Bir gün parlamenterlerle birisi geldi. Dedi ki, yavrunuz ne oldu, kurtuldu mu dedi. Adam böyle bir şaşkın hale geldi. Tam ayakkabısını giyecek, giyecek. İçeri girmek istedi. Yahu ne biliyor dedi. Benim çocuk denizde boğuluyordu, biri el onu kurtarmış dedi. Bir gün hacap kullanmayacağımızı tanımış oluyor. Böyle Kayseri'den bir misafir geldi. Şöyle ince bir boğaz, yaşlı, gözleri pırıl pırıl. Sanki ömür gibi parlıyor. Böyle dikkat çeken birisi. Dedi, efendimizin yanında oturanı gördünüz mü dedi. Tabi durdu. Sükut ettik. Dedi ki, hacı Hasan efendimizin yanında oturan Hızır aleyhisselamdı dedi. Bazen görürsünüz. Devlet reisleri. İşte bir ülkeye gider diyelim Pakistan'a gidiyor. Başka nereye? Suriye'ye gidiyor. Böyle devletler arası görüşmelere gidiyor. Giderken yardımcılarını alır. Bakanlarını alır. Artık istişare kurulu. Neyse bunlar kendilerine ait. Onları alır bir uçak dolu insanına gider.
Evliyaullah. Bir yerde bulunurken tek başına bulunmaz. Bizim gözlerimiz görmeyebilir ama Allah'ın sevgili dostlarıyla etrafı dolu olur. Biz Mürşid-i Kamilimizin bulunduğu yerde, işte arabada insanlar gözyaşını tutamıyor. Bulunduğu meclisten ederken, bir cazibe var. Bir etrafı dolu. Ya üçler var. Ya yediler var. Ya ırklar var. Biz bunu hesap edemeyiz. Biz sevgi duyar, saygı gösteririz. İstikamet insan, İstikamet bu mübarek yola girmiş diyelim İhsan mektebini, müdavimi, mutedil, orta. İlk girdiğinde bir hızlı, gece uyku kalmamış, gündüz gayret, çaba hiç durmaz. Gelir, gider. Bu orta olacak. Böyle çok süratli kalkıp da ondan sonra tamamen terk olmayacak. Ölçülü. Böyle şerri esaslara uygun bir şekilde muhabbetimizde de hep orta yolu tutacağız. Yani o aşkımız, şevkimiz hayatımızın sonuna kadar devam edecek. Sami Efendi Hazretleri üstadımıza bir soru sormuş.
Buyurmuş ki, Hasan Efendi size evlatlarınız ne zaman gelir? Efendim yanıp yakıldıkları zaman çok gelirler. Bir tanesi anlattı. Burada Kirazlı köyü var. Var. Şu dağdan Kirazlı köyü. Dağdan kış günü diyor, o zaman karda çok ve kurtlar da var. Üç defa gelmiş gitmişim diyor bir günde diyor. Karmış. Tipiymiş. Boray'mış. Soğukmuş. Tanımadım diyor. Sonra da üstadımız davetle getirdi. Ya.