyorum. İbnü'l-Far'lı mu diye şairlerden, itiplerden bir isim var.
Bu bir gün uyanıyor. Dedi ki Ben falan karyedenim. Falan memlekettenim. Efendimiz de buyuruyorlar ki, sen benim evladımsın. O da diyor ki benim mezhebi bir yakınlığım yok. Ben falan bir memlekettenim. Hayır, sen benim evladımsın. Bu ruhani evladıma. Hazreti Selim Hanım'sun radiyallahu anh. Sühibi Rumi radiyallahu anh. Bilal-i Habeşi radiyallahu anh. Ehli bir iklim diye buyur. İnşallah bu ayet efendimizin doğmayı, helal güzellerde, fakirlere, yoksullara ikram etmek suretiyle, böyle az bir şey de olsa onlara ikram veya bir nimet getirmek, Şimdi mevlit unutuldu. Mevlit okutulabilir. Kendi aranızda olsun. Böyle sohbet meclisinizde olsun. Hep bahirleri okuyamasak bile birkaç bahir okunsa iyi olur. Onlar aşkı nebiyle yazıldı sallallahu teala iyi bismillah. Nebi-i Ekrem Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem gaybelerine ehli ashabına peygamberanizan ve pirananizan tüm geçmişlerimizin ruhları