Muhterem Münevver kardeşlerim, getirdiği bu çocukluk devrimden bugüne kadar geçen hayatımın her cumasını isteyen kardeşlerime yadigar olmak ve zünnada bulunduğunuz müddet zarfımla dualarını almak, ahirete intikamından sonra üç İhlas bir Fatiha Okudum Kuran'ı yedi yaşımda var idi bir sevda dağ başında. Gayet sever idim zikir çekmeyi, o güzel meyliste boyun bükmeyi. Kadri ile nakşiden halife peder, bu aciz oğluna teveccüh eder. Otuz kırk sene kadride kalmış, onun beş kişiyi tarika almış. Onların çoğu da meclise gelmez, ederler sohbet lezzeti olmaz. Bakmışlar kadri de sağ kutup yoktur, herkese lazımmış bir hazip yoktur. Bu arada bir halife yetişti, bir kız cemaattı peder tutuştu. Alay müfkesi İbrahim adı, gudbul aktab olmuş sultanım dedi. Gudbul aktab olmuş üstadım dedi. Dergah-ı esad da kırk beş gün kaldı, nasip etti Mevla hilafet aldı.
O hakka dair var Nietzsche sözleri, ledünni dökerken ağlar gözleri. İhvanı çoğaldı uçtu başına, salikin bir lezzet girdi döşüne. Çıktı kürsiya nasıl doyurdu, Hazreti Sami Sultan teşrif buyurdu. Üstazı öldü huzafe geçti, yaş elli iki ahdefe göçtü. Sekizle dokuz onu bitirdim, ilmi halimi şükür getirdim. Anneme babama ederdim hizmet, o ikisi de sererdi gayet. On bir on iki de sohbet arardım, pederimden müşküllerim sorardım. On üç dedim maneviyat açıldı, gönül adem ile ferah saçıldı. Vurdular on dörtte manevi aşı, durmadan akardı gözümün yaşı. Kötü akranlardan daim kaçardım, rabıtalar füyuzatla içerdim. On beş ile yirminin arası, nefsi emarenin çok duyaresi. Başınca kardeşin yirmi bile oldu muayene o hacip pile. Ramazan oğlu tabibin adı, gönüllerde yaşar bu zatın dalı. Hasta hanesine girenler bilir, emretse bu fakir umurumda ölür. Ayetle hadisten reçete yazdı. Evrad-ı ezkardan ilaçlar düzdü.
İstiğfar şurubu verdi, ikildi. Biiznillah hastalığı geçirdi. Lefsai Celal'dan verdi şerbeti, yedi bırakma aman sohbeti. Rabıta da boynumuzu büktürdü, diyas süma safralarını söktürdü. Sen de tarif eyle artık illere, bahçıvan ol oğlum nazik güllere. Annem öldü peder beni everdi, refikanı bizden iyi severdi. Geçmeden bir sene peder de göçtü, derunime On beş evlattan kaldı bil bacım, onun için çok kalbimde acım. Canımdan fazla severim onu, Allah'ı seversiniz kınaman beni. İkimiz de evladından çekeriz, sabreder Mevla'ya boyun bükeriz. Yalvarırız ıslah yetsin yaradan, mümkün değil ise kalksın aradan. Hacatullah analıktan kardeşim, dünya ahlak daim olmuş yoldaşın. Her şeyden çok ahlakını severim, meclisler de kendisini everim. Pederim de çok severdi canından, annem hele ayırmazdı yanından. Pederimin yani. Bacağına fazla hafız vardı. Her husus da pederime yaridi.
Bu meslekin hayli yıkın kaldırdı. Hatmiyle üç sene teravihler tındırdı. Çok halleri vardı yazmakla bitmez. Hak rahmet eylesin gönülden gitmez. Validem de harbaş hızı pezere, pek geç pek geç göçtü, ayrıl olduk kadere. Görünürdü arşı azam gözüne, gemi ihvan merfünüdü sözüne. Evsahı çök, anlatemem sizlere, mahşerda şefaat etsin bizlere. Kılavuzun meşhur idi yazısı, pederimin çok kıymetli kuzusu, katip idi ihvanada bakardı, sohbetler de kardeşleri yakardı. Peder göçtü üç tüp bunun başına, zikir çekmek çok kederdi hoşuna. Kılavuz da veda etti bizlere, günahkar koyduk karda sizlere. Yapamadım hakkıyla hizmeti, hak nasip eylesin bize rüyeti. Yirmiden otuzuna varınca, herkes imrenirdi bizi görünce. Bu arada askerliği bitirdim, bilinim ya tecrübemi artırdım. Müvürle düştük Hicaz yoluna, çok şükür kavuştuk Cihan Gülüne. Evimizi yaptırdın bu arada, fışkırırdı sevgiler bu sırada.
Otuzdan kırka vardık on sene, vaaz verir pehlivan tektim bu dine. Beş on sene kürsülerde konuştum, sebep olduğu çok insanla tanıştım. Bu arada levha yazdım, doldurdum, Guterizm sözlerini kaldırdım. Hakızdım o sebeple taşırdı, rahatlığı başımız da aşırdı. Sayısızca şükür olsun yaradan, esirgesin hıkıt ucb riyadan. Lakin ahirette derdi düştü içime, tövbe olsun yaptıkların suçuma. Düşüncem hele imanla ölmek, Halık-ı Zülcelal'ın rızasını bulmak, ziyaret ki üst üstüne gelirdi, sohbetler de feyz-i Rahman alırdı. Fırsat yoktu dışarıya çıkmaya, ne, kardeşlerim layıgıdı bakma ne. Ayrı ayrı derslerini sorardım, donur donur güllerini dilerdim. Hafta geçmez tekrar gelir görüşür, ede bile danışır. Gelmez oldu şimdi yüzle birisi, yüz çevirdi arkadaşın yarısı. Yere köyden kırk da otuzu gelir, bu aciz fakiri her yerde bulur. Gestelişten gelir beşte ikisi, nerede kaldı bilmiyorum bilmiyorum bakısı.
Oturdu kirazlığı geliyor üçü, bazı kardeşlerin pek büyük suçu. Val idi merkezle beş on kişimiz, zehir mordu içmeye yollar aşımız, gelmez oldu bunlardan da yarısı kış gününde hatırlarlar gerisi. Yer köylü de iste ile götürdü, kıymak bilmez geri gine kaçırdı. Keslim olanlardan ayrılmaz biri, o bağı kıranlar gittiler geri. Arzuyla kazı, köylü üçtüler, üç beş kaldı hep geriye kaçtılar. Sallıca evsit unuttu bizi, tombak kardeşlerin çok temiz özü. Edeb erken söylemiyor dilleri, layık desem efendimin gülleri. Develiler gözümüzün ziyası, bulunuyor çöplarının hayası. Köylüleri gelmez oldu unuttu, Muhammed ölünce hepsi bitti. Yeşilhisar, Ürgüp Niğde gelirler, bu fakiri sanki insan bilirler. Cümlesinden razı olsun yaradan, dünya ahret seçme bizi aradan, yalvarırım imanına ölelim, Mevlamızın rızasını bulalım. Kırkı bitirdik yaklaştı elli, devr-i mezar alim olduğu belli.
Kurtulur haksız haklı devrilir, ulema yobaz cahil evilir. Geç nesil bozuldu etmez itaat, şimdi mubah gibi oldu menhiye. Çıkmaz kahveden evi orası, şeytanla gayet iyi arası. Korkmaz Allah'tan içki içiyor, duyunca ezanı nasıl kaçıyor. Halıkımız ıslah eylesin sizi, mümkün değil ise kurtarsın bizi. Bu sene hicaza nassıba açıldı, gönül alemine ferah saçıldı. Salih refiklarla beraber gittik, ederken tavaf üstaza yıktık. Aysel'i vilayet Yahya'li kazan, bin üç yüz otuz tevellüt yazan, kalacık mahallem doğdum burada, Mevlamız halk etmiş böyle sırada. Ali Rahmet Cevrumuzu Haşir-i Şerifinden sonra, Ali Ramazan Cevrumuzun Kongre rafı konuştuğu şiiri kendi lisanından dinleyeceksiniz. Allah adıyla başlarım,