Ruhaniyet ve Maneviyetin Temel İlkeleri ve İhlâs kaydında Kaçi olmaya, külli olmaya ki ashabı batından, batın ashabından, suçlu cihanlardan, belki ondan da büyük Kenbiya Aleyhissalatü Vesselam hazretından asıl çeyizin iktisap iki neşeye mevkuftur. Çeyiz alamıyorum, alıyorum iki şeye bağlıdır ve bazıları üç şeye men unuttur, üç şey olursa çeyiz alınır. Bazı kitaplar bazı büyük de böyledir.…
Kaçi olmaya, külli olmaya ki ashabı batından, batın ashabından, suçlu cihanlardan, belki ondan da büyük Kenbiya Aleyhissalatü Vesselam hazretından asıl çeyizin iktisap iki neşeye mevkuftur. Çeyiz alamıyorum, alıyorum iki şeye bağlıdır ve bazıları üç şeye men unuttur, üç şey olursa çeyiz alınır. Bazı kitaplar bazı büyük de böyledir. Evvelkisi ihlas. Evvelkisi birincisi ihlas. Yani her işini mevlar zaaf için yapar. Geldiğini, ettiğini, ibadetini, itabını, girdiğini, geldiğini, kurucunu, namazını tüm amelinde tek hedefi Allah'ın zaaf. İkincisi edeptir. Edep edepsiz insan feyiz alamaz, ihlassız adam feyiz alamaz. Edep İbrahim ibn-i Ethem Gucs ve Sırralı Aziz Efendimiz. Efendimiz de demiş ki efendim bana himmet et. Bunun için üstadı kırılmışlar. Efendimiz zım olunca utandığından kalkmış. On sekiz senedir padişahlıktan sonra odun çeker. Bana efendim himmet ettiği edepsizlik olmuş.
Efendimiz demiş ki şu baltayı alın, tefe sungurınıstan. Nereye efendim? Edepsizlik etti. Ne dedi? Himmet et. Himmet ettiğinde ne olur demiş. Bir bostancıya bostanlığın suyunu ve çapasını bilir. Kendi şey bilmiyor yahu. Himmet tipler zamanı geldi ama himmet etmiyorum demek oluyor, bir. İkincisi ben hizmetten usandım, bana himmet et de kurtulayım demek oluyor. Çeşitli demiş böyle edepsizlik var bunda. Yaparsın gitsin. Sonra gene geldi. O kadar da Mürşid-i Kamil'e oldu. Allah şefaatta nail. Amin. Yani, edep bu kadar ince, himmet ettiği, lüzumsuz yerden ona demez bile edebe muhalif. Genel ikisi ihlas, ikincisi edep. Tekrarı kapısının üstünde a edep diye yazdı. Zira ahreteyi ancak kulu ve ehlullahtan olur. Kalp, ehlullahın kalbinden olur. Bir müritkanın kalbi ribas-ı ihlastan hararet veyahut evliyaullah hakkında nurani ola.
Meylideb hareketi ola ların berum-i pirz-i meşokları yeyl ve rup meyil. Mürşini kamil'in kalbinden geliyor feyiz. Onun gönlünü rencide ittirdikten sonra, ihlas da olmadıktan sonra kamil keyfeyi daralamaz. Ama üçüncü, ehlullah'a muhabbetiyle demektir. Ehlullah'ı hep fazla sevmez. Zira muhabbet feyzin kisretine de gayet de izdiadına sebeptir. Muhabbet üçüncü ehlullah'a muhabbet eylemettir. Zira muhabbet fihihi kisretine gayet de izleyenına sebepdir. Yani muhabbet kanını ne kadar çok açarsa fihiz o kadar çok gelir kalbine. Muhabbet kaneli kapandıktan sonra damla feyiz kelimenin imkanı olmaz. Onun için muhakkak hedefli olmak lazım. Seviyen mürit madem ki umumü selasei messura ziyade olan, ıslah iyice üslup şiddeten muhabbeti daimi rabıtası ziyade olan, lakoz olan feyiz zaten o kadar mücdah ola. Bakmıyorlar, senin dersini sanıyorlarsa.
Yok, kendinin ihlassızlığı, kendinin edepsizliği, kendinin rabıtasızlığından, muhabbetsizliğinden oluyor. Anlaşıldı değil mi? Müjdat olacağı bila-i ebevmeyi, önleyen mahkum tevevi mütekayindir. Bir dakika dirildikçe akli teyze sebeb şeyi vaattir ki bu işi de muhabbetten ibarettir. Yani bu tip şiir etmeyin çok gelir. İşe çıkma diyor. Lakin tecritsizsızlık ve yekin üzere olmak lazımdır ve namudu. Zira muhabbeti deruni müritten batıl mürşide cari olur. Muhabbet çoğalırsa, çoğalırsa müridin kalbinden mürşidin kalbine gider. Mürşidin kalbi. O yavruyu hatırlamaya başlar, şiir gelmeye başlar. Bir nehri manevîdir. Kitabu zerofa elazu ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke ke keten alep devam, inhizabı pihih hasıl olur. Müşidin kalbinden, onun muhabbetini nit geldiğinde değil gelmeye başlar. Anlaşıldı yani. Has olur. Bugün biri nehri manevitir.
Ruhaniyet ve Maneviyetin Temel İlkeleri ve İhlâs ne anlatıyor?
Ruhaniyet ve Maneviyetin Temel İlkeleri ve İhlâs kaydında Kaçi olmaya, külli olmaya ki ashabı batından, batın ashabından, suçlu cihanlardan, belki ondan da büyük Kenbiya Aleyhissalatü Vesselam hazretından asıl çeyizin iktisap iki neşeye mevkuftur. Çeyiz alamıyorum, alıyorum iki şeye bağlıdır ve bazıları üç şeye men unuttur, üç şey olursa çeyiz alınır. Bazı kitaplar bazı büyük de böyledir.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Üsvatın müritte olan muhabbetin kirlet ve kürsesine göredir. Yani feyzün milleti, kesreti müridin kalbinde olan muhabbeti muhabbetsizliğine göredir. Muhabbetin ne kadar çok? Fühda o kadar çok gelir. Muhabbeti ne kadar az? Fühda o kadar az gelir. Yani her sanatını ıklamaya başlarken istemez. Çünkü nam-ı kafir, müşrik kamil muhabbeti çok hafif bizim gibi olmuş. Ondan sonra teyit getirmiş. Buna bazen önce meali muhakkke nehyi manevi bahri salih olup müridin kabri mürşünün tarafına teveccüh eder. Herkes gayet muhabbet sebebiyle mürit helakik olup mürşidin cemi ahval Mürşid-i Kamil'in kalbine aksiden Allah'tan değil. Senin kalbine büyük kamaştıracak şekilde böyle yakmaya, kavurmaya başlar. Efendimiz bir ulemaya haber verir ki rabıtayı. Biliyoruz ya bir perdemsiz var. Perdemsiz diyor şöyle güneşe tutsun mu önündeki kağıtları cayır cayır yakar.
Unuulan yemeğini pişirmeyeni, evbazı lazım olan ataşı perdesizine elde edebiliyorlar. Mürşid-i Kamil'i kutlayacağının kalbi perdesiz oluyor. Allah'a çok yakın olduğundan, çok yakın olduğundan böyle kim kalbine Mürşid-i Kamil'ini çok yakın tutarsa içerisini cayır cayır yakmaya başlıyor. Başlıyor, Nepal yani çalışmaya. Kesinlikle arkadaşlarımız var mı? Şimdiki arkadaşlarımız severek gönül manada. Nepayır yok. Rabıta'ları, Mürşini Kamil'in, Mürşini Kamil'in muhabbeti rabıta ile çoğalır ve kalbimiz senin kalbine yakındut'u bir dultan, iki dultan, üç dultan dördüncünün başladı. Hikaye yanmaya. Bu yakıcı olan şey onu yakın bir yere ile olur. Efendimiz onun misalında perdesizdir diyor Möşeli Kamil'in kalbi. Allahu Zülcelal hazretlerinin füyuzatına perdelersiz. Füyuzatatı aldın mı mürid?
Gayina kalbini, efendisinin kalbine, bu tarsını, bu tarsını, bu tarsa olanın vesayeti çalışmaya başlar bin Belki galebe-i muhabbet sebebiyle mürid, fena teşrik olup müridin cemi, ahvali, cefayı, bahnede kalbi müride münakesi olur gelir. Halleder hiç durmadan ağlar zahmet et. Adam sus niye ağlıyor? Sonra bize haber vereceğiz. Efendimizin zabıtasını yapsa yapsa açıktan hacca aleyhını siydi yanıma oturuyor. Yani var. E, taşraya girerken, ne girerken ben neyi diyeyim? Haya ediyorum. Hiç gözümden kayb olmaz. Fenafişik oldun mu? Hiç kayb edemiyorum. Mesela hastaya, çaresine kayıp olur. Hakikaten birisine kayıp olmuş. Geldi oturdum, bu seccade geliyor. Buna diyorlar fenafişşik diye.
Şeyhin muhafdinde kalbi fenaya gitti ama bu fenafişşik sebebiyle defayı vahidede midesi anda kalbi müride defayı vahidede şeyhin, mürşidin, chiahvani, mürşiddet olan celyi-i haliye, ahlakda, hamidede defayı vahidede müridin kalbine münakdis kol verir. Yani nasıl güneşe, aynayı bitince bir anda kemalat-ı güneş aynanın içine iri verir. Bu kadar. Efendimizin huyunu her huyu ona benzer. Doğru söylüyorsun. Şimdi bize söyle. Hangımızın huyu Efendimizin huyunu eder? Kılındır. Hiçbirimiz yok. Çünkü tutamıyoruz, yapamıyoruz da ondan oluyor. Bir dahaki muhabbet diğer iki emri yani edep ve ihlası müstezim olur. Yani fikriniz gelmeye sebep üç şeyi değil ki birisi ihlas. Her şeyi Allah rızası için yapmaya ihlas denir. Birisi de edep deliyorduk, çöp edepli. Birisi de deliyorduk, mürşide muhabbet. Mürşide muhabbeti yanımızda olursa şey gelir. Öteki iki ismi mıknatıs gibi o çeker.
Size muhabbet olan kimse mahbubu hakkında edebe riayet ve ihlasa mübadret ile gelmiştir. Nitekim komplike şey cami ve yusuf'du, denildi. İnsan bir kimseyi severse onun için kulağı sağır olup bozuk fır olurmuş. Anlamadım. Anlatırım ben. Ben öyle böyle anlatırım. Usulsunuz. Sevdiğim bir dostun kusurunu söylerlerse geliniyle şöyle yetmiş Mustafa Hanım'ı dövdü. Hiç duymadım onu. Vallahi billahi zerre kadar yaklaştırmam lazım. Babamın da şöyle şöyle kusur gördüm. Kulağı sağı, gönül de kır. Yani onu bize imtihan için yaptı. Ben de gördüm mü her şerife var. Yani yapısını görebilir sevdiğini. Ne de suçunu duyabilir. Hiçbir şeyini bulasağı gözükür. Yani bula sırt iyiliğini duyar, gözüne sırt iyiliğini görür. Bunun için ihlasla edepte kendi kendine gelir. O adamı terakkiye sebep olan hal onda zuhur eder. Diğerini okumaya imkanım olmayacaksak bazı yerlerden size okuyayım inşallah.
Amma edep rabıta edebi kemali oldun ki hazineyi hayal ki iki gözü mabeynidir. IŞİD-i Kamil'in filiz gelen yeri içi kaşının arası. Mesvese ne geldi orayı? Kutu yedi mi? İki yere geldi. Kerem'e vesvese. Fatma'ta zurnem validemiz ya Muhammed giden senin işi kaşığın arasına baktın mı buradan nur geliyor gazime. Ahır makıta üniversitlerinde kukla cihanlarının burasına baktın mı böyle nur gelecek. Buradan fışkırılmış. Git kalpten zannediyordur ki iki başının arasından oradan akar. Ne alaka bütün dünyaya yetecek kadar büyük depoymuş. Aşağıfan gibi geniş. Hele kalbi arşunda hepimiz kesemizi şölen kucakladı, bütün yanında. Şimdi bir çeşme bir et. Hele kalbi arşurtla. Kalbim arşürrahman. Eyyü ifadeyi döndü. Şöyle böyle sürtüyor. Bir yere gömdün, gözümden dedim bir yere gönderdin daha yoruldum ya. Yani böyle işte. Sen dünyada velev yolunda onların kalbi aşağıdan gibi tarafından pir fışkırıyor.
Nasıl uzatsam öyle geliyor yani. Kalbi uzatıyor müddetçe. İyice uzatmayalım dilimizden de kitabı çok okuyacak. Mabeynidir. İki gözünün mabeyni iki kaşının arasıdır. Alınla mürşidin yeşi ruhaniyetine içine belki iki gözü mabeynine nazar ehliyetin bir de orası membaa feyizdir. Feyn kaynağı ora. Allah hayrına bizi. Buşide Hülahaza kılıp 10 defa garasından bir ter lisanını aynı hayalından kayıp gitmeyesin. O oradan dökülen feyiz içerinde kızarıyor. Zaman zaman lütuf kendinden gaip hali zuhuru ile na na na na na na na na na na na na na na na na na na na na nacek vaziyete yenir insan. O zaman mürşide dönermiş bazısı şenaşların zana dinle ben Allah'a götürüyorum sizi diyor. Davuta yaklaşıyor zaman Allah'a gönderin, geriye dönme. Birisi efendimiz Erşi'nin zırh gibi hal oluyor böyle gayb. O ayıp haline. Kaybol dünyevi böyle. Ulucami diye koşma nefesini kefir ya.
Bunlar diğeri bir nebvelesi çardak alanlar olur bazen. Böyle batta ateşir haykır. Ayacak şekilde olmaz diyor efendimiz. Pek ilerisine göremem. Ne haykırmalı? Rabıta'da böyle bir şey var kardeşlerimla bir katil olduğundan. Yapamadığımızdan öbür bu görmemiş branş tarlaya vermişim. Yani suratın böyle rabıta'yı çok isterim. Hıhı. Sıraya gelmiştir. Aynı hayalinden gayretiyetini hatta nefsinden kayıp olasın. Bunu diyordu mu? Nefsinden gayrı değil ya kare kalbe nihayet yoktur. Lucidi Kamil'ün, Kalgül'ün yerin dinine nihayet yoktur. Onun nihayeti bulunmaz. Yani kat sen hasıl olur. Allah'ı görmek de kat sen hasıl olur. Onlar Mevla ile alakalı onların kalbi. Elcemi hukuklu rabıta ile olsa gücün yönünden tespadır. Yani tarikatlar vefayıden Şundan daha Küatlı haydalı rabıtadır. İyi ki benim gardaşım hem de. Bundan hızlıca vereceğim ve yapacağım inşallah. Zira maksud yoktur. Allah'tır maksud.
Rabıta ise hemen senin için sihri ile Allah'a vesiledir. Maksadımız sırf rızayı bulmak. Rızaya götürmen için anca rabıta götürür. Sen ne mali şöyle. Sen Allah'a korusun. Allah'a razı olsun. Allah. Eğer Allah'a olamıyorsan, zühru Allah'a olamıyorsan Allah'a olan kutlu cihanların ol onlar sizi Allah'a ihsan etsin. Allah'a kavuştursun. Bu mana yani şeyi manası böyle. Eğer cemin hukuk bu rabıta ile olsa yüzün yönünden efradır, viran mahsus zattır. Rabıta 7 senin için şiiri giden laidesidir. Eğer denilse ki rabıtaya delil sabit var mıdır? Efendim rabıta için itiraz ediyor hocanın annemin diyeli var mı? Biz deriz ki evet, kitap ve sünnet ve fiyasla gelin sabittir. Fiyasla da, sünnetle de, Kuran'la da, savunma amma kitapla sübutu Hak Teala'nın fesavibillah, bismillah ve tagu ile hilvesile. Havdi şehipidir. Ves tagu ile hilr. Vesileye tagu onun kulları.
Hacı Zülfikar hocam burada diyeyim Hafız Ali Hoca vardı ya, kimse dedi ki, ah şu rabıtayı koyması lazım tarikatlar. Neden sonra Hafız Ali Efendi dedi. Ne diyorsun sen dedi böyle ahmak diye konuşun dedi. Hoca çok büyük azalmadı. Rabıta olmazsa bir adım atamaz insan tarikatlar. Bütün tarikatın zirvesi, en yükseği rabıtadır, demek. Ben sana soruyorum dedi, bir yere gidince kazık çığlık dikmesen, çığlığa yetmesen, bakmasan, sulamasan Allah üzülme. O dedi ki, bu şidin bana verdiğim eden Allah yerdiysen de olur böyle. Ne diye yüzünü isteyince vermiyor. Onu da Allah'a vereceğiz, secde de Allah'a vereceğiz. Allah yaş üzüm yerde yiyelim şimdi. Yok, illa bana geleceksin, geleceğiz, şunu oraya bağmışsın. O şudur üzümü yiyoruz. Sebebi, vesilesi, Allah öyle halt etmiş, fiğizin vesilesi de ve lekad keramet der, beni alem gibi olan mutlu cihan. Onunculuğu da oluyor.
Ona iyi bahar, ona iyi rabıtailer, onun yolunda yuvarlanırsan o üzümü, fiil üzümünü fiil şerbetini fiil nurunu öyle içmiş olacaksın dedi. Yazıklar olsun sizin gibi kısaka, kafalı insanlara hicri bilmeden böyle hareket ediyorsunuz diye çok fazla söylerler ve Kuran-ı Kerim de zevke'ud edilmesiyle kavli Şerifidir veya denilmez ki burada vesileden burası, rabıtanın gayrıdır diyen hocalar olsa biz deriz ki mefulhamdır, umuma aittir. Kuran-ı Kerim'in Şii talebi vesile ile emri sadık ol olduysa rabıta vesailin efsalıdır diyor ve Vesilei peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem yahut ne ayıbidir. Kuran-ı Kerim'de de bu. Benim tarafımdan zikir oldu. Şöyle onlara. Allah'a muhabbet ediyorum icabında bulunanlara. Diyor ki Bana tabi olursanız Allah size muhabbet eder yoksa size muhabbet etmez. Siz Yahudi nasname olarak kalır. Onlar öyle oldular.
Yani peygambere hacet yok ise bizim peygamberimiz dediler. Musallarını diyorlar. Dışında anmalı bütün dünya ilim ile tarıma karış olduğu olan tebessümlerin, et sarayan doğan Allah olmaz dediler. Tabii peygamber. Ona bir peygamberdi. Buna inandı şimdi. Hristiyanlıklığa inandılar. Allah diyor verdiler. Böyle bizim peygamberimiz ayrı, o peygamber ayrı. Allahu Teala ıslatmadı. Peygamberimiz gelince o peygamberin hakkını kaldırıverdi. Eğer Musa benim günümde olsaydı bana ümmet olmaya mecburuz diyor. İsa Aleyhisselam geleceğiz. Diyeceğiz, ben peygamber olaraktan gelmedin mi? Hasası peygamberin ümmeti olarak geldim diye. Dihihihi Ali ve Sünüh imam olacak, kendi arkasında namaz soracak. Ve Muhammed Aleyhisselam'ın evladını böyle düşüp imam olamam ben diyecek İsa Aleyhisselam. Niye diyorsun sen ya böyle? Nura, ittiba, mefbu on bu, bu illetini veya tahayyülünü, iftisaire.
Eğer öyle olmasa ittiba akıl olunmazdı. Kabe olunmaz, akıllanmazdı. Buna sünnet ile subutu İmamı Buhari'nin zikrettiği vesile Hazreti Ebu Yusuf Sıddık Radıyallahu anh, Hazreti resulü ethem, Sallallahü'l-Arabî Hazretleri'ne şikayet ve bihatr-i ruhaniye ya Muhammed dedi. Halada bile hayalimden ünfe olmuyorsunuz ya Muhammed dedi. Şikayet ediyorum. Yani halaya giriyorum. Affedersin ve saniye taalluk et. Yine benden galip olmayan ben şaştım dedi. Hayalından münfekk olmuyorsunuz diye hikaye şikayet etmişlerdir. Hazreti Sıddık etler bu sebeple Hazreti Fahr-i Alem sallanan zırhlarından gayetle haya ederdi bir tanesi. Amma beyaz ve subutu vesail-i mahsuda bir zat, vesail-i mahsuda muayyen olduğu için hasiyete tahayyül etmek reistir ancak memnu olan nefis ve sahili maksud-i bizzat kırmaktır. Lakin hal böyle değildir.
Bir kir ise emrin beynini fark edemezlerler de onun için rabıtaya mana sunmuşlardır. Ama bu işin hizmetine gelmek sebebi birkaç deyim üzeredir. Rabıta anladık efendim rabıta, Halıkü zülcelal'ın Kuran-ı Kerim'de Redduni maassalifin saadetin'le beraber onun emri kafi geliyor. Yani saadetin kutlu cihanlarmış onlar. Yanında oturmanın imkanı yok. Yanında otursak işimiz var, gücümüz var, samanımız var, sahramız var, çocuklarımız beslenmenize imkan yok. Samanında da sahramı çekerken de, bahçeni teperken de dayibi evliyaullah ne olduğunu mu? O lefaip koş yiyenle çalışmazmış Müerme. Ederim sen Klaus havuz babama diyemedim. Utanıyor insan kendi babasına. Hani Ramazan dersine Tukaş'tan danışır. Ben de onunla danışmam. Babayla ağır gelir. Ondan sonra ona tanıştırırım. Varsın ben şöyle dizlerim, şüpheli yerine. Ona danışır. Gün ona danışmış.
Kulauğsuzda danışayım da Kulauğsuz dedi ki kardeşim üç gün dedi Hacı EFALİT Efendimiz'i hiç gözümden sahibine yerirken camiye gidip üç günde bütün uyuşüp kendi kendine harekete gelir. Babama dedim havuz burada olur mu canım diyor. Şu daha genç. Oğlum ara sıra yap dedi. Hal böyle çalış. İşte evdeki hallerim oydu. Ne derdim ne cezbelemez böyle. Böyle vaziyetimiz vardı. Şimdi hepsini kaybettik ama limanda olduk. Ondan sonra rabıtaya kardeşim çok devam edeceğiz inşallah. Efendim, arkadaşlarım, birebir soracağız. Şimdi orayı bir tanesi de bu şelin hizmetine gelmek eden birkaç nevi özel. Elbette abdestli olmalı. İkincisi, yeni zülükle kusuruna, kusurundan, gafletinden on beş kere yahut yirmi beş kere istiğfar ettirmesidir. Üçüncü, Fatiha ve İhlaslı şerif kıraat Müşidin ruhaniyetine ihyaili melik ve bütün Müşidin-i Kahilin ruhaniyetine bu iddia-i ilahinasında affettiği Melik.
Bir insanın yanına deyiler zaman siz diyere geçen bunları haksız sığmalı, istiğfar okumalı. Küçük olan sil Fatiha ile şu haniyete göndermeli, bereket etmeli. Biz ikramdan da gelirdi yeryüzünde insana. Bu üç şey tablet şuurudur. Daha Gitmeden, yola çıkmadan büyük şey yapılması lazım. Efendim yeniden terterleri neymiş? Birincisi abdestli olmak. İkincisi, gemicülük ve kusurundan ve gafletinden on beş yıl iki bin beş defa istiğfar etmeli, istiğfar etmeli. Üçüncü, bir Fatiha, küçük klas-ı şerifle sıra asla mürşidin rüyasını iddia eylemeli. Üç böyle bitti. Mürçe kable şuru en özel olmalı aynı mescide diyeceğiz istifaza kalbini mürşidin kalbine tamam rab eyleeye. Yirmi ve varlığı kutlu ise kalbinde mürşidin kalbine rahat ile bağlaya hiç başka hava akıl gelmemeli için lakin ihlas ve muhabbetle çözere. Kendisiyle ruhaniyeti beraber mide doğurursa nazarında olduğunu gezin ve insaniyeye.
Yani bu şiidin ruhanesi seninle beraber İstanbul'dan buraya mı geliyor? Yo. Onun indinde bütün dünya bir tabak kadar var. Ya sen nereye gitsen o tabağın içine dönüyorsun. Bunların hikayesi var ya, çekmeyeceğim. Üzüm yok. Şeğimizi, sansür suyu hikayelerle doldurmayalım, esatları alalım. Zira ruhaniyet için ficap, ruhaniyet için perde, uzaklık, grup, yakınlık, madde dünyevi bir şey, sünneti yoktur. Bunların gözü açılmış. Vallahi diyor Ömer Bey, geçen konuşuyordu şeyde İstanbul'da. Vallahi diyor. İhvanlardan birçoğu İhvan diyor. Efendimiz'i içinde görmüş. Ayrı ayrı teveccüh buyurduğunu yıkılmışlar hep. Vallahi diyor o saatte Efendimiz ruhu hata etti. Uyku da böyle yaparsa uyanırsa ne yapıyor diyor. Bunların uykusu da mani değermiş yani. Bu yurridu. Korların kursuna korkmaz. Herhalde beraber müridiyle beraber. Çok şey, rahatını da doldurmayacağız onu da.
Cuma ehli ruhaniyetin huzuru huzuru kalp mürid ile beraberdir. Kalpten çıkarmadığımız kalbindeyiz, giyince seni var gibi dur, rüyadır. Zira ruhaniyet lema al basardan esrardır. Simşak çakmadan daha yakındır. Belki mürid-i makbuldan yapma ve nenem halinde, uyku ve uyanık halinde müritten ruhaniyeti münfi ebediyen müntek olmaz, cemediyyen ayrılmaz.
Kaynak: Genel
Ruhaniyet ve Maneviyetin Temel İlkeleri ve… | Mihmandar