Ruhani Yolculuk ve Manevi Uyanış kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bütün peygamberlerini yazan evliya-i kiram, mümin müminab, Müslüm Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, akrabayı taallukımızın ruh talebelerine, darların başında kalan hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir…
Ruhani Yolculuk ve Manevi Uyanış kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bütün peygamberlerini yazan evliya-i kiram, mümin müminab, Müslüm Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, akrabayı taallukımızın ruh talebelerine, darların başında kalan hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bütün peygamberlerini yazan evliya-i kiram, mümin müminab, Müslüm Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, akrabayı taallukımızın ruh talebelerine, darların başında kalan hakile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan bir kardeşlerimizin ruhuna üç Horasan padişah. İşte zevkimden keyfimden padişah oldu. Hiçbir gün yatağında yatıyor. Manun mezhebinden kırp kırp bir ses geliyor. Kim o? Var olsun damın başında eve yitirdim, deve arıyor. Hep ibret alalım işte şöyle, düşünelim yani. Kıssadan hıfsa almak lazım. Deve damın üstünde olur mu? Deve damın üstüne çıkar mı? Bu akıl kabul eder mi? Deve damın üstüne çıkmayacağını biliyorum da yatağın içinde sabah hala gafletle, yatmakla Allah'ın rızası bulunur mu? Mu?
Yani bakayım kaza namazı gideyim, tehelçıtkaliyim, istiğfar okuyayım, tövbe edeyim, Allah diyeyim, ibadet edeyim demiyorum da yatakta uzanmışsın kocaman padişah, her şeye aklın yeter de Allah'ın rızası dün ayağını uzatıp yatmayla bulunmaz mı bulunmaz mı diyor. Ben de senden soruyorum diyor kaybolup gidiyor. O bağlar içerisine bir kataş düşmüş, dağılan. Uyuyamıyor, dönüyor, ağlıyor ama ibadet de inemiyor, alıştım de yani. Evet, sen alıştım oldu yıllar abdestini alış, namazını kılın, seccadeye oturup gözlerini yumur, Mevla'ya boyun bükük gözlerinden dökme herkese nasip değer. O Allah'ın bir dökmek. Allah alemi ervahta güzel nasip etmiş bu mesleki. Tavsiye o zaman onu yapacak bir yerde arkadaşlar. Sabah anasını geliyor. O sene altın kaptanlı, cariye Ümünde, muhterem altın kaptanlığı gerisinden seksen tane, böyle onların arasında gidiyor. Erkanı Devlet kartına geçiyor.
Hem de mutluyum padişahım, o devir yani tahtına oturuyor. Bir kat bunu diyor o ataş, o sıkıntı, o geceki çektiği meşakkat o ağır duyduğu sözler onu oturuyor bakmışlar ki kapıyı mis açmış milleti yarıp geliyor Nöbet çok ne geçebiliyor, nöbetçi geçebiliyor, ne polis geçebiliyor, ne jandarma geçebiliyor, ne bu hafız gelebiliyor. Bu gelmiş buraya elini koymuş masaya. Ne yavrum ne İstanbul'a mı demiş? Bak bu şöyle vaziyetine ahşaplık geveciye benzer çorabını dışından kesmiş. Böyle aba giymiş sırtına, aynı geveciye şefi. Ne yapıyorsun oğlum sen ne arıyorsun burada benim bu şeyimdi, serayımdı, şeyimdi. Ben hana geldim diyor. Sen tanıyor musun diyor. Evet, ben hana geldim diyor. Bura Han Bey ne olur bura benim Seray-ı Hümayun'um. Yani bura Seray-ı Hümayun demiş. Sen öyle anne zannetme, e senden evvel kimin yüzü demiş bura. Benden evvel demiş babam mı dedi?
Babam da evvel kimin yüzü demiş, dedem öldü. Dedem de evvel kimin yüzü içertimin daha geçmiş benim padişahlık evlattan evlalar kalırdı böyle hisseden gelirdi. İşte ben han olduğunu ondan bildim. Biri gelip biri gittin mi oraya han dinler. Hiç kimse malul olmasın. O birisi gelir, hobisi gider. O birisi gelir, hobisi gider. O deyince kimseye kalmaz kardeş lazım. Onun için biz ibadetimize, itirazımıza bakalım. Her şeyi düşünüp kafamıza sıkıntı etmeye çalışmayalım. Allah rızası için. Yani bir hocamız olarak, babamız olarak, toyık amcamız olarak hayırlı evit bunlar kimsenin aleyhinde diyerek Sinan şuralarda sohbet olur, senelerce oldu ve ha biz de sap kartı lafını gelmiş diyelim ve şurada o, bu da olur. Ne lazım bize onlar lazım değil. Bize ahirete girerken iyi ki Allah'ın rızasını bulup, ölürken Allah, Allah diye, iman da ölmez. Bu dünya, bu dünya bildiğiniz gibi değil. Nasıl?
Yani sizinle konuştuğum şeyleri de Nuh Aleyhisselam Vesselam Efendimiz bin elli yaşına vardı, dokuz yüz elli sene peygamberlik etti. Çak Vakası Kuran-ı Kerim'de. Nasıl geçtin dünyayı diyor iki kapılı ham buldum buradan girdim, şu kapıdan çıktım gittim. Bin elli sene de yaşadığımı bu kadar biliyorum. Dünkülere dedim oturuyoruz, Kuran'ı gibisiniz, devam edelim evet. Bir et sonra Fatiha çekilecek. Efendim, iş biteceğiz çıkıp gideceğiz aslında. Hiç batırdığımız bende olacak mı ya diyor. O gün haftada oturmuştunuz hiç bende olur mu? Gerçekten gider hayat bunun gibi. Üstadın hayatı diyor bir insan suya gömülür de böyle buharır kafasını çıkarıverir sudan çünkü burnuna kulağına su girecek çıkarıverir O suyun içindeki durduğunu dünyadaki duruş kafasını kaldırır erişi ahirete geniş olacak. Allah cümlemize imandan nailsın. Enerjılı Bey biz hep işi kazmayacağız hiç.
Böyle kaç defa doldu boşaldı böyle yedi dakika. Dünya doldu doldu pır hıpır hıpırla doldu. Adem Aleyhisselam bin sene yaşadı. Havlu annemiz bin bir sene yaşadı. Nuh Aleyhisselam bin elli sene yaşadı. Şartların çok şeyi var huzurdan haşa efendim yaşı var Firavun'un birçok yaşı var. Hem yetmişlerde yetmişlerde biz kalacağımız hiç imkanı mı var? İşte bir Yusuf Allah gaflet uykusundan uyandırsın. Amin. Gaflet uykusundayım. İnesim uyuyor diyor Peygamberimiz. Yani gaflet uykusunda uyuyor, ölünce uyanıver ki amma savaşan amacım geçer hiçbir faydasin göremem, ölünce uyanmanın. Bu sözlerimiz tahrik ederek bizi uyandırsın diye konuşuyoruz. Hem dün cezasına kadar uyanalım bu işi ibadeti itaatı yerli gerice yapalım inşallah. Allah'ımız atletten şimdiden bizi uyandırsın. Gene rahatsız oldum ben. Hatlarımı çekin dedi. Rezil bizi ara çıksın dışarıya. Bir o aç kalın dedi. İbrahim Gineten.
Onun gitti Hanbeli gitti. Hüzünkı İlyas Aleyhisselam'mış damının üzerinde gezen, Burak Hızır Aleyhisselam'mış. Yani gelip bunu irşad etmek istiyorlarmış Padişahı Hızır'ını, İlyas'ını Allah'ımızı gönderiyor. Atlara binip de giderken, Sanat Özusun kardeş, Üstadın ellerinden çıkmış yası, Tezkireddin Evliya'da. Ben bunu bizden Nevak şeyden Müzeki Nüfus kitabında o Türk Yaşlığında okumuştum. Daha acı böyle şeyler var onun. Şöyle yazılmış. Batın nehrinden intabah ya İbrahim, böyle ses gelir. Sonra şöyle bakın kendi atın ehehinin karşından geliyor sev. Uyan ya İbrahim, yeniden bile. Işık gidiyor, duymasından geliyor. İnşaat olmak istemiyor, yola gelmeyi istemiyor. Tekrar azıcık da gittin mi? Bakmış ki bir keyif çıkmış evine saf, yetisi, şey. Hemen seni hazırlamış, okulu vuracağı zaman geyik geriye dönmüş.
Allah seni o uğurlamak için mi halfetti yoksa ibadet, itaat, Allah'ın rızasını bulmanın için mi seni halk etti? Sen hiç düşünmem mi demiştin? Artık caminin yerinden yağdır kıssadı, Attan geldiğini aşağı atı verdi. O çengelli elbiseleri yoldu, ben istemiyorum. Bunların içinde çoban varmış oraya, gel çoban Başladılar melekler ağlamaya Ya Rabbi! Padişah çengelli elbiseleri yıktı kastı kastı da şimdi çobanın kefeni ile takkasının altında kaldı. Melekleri ağlattı yani perihtahlar diyor hıçkırık hıçkırık ağladılar. Allah şefaatine nail. Şevkak olsun esas olsun tahrik edeyim. Onu ayak üstün, Konya'da on sene evvel konuşmuşum. İşte Yüksel İslam enstitüler, Ödülleri, Topçu vaydallar, Halikemallah çok. Hın saat gece saat iki ya kadar sohbet edildi. Yani çok güzel sohbetler edildi. De dur bir Bismillah deyince adam suya düşmedi köprüyle şeyin arasında gözüne saldı.
Hemen böyle keramet keşif sonra üretmeye başladı gittim. Hazretlerilarına Sıdrağımıza sağdan olgun getir de tekke de yahsın var dedi. Peki, dedi. On sekiz sene olunca sırtında buraları yara olmuştur böyle padişahım emir tutuyor böyle Size Kalikaf-ı Aliyyenin ve adabımla konuşmuş oluyorum bu sırada bir gün on sekiz sene sonra geldi diz çöktü Efendim bize himmet buyurun üstadım dedi. Şeyhın demisi değişti, şahsı değişti canı sıkıldığını bildiğinden kalktı yiyip baltayı aldı koydular dedi. Hatim için orada. Hat o dedi ki bu dedi adam dedi, o İbrahim dedi, bu işten yıladın demek istiyor. Kadın çeke çeke öldüm bana himmet et de daha önce oturayım oğlan koduğumdan demek diye kalbim de bu vaat eden. Çılışı görüyor onlar ayna gibi. İkincisi sen himmet gidecek, vakti bilmiyorsun, himmet et, ben himmete layık oldum, aktarıldın, ikilemdim, güçlendim, tohum atılmaya layık oldum demek istiyor.
Bir Bostancı, Bostanlının dikim zamanında bilir, çapa zamanında bilir, sulama zamanında bilir. Demek biz evlatlarımızın himmetiyle çok zamanını bilmiyor da bize bu adam öğüt virdüğünden hata etti. Yani hiç seslenmiyor, bir de himmet etmiş ya, arası bütün usullü çıkıyor böyle. Şimdi bunu da dinleyen arkadaşlarımız var, dinlemez var. Ondan sonra biri cehle nispet etti. Sen demir bir ayakkabı giy ayağına, İbrahim oduna girerken yetiştiğin yerde ayağının gökçesi yalınayak girer gökçesine bas. Seslenmez bir şey demezse gıcık durunca bir daha bas dedi seslenmez bir şey demezse gıcık durunca bir daha bas dedi seslenecek olur bir şey diyecek olursa dedi ipi baltayı elinden al diye kendini. İpi baltayı elinden al gel hadi oğlumla seni men etti, sıkmayacaksın. Sokağa bir hizmete layık değiliz. Böyle bir anda gördüler de adam oldular.
Bizim arkadaşlara diyor küçücük bir hatıra, son dakika yok desem Geber'e sarılır gibi. Bir ekmek var, ne ver demez. Onun için şey söylenilmez bu zamanın adamına. Bir bastım diyor. Bu Toltanış ora kanalı yere kandö kızanmaz sestenlere değerli büyük üstanızı durdurdum ben bir anda himmet istem himmet-i himmet bile büyüklerin yanında edepsiz. Verir. Tahir hocamız var, tanıştınız, Efendimizle beraber bir ceza ayak oradan, şimdi onun bayramına gittim de bir beyefendi hiç şey rica ettim birisi dedi efendim sana buyurun mu konuşmama? Buyur dedim, ona himmet et diyemeyeceğim çünkü hizmet edemedim dedim dedi, hoca elma oldu hocam. Efendim bana dua et diyemeyeceğim çünkü emir vermiş olurum. Dua et ben nail etsem sen zaten dua ediyorum bizlere. Duhan gelir, bir şey isteyeceğim yalnız, sizden bir şey isteyeceğim konu kabul buyur buyur diyorum diyor.
Efendim sizi ve sizin fedakarınızdaki insanları canım gibi seviyor şiddetli seviyorum Bu sevgi bazı gelir bazı da gider elde eder Ha belli ki gitmesin bu sevgiyle yaşayayım Bununla üneyim bununla kalkayım mahşerda ne oğlum Amin. Bu sevgiyle yasaksın, bu sevgiyle öldürsün Tahir der diyor. Efendimiz üzülerek dedi ki diyor tayin Efendi benim de bundan başka bir ümidim yok yani bu kardeşlerimi sevdiğimden başka bir ümidim yok Bunların yüzü gözü hürmetine aksolulur muyum bizim seni diyor.
Baktınız gözünden ağlıyor böyle Çünkü kardeşlerime ben söylüyorum hepsine birden belki son bir huyumuz olacak bu çünkü dikkat keseceğiz şeyin, Bahri Kainat Muhammed Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bir ağaçtan teşrif etti, şöyle iki yazı gördüm diyor iki tane yazılar, birisinde levhanın Ne kadar sofu, takva ibadetle itaatli olursam o kötü insanlarla beraber düşüp kakılıyorsam, işi sevdiğiyle beraber haşlayacağım olacağından o kötülerle beraber cehenneme girer. İstersen dünyanın babası ibadet olsun. Adam bunu kötüden tutmuş dünyadan, fena kimselerle teşviki mesai etmiş. Bir insan ne kadar isyankar, günahkar olursa olsun ikinci satır. Günahlarını tövbe ederek iyi kimselere karışmış onlar var sohbet eder, onları sever onlara karışmış. Harika Zülcelal tövbe suretiyle bütün günahını affederim Onlarla haşreciyim derim mahşerda. Onlarla beraber haşreciyim derim.
İçinden günahkarı seçmeye de haya muamelesi duyururum. Şu olanın içinde yaramazı da var ben bilirim. Çünkü gelen cemaatin sen sen de haklısın kardeşim haydi çıkın diye hemen açıyor diye. Bu ukala utanırım ben. Utanırım. Sen bu ukala diyor utanın da isyanlı isyansız, kötü karı bile gelen, iyi karı bile gelen insanı sert halde çık canım içimden Allah'ın Resulü, diyemem de diyor ben diyebilir miyim diyor Allah. Ben Allah ırkan haya muamelesi yapma mıyım? Çünkü onu seçecek olsam o kötü insanı peygamberler seviyor, Obu cihanları seviyor, Gavsül Ağzam'ları seviyor, Otun ullaları seviyor, İba'dillah Ez Salihen zümrasını seviyor. İşte şu cemaat Salih cemaat, Allah bunu bize vermiş elhamdülillah. Bunların içinde oldu mu Allahü Teala Irakları? Bunların içinden sizi seçip de cehenneme gönderemem. Gücüm gitmez demek istemiyor da ya muamelesi buyururum.
Onlarla Meryem onlarla günahın çok ama tövbe etmişsin gerçi. Onlarla derim. Tanrıcığım, Efendimiz günah ağlıyor diyor ki Allah diyorum seni diyor bu sevgiden ayırmaya vakit diye bakmışmışım böyle. Herkesin bir teceddüt ettiği yer ona Allah için sevişme kardeşim. Allah için sevişme. Ya Musa benim için ne amel ettin? Namazımdır Ya Rabbi, oruç tuttum Ya Rabbi, hak ettim Ya Rabbi, ne kestim? Hep bunlar sen misin? Namaz zelil olacak, cennete mi örteceğiz? Oruç cümle olacak, perde olacak. O zekat vücuduna, bedenine gurbet ve ruhen olacak. Nikullah nur olacak. Benim için ne yaptın? Yalnız susırsa kusursa nur olacak. Onlar hep senin faydan, bana ne yaptım bilemiyorum Ya Rabbi. Pembe Nuriye Celal hareket Ya Rabbi. Benim için bir velini sevdin mi? Bu Allah'ın sevgili bunu diyerekten onu sevdim mi? Bu da Allah'ın düşmanı namaz kılmaz, abdest tanımaz, oruç tutmaz, ağzından püsüh söyler.
Onları da benim için onlardan da ayrıldı mı? Yaptın mı? Oğlum yaptın mı? Ya Musa şöyle yapayım ya Rabbim. İşte benim için amel bu olur. Benim sevdiğini seveceğim. Kardeşim işte bir yolumuz mı gösteriyorum ben, birer ders üstünü açıyorum, demek ki Allah'ın ey kullarıyla sevişeceğiz, başka çaremiz yok. Allah'ın sevmediği bunlardan da ayrılacağız, kalbimizi ayıracağız. Bir işimiz maksadıyla dükkanımıza girdidir, tezgahımıza girdi. Rahatalı olaraktan o işi göreceksin çok fazla oturmadan, onu daha çok tutmadan müşteri salacaksın hiçbir şey yok başka. Kalben ve daima iyilerle olacaksın. Sade buyuruyor Allahü Teala. Da sade onlar maalesefleştirse olsa sen de bulduysan şöyle dur, tuttuğun zaman onu hatırımda da izin dibinde olur. Bulut üstat geldi mi sallanıyor diyor ki nasıl da güneş şahtan bulduğu güneş, bu rüyası nerede efendim? Rüyası, rüyası bütün dünyayı tavlamış.
Güneşin rüyasına uzaklık olmadığı gibi Evliyaullah'ın da Evliyaullah'ın da ruhaniyetine uzaklık yakınlığı yok. Kardeşlarımız, zeki insanlar var içinde biliyorum. Sizin için bunun hiç parti yok. Onun için büyüklerle kalben doğursan yanların doğurursun. Sallallahların yanından ayırma, amin yüce ya Rabbi, hayırmasın inşallah. İbrahim'e tembihiyetler de. Birinci bastığında ayağa diyor ona değil seslenmeden anamın ikinci kanadığında diyor inan diyor böyle sıyrıldı tüm elinde o diğeri diyor Üçüncü bastığımda ben biraz gemi çıkınca da dayanamadı geriye baktı gülümsedi dedi ki bu delikta kaldı dedi. Beni de padişahına bassan belalarını buldururdum ama şimdi derviş insanım bassan basan demek ister efendim. Dedi ki bu bizim işe yaramaz. Çünkü dedi delisi anmış daha delisin padişahlık kokuunun rayihası bunun burnunda duruyor dedi. Daha o sevgi duruyor bu buraya yaramazsın dedi, oldular.
Ama bunlar hep inşaat için oluyor. Huntusuz bir süreç için olmuyor. Yani ayılsın da daha iyi olsun diye istiyor efendisi onu. Ne diyor kendi memleketine varıyor. Padişah serayına çıkıyor çok dervişler çıkmışlar demiş ki, muhteşem ediyorlar. Akıniyeler dağılıyor. Ertesi kay çıkın diyor. Hadi diyor ben diyor bu dervişler değilim. Hal dervisiyim. Yal dervişi değilim diyor. Ha ne olursun diyor, sen de duruyor kendi yaptığı serayım. Şöyle bir teknelerinin en oturduğun yere, şurada oturayım, şöyle yapayım da ibadetim. Gel senin gibi çok hırsızlar geldi buraya diyor. Hiç bilemiyorlar çünkü sakal paça karışmış. Amca nasıl diyeyim? Oğlum bir tanrı selamı verdin. Allah selamı verdin. Allah'ın selameti senin üzerinde olsun dilinde. Ve aleyküm selam dinlerim. Amca beni mazur gör. Beni devlet çalıştırıyor orada.
Kulumun dilini aşağı ve aleyküm selam deseler elim durur ve bir oğlunu aşağı atarsam kırk pazarlık haram yesem yediği zikiret cemiyetle kılınmış kabul olmuş namaz verilecek yerine bir lokma haram kadarsan ırhuma kırk gün duan kabul olmaz, amelim hat olur. Bu öyküyle ve aleyküm selam diyemedim. Şimdi bizim arkadaşlar hep buna ediyor efendim diyor Allah'ım sen bilirsin ya Rabbi atkı muzun şöyle böyle nasıl kabul olursun pangayı doldurursan karnına. Bir vueyç olması yerde yersen. Veresini cins etmezse ailenin veresini Kuran'ı Kerim'e göre almaz da köpek et. Şeye göre zamanın kanına göre alırsan bir tarafının zehri zıkkım edersen rıfkıyın bir taraftan yaptığın ticaretle dile hile kadar iyisini yukarıya şeyini aşağıya yani karşıdan neden biz imam şey alıyoruz çilek alıyor şey alıyor o zaman da efendim, levhalardan armut alıyor, şektanı alıyor, bir ediyor. Alıyor musun bunu?
Niye emre lezzet umabilir miyim lezzet gelir mi? Yani insanım diyor neden ben öyle çok iştahlı ibaret dilerdiğimde diyor şimdi yapamıyorum diyor. Üstadımız diyor ki künafi şeriat işliyorsun biz. Şeriata muhalif hareketin var. İki, iki dünyanın zibi ziynetine çok muhabbetin var içinde. Ha bir ziynetten ya muhabbetin var iki. Üçüncüsü diyor, kalbi katil insanlarla çok şık kahrık. Kalbi kara insanlarla beraber oturur, tabii bu üçü olduktan sonra diyor lezzet alma imkan yok diyor. Demek efendim siz diyor oradan bir haram karışır değil mi telefon mı almadınız diyor. Evet. Sorulur kalbim yük aldı. Kalbim dün derdi, yıkandı. Yani ne desem duam kabul olacak şekle geldim ben tüm her ayından, merdivenlardan süründüm buradan atın. Iyi ki müritiyi diye Bir adam böyle duyuyor. Oğlum oğlum dur dur dur dur dur dur dur. Bir sıfır hemedaniyi dedi. İyi kessene tepkesine. Yok, ben ayağıma istedim.
Böyle muhabbet böyle olur. Yani iyice muhabbetin çürüttürürsün en büyük insanı. O maksattır muhabbet. Saflar bizim sevgililere ayağına. O da hanım sayılmazsın yani. Çünkü bir aşidin bir aşidin bir batacağın olmak da, bir niyet sepet kurmak da başında gelen cereyan yaka vurur değil mi şeyler bütün o bir sahra telefonlarında neden çok bulunduk askerimiz öyle yere, hacker ve bir şey bulmaz, metse de bulmaz. Bir buçuk laf girdirir. Bundan aklını bir yer var çünkü telgrafta geçiyor oradan, efendim Yıldırım'da geçiyor oradan, cereyanda geçiyor da bu telaatlarsa o telefonu kırar. Bir zayıf bir telefonu, bir üstadımız olmazsa, bize tüzük de vermezse öldürürüz, vermezse ölürürüz. Onun için o büyükler bizim şeylerimiz olur. Allah'ımız ayrılmasın inşallah. Dedi ki bana aşık olup da görünce ölen adamlar var. Hani ben efendim diye terk ettim.
Oğlu gene, üstasının memleketine geziyor, şu hanımefendi hazretlerinin murakabalığı böyle, gözünü açmış demiş ki İbrahim geliyor demiş, şehir dört tane kapı varmış, ki, yakınlarda bunların gözleri delerdir. Evet, Sinan'ın aklına geliyor, açın derdi, ahaha geliyor. Nasıl? Şöyle söylüyor, yani gözü deler geçer dedi, böyleler de. Allah'a şafanslarına nail. Amin. Geliyor, yalnız gibi ecnebi elbisesi giyin, giriş elbisesi giyin ben, düştüm. Giyin başla şimdi. Yok zorlaınca Yani öyle yetiştiriyorum ben onu, aman demem, dedim. Gel diyorum işte, diye ağlayaraktan zorlatmış ki bir taş tokat, birkaç tane dine koymuşlar, PTT kaplan gireyim diye oraya gitmişler. Orada da köklerine dinlerdi. Efendim demiş. Ne demiş kimsin sen İbrahim'e sen misin? O bir safının köpeğe, günah kafaya yalanlanmaya yürüyerek. Dedim tevazu tutanak'tan evvel böyle yazdı.
Yes bile babam bu daha götürmezler dedim böyle bir şey yaparım. Daha çok büyük. Ben biliyorum efendim. Şey yazdı. Benim yerime hekim olduğu Kutbu Cihan. Üç gün sonra şehir vefatesi onun postuna oturdu. Bu hediyesiniz, nesiniz olacağız zannetmiyor kadar. Ben diyor yetmiş bin Recep geçtim diyor onun için gücünü ileride görüyordum diyor. O yetmiş benden evvel Allah açıyor. Yani yetmiş bin hicabı geçmiş, yetmiş liraya diyor. Nuriye yolu ismi o. Yani o birbirini ben böyle hep de onu da diyor. Efendim. Oğuzum şöyle yara olmaz. Aman, yok. Çık tuttular, tekrardılar. Duyacak bu sözlü şeyhin diye mi yaktım bağrını? Doğru mu yaktım olmaz mı kapıyı öyle oğlunu kıtadan aklına edepsizi korur. Getirin, gitti. Ya anneye gelmiş yalvar uzun çekti. Annem, a efendi böyle kaldırdı nasıl erecek? Sen onun gözü kıracaksın. Bir paçal veya ırkın elbisesine sarın havluya yat. Dedi. İşte itsin.
Şimdi derginin mektebi yok, medresesi yok, hiçbir şeyi yok. O yazdığı şeyhlere zamanın, zamanın profesörlere ayet edip tercüme etmeyeden aciz kalıyorlar. Allah şefaatlerine nail etsin. Bunlar bütün kardeşim işte bu yolda iyi çalışmayla oluyor. Biraz bir şeye zurna boyuyoruz. Mümin kişinin nişanı diyor İbrahimül Efendi tek tutulduğu fikr ola. Bir yerde durduğu daima Allah'ın fikrine. Anı Baktılar, zebalara bir tane bakıyor, ibret alıyor. Diyor ki şu semaları semaları sinelerden beri tutan Allah yok yerine bunlar hallolunmadı, bir ibret alsın deyip, kullarım diyor ayakta zikredin, otururken zikredin, yatağınıza yat dediğiniz zaman Allah ha, Allah deyin, zikredin diyor. Sema'ya, yerlere bakın. Bazı zaman vuruyor, sema Ralan, gözlerine ağıt dolanır şıpır. Halk eden Allah yıldızlarına bakıyorsun, güneşine bakıyorsun, kutup yıldızına bakın. Bir aşka, bir alem. Dünya.
Biz gaflette yaptığımızdan bir şey anlayamıyoruz. Şu kovacığın ortasından su çıkar çıkar, akar akar. Senelerdir bakar da daha kesici vermez. Allah vermiş böyle. Kırkın kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır kır Hacı İsa, dede dinle, yedi yaşında bir çocuk var. Millet Muadilini gönderiyorlar, altı ayda Elif'i ezberleniyor, Elif diyemiyor. Elif. Efendimiz yazıyor bunu da Bursa'dan Emir Buhari hasretlarının halifesi bu Hacı İsa diye. Orada diyor ki çocuğumuz elit de diyemiyor. Ezberilemiyor. Akana girmiyor.
Gel diyor, çocuğu diyor, başka gidip anahtarı ver. Yok, mercidur ki Allah'tan rica olunur, bir gün sütru hata açılır, gelecek bulsana da geçsin gelsin diyor. Anası saliha, tarikat bir kadınıdır geliyor. Kötünün başından bir gün kayboluyor. Bir gün kayboluyor, iki gün kayboluyor, üç gün kayboluyor, ağlaşıyorlar, dört gün kayboluyor, durmuyor, beş gün kayboluyor. Altı gün deyince kaybolmuş, geçmiş günah benim çalmış mı uyuyamaz mı çocuk ya. Altıncı gün İsa geldi diyorlar. Konuşuyorlar, geliyorlar ki yüzün mi olur? Vurulur. Anası soruyor ve cevap oğlum ne oldun sen altı günlerini? Asıl umarım malı ben yemek ettim kendimi. Yok altın buldum. Beni kötünün başında iki ufka attı. Semadan üşmeye başladı. Buralarına sarıldın. Ey beledi muhtar, sen nereye geliyorsun benimle, bilmiyorum. Seni Muhammed Mustafa isterim. Hazreti Muhammed ister, sen o ruha geliyorum. Ama edebi şudur, vardır mı?
Var huzuruna geliyor diyor, gel diyor, yine de orada, evet, elleri din, otur, dedim mi otur diyor. O ne zaman otur diye desen o zaman affedersin. Ben diyor, vardım diyor. Peygamberimizin ilinde bütün sağında peygamberler sonunda evliyalar bütün birikmişler diyor ahiret hali. İlmi şah olduğu lazım huzuruna diyor, dedim. Elif dedim diyor, Elif dedim diyor. Maddi manevi bütün elin sizde kafidir bu Elif, belli kafi yeterdir diyor. Ondan sonra, annesi istesen ne deseniz okuyuveriyor. Ondan sonra okuyorum üçüncü cemaat. Okunmaya başlar diyor. El Tabii kadıncağız da yaz, bundan sonra on sene evlen. Hani Allah bilir mi ledünni bozdunuz kardeş? Allah'ın kudreti burada başka bir şey diyemedi biz de ondan sonra okulu diyor, isterseniz biz de tefsir ediyoruz diyor.
Tefsirine başlayınca şurada hiç ayakta insan kalmalıdır hep yıkıldılar, ağlastılar diyor Peygamberimizin şey yansıttığını lazım tenine ölünce yıkanınca, tokananlara, gün cenabet olunca, yanıltır, onları Allah affedecek, cehenneme yakmayacak, yıkayayım orada geldik diyor. Uhud Şerif'te Hacer-i Muannlak Gazının altında o Allah'ım bir derya diyor. Bir melek diyor. Diyor. Yani denizin yarısını kalacaksın da dolduruyor diyor, bir arka döküyor diyor, yine dolduruyor, döküyor. Bu ne? Bu Allah'ın deryalarından bir derya, şu meleklerinden bir melek, şu kudret kovası. Rus'u buradan Hacer'i muallak taşının altına varır, ora depo. Yani bir depolu yukarıda ya, bazla mı dağılır, suyun hepsi bir renkte bir dakika o madenlere uğrayarak kimisi içme suyu olur, kimisi acısı olur, kimisi daha doğrusu olur, kimisi sağı solu olur, ondan olur dedi diyor.
Ben oraları gördüm, götürün bunu dedi, yine ana sallıyor, benden götürün. Yine meften kuş aldılar, beni koydular şimdi buraya diyor, ben de geldim. Altı günü aldın diyor. Allah Allah, sen altı dakika, altı tane zannetmiyordun diyor. Allah'ım Allah'ın ne bunların, Allah'ın mensupları var. Yani insanın hep durduğu yerde usul, Fıkrullah, gözünü tefekkür eder, efendimizi tefekkür eder, Allah'ını tefekkür eder. Yani Sinan sohbetimiz o kadar çoğalıyor ki kafama sığınacak gibiydi. Burası da iki yandan geliyor, diyor ki yüz bin peygamberin, yüz bin peygamberin Lokman Aleyhisselam'a sekiz vasiyeti var, onu söyle diyor. İmkanını bulamıyoruz. İnşallah Allah Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden kalemdardan sohbetler sona erdi.