Vur. Bunun için Cenabı Hak akıl hakkındaki ayeti celleler yedi yüze yakındır. Yedi yüze yakın. İlla akıl olarak geçmez de aklı aklı ifade eder. Mesela lüp der. Onun yanında tefekkür der, tefekkür der, taakkül der. Bu ne işte? Birisi de akıl. Çünkü Yunus Emre diyor ya, bedenler ölür, ruhlar ölesi değil. Bedenler ölür ama ruhlar ölesi değil. Şimdi biz burada besleyeceğimiz nedir? Ruhumuzdur. Zaten bedenin görevi ruhu misafir ediyor. Şu beden ruhu misafir ediyor. Çok aziz bir misafirimiz var. Çok aziz. Çünkü ruhumuz Allah'ımızın huzuruna varacağız. Biraz derin olur acaba? İbadet ve taatlerde ruhi yön. Şeyi okuduğumuzu duydum, samimimizin ilerleme muhalif olmazsa çok iyi olur. Çünkü öyle yerlere biz rastlıyoruz ki, efendimiz böyle oturuyoruz. Hasan Efendi kitaplarımız, isimlerimiz de çıktı dedi. Bir seviniyor, bu nasıl bir seviniyor?
Çünkü sabahlara kadar uğraştı esasen hazırlanırken Efendimiz. Sabahlara kadar sevgili Müslümanlar. Bu eserde mesela hep geldiğimiz bir yer var. Her şeyi anlatabilirsin. Şimdi her şeyin nasibi veriliyor. Semanın diyelim. Semanın nasibi nedir? Yıldızdır. Aydı, güneşte. Daha ne? Sayamayacağımız nimetlerdir. Arzın nasibi zaten arz olmasa yiyecek içecek bu tarif hevesi var. Allah'ımızın kudreti yani. Insanın nasibi bize diyor muhabbetullah ve marifetullah, muhabbetullah ve marifetullahdır. Demek ki bize gerekli olan Allah'ımıza muhabbet ve onu tanımaktır. En önemlisi bu. Ki kaydediyorum bir Hadis-i Hufsi, yalnız birkaç kavilde geçiyor Hadis-i hususi. Ben tanınmayı istedim, insanları halk ettim. Ben gizli bir hazineydim bu öğreniyor ki Allah'ımız bu hazineyi insana açıyor, insanoğluna açıyor. Ne demek ya bu, ne büyük bir nikah O zaman bizim değerimiz Rabbkımızı tanımak ve onu tanıtmak.
Şeyler anlattı ki Allah'ım dedim sohbetlerde bunun işlenmesi lazım. Biz Suudi tarih ederken Ebu Osman El Mekki'den tarif ederiz. Derviştir, en önemli işine ise gününde bunu yerine getirendir. Artık devrimiz belli. Devrimiz bizim bilim ve teknoloji devridir ve mücadele de bu. Şunu demişiz, bu devirdeki cihat, bilim, ilim ve nedir? İlim ve teknoloji, ilim ve teknoloji. Bu devirdeki cihat budur. Öyle bir izahlar getirdi ki bu yavruya hayran kalıyor. O Darvinizmi ne kadar savunduklarını, ehli küsünün yüz yaşına gelmesine rağmen yüz yaşında bin sahifelik eser veriyor, bin sahifelik. Sırf batıl inancını yerleştirmek için. İşte mi? Bak bir şey diyoruz, ilahi olmayarak, Hacı Hasi Efendimizin diyorum İhvan'ı artık murat olacak diyorum. Cihat yeri acıyor. Ortalığı kana bulayacak değil, diyoruz ya. Artık devrimiz bilim devri, fen devri diye. Biz burada güçlü ve kuvvetli olmak.
Zaten ilim hakkında yani bu yavrunun boyutuna çok ayet kendileri hatırımıza geliyor. Temeli İslam'da bunların temeli İslam'da. Biz dedim yapışamamışız, dinimize yapışamamışız. İlk inen ayeti celiliyim ziyadesi istenen ilim bunun yanında bunun yanında düşmanlarınıza karşı güçlü güç ve kuvvet hazırlayın. İşte görüyorsunuz. Ondan çok uyanık bulmamız gerekiyor. İbadet ve taatimiz elbette en güzel şekilde yapmaya çalışacağız yalnız bizim ibadetimiz bunları da yerine getirmeye vasıta olacak, vesile olacak. Benimki bazı arkadaşlar buluşurlar diyoruz ki dervişi tarif ederken derviş çağı aşan bir kimse demektir. Aman ha, geride kalmak bu. Bak Allah'ımız, iki şeyin sınırı yok. Akıl, akıl ve tarikatı aliyemiz bunun üzerinde durur zaten. Aklın üzerinde durur. Elimizde notlar var. Ne diyeceğimi bilemiyorum burayı, okumak istiyorum. Akıl hakkında akıl bir nur. Zeka bir ayrı.
Bir şey var ya mesela İbrahim Aleyhisselam Allah'ı arıyor deniyor. Burada İbrahim Aleyhisselam'ın Cenabı hak'ta araması bize yol göstermektir yoksa peygamberler Cenabı hak, semavat ve arzın sırlarını Cenabı hak hepsini öğretiyor. Şimdi biz zannediyoruz ki şu kemik, şu su, şu dağ, şu tak, böyle değil işte. Bu üretilen zorlayan vazifelerini de üretiyor cenabı. Mesela rüzgar ne işte kullanılır? Neden gereği en önemli olan rüzgar Sonra su. Sonra güneş deyince tarika sığmaz. Allah'ımız aynı zamanda bunların görevlerini de bildiriyor. Ne vazife yapar? Nerelerde istimal edilir? Nerelerde kullanılır? Dinimiz ne kadar ani? Şimdi peygamberlerde Allah'ımız zaten bunların sıfatlarında fetanet akıllılık var. Çok Burada İbrahim Aleyhisselam'ı biliyoruz. Mesela yıldızı bölüyor. Ay bölüyor. Güneşi bölüyor. Bu benim Rabbim değil diyor. Bu İbrahim Aleyhisselam'ın yol göstermesi demektir.
Yoksa onda böyle bir durum yok. Bu bir peygamber onu Allah'ımız. Daha dünyaya gelmeden Allah'ın bunları hazırlamış Celle Celaluhu ve bir de bunun izahında mesela yıldızı görüyor, ayı günü güneş görüyor. İlmel yakin diyorlar, yıldızı görmesi. Ayı görmesi aynel yakin, güneşi görmesi hakkal yakin. Bütün ibadetleri bu üç husus bütün itaatlerimizde var bizim. Hıhı. Bize ne diyelim? En önemli zikir yapan kimselersiniz. Zikir halk hazır, hilakul likir diye geçer hadis kitaplarında. Şeyde de geçer, Buyuruyor ki cennet bahçesine uğradığınız zaman meyvelerinden inilir. Sahabe diyor ki ya Resulallah nedir bu cennet bahçeleri? Bak bunu ilmen biliyoruz. Aynel yakin nedir? Aynel yakini de böyle halka şekli oturur, sünnet zaten. Halka şeklinde oturuyoruz. İşte istiğfarimizi, tevilimizi, salahü selam, diğer vazifeler yapılıyor. Bu ayna derken. Haktan yakin nedir?
Bu bandı şeylerde internetten de geçiyor. Hunyalı salem mi diye bir ziyaret'dur gaybtan bizzat. Orada şunu anlatıyor diyor ki zikir halkası kuruldu, tabii keşfi açık bir kimse gönlü açık. Ben diyor şöyle bir baktım, sinsede diyor şimdi Hakkari yakına bakın. Biz de aynel yakin ne oldu? Girmel yakin zikir halkası ve zikretmek gerek bunu biliyoruz. Aynen ne yapıyor? Zikir halkasını teşekkül ettirmek. Haklar yakığını, orada diyor sinsile okundu, sinsiledeki mübarek insanların hepsi döküldü diyor. Olduğu gibi geldiler diyor. Zikir esnasında o dişi babamız hem Esad erbili hazretlerinin kulepasında hem de Sami Efendi'mizin kadresallahu anh sırrı onun diyor dişi babamız diyor onun diyor ağzına böyle bir bal çaldılar diyor. Ondan sonra ihvana diyor bir kimseyi de vefat etti tanıyorum o kimseyi. Biz diyor, cikullah'a başladık, mümkün değil diyor bırakmamız diyor.
Öyle bir Allah'ımız nur lütfetti ki diyor, lütfetti ki diyor, bu biz öğrenciyken durduk aynı yerde. Bir sabır apartmanı diye yok. Sabır apartmanı dedi. Orada zikir yapılıyor. Yapılırken arkadaşları durduramadık biz. Bak ne yaptı? Haktan yakin tadını almaya başladı zikullahın tadını. Efendimize dedilermiş efendim bu nefr-i ispat dersi var işte la ilahe illallah muhammedür resulullah. Efendimiz buyuruyor ya sadra yazılı silinmez diyor. Mesela la o 0 icabini bu Allahu, bu he de kalbi içine alıyor. İyice orayı muhafazalayabiliyorlar ama bozulasın diyor. Ondan sonra la iki omuzdan yükseliyor. Alından iniyor, bunu yaptırırken bize efendimiz bize dedi ki şu anda yaptırırken gördün mü? Oğlum bu belli oluyor mu? La deyince iki omuzundan la'nın uç kısımları sadırında ben evet efendim diyor. Diyor. Uyuy musun diyor tabii.
Şu avlumdan diyor Elif harfi çenene kadar iniyor bunu hisset, evet efendim diyor. Bu deste derler diyor ki efendim daha evvel haber bilseydim ve bunları yapsaydı neymiş bu böyle diye. Bak artık halka yakın bu İbrahim Aleyhisselam'ın yaptığı, ay, güneş Bunu ne yapıyor? Öyle bir akıl ki Rabbamız bunu gösteriyor bize. Biz daha bunu izah mümkün değil. Yaklaşamıyoruz. İmanın durulmuş olduğu bir ders. Yani ne güzel için bu kitabı getirmedim. Hem İbrahim haklı yok, İsmail haklı Bursevi Hazretleri. Ondan sonra Muhyiddin Arabi Hazretleri ile alakalı olan bir kimse. Üçüncüsü Hacı Bektaşi Veli, dördüncü daha başka bir Evliyaullah'ın eserlerini bir eseri var. Hiç ne tefsirde görürüz ve başka eserlerde o Allah gönlüne olduğunu indirmiş ilmin orada veriyor. Bakın bu kitaptan birisinde şu geçiyor. Şimdi dünya ve bunun içindekiler bitecek, sadece zatı kalacak.
Bunu izah ederken izah ederken zikrullah ile diyor kalpte nefsin arzu ve istekleri tamamen bitecek diyor. Yani bu izabesi hiçbir yerde bölüyor. Demek ki Allah'ım bunlara öyle demiş. Yani hiç kendi tarafı, batından bilmiyor, bakılmaz. Ondan sonra Allah'ın diyor celle celalühü, cemaline kalbi hazır bir hale getirmektir. Daha başka ilahlar yapıldı yapıldı. Müzenlerin saati geçti, dünyada bunu incelediler, biz de dinlendik, bayram kaldı. Şimdi yaptığımız bir şey yok görüyoruz bunları gördüğümüz zaman ilk neleri varmış daha bir ötesi daha bir ötesi gitmiyor tükenmiyor. Bunu biz o yıldızı, ayı, güneşin yani akıl olarak doğup batan diyor benim Rabbim olamaz diyor. Aslında işaret ettiği çok manalı ve sırlıdır tabii. Gönülde hakikat nurlarını huzuruna haber veriyor. Zaten sonunda da ben yüzümü Allah'a çevirdim diyor. Bu uzayacak gelin şu hazır yeri size okuyuvereyim. İnşallah faydalı.
Ben diyor bazen yolculuk yaparım, bu yolculuk esnasında birisini gördüm. Böyle basit bir elbise diyor, Eski bir elbise gördüm üzerinde. Ona selam verdim. Utu dedim. Rahim et Allah, Allah sana merhamet eylesin. Sana bazı şeyleri soracağım efendim dedim. Eğer soracaksan uzun sormak buyurmuş, kısaca, kısaca soruyorum. Evet, evir. Kısa. Çünkü günler geçiyor yani her geçen gün ömrümüzden geçiyor. Her geçen gün ömrümüzden bizim alıp verdiğimiz nefesler ise alıp verdiğimiz nefesler ise bu sayılı sayılı. Allah'ımız ise bizi buyuruyor ve biliyor. Her halimize vakıf kuruyor Cenabı Hak. Yani bize bizden yapın çünkü, kurtul. O zaman dedim ki diyor, efendim, sizin gibi bir mübarek insan olunca soruyorum demiş, takvamın başı nedir? Şimdi çok uzun. Kitap bu kitap var ya, bu şerefli kitap değil mi? La raybe fi. Bunda katiyen bir şüphe yoktur. Derli muttahihi bakın Kuran-ı Kerim kime yol gösteriyor?
Ancak hidayet üzere olan kimseye, takva üzere olan kimseye. Bundan bir şey arkadaşlar diyoruz. Kurçubi tefsirinde Bakara suresinin ilk ayetlerine baksın. Orada altı tane husus var. Takva hususunda çok müstesna. Diyor Kurtubi'nin tersi yerine, Kurtubi'nin tersi yerine altı tane husus çok Demek ki hidayet Allah'tan korkan kimseler için. Takva'nın ne kadar önemli olduğunu beyan buyuruyor müfessir-i zan efendilerimiz. Burada diyor ki efendim takvanın başı nedir? Burada şunu görüyoruz biz Vesair halide diye bir eser var. Vesair halide. Başta Rabbimizin tavsiyelerini alır. Ondan sonra peygamberlerimizi alır. Ondan sonra dört halifeyi alır. Ondan sonra Evliyaullah'ın, Meşşain, Zamın, GÜLMEI, Kiram'ın hepsinde şunu göreceksiniz. Hepsinde Allah'tan ittab illa Allah'tan hepsinde bunu görüyor. Bak Kuran-ı Kerim'de Bakara suresinin ayeti böyle açıldı.
Efendimiz mesela Hazreti Muaz'a bir tavsiyesi var. Şeye bakıyoruz mesela Mevlana Halid Hazretleri gizlide ve açıkta buyuruyor, gizliliğde ve açıkta Allah'tan. Veripizin. Gaye ashabrumaallahi. Şimdi sabır deyince benim üzerimde çokça da durur mu? Sabır, sabır bu Nahl suresinin son ayetlerinde Senin sabrın Allah'tan bir sabırla yani Rabbimizin bu Türk gelen bunun hülasası şu. Velhasıl Rabbımıza Rabbımıza öyle bir muhabbetine odaklaşacağız ki tam hedef olarak onu gözetleyeceğiz. Rabbimizin emirlerini yoksa başka türlü hiç olmaz. Onun hidayeti olmadıkça, onun yardımı olmadıkça, o yardımın yenmesi için çalışacağız. Nasıl olacak derseniz mesela bazı bölgelere yağmur yağıyor. Nasıl? İşte denizi var, ormanı var. Velhasıl böyle yağmuru çekebilecek onda neler var? Şartlar var. O şartlar haiz, oldu mu ya? Şimdi kalbimize bu nurun yayılması yayılması için Allah. Biz buna dikkat bittikçe ne olur?
Cenabı hak lütfunu ve ihsanını yaldırmaya başlar ve bitmez lüt değil mi ehli hiçbir adım atamıyoruz, anlatılıyor, detaylar anlatılıyor, zikirler anlatılıyor, ne bileyim makamlardan konuşuluyor yok deyince iki misal vermiş. Çok güzel. İki şeyi haber vermiş Eğer bu varsa kövehhe keder itmeyin. Bir, Allah korkusu varsa mesela bir haramsa sıçrıyor bunlar. Aman ha diyor. Biliyorsunuz ya ashabı hakkında üç kişi var. Orada bir tanesi nefsi üzerinde bir talep olunca titremeye başlıyor. İşte bunun gibi mesela. Kendisine ilmekten insan çekiliyor. Bir kadın arz olunduğu zaman ben Allah'tan korkarım diyor. Diyor. Cenabıhakk'a sığın diyor. Değil mi? En önemli olan bu. Başı nedir? Tamamen Allah'ımıza yönelmek. Bunu nasıl yaparız efendim? Her şeyde Rabbimizin emrini gözetmek. Bu nasıl talep edeyim ki? Bir tevhid var. Bir tecrit var. Bir de tebrîd var.
Şimdi tevhid, la ilahe illallah muhammeden resulullah bu dilimiz söylüyor. Tecrit nedir? Yıkıl hasıl. Sırf Allah'ı ki yapar. O zaman tefrit nedir? Tamamen Rabbimize yönelmek. Ancak böyle olur diyor. Efendim bu hal nasuhuri'den Allah'tan gayrilen tamamen sıyrılma. Da Elünsübibikirillah, Allah'ın zikriyle bir dostluk, bir hemdem olmak, onun zikri ile bırakmamak. Rabbimizin zikrini zaten eğer alışveriş en ağır gelen, en çok sıkıntı veren nedir? Bir afullah. Allah'ımızın muhabbetinden uzaklaşmaktır. Arifin gayreti, çabası, isteği. Nedir efendim ben? Allah'a kavuşmuştur. Sevginin işareti nedir? Allah'ınızın zikrini vermek, Allah ile dostluk nedir? Bir kere gönlü, gönlü öyle bir düzgün ki kalbi Allah'ımız takva ile kalplerinin denendiği kimseler ve bunu bilen kişidir. İstikametus sır, iç aleminin güzel, düzelmesi diyor maazallah deyince bu dedunni manalar nurdur.
O nurun doğuşuyla elde edilecek bir hal. Ültü güven nedir Allah'a emrine teslim olmak. Teslimiyetin başı nedir? Allah 'ın huzurunda istekte bulunmak, kalben münacat gibi bir halin zuhuru, neşenin en büyüğü nedir efendim? İnsanların en üstün nedir adamın nesh? Ancak Allah ile yetiniyor, Allah'ımızın aşkıyla, muhabbetiyle, zevkiyle, nuruyla, varidatyla, tecellisiyle, füyuzat-ı ilahiye ile bununla. Allah ile güç ve kuvvet bulandır. Gücünü ve kuvvetini Rabbımızdan alandır. Anlanan kimdir? Allah'tan gayrısıyla huzur bulmaya çalışıyor. Yani huzurlu Mevla'nın dışındaki hallerde. Ne bileyim sevgileri diyelim, muhabbetleri diyelim. Onun dışında meydana gelen halleri diyelim, terk etmek. Bu nefsin arzularıdır. İnşallah çiğner geçeriz. Yoksa biz bu nuru erişemeyiz. Bu Allah'tan nasıl hicaplanır? Allah'tan gayrı kalbinde düşünceler belirmeye başlarsa. Bir şey söylemiş. Zühdü nedir?
Dünyada insanın dünyaya muhabbet gitmemesi nedir? Allah'ımızdan alıkoyan ne varsa onu terk etmektir. Gafur olunan nedir? Nedir? Cenabıhakk'a yöneltmektir. Evet, ondan sonra başka bir konuya geçiyorum. Yahya bin Yahya bin Muazer Rece Hazretleri'nden sahih olan kalp demiş Sure Zünnun-i Mısri Hazretleri'nden uzun