Efendimiz aleyhissalatu vesselamının mu taayyibelerine ehline ashabına peygamberanızdan ve peygamberizden bütün geçmişlerimizin ruhları için bir Fatiha üç yüz elli altı senedir. Vakıa suresinde üç sınıf kimse beyan buyuruluyor. Yani kitaplarını sağ taraftan alanlar ve ashabul meşemeti ma ashabul meşemet yani kitapları son tarafından verilenler. Bu ileride olan öncüler. Bu kimseler onlar öndedirler. Bu kimseler Cenabı hakk'ın seçtiği kimselerdir. Velaya dost olarak kendisini seçtiği, ezelde Cenabı hakk'ın bu şekilde takdir buyurduğu kimselerdir. Ve veya ve ruhulünç. Bu Allah'ımıza Celle Celalühü yakınlık hasıl eden kimseler ve üns Allah'ımız ile dostluğun rahatlığı içerisindedirler. Bunlar dünyada iken hayırlı amelleriyle, müştaki oluşlarıyla önde giden kimselerdir.
Zaten enbiyayı hızam Cenabı Hakk'a kesin inancı ile onlar öndedirler ve bunlar da Allah'a ve Resulüne olan imanları sebebiyle şehitler, sadıklar ve ashabı güzün hiç şüphesiz dünden dediler. Bu vefat eden kimseler Cenabı hakk'ın kendisine yaklaştırdığı kimseler zaten onlar gönderirler. Zaten Sure-i Celilenin baş taraflarında ashabı yemin, ashabı şimel ve sabi kulun ifade buyrulmakta. Daha diğer surede de mevcuttur. Bunların üstünlüğü ve hüve şiddetul gur, Cenabı Hakk'a yakınlıkları sebebiyledir, gönüllerinin yakınlığı hiç şüphesiz. Pestagikun hümul mukarrabun, bunu önde olan kimseler Cenabı hakk'ın mukarrer kendisine yaklaştırdığı kullarındandır. Bunlar vehumul arifune, billa. Bunlar Rabbi Zülcelal'inizi tanıyan kimselerdir. Cenabı hakk'ın zatında yok olmuşlardır. Ligavlihi sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin şu mübarek sözünde Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Müferrüdun öne geçmiştir.
Gıyb denildi ki ya Resulallah, müferridun kimlerdir ey Allah'ın Resulü, galip. El müstah tire bir zikrille, Allah'ın zikri ile zikri ile kendinden geçmiş kimselerdir. Zikrullah ile ilahi bir sarhoşluğun içinde olan kimselerdir. Bunlar aynen o şekilde buna akillarını yitirmiş ifadesi kullanılamaz katiyen. Fakat onu gafiller gördükleri zaman deli dedikleri kimselerdir Gafillerin bunlar mecnundur, delidir dedikleri ama Cenabı Hak yanında makbul olan kullardır. Ey şimdi cennete ehli kimseler için bu Vakıa suresinde ferahun mereyhanın ve cennetün nailin buyuruluyor. Onlar için rahu rahat. Biz bunu Türk diye geçirmekte çok zorlanıyoruz. Acaba nasıl ifade edilir bilmiyorum ve nimetlerle bezenmiş cennetlerdedirler. Ferahlık rahatlık, hümümit dünya ve umunuha, artık dünyanın gamından kederinden kurtulmuş kurtulmuşlardır. Ve mindibi alemil eşbai ile hadisi alemil erva.
Artık bu dünyanın derdidir tasasıdır ondan kurtulmuş ruhlarının huzur bulacağı hale gelmişlerdir. Burada şunun iyi tespit edilmesi lazım. Eşettü'l bela el enbiya buyurdur ya, belanın en kuvvetlisi nebilere, ondan sonra velilere imanın derecesine göre değişiyor. O zaman bu tasalar bu dertler hiç mi yok? Hepsi var. En şiddetlisi zaten nebilere sonra velilere sonra devam ediyor. Yalnız onlar Hayrihi ve Şerrihi minellahu Teala, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğini bildikleri için Rabbimizden geldiğini bilmeleri sebebiyle onlara o dertler, o sıkıntılar bal lokması gibi gelir. Onlar bu nimete daha ölmeden önce nail olurlar. Öldükten sonra da tarifi mümkün olmayan nimet baş olunur. Öyle olur ki, onlara ilahi bir esintin, Allah tarafından bir bu grubun ihsandır. Ona mazhar olurlar. Öyle bir hal yaşarlar ki bunlar artık ahirete göçtükten sonra bir daha ölüm yoktur. Hayaten Tayyibe bunu tarif sor.
Sor. Hayaten tayyibe Nahl suresinde geçer. Bunlar nefsinin mertebelerini geçmişlerdir. Mutmain ne, imanları durulmuş. Sonra dilimde kemale girmişler. Tarif edilmez mi bunun? Tarif yok. Tarikatı aliyedeki zevklere erişmişler. Hakikate girmiş, marifete girmiş. Artık onların aldığı haz dille ifade edilecek gibi değildir. Cennetlerin üstünde bir nimettir o. Ve reyhan ey rızgun. Bir rızıktır. Ruzgun, ruzgu ervahim minel ulumi vel esrar. Onlara rahatlıkta rahattırız ya vardır. Bu rahatlıkları ruhlarının ilim ve Allah'ımızın sırlarına gelişmek suretiyle aldıkları hazdır. Bu cennetin meyvelerinden yerler. Bunu böyle diyor da cennetül maarif'dir o. Allah'ımızı tanıma cenneti Celle Celalühü ve teşrabum min enhariha, o cennetin nehirlerinden de kana kana içerler. Şimdi onların almış olduğu bu manevi nimetler dediğimiz ilmin esrarıdır, Allah'ımızın onlara lütfettiği ikramlardır. Hep bunlar diyor.
İlla öldükten sonra olmaz diyor. Daha dünyadayken bu tadı bu lezzeti alırlar onlar. O alemde ise daha tarif edilmeyecek şekilde nimete mazhar olurlar. Bir de Abdulkadir Geylani üstadımızın bu hususta bir beyanı var. Ferahun, ey mertebetuhu lehu raha ve rahme. Ey mevtuhu plehuraha, onlar ölürken çok rahat bir şekilde öldüklerini bilmezler. Aleyhissalatü Vesselamlerimiz bir odadan diğer odaya geçer gibi buyuruyorlar. Eshemlethumül melaike tu tayyibi. Cenabı onların canlarını çok asude tatlı bir şekilde alır. Ölümleri rahattır ve Rahmetün rahmettir. Öyle ki hem kendilerine rahmet hem de etrafına onların cenazesinde bulunanlara da rahmettir ve İsadul lehu ila alem illa Hud, onlar ilahi aleme kavuşmuşlardır ve izahatüz zahmetin an onlardan sıkıntılar kalkmıştır. Onlar Rabbimizin, Rabbimizin burada anlatmak istediği bu malum Rabbıyirüm.
Ahlakıyla ahlaklanmış kimselerdir ve Reyhanun yahümmühu, min fefair Rahman, Rahmani kokuları almış. Bu bizim gidip de, esasçıdan neden aldığımız koku değil o, tarifi yok işte. Ve bunu da diyor illa öldükten sonra olmaz, dünyada da Allah'ım onlara ikram eder. Onlar onlar Vedud yarattığı mahlukata şefkat içinde olan her şeyin halıkı mevlamızın huzurundadırlar ve onlar Makamı Mahmut büyük şefaate mazhar olmuş, her zaman nimetlerle artık nimetin tarifi yok. Mesela o cennetteki havanın üç günde bir değiştiği ifade edilir. Kullarım belki bu hava ile sıkılabilir. Daha bir güzel hava üç güne bir hava değil. Sonra ırmaklarının bile kitaplarda yazıldığına göre sesiyle rahatsız bile etmemek için Cenabı Hak insanın parmağını kulağına tıkadığı zaman çok hafif bir ses gelir, bir uğultu şeklinde. Çok tatlı bir uğultu. Ancak bu kadardır. Öyle şarıl şarıl şarıl akması değildir.