Evliyullah'ın sözlerinden Uveyim b. Ahmed el-Bağdadi Evgadi Ebu Muhammed ve Münkelamiu Sırna ve Münkelami onun mübarek sözlerinden ve su ile anil mahabbe ona muhabbetten soruldu. Pekala. El-Muafikatı, El-Muafikatı fiemi ila ve Bütün hallerinde Cenabı Hak'kın emrine uygun. Bu çok özlü bir söz. Yani bunu izah etmeye hiç gerek yok. Allah'ımızın sözleri deyince Kuran-ı Azimüşşan, ona uygun bir hayat. Mesela ne buyruluyor Allah'ımızın Kitabı Kerim'inde buyuruluyor ki Cenabı Hak'tan korkun, sonra kötülük yapmamak, isyana gitmemek için sabredin. İbadet ve taat için sabredin. Bela ve mesai ile sabredin. Bunun yanında gönlünüze şeytanın ivası, nefsin arzu ve isteklerinin girmemesi için muhalefette bulunur. Din düşmanlarına karşı da mücadele edin ve bu mücadelemizde ısrarlı olun. Sa'd bir ruh bu manaya gelir. Israrlı olun. Bir müddet yaptıktan sonra, ondan sonra terk etmeyin.
Şöyle bir ne devam et, bir anlık ne devam et, ondan sonra tekrar aynı hale dönmeyin. Böyle firmanlar onu, böyle ipe yerler. Onu döndürerler sarmak için. Şimdi tekrar bıraktığı zaman ne kadar sarmışsa aynı yere gelir, aynı yere gelmeyeceğiz. Daha bir ileriye, daha bir ileriye bunu Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki günü üssavi olan zarar gezer diye buyuruyor. Mesela bir tarik ehli, gece çok güzel haller yaşadı diyelim. Çok güzel haller yaşadı. Onu sabah kaybetmemek, daha da bir ziyadesiyle artırma, öğleyin daha da arttırmak, ikincide daha da arttırmak, münbegün bunu geliştirmek. Yoksa bir anlamı olmaz. Allah'ım celle celalühü bize nimetini bahşederken igayri Memnu diye buyuruyor. Yani kesmiyor, belli bir müddet verdikten sonra terk etmiyor. Mesela ben kırk yıl buna teneffüs etmesi için Havva lütfettim. Artık tamam, buyurmuyor. Ölün diye.
İşte bu, bu kadar benim fazlımdan, ikramımdan, ihsanımdan su içip durdum. Biraz da ara verelim, buyurmuyor. Ne kadar yanlış yapsak dahi nimetini esirgemiyor. İbrahim Aleyhisselam bir defasında böyle ikram etmiş misafirlerine. Bir Daily-i müslim, ona ise o sıcaklığı göstermemiş. Cenabı Hak buyuruyor ki İbrahim ben inkar ettiği halde ne diyorlar? Melekler Allah'ın kızlarıdır diyor. Mesela İsa Aleyhisselam, Huzey Aleyhisselam haşa yüz bin kere haşa oğuldur diyorlar. Cenabı Hak'a oğul isnat ediyorlar. Ben bunların rızıklarını kesiyor muyum da sen kesiyorsun ya İbrahim? Senin Halilullah Allah'a Celle Celal'in dost olmaktan silerim. Onun için Ebu'l Hasan'ın Harakani Katis Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurur ki, Ebu'l Hasan'ın sofrasına oturanın dinini sormayın. Biraz anlayışımız cihetiyle zorlanılacağı için söyleyemiyorum.
Mevla Namızın öyle izahları var ki, bunu araştıralım, bakalım, okuyalım. İnsana Cenabı Hakk'ın vermiş olduğu esrardan dolayı, mesela tanınmak istedim, insanları halk ettim. Sonra insanlara bütün Esma-i İlahiyeyi devretiyor. Hani bu niye meydana gelmiyor bizle? Halbuki insanda gizli bu sırf bütün isimlerinin tecellisine masaj. Bu aynen bir çekirdeğe benzer, bir kayısı çekirdeği. Bunda ne var? Ağaç olmanın, kayısı ağacı olmanın güzelliği var. Dab olmanın da var, yaprak olmanın da var, çiçek olmanın da var, meyve olmanın da var. Zaten o ağaçtan gaye nedir? Meyvedir. O meyvenin içerisindedir ağacın bütün özellikleri. Cenabı-ı Hakk'a Risalet-Ben Arab-i Nurs Sallallahü Teala-ı Teala-ı Teala-ı dünyayı mesela ahiretin ahiretin tarlası olarak adel veriyor. Bu ne demek? Bu öyle bir tarla ki hem zakkum ağacını büyütüyor, hem de hurma ağacını büyütüyor.
Zakkum zehir, hem cehil ebu cehil karpuzunu büyütüyor, hem de ümmeri çiçekleri. Bu dünyanın, ahiretin tarlası olması eğer biz ne ekiyorsa, salih amel ekiyorsa, salih amel fidanları büyüyor, bir afiyetle boyun faydasını görüyoruz. Diğeri de tam bunun muhalifidir. Hiç şüphesiz. İnsan bu sırlara mazhar olduğu için görünmüyor mesela. Görünmüyor. Bu ancak tecellilerle görünmüyor. Allah'ın Esması gidebildiğimiz doksan dokuz ismi Celali var, onun üzerinde duran hikmet ehilleri çok değişik güzel izahlarda boyundular. Biz ona gitmeyelim, isimlerinin tecellisi. Bunun ortaya çıkması nasıl olacak? Mesela Allah'ın nedir? Rezzaktır, rızık verir. Bu ismi ilahidir. Rızık verme Cenabı Hakk'ın ismi delilidir. Rızık verir. Bunu nasıl bileceğiz? Bunu tefekkür edeceğiz de öyle anlayalım. Nasıl tefekkür ederim? Cenabı Hak'ın nimetini tek tek değil toplu olarak diğer saymaya kalkarsak içilemeyin.
Demek ki biz bunu düşüneceğiz. Bak Reszar ismi Celal, sonra tefekkür edeceğiz. Bir mahluka mesela hayvanattan yılana nasıl bir rızık veriyor? Ava'da uçan kuşa nasıl bir rızık veriyor? Yerde sürünen sürüngelenlere nasıl veriyor? Denizin altındaki balıklara nasıl veriyor? O zaman anlar. Daha da anlar mıyım? Tabii bu dış duyularımızı da anlamaktır. İç duyularımızı çalıştırdığımız zaman Zahiri nimetleri işte neyle mevsimi sayılır, üzümleri, incirleri, bölgelere göre değişir, turunçgilleri, ondan ne diyelim, fön, hırslı, deliğini bölgelere göre nimetler bahşediyor Cenabı Hak. Bu nimetlerinin yanında bunu bir maddi olarak biliriz. Ama bir de manevi nimetleri var, onu nasıl bileceğiz? Onu İbrahim Bin Ethem'le bileceğiz, Hatte Sallallahü ve onu emsaliyle tanıyacağız. Buyuruyor ki İbrahim Bin Ethem Hazretleri, insanlar dünyadan hiçbir şeyi takmadan çıkıp buluyordur. Nasıl olur efendim diyoruz.
Bak biz sabah kahvaltı yaptı, belki akşama doğru da bir kahvaltı yapıyoruz. Karada yiyip içiyoruz. Hayır hayır buyuruyor. Benim dediğim marifetullah'tır. Bunu biliyor muyuz? Bunu bilmemiz neye bağlı? Şimdi bir zahiri olan akilla biliriz bunu, zahiri olan akilla biliriz bunu. Neden bilmeyelim ki? Mesela bildiğimiz şu yemekler neden meydana geliyor, nasıl hasıl oluyor? Mesela bir buğday tanesinden Cenabı Hak neler ikram? Biz bunu maddi olarak ele aldığımız zaman bunun üzerinde gayrimüslimler duruyor mesela. Bir taneden yedi yüz ürün alabilme, bunun sırrı nedir diyorlar ve tohumlar üzerinde çalışıyoruz. Ondan sonra Cenabı Hak yedi yüzle bırakmıyor. Zaten Kitabı Kerim bize baktığımız zaman Cenabı Hak hiçbir şeyi sınırlandırmaz. Namütenahidir o, sonsuzdur. Mesela çok kullanılmayan vasıtalardır. Rabbimiz ne buyuruyor? Ve Yasulhuhu mala talamu.
Daha bilmediğiniz ne nimetler, ne binekler hava trafikleri vesaireler neler buyuruyor? Şimdi maddi böyle olduğu gibi manevi de Cenabı Hak bir şeyi sınırlamıyor. Hiçbir zaman sınırlamıyor, incelediğimiz zaman. Biz burada mesela bir nimet hususunda durduk. Cenabı Hak Esma'yı üretiyoruz insana ama bunu biz bilemiyoruz şu anda. Nesiyle birebir? Tecellisiyle birebir. Bir Rahman sıfatın da öyle, vesair sıfatların da öyle. O zaman insani kamil olmamız gerek. Bu arz ettiğim gibi uzun bir konu üzerinde ama çok düşünmemiz gereken bir husustur. Öyle az ne değil, iyi düşüneceğiz, iyi tefekkür edeceğiz ki anlayabilelim. Mesela İmam-ı Rabbani'den anlayacağız bunu. İbrahim bin Edhem de dedik biz bunu anlayabiliriz. Katde Sallallahü'l-Zürra. Ne buyuruyor? Mesela gönül hakkında biz bir dış duyu var diyoruz, bir de iç duyu var diyoruz. Mesela basar, görmek de o gönlümüzle görüyoruz.
Belli bir alanı görüyoruz ama basiret görünmeyen alemleri görür. Bunun için Allahu Teala'nın diyor o gönül gözleri, gönül alemi Allahu Teala'nın komşusudur. İmam Rabbani Hazretleri buyuruyor Gaddesallahu Sırra. Gönül Cenabı Hakk'ın komşusudur. Biz diyoruz ya ev almak, komşu al diyoruz. Şimdi bu komşu kim? Derken haya eder. Alemlerin Rabbine komşu olmak ne demek? Kalbimiz komşuymuş, neden haberimiz yok? Zaten asıl düşünmemiz gereken nokta da bu. Mesela bunu herkes söylüyor, dinliyorum, çok güzel de konuşuyorlar. Diyorlar ki Cenabı Hak bize bizden yakın, gerçekten güzel söylüyordur. Ama bu yakınlığı nasıl hissedeceğiz? Elvin müllukal, I hurgifeal. Kalbin Cenabı Hak'ın yakınlığını bilmesidir. Demek ki bir zahirde kalmayıp, batına. Batına geçebilmek için dağlar madenlerle dolu. Kazması küreği, dozeri vesaire onu çıkarmak için alet ve edevat olmasa nasıl çıkacak bu?
Zaten maden mühendisleri bunu ne yapıyorlar, işaret veriyorlar. Burada maden var diyor. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz insanlar madenler gibidir. Bunu bu alanda mühendis olan mürşid-i kamillerimiz gösteriyor. Sende öyle bir maden var ki meleklerin bile kaydedilemediği, Cenabı Hak'ın kendi hazır ve ikramından lütfettiği maden var çalıştır. Allahu Teala'nın kalp komşusudur. Cenabı Hakk'a kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Şimdi düşüneceğiz, Mevla, yakın olan Mevla Bediüzzaman Rahmet-i Vale Hazretleri buna çok özel işarette bulunur. Başka bir alemin mahsulatının tezgahı hükmündedir şartları dönüyor diyor. Bir dakika, anlaşılan, anlaşılan. Başka bir alemin mahsulatının ne demek istedi? Ahiret aleminde yarın karşımıza çıkacak nimetle aç kalkacağız, orada karnımızı doyurmak.
Mesela çıplak üstümüzü giydirme, orada Rabbimizin cennetul maarip ilahi nimetlerinin bulunduğu nimete mazhariyet, başka bir alemin mahsuatının tezgahı hükmünde şartlar duyuyor. Bu neyi bize çağrıştıracak? Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Cennet veya cehennem meyveleri veren bu dünya sanki bir ağaçtır, bunu söyleyeyim. Lütfen varlık aleminin yaratılış sebebi olan insan ilahi bir cevhere sahip olunması yönüyle gaye varlıktır. Şunu tabii yazıyoruz ve unutmayız. Zaten bunu kaybetmezsek her şey biter. Alemi Cenabı Hak insan için, insanı da zatı için yaratmıştır. Oturup kalkıp bunu düşüneceğiz. Diyeceğiz ki bu kadar bir nimete karşı biz ne haldeyiz? Alem dediğimiz daha tasavvur edilememiştir, izahide mi diyeceğiz? İnsan burada ne hükmündedir?
Ey insan gerçekten sen hiç durmaksızın Rabbine Celle Celalühü onun vaadine ve müjdesine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın ve mecburen sonunda ona varacaksın, mülaki olacaksın. Burada buyruğulan şudur Allahu alem bin muradi. Bak seni bekleyen büyük bir nimet var, dikkat et Rabbimiz bekliyor seni, ona erişmek için gayret ve çaba gösterir. Ne uzun? Yalnız burada Mevlana'mızın bir sözü gayet hoş. Ey genç, günahı olmayan kişi gerçek insandır. Yay gibi halk onu eline almıştır, ondan gelen her şeyi kabul etmiştir. Bir kimse de beşeriyet sıfatlarından bir tek kıl bile kalsa o kişi arşa göklere mensup değildir. Yani Allah'ın has kullarından değildir. Ne demek istendi? Yine Mevlana'mıza buyuruyor ki 10 mezberesinden geç, diyor ki şu tenden geç. Nasıl geçiliyor bu 10? Bizim ruhumuzun devamı için gerekli, Allah'ımıza kulluk için gerekli, Onun hayvaniyet yönünden geç de insan ol diyor.
Burada Umbaliyet Melyi'nin kelamından Tabii hayret diyor. Kim nefsinin arzu ve isteklerine karşı, fena arzu ve isteklerine karşı o istekler ilah olarak ifade ediliyor. Mukalefet ederse Cenabı Hak'ka dost olma nimetiyle mütenafi olur ve nimetlerini. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.