Ruhun Arınması ve Gönül Temizliği kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Üstatımızın karşılıklı bizimle kendilerinin yazmış olduğu şiirde öyle ifadeler var ki bitmiyor. Redünni olduğu için Allah tarafından gelen bir ilim. Kitaptan okusa ne kadar okuduysa o kadar konuşur. Ne kadar talim ettiyse o kadar ifade. Ama talimini Cenabı Hak'tan yapan bir kimsenin ilminin sonu olur mu? Olmaz…
Bismillahirrahmanirrahim. Üstatımızın karşılıklı bizimle kendilerinin yazmış olduğu şiirde öyle ifadeler var ki bitmiyor. Redünni olduğu için Allah tarafından gelen bir ilim. Kitaptan okusa ne kadar okuduysa o kadar konuşur. Ne kadar talim ettiyse o kadar ifade. Ama talimini Cenabı Hak'tan yapan bir kimsenin ilminin sonu olur mu? Olmaz zaten. Bu salih amel Kuran Azimüşşan'a uygun amel demek. Mesela küllimen aleyhe pan. Dünya ve onun içindekiler bitecek. Gerçekten de bitiyor. Ta Adem Aleyhisselam'dan beri şöyle yakını düşünsek, anamız nerede? Babamız nerede? Kardeşimiz nerede? Yavrumuz nerede? Halalar nerede? Teyzeler nerede? Amcalar nerede? Ah. Hani anan, hani baban sen de aynı yere giden. Kaçış mümkün değil. Şimdi dünya ve onun içindekiler bitecek ancak zatı kalacak. Bu aldığımız evrat-ı ezkar ile zikirlerle kalp nur olacak. Ondan sonra tecelli buyuracak Cenabı Hak. Buyurulur.
Temiz et günü levini. Dost gelecek, kondurmaya. İstanbul'da Hacı Ahmet Atasayar diye bizzat üstadımızla da görüşüyorlar. Manevi de bir şirketleri var onların. Manevi bir şirket. Konuşurken biz daha yeniyiz daha çocuk yaştayız. Dinliyorum. Ama bunu okudular. Temiz et gönül evini, dost gelecek kondurmaya. Sonra ilave ettiler tabii fazlası da olabilir. Sür çıkar ağyarı dilden sadece celliyi iğdehak, Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan. Mesela deseler ki size biz bir ziyarete geleceğiz. Hemen ne deriz? Hanım evi temizle. Aman ha dikkat edelim ev yedi gelince olsun, misafirimizi kabul edecek bir biçimde olsun. Şimdi bu rabıta-ı Şerifede bizim kalbimize misafir ettiğimiz kimdir? Geliyorlarsa eğer. Otuz altı tane kutbu cihan, onların halini buradan okuyabilirsem okuyacağım. Allah'ımızla hemhal olmuş Allah'ımızla. Allah'tan başka Niyazi Mısri'nin dediği gibi bu Niyazi'den de Mevla görünür.
Allah'tan başka hiçbir şey yok onlarda. İşleri de var, güçleri de var. Bizden daha çok çalışırlar. Bizden daha çok hizmet verirler ama bu aşkla, bu şevkle, bu muhabbetle, bu haliyle yaparlar. Ey murakabe hali. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam teşrif buyuruyor. Rabıta da yapar. Rabıta da gelirler. Üstatımıza devam edenlerden birisine üstadımız buyurdu. Buyurdular ki rabıta da sizin dizinizin dibine aleyhüssalatü vesselam Efendimiz teşrif buyuruyor dediler. Bunu dinledim. Demek ki gönül parti. Ondan sonra Allah'ımızın tecellileri dedik ya, bunlar anlatılamıyor tabii yaşanan bir hal. Bunlar zuhur eder, bunlar gelir. Ne buyuruyor? Salih sohbetine alış. Salih bitmez, salih kelimesi. İşin düzgün olması demek. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz işini düzgün ve sağlam yapanı Allah sever buyuruyor. Hem dünyevi işlerimiz sağlam olacak, iyi olacak. Ticaretimizde ne de?
Ruhun Arınması ve Gönül Temizliği kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Üstatımızın karşılıklı bizimle kendilerinin yazmış olduğu şiirde öyle ifadeler var ki bitmiyor. Redünni olduğu için Allah tarafından gelen bir ilim. Kitaptan okusa ne kadar okuduysa o kadar konuşur. Ne kadar talim ettiyse o kadar ifade. Ama talimini Cenabı Hak'tan yapan bir kimsenin ilminin sonu olur mu? Olmaz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hileler, hutalar, faizler vesaireler girmeyecek, düzgün olacak. Ticaretimiz, alışverişimiz. Bakın düzgün ticaret yapanlar, şu dünya üzerinde görüyoruz. Gerçekten bahtiyar kimseler. En ileri seviyede olan devletler. Diyelim ki işinde faizi karıştırmamış. Faizi çektikçe yani yok ettikçe işte bu desiiaplar neler bilirsiniz. Katılım bankaları vesairleri, bunlar kar ortaklığı diye ehli olanlar bu hususta fıkhi günde derinleşenler bu hususta beyanlarda bulunurlar. Şimdi faizsiz olduğu zaman ne yapıyor? Ülke acayip bir şekilde kalkınıyor. Faiz girdiği zaman o memleket ölüyor. Faiz batırır ve yürü bil sadakat, Sadaka artırır buyuruyor Cenabı Hak. Bak işi düzgün yaparsa ticaretimizde, şu ziraatta bile, şu zirai işlemlerimizde Allah'ımız öyle bir fırsat lütfediyor ki Kuran'ı Azimüşşan'da bize Ziraat anlatıyor Mevlamız.
Şimdi adına İslam demiyor, başkaları üretimi nasıl arttırırız diye bunun çalışmasını yapıyor. Diyorlar ki Kuran-ı Kerim'de geçiyor. Bir taneden yedi yüz tane hasıl oluyor. Biz bir tohumdan yedi yüz misli nasıl meydana getiririz diye bunun çalışmalarını yapıyorlar. Bak işimizi düzgün yaparsak bir başkalarının tohumlarını o şifreli şifreli dolaplarda ne saklamış oldukları o tohumlara ihtiyacımız kalmaz. Bunu yapan İsrail'dir, Hollanda'dır vesair ülkelerdir. Şimdi verir bir meyve. Meyvenin içerisinde tohumu yok. Halbuki bunun bize Cenabı Hak en güzel şekilde yapılmasını Kuran-ı Azimüşşan'da ifade buyuruyor. Bir Abese suresine baksan hep zirai işlerle, çoğu Ayet ekinlerle vesairlerle bunlardan bahseder. Yine okuyalım. Nebe suresinde buna ait. Kaf suresinde geçer. Zirai işlerimize ait. Hep bunların temeli İslam'da. Bu işlerimizi düzgün yaptığımız gibi ne yapacağız?
İmanda da işimizi düzgün ve sağlam yapacağız. İmanımızı bak Salih kelimesi üzerinden yürüyünce imanımızı, sureti imandan tasdike çıkaracağız. Ne olur o zaman? Bunun ne olurunu zerresini, imanın zerresinin tadını alan doyamaz. O imanın nuru hiçbir şeye benzemez o. Cüz ya mümin fakat atfa nurike lebi. O sırattan geçerken tezgah ya Mümin senin nurun benim narımı söndürecek dinen bir iman o. Kamil iman. İmanda tasdike erebilmek. Buyuruluyor ya Ammar'ın derilerine de iman işlemiştir buyuruyor. Aleyhissalatü Vesselam diyoruz. O Sıddık Azam malum. Ashabı Güzin belli. Meşayi izam. Bakıyoruz. Hem El-Müvendi Hazretleri'nin gördüm. Rabbimizin izniyle Tevhid Risalesi'nin. Bir de Esabi Erbiliyye Hazretlerinin. O Tevhid Risalesi'nde hep üzerinde durduğu şu. Allah'ın dışında her şey bitecek, onun zatı müstesna. Allah'ın dışında her şey bitecek.
Arz ettiğim gibi bunlar dünyevi işlerini bırakmış kişiler değil. Dünyevi işlerini Salih bir amelle yerine getirirler. Belki de dünyanın en zengin insanlardır. Belki de dünyanın en zengin insanlardır. Mesela Meşşai izamdan Hace Ubeydullahi Ahrar Hazretleri. Hace Ubeydullahi Ahrar Hazretleri. En zengin Meşşai kiramdan birisidir. O günkü şartlar içerisinde malları, mülkleri, arazileri çok fazla. Ama bir an Rabbımızdan gafil değil. İbadetinde de sağlam. Nedir ibadet ve taatinde? Rüyası yok, kibri yok, ucubu yok, benliği yok. Hele zaten imanın kemali bunların hepsini yerine getirir. Temel o. Ondan sonra ahlaken de Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın ahlakı Muhammediyesi. Şimdi bunlar amellerini salih kılmıştır. Beyinlerini salih kılmış, hiçbir kötülük düşünmez. Mesela Muhyiddin Arabi Hazretleri otururmuş. Yatmadan önce şöyle günün bir muhasebesini yapar. Nasıl geçti günüm diye.
Onu biz bile yapamıyoruz. Onun yaptığı muhasebe gönlümden, beynimden geçen düşüncelerde acaba yanlış bir düşünce oldu mu? Onun muhasebesini yapıyor. Amel olarak zaten nur gibi. Düşüncelerinde bile elinde olmadan beyne gelen bir düşünce. Bunların muhasebesini yapıyor. Bunlar ileriye adım atmışlar. İşte anlatır bunu çokça duyarız. Avam, has, e hasül, has diye. Taklitten kurtulmuş. Taklitten kurtulmuş. Hakikate ermiş. Hakkı bulmuş. Bunların bir kelimesi gönlü yakar. Bunların bir kelimesi gönlü yakar. Müstesna. Efendimiz burada en başta zaten en güzel ifadeyi buyurmuşlar. Salih sohbetine alış. Biz namazda bile demiyor muyuz duamızda namazdan sonra? Allahüm Mahşunlar fi zumratis salihin. Bir Yusuf Aleyhisselam'ın enteveliyi fitdunya vela ahira. Sonra da tevefeni Müslüman ve el hepni biz salihin. Ya Rabbi beni salihlerin içine kat. O Fecr Suresi'nde de görüyoruz zaten.
Orada da salih kulların içine kat. Onlar içine katılmadıkça zor. Şimdi bulamıyoruz dersek, rabıtamıza ağırlık vereceğiz. Şöyle oluyor. Bu rabıta diyelim ki bir baklava hazırladık biz. Evde çok güzel hazırlandı. O fıstıklı olan da hazırlandı. Cevizli olan da hazırlandı. Çok güzel. Ona mahsus zaten. Neler var? Hamurları var. Ona mahsus ekmekleri var vesair var. Yalnız bunun üstüne şırasını dökmeyince kuru bir ekmek gibi olur. Şimdi bizim gönlümüze, bizim gözümüze, bizim hayatımıza, yaşantımıza rabıta-i Şerife'nin nuru dökülmedikçe rabıta-i Şerife vasıtasıyla Cenabı Hak'kın nuru inmedikçe bizde tatlılık olmaz. Kuru kuru oluruz. Gösteriş. Tarikat-ı Aliye'ye girişte gösteriş olur. Evratü Ezkar almakta gösteriş olur. Kıldığımız namazlarda da öyle olur. Beşeri münasebetlerimizde de öyle olur. Böyle basit hal meydana gelir. Basitleşir insan.
Ama rabıtayı Şerife de Allah'ımızın nur feyzi kalbe akacak olursa aynen baklavanın şirası gibi murakabede de akacak olursa, tevhidimizde, okuduğumuz Kuran Azimüşşan'da ne olur o zaman? Buraya askeri böyle rütbesi yüksek olan bir kimse gelir memleketimize. Askeriyeden. Onun yanında da bu kasabanın ileri gelenlerinden bulunurlar. Karşıdan bir kimse gelir. O komutan olan rütbesi de yüksekmiş. Artık tam bilemiyorum. Der ki şu gelen kimse kim? Bu şu memlekette bin kişiyle tartılsa ağır gelir. Ne biliyorsun dediler. Şu yürüyüşünden anlıyorum der. Şu sükunetinden, sekine diyecektim o zaten. Şu sekine halinden, ağırlığından, vakarından anlıyorum. O da dedemin en iyi müridlerinden Klaus salatası. Müritlerinden biri. Yürürken. Tadı bu olur. Başka olmaz. Mesela zikrullah yapıyoruz. Uykularımız geliyor. Esnemeler oluyor. Onun tek sebebi var burada.
Tek sebebi böyle Allah diyoruz, bak hayvanat da zikrediyor. Hayvanat insanlardan çok fazla zikrediyor ama bunun şuurunda değil hayvan. Hayvan zikrediyor. Hiçbir an boş değil ama bunu aklı başında olarak yapmıyor hayvan. Biz insanız. Zikrettiğimiz Mevla ile melkur ile alakayı kurmaktır. Tadı burada. Ondan tatsız oluyor. Allah dediğimiz zaman ashab-ı felküruni el kürküm, Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. İşin salah hali bu. Bir tanesi oturmuş miraba. Öyle zikrediyormuş. Bir ara zikrullah esnasında kendinden geçmiş. Demişler niye böyle feryadı figan hali zuhur etti? Demiş ki ben Allah deyince onun kulum dediğini duyuyorum. Böyle kulum diye gelmezse onu vücudunun her zerresi işitir. Tepeden tırnağım mur olur o. 0 anda. Bir anda kaplar onu. Şöyle bir meltem deriz ya denizin kenarında şöyle bir hafif bir esiş olur. Başka bir misal bulamıyor.
Böyle bir meltem gibi böyle bir süratle çarpmaz da. İnsanı okşayarak geçer. Onun gibi. Onu da belli etmez. Yahu ben ne oluyorum der böyle bir zevke gelir. İlahi bir zevkin içerisinde. Efendimizin bu bize yazmış olduğu ıslah olsun diye yazmış olduğu bu şiirdeki mısrağın biri bu. Salih sohbetine alış. Zalimlere olmayın diye. Bu develden İbrahim Tuna diye üstadımızın evlatlarından biri umreye gitti. Ben diyor umreden geldim. Demek ki orada rabıtasına zikrine çok devam ettiği için bu gençliğinde Evradlı Ezker almış. Yanında da bir hoca varmış. O diyor rabıta ediyor diyor İbrahim Efendi diyor rabıta diyor. Onun diyor yaptığı rabıta da sanki bir kova ile diyor benim kalbimin içine Nuri ilahi akıtılıyor diyor. Öyle diyor bir feyiz alıyor, bir nur diyor. Demek ki bu umrede tatlılaşmış. Rabıta da tadını almış. Al rengini seherlerde diyor ya, seherleri ihya etmiş, yatmamış.
Böyle kölenin biri efendisine yatak hazırlıyor. Demiş, yatağımı yap. Demiş ki, sen benim mevlamsın. Yani bira tabirimi kullanalım, ne yapalım? Senin mevlan demiş gece uyur mu? Vela sinetin vela nevu sinetin vela nevu. Onu uyku tutmaz, haldır yatağa demiş. İsa Aleyhisselam Allah'ı diyor Celle Celalü, sevdiğini ifade eder de gece uyursa o katiptir diyor. Şimdi okuyacağımız eser bu yönleri ile müstesna olduğu için bunlar söyleniyor. Yoksa bizim mürşid-i kamillerimizden seccadesi üzerinde ne kadar uykusu gelirse. Mesela dayanıyor bir yere. O anda uykusunu alıyor zaten. Ne kadar uyuyabilirse. Yani rahatsızlıkları müstesna. Öyle yatağa niye giren kimse değil onlar. Mevlamızın muhabbet yatağına girmiş. Onun tecelli yatağına girmiş. Onun aşk ve muhabbet yatağına girmiş. Gerek yok zaten. Uykuya ihtiyaç bile duymuyor. Olursa da şöyle yanı üzere çekiliyor. Ne kadar uyuyabilirse işi tamamlıyor.
Üstazlarımızda tabii müstesna haller vardır. Kuran-ı Azimüşşan'da geçer. Az bir uyuyorlar. Az bir uyuyorlar. Mevla ile beraber oluyorlar. Bunların hallerini anlatırken burada hepsini okumak mümkün değil. Bir kısmını söyleyecek olursak kendinde bir kere bu yolun evladı olan kimse varlık görmez. Yolun sonunda ise gönül ülkesinin padişahı olur. Maddi varlığın yok sayılmasından ibarettir Umbarek ol. Hakikat mertebesine erişenler ise Allah'ın sırlarının mahremi olurlar. Toprak ve sudan ibaret olan suretten yani tabiattan temizlenirler. Böylece cismi saf olup ruh mesabesine girip Hakk'ın nuru olur. Hakk'ın nuruyla tutuşmak ve bundan hasıl olan aşk ateşiyle yanmaktır. Bu yol. Mutlak varlıktan başka var tanımamak, vehimden ibaret olan diğer varlıkların bahsini kapatmaktır. Şeriata dört elle sarılarak uymak ve sahih iman sahibi olmaktır. Bu maddi beden yapısını yıkıp ruh cihetini mamu eylemektir.