Ruhani Yakınlık ve Manevi Terakki kaydında İnsanın kulübü, kurp yakınlık manasını taşır, bedeni. Bir de bunun ruhi yönü var. Sami Efendi Hazretleri'nin Kaddesallahu Sırra çok güzel bir evladı vardı askeriyeden, Kilim ben, Mehmet Efendi Hazretleri'nin bulunduğu mekanda. Musoy ismini söylerken haya ederim, Korku demekten ona. O nurlu Muhammed Zahid Hazretleri, yani büyüklerimiz…
İnsanın kulübü, kurp yakınlık manasını taşır, bedeni. Bir de bunun ruhi yönü var. Sami Efendi Hazretleri'nin Kaddesallahu Sırra çok güzel bir evladı vardı askeriyeden, Kilim ben, Mehmet Efendi Hazretleri'nin bulunduğu mekanda. Musoy ismini söylerken haya ederim, Korku demekten ona. O nurlu Muhammed Zahid Hazretleri, yani büyüklerimiz hakkındaki kelamlar da çok önemli. Yani basit bir ifadeyle geçilemez o Allah'ım, sevgili bir kulu. Cuma namazı kılındı, ondan sonra avlusunda yalnız belli, biz daha öğrenciyiz, gördüğüm kadarıyla biiznna çok köklü bir insan, böyle dolu bir insan. Yani sözlerinden belli zaten. Dedi ki Mecnun leylanın çadırına varıncaya kadar durup dinlenmedi. Ondan sonra da vasıl olunca artık gelişmiş oldu. Bununla şunu hasret dedi ki insan Rabbi Zülcelal'mize vasıl oluncaya kadar durup dinlenmez, cehd eder, gayret gösterir, elinden geldiği kadar riayet eder.
Ondan sonraki gelişimi gayreti bırakır mı kavuştum deyince, yo. Ondan sonraki gelişim ruhi olarak başlar, bedenen yapar. Bedenen yaptığı taat artık haşyet olmaya başlar, takva olmaya başlar, ihlas olmaya başlar, muhlis olmaya başlar, muhlas olmaya başlar. O zaman ne olur? Onun değeri lağ yüzle, tartılamaz. Rabbi Zülcelal'imizle meleklere aynen, aynen nasıl yapmışsa onu kaydedin. Çünkü melekler kaydında, kaydında yetmeleri mümkün olmuyor. Ya Rabbi diyorlar, bunun ezrini yazmaya bizim vaktimiz yetmiyor, Allah'ımız aynen bırakın bunu diyor. Şimdi dünyevi kazanç, gördük mü her şey bitti ama bu kazanç bizimle beraber gelecek. Burada gereken nedir? Aklın salim olması, yani akilla hareket ederken aklın iki şeklini büyüklerimiz ifade ediyorlar. Ölüul elbab, çünkü akıl delillerle yürümek demek.
Uluulelbab dindiği zaman o keşfe gider, o ilhamata gider, o varidata gider, o tecelliyata gider, onu ölçmek mümkün değil. Onu ölçemeyiz biz. Allah'ımıza ulaşmak da en üstün yoldur. Artık o ibadet ve taatlerin yanında bir dağa da baksa taşa da baksa semavat ve arza da baksa hakikatini görür. Onun yaratılışındaki hikmetleri seyretmeye başlar. O zaman der ki Ya Rabbi, Sen hiçbir şeyi boş yerine yaratmadın Ya Rabbi demeye başlar. Şimdi surede, şek. Cenabıhakk'a yakın olmanın aslı nedir? Yalnız bu yakın olmayı şu şekilde de değerlendirirler, Cenabı hak kendisine yaklaştırıyor. Şimdi haberlerde de görürsünüz çokça münakaşası yapılıyor. İşte meclisten bakar seçilsin, meclisten işte görevlileri seçelim, Meclisin dışında olmasın, dinliyorum onları mesela. Şimdi burada bir devlet reisi kendisine yakın olan kimseyi çok iyi bilir. İster meclisin içinden üstün, isterse dışından üstün.
Bazen mesela meclisten seçmiyorlar, kabiliyetli. O kabiliyetini de ispat etmiş bir kimse, onu aman ha diyor yanımıza kalın, onu yardımcı edenin, danışman edelim, çok faydalanırız diye. Şimdi Halık-ı Lemyez'in kendisine dost olacağı aman nabzı ve o kendisine yaklaştırıyor. Çünkü o yaklaşacak evsafı haiz olmuş. Allah'ımızın razı olacağı amelleri işlemiş o. 0 zaman Cenabı Hak yaklaştırıyor, bir de bu şekilde ele almış. On kısımdır. Selametü's sadır, bu sadırının gönlünün huzurda olmasıdır. Abdülhalr Geylan Efendimizin de sözlerinde var. Ben diyor Cenabıhakk'a çok ilimle erişmedim, halbuki ilim ehli hiç şüphesiz. Ondan sonra çok taatle de yaklaşmadım, taat ehli. Asıl diyor Cenabı Hakka beni kavuşturan gönlümün selametidir. Gönlümde bir huzurun meydana gelmesidir. Canım ben yillarca unutamıyorum, adam böyle bir hakaret etti ki diyoruz biz mesela. O demez onu.
Ruhani Yakınlık ve Manevi Terakki kaydında İnsanın kulübü, kurp yakınlık manasını taşır, bedeni. Bir de bunun ruhi yönü var. Sami Efendi Hazretleri'nin Kaddesallahu Sırra çok güzel bir evladı vardı askeriyeden, Kilim ben, Mehmet Efendi Hazretleri'nin bulunduğu mekanda. Musoy ismini söylerken haya ederim, Korku demekten ona. O nurlu Muhammed Zahid Hazretleri, yani büyüklerimiz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
O şunu der, biraz yüksek dereceden geliyor ya imrenme babında olsun. Bu Ayet-i Celile-i Cemileyi ele alırlar. Habibim attığın zaman sen düşmana o kumları biz attık diye buyuruyor. Hani eşyada müsemmayı, esmada müsemmayı görebilmek. Öyle olduğu zaman mesela adam yolda gidiyormuş ensesine bir tokat gelmiş. O da dönmüş bakmış, demiş ki vuranın kim olduğunu biliyorum, sizsiniz vuranın ama hangi adetle vuruldu diye ona baktım demiş. Her şeyi Rabbimize irca ediyor, her şeyi. Mesela Bayezid-i Bistami Hazretleri'nin anlatılır, Gaddesallahu Sırra, üzerine kül dökmüşler, aman efendim demişler, heyecanlanmışlar, elbiseniz kirletildi diye. Hayır demiş, ateş dökülmediğine şükrettim. Neden ariflerin sultanı? Çünkü demiş ben yemek yerken iki lokmada Cenabı Hakk'ı unuttum demiş. Hep hatırımdaydı Mevla Zülcelal'in lütfu, ihsanı, ikramı.
İki lokmada ben onu unuttum, bunda, bunların gönülleri selamet, huzuru içerisinde ve itikadur da şimdi konuştuğumuz ilkokul değil, ortaokulda deyin, lisede deyin, üniversite deyin, orada öğretim görevlisi olmakta deyin, bir lisans bunu yapmaya deyin, ne bileyim, doçentlikte deyin, profil profil, rıza alemi. E biz yapamaz mıyız, odur. İnşallah yapmaya gayret ederiz, biliriz Allah'ım senden geldi deriz. Ama onun senden geldi demesi gönüldendir, gönlüdür. Şimdi biz razı görünürüz, Allah'ımızdan gelen bir musibette razı görünürüz ama onların gönülleri razı oluyor. Ve tevekkülü alaullah, Allahü Zülcelal'e tam teslim olmak, bir peygamber makamı tevekkül. Tevekkül bir peygamberin makamıdır, o süt bize avam olarak buna imrenir ve bu hali elde etmek için Allah'a yalvarırız tevekkül ehli olmaya. Hepsi birbirinden bize. Allah'ın kullarına acıma.
Mesela yakın tarihli bir yaşanan hadise, böyle konuşuluyordu, herkese bir söz verildi, O kimseye de söz verildi. Dedi ki ben o adamı düşün, ben dedi bu anlatılanları hiç düşünmüyorum dedi. Fakat dedi, fakat dedi, o kimsenin uğrayacağı belayı düşünüyorum dedi. Şimdi bak bir cürüm işlenmiş dedi. Herkes şöyle su, pührusun Pirkel, o öyle deme. Dedi ki bana sorarsanız o adam bu yanlış fiiliyle Allah'ımızın gazabına nasıl uğrar onu düşünüyorum dedi. Yazık dedi kendisini, helak ediyorum. Bak bu ne güzel bir hayat, şefkat, merhamet kurtulması için Allah'a dua ediyor. Bak çoğumuzda öyle, Çoğumuzda o bana böyle mi etti, eben de ona gösteririm. Çoğumuzda bu var. Bunu kabullenmemiz lazım. Ama rabıtasında öyle bir hazza ermiş ki, yaptıkça yapıyor ve o güzelliği de kaybetmiyor. Zaten bütün sıkıntımız da budur.
Hedefi gözetleyemediğimiz, belli bir sınıfta ama onu terk etmenin bir bedeli yok mu, elbette çok büyük çıkar. Ama Rabbimizden dileriz ki kurtuluşu elde edebilelim. Yani bu yol hakikatiyle oynatmaz. Kutşi bir yol, ulvi bir yol. Yani bu yolu çizen sıddık-ı azamla çizildi. Yol. Aleyhissalatü Vesselam efendimizin Cenabı Haktan almış olduğu üç ilimden hususiyet ifade eden yönüyle çizilmiştir, öyle bayağı basit değil. Mesela ben efendime küserim ama o bana küsmez. Bu ne demek yani, bu ne biçimsiz, bu ne biçimsiz? Hakikate gireceğiz, öyle bir alaylı bilmem planlı ifade edecek gibi değil. Mesela, Ehlullah'tan bizzat ben diyor bir hata işledim diyor, bir yerden geçerken orada terlerim diyor, terlerim. Mesela yapmış oldukları bir hatadan dolayı yillarca gözyaşı göçler. Çünkü hedefi gözetmiyor ve biliyorlar.
Allah'ımızın kullarına şefkatle bakmak, e diyelim kişiyi, iyiyse daha iyi olmasını, e bizim gibiyse Allah'ım sen kurtar hidayet lütfeyle, demektir şefkat bu yönde. Ve rahmetü lipt duape, işte görüyorum Afrika'dan geliyorlar ben vesairlerden, oradaki sıkıntıda olanlara, onlara acımak şefkat ve merhamet duygusu içerisinde olmak, ve ıslahatu zatil beyin, çok önemli, iki kişinin arasını ıslaha çalışmak, yani şu şuna muhalif, bu buna muhalif, bunlar boş sözler, bunlar biz mahvediyoruz. Ömür gibi bir sermayeyi ifade iyi olmadığı için söylemiyorum, bir mahluka yüklemek gibi bir şey yok yani. Bu büyük bir sermaye ömür, ne onunla geçireceğiz. Ümmetin, ümmetin huzura ermesiyle neşelenmek, .Onların işte Filistin daha çok sıcak hadise, oradaki sıkıntılar da onu gamlandıracak. Bakıyorsun çok az ülkede bir gamlanma görülüyor.
İnşallah mum olur ve İtikad-ı hüsn-ü hüsn-ü hüsn-ü hüsn-ü billahi Teala Cenabıhakk'a karşı güzel bir zanda, hani iş için itiraz durumu da olur. Hocalardan bir tanesi gerçekten de ilim irfan sahibi bir kimse diye anılır. Bu büyük bir hastalığa tutulmuş. Neredeyse demiş Allah'a itiraz edecektim. Bak yine de ilmi kendisini kurtarıyor. Demiş ki ben duama bir dua katıyorum. Ya Rabbi takatimizin üstündeki sıkıntılardan bizi kurtar, onları bize yükleme diyor. Şimdi yakınlık dindiği zaman bunun da bir derecelenmeleri var. En üstün olanı Cenabıhakk'a yakınlıkta nedir? Ekberul gurubet Allah'ımıza yakın olmanın, yalnız şunu gönlümüze yerleştirmemiz lazım. Allah'ımıza yakınlık deyince diyelim ki yolda gidiyoruz, yolda gidiyoruz. Yolda giderken insanların da yürümesine, vasıtaların da geçmesine mani olan bir engel varsa onu kaldırıvermek bu kurbiyettir.
Diyelim bir kimse denk geldi, sana bakıyor acaba selam verecek mi diye. Bu vaziyet almış ama buna selam veriyorsun. Biliyorsun ki onun bir sıkıntısı var. Deva olamasak bine, en azından bir hal ve hatırını sormak ona ne getirecek, huzur getirecektir. Nasıl oldu, hastanız geçti mi, inşallah şifa bulun, Allah'a yakınlık cennet eder. Şimdi mevsim itibariyle insanların tarlasında, bağında, bahçesinde çalışacağı bir zaman. Mesela bu işlerini sormak, ben bu yönde nasıl yardımcı olabilirim diyebilmek. Bu Allah'ımıza yakınlıktır. Ailesiyle oturmuş yemek yiyor, onları o anda mesrur kılabilmek. Yerine göre hak kelamlardan yerine göre ama Orada ifade edivermek Allah'ımıza yakınlıktır. Yatağımıza giriyoruz, ben yatağa giriyorum ama kabir yatağı nasıl olacak demek Allah'ımıza gurbettir, bunu bu şekilde üzüleceğiz. Bizim daha çok gönlümüze gelen elimizde tespihle postun üzerindeki tavır değil.
Zaten postun üzerinde oturmak bunları temyiz etmezse ruhbanlık diye söyleniyor. Ekberul gurubat Allah'ımıza yakınlığın en büyüğü nedir? Hoşuna geçmiyor ki zikir kelimesi Kuran-ı Azimüşşan'da. Bak, gönüllere gelir, demek ki bizden zikrediyoruz. Sen zikrediyorsun ama, onların zikri la yüzeni diyoruz ya tartıya gelmiyor, muhabbetle yapıyor. Geçelim. Receul gurbe, bu reca, ümitvar olma. Ümitvar olmada yakınlık nedir Teshül taat ve teshiruha, İbadet ve taatin kolay gelmesi demektir. Şimdi bu çok önemli, belki anlatılmıştı bir kimse Hızır Aleyhisselam'la görüşmüş, böyle Hızır mızır deyip geçmeyelim, böyle Hızır, Hızır Aleyhisselam, efendim demiş, bana bir nasihat et, Allah sana ibadeti kolaylaştırsın. İlk anda bu çok basit gelir, koskoca bir Hızır Aleyhisselam nasihatini daha bir derin yapmalıydı diyor insan.
Fakat öyle bir derin kelime kullanıyor ki mübarek bir zat, Allah dostu, peygamberi, diyor ki ibadeti Cenabı Hak sana kolaylaştırsın. Diyoruz Ramazan-ı Şerif'te ne güzel ibadet ediyordu. Onun dışında her zaman Rabbimize Kur buz geceleri gündüz de yazacak. Her zaman da, o zaman da ibadette zorlanmamak, kolaylıkla o muhabbete götürüyor zaten. El-Kurbe, Femem miniyyetün, ala seb'aati erkani Bu Allah'ımıza yakınlığın yedi şekli var, bu yedi esasa dayanır zaten, diyor. İslam, İman, Salah, o taatlerimizin salih olması da olur, işlerimizin salih olması, İhsan, onu görür gibi taat Celle Celalühu ve şehadet ve sıddıkiyye, kelime-i şehadet dediğiniz ve sıddıkiyye bu artık peygamberliğe merdiven dayamış, basit değil. Ve rubnüs sebia, yedincisi de, Demek ki velilikte de ne varmış, derecelendirilmeler. Cenabı Hak cümlemizin yolunda daim ve hain midesi, Ayet celleler var, E Hadis-i Muhammediye var.
Mesela o hadislerden birisini söyleyeyim sadece anlamamız babında birisi kulum bana nafilelerle yaklaşır. Bu Hadis-i Kudsi. Işte gören gözü, içten kulağı, kavralayan eli, yürüyenin ayağı. Bunu gönülde yaşayabilmek, ruhta yaşayabilmek, sırda yaşayabilmek. Bunun dışında işte kulum bir karış bana yaklaşırsa, ben ona bir zira. O yaklaşma böyle bir maddi gibi değildir. Her yönüyle Allah'ımızın kurbiyeti olur, özünde ibretli olur, beyninde tefekkürle olur, Allah'ımızın dinine Celle Celalühü, hizmette teknolojide diyelim en ileride olmakla olur vesair düşünülür.