Şeytanın bu kadar aldatmasına karşılık bizim kurtuluşumuz üç husustadır. Vehiye, El İksaru min Zikrillah. Allahu Teala'ya zikrimizi asıl kalbi olan yönümüzü, rabıtamızı ve murakabemizi çoğaltmak. Çünkü rabıta hüsün ve kubbuh olanı bildirir. Gönlüne Cenabı hak emri ilahi tutmaya başlarsa bilmediklerini malum etmeye başlar. İyi olanı da bildirir. Kötü olanı da Cenabı hak bildirir. Artık bunda yoğunlaştıkça ortaya çıkar. Belki bir başkasının demesine de hacet kalmaz. Yerine göre Hadis-i Şerif'te bildirildiği üzere Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz kişi kendi kendinin vaizi olur. Hikrullah'ı çoğaltır. Sonra şeytandan ve avanelerinden korunmaya çalışır. Hani öyle bir yalvarır ki elini kaldırdığında red olunmayacak şekilde o kalbine malum olur. Ya Rab der ama o Ya Rab deyişi meleklere bile dokunur.
Ya Rabbi senin öyle kulların var ki ta kuyuya atılmış Hazreti Yusuf, oradaki zikri bizi yakıyor demeye başlar. Balığın karnında olan Hazreti Yunus gibi öyle bir yalvarır ki Melekler bile tahammül edemez. Öyle bir yalvarış ister, öyle bir sığınma ister. Buradaki sıkıntımız nedir denecek olursa yaptık da oldu. Bu değil işte. Israr edip Ya Rabbi kabule karin eyle diye canı gönülden yalvarmaktır. Yoksa olmaz. Ne güzel söylemiş Esad Erbili Hazretleri. Candan talep kıl yarın diyor. Allah'ı candan talep kıl. Öyle dil ile ifade edersek o orada kalır. Hatta şikayet ederiz halimizden. Bir türlü düzelemiyoruz, bir türlü bir hayra nail olamadık. Nefsimizin esiriyiz deriz. Neden? Sığınışımız tam bir mana anlamda değil. Vel ikzaru mine istiazeti min, şeytanın ve avanelerinin şerrinden gerek insan şeytanların, gerek cinlerden sığınmak Cenabı Hak'tan.
Sonra, suretini, suresi, Sure-i Celile-i Cemilesini okumaktır. Şimdi gönüldeki huzursuzluk, o yanlış düşünceler külliyen yok olmaz. Tamamen mahvolup gitmez. İlla sohbetul arifi, ariflerin sohbetiyle olur. Dünkü çok güzel bir misafirimizdi, doktorumuzdu. Üstadımızın hanesinde bulununca onun sohbet ettiği yeri gösterdim ve şunu anlattım. Dedim ki biz kapının ağzında otururduk gelen ve gidene bakmak için ama huzuruna davet buyurur. Böyle bir kitap okumaya başladığımızda tabii insan kendisini bilmez mi? Biliyor. İyit olduğunu bilirsin. Pıtı da olduğunu bilirsin. Böyle içimizden kendi çabamızla atamadığımız düşüncelerin kalktığını görürdük. Demek ki Meşşai İzamın sohbeti bize aynı şifadır.