Bal küpünden bal. Sirke küpünden sirke sızar. Allah'ımızın muhabbetine nail olmuş. Aşkına ve şevkine erişmiş. Gönlünü tamamen Halıkı Lemyezere çevirmek suretiyle varidatı ilahiyenin ve füyuzat-ı ilahiyenin ilhamatın mekanı olan, kabı olan Evliyaullah'ın sözleri de elbette tarifi mümkün olmayan ve tadı dil ile ifadeden zor ancak hissedilebilen bir güzelliktir. Onlardan birisi de İbrahim bin Edhem, Kaddafiallahü ve sırra. Söz buraya gelmişken aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyorlar, hadis-i kudsi. Yeryüzü Cenabı hakk'ın kapları mesabesinde. Yeryüzü, semanın kapları. Rabbi Zülcelal'imiz, Allah'ın sevgili kullarının gönülleri de benim kabımdır nurunun ingi kap. İşte o kalbine nur inenlerden birisi buyuruyor ki, ya ulam, ey evladım, inne zahidine fittunya, dünyaya meyletmeyen kimselerin hali, kalp ittehazurga anillahi libasen. Onlar, şimdi bak, dikkat edilirse Allah'tan buyuruyor.
Onlar Cenabıhakk'a tam bir irtibatı sağlayınca Allah'ımız kendi tarafından rıza elbisesini giydiriyor. Bir yerde büyüklerimizden birisinin aleyhinde söz edilir. Sonra bir tanesi demiş ki hakkı teslim etmiş. Cenabı hak ona rıza gömleğini, muhabbet gömleğini giydirmiş. Biz ne yapabiliriz? Cenabı hak giydirirse onu kim çıkarabilir? Ve hubbuhu diferan, Allah'ımızın sevgisi sanki onlarda bir gömlektir. Vel esaratu lehu şiaran. Onda Rabbimizin güzellikleri bir alem olmuş, işaret olmuş. O artık belli. Mesela bakıyorsunuz siz Bakar bakmaz bu diyorsunuz mübarek bir kimse. Efendimizin bu hususta Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çok sözleri var. Evet. Yahulen, inne gad, efet nike ve mehet nike ve allim neka ilmen. Ben sana bazı şeyler söyleyeceğim buyuruyor. Eğer karnınız dolmuş ise, yani yedikten sonra da yemek suretiyle biraz fazla gitmişse siz bunda uyanıklık olacağını zannetmeyin.
Mevlana'mız buyuruyor ya Şems bugün lokmayı iki iki lokma fazla almışım. Hikmet gönlümden akmıyor. Kalem yazmıyor dediği gibi. Allah Allah. Buyuruyor ve la thatma fil hüzün ma kesretin nev. Eğer uykuya dalmış iseniz çok uyuyorsanız o zaman siz de ahiret hüznün olacağını zannetmeyin. Bu hüzün sadece ahiret hüznü genel bir çerçeve çiziliyor ama nedir hüzün onlarda? Mesela ibadette bile hüzün duyar. İbadet ediyor. İbadette hüzün nedir? Neden gafletle yaptın? Neden bir tahiyyatında Rabbimizin huzurunda oturur gibi oturmadın? Neden secdesinde ona yakınlıktır? Bu yakınlığı elde edemedim? Ve buyurun. Eğer dünyaya kalben mil var ise onda da Rabbi Zülcelal'imizin korkusunun olacağını zannetme. Eğer Rabbimizin dışındaki değerlere önem veriliyorsa onun değer vermediklerine o zaman Allah ile üns, Allah ile dostluğun olacağını zannetme.
Eğer takva esasına riayet ederek görevlerini yerine getirmiyorsa, ayağında takva yok da hayırda yürümüyorsa, elinde takva yok da hayırda coşmuyorsa, gözünde takva yok da ibretle bakmıyorsa, kulağında takva yok da hikmetli kelimeleri duyamıyorsa, beyinde beyinde takva yoksa, yüce kudreti düşünmeden mahrum ise bu kimsede de hikmetin olacağını zannetme Hikmetin tarifini Elmalılı Hamdi Yazır hocamız onlarca ifade eder En sonunda şunu beyan buyuruyor. Faydalı olanı alıp zararlı olanı atmaktır. Bundan daha güzel olmaz. Hikmet bu işte. Gönlüne zaten doğuyor. Zararlı olan bir şey, mesela müftüler fetva verilse de kalbinize danışın diye buyuruluyor ya. Gönlü mutmain haline gelince söylenen söz bu muvafık düşmedi diyebiliyor. Bu hikmetle söylüyor. Hikmet tabii ilmin esrarıdır. Alim olunabilir. İlim kendi başına Hadi de değildir. İlim kendi başına insanı hakka da götüremez.