Yani bir efendinin yanında sıradan içemezdim. Daha gününün yanında, mutlu cihanın yanında içemezdim. Nasıl benim huzurumda içiyorum diyor. Bazı uzlaşlarımız var böyle laubali hem tahribattan hem de sığara içebilir. Yazıklar olsun da bunları açar. Bizim memleketimizde Mevla'ya hamdolsun, tek sınav içen olmaz. İçerse alınmaz. Niye bu biz atlarda beraber tarikat olsun? Tarikat konmuyor, konmuyor dahildir. Böyle necasetle bu evde sormuş kimse içine almaz. Bir gün Şahin naksi belli Efendimiz Allah şefaatine nail etti Ya Rabbi. Sohbete oturmuşlar lezzet gelmiyor demiş lezzet gelmiyor. Lezzetin kesik yeri var. Bir hanel kesik nereden gelmiyor? Demiş efendim içinizde bir mümkün var mutlaka demiş. Aramışlar halde efendim, aynı kardeşlerimiz? Ayakkabılığa, asalığa bakın. Efendim demiş bir münkir asası gelmiş. Yani asanın içerisine, asayla gelirmiş.
Bir münkir asayı dışarıya atmışlarmış füyuzat boşalmış. Bir gün yine aynı olmuş bir ayakkabı bulmuşlar, bir bobu çıkarın diyor. Bunları böyle dilim ile söyleyip geçmeyeyim. Neşiat, aynı hayat kitabından okumuştum. O babucu atınca füyuzat boşalıyor. Bir gün Şah-i Nakşibendi efendimiz yine ilk ödeyecekler lezzet yok, ifvanın içinden bir mümkün korkusu geliyormuş. İçinizden bir mümkün korkusu geliyor. Demiş ki: Biz inkar edenlerden değildik. Hem dersinle mümkün kokusu duyuyorum niye buyuruyor ya demiş. Yani sende imkan kokusu var, efendim çamaşır yıkılıp miltonum yoktu da komşu bir tarikatı inkar eden adamın miltonunu giymiştim gömleğini ondan mola çıkar üstünden ah canım demiş. Çıkanmış dışarıya soyunmuş gelmişmiş. Allah, Allah, Allah, Siz niye derseniz ben ordayım.
Allah, Halık-ı Zülcelal Yani Namazda olsun, zikirde olsun, sohbette olsun, hıfanla, tecemuda olsun, yüzle vurursa olsun Hacı Esan efendimiz Allah görür gibi, Peygamberimiz de bu hadisinde Allah'ı görür gibi namaz kılın, kendine Allah'ı görüyor gibi. Siz Allah'ı göremiyorsunuz ama göremezseniz Allah seni görüyor gibi yapın da bakın işin gözüne bazı gün sohbet oluyor biliyorsunuz. Bütün arkadaşlar deviri düşüyor şuraya. Ne oluyor? Bağırma, çığırma da yok. Allah hazır nazır olduğu tecelli ettin mi? Allah, Allah, Allah, Allah derken kaybolup gidiyor. Yıkmam Allah'a diyor, düşün. Bak şu paranın hali bu. Bağırmaya, çevirmeye üzüyor. Hiç böyle ingilti yapıldığı zamanları birisi beş derecelik işiylesa lezzet yok derler. Biz bizi biri dede edin, dede edin, dede derler. Yani Kencel'dan da ismini dede bulmuşlar o hatırımda. Bir de sonra Abdullah eder, Allah'ın razı olsun, diyor ki işi daha var zat.
Allah rızası için dışarıda haber vermeyin. Allah derken Allah'ımız görünür gibi, yani Allah bizi görüyor gibi, diyelim bunlarda cümle derken hepimiz oralara yıkılma hali olur. Böyle kardeşim tam bir andolsun bu, ins etmeyen niyazizm yok, duyulmayan niyazizm yok. Peygamberimiz, yirmi bir milyon koyacak kadar Yani içeriye gelen feyhuzu dışarıya atma dökme, yani herhangi bir kahveyi, çayı, çorbayı. Düşün ne kadar bir şeyler var, onu fazla vurdu mu dışarıya açtın mı bir lüzum yok. Halbuki geniş tutmak lazım. Geliştirmek, çok büyük Elleri titremeye başladı. Azıcık daha konuştum, dişleri titremeye başladı. Azıcık daha ufayı semaya dikti böyle arşı, ağzıma bak kalbime. Şimdi, adamı payib etti, gözü döndü, ölüyor gibi. Kardeşim, masum dökün elini yüzünü yıkıyorum. Ne yapayım? Salavat getirdin, hayat durun. Ben öteki tekrar gittim. Geldim ki: Daha beter olmuş.
Yusuf Efendi, sonra sorduktan mesela ayıp. Ne diyor sen? Kitaplarla görmüyor musun efendim? Men ediyorsun. Böyle ayıp hali gelmiş. Şah-ı Nakşibend efendinin gayb hali geldi mi? Şahihından Rasulullah'a, Rasulullah'tan da Allah'a doğru gayb hale çevireceğiz. Mevla'ya kavuşuyor o zaman. Ben Mevla'ya boğuşum niye benim böyle men ettim? Dedi. Ama sen bir polis sanar mısın? Cuma günü ziyaret Yahya'ya Halep tut. Her adam, her sınıftan adam gelir hocamı ziyaret edeyim diye. Onlar seni bu halde görürse Efendimiz tayin olduğuna bu halde dedim yani. Ayeti Allah şimdi. Adam bu kadar işin iç tarafına geçmiş. Yani hafif polis bizi arıyor, hem de bizim içimizden Allah'ı zikrederken de hiç bunun gibi bir kazanç kırmadım ben daha böyle yapıyorduk. Onun için şimdi özdeştiler benim işi. Sırf ilahayla, sırf dağılma ile, sırf çığırmayla bu naspur. Gözlerimizi yumruk bu sıhhatlerince lezzetin içinde vuralım.
Kardeşlarımız sonra şey koydular teyp bırakamıyoruz sözü de şöyle bitirelim biiznillah.