Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselam, benimize varis olmak, onun başta ilmine, irfanına, hikmete, marifete daha nedir? Anlaşılmayan konuların mesela eşyanın hakikatine ermeye, semavattaki ve yerdeki esrarı çözümlemeye. Öyle bir vukufiyet var ki, bir insana baktığı zaman check up ne ki check up, check, Olduğu gibi onun vücudundaki hastalıkları tespit ediyor, tespit ediyor, operasyonda tespit ediyor. Şimdi Efendimize varis olunca bakışında Rabbimizin vermiş olduğu feraset ve ferasetiyle onun en ince, en ince düşüncelerine kadar vakıf olur. Gönlünden geçen. Hatta öyle bir hale geliyor ki, Allah'ın dostlarından birisi yolda bir inkarcı geçiyor. İnkarcı, daha iman ne yok, bunda tevhid nuru var diyor. O tevhid nuru var dediği kimse çok az bir müddet sonra kelime-i tevhidi okuyor. Öyle bir veraset.
Mesela Esad-ı Erbili Hazretleri Galata Köprüsü'nün üzerinden giderken bir gence ismi ile selam veriyor. Esselamu aleyküm evladınum sami diyor. Nereden tanımıyor o feraset, onur, Resulullah'tan ittifak gitmek suretiyle veraset yoluyla geliyor, hatta yerimizi itiraz edecek diyor, makamımızı koruyacak olan kimse geliyor diyor. Eszade Elbili Hazretleri'ni nasıl tespit ediyor Ta'al Hariri Hazretleri? Öyle ki rüyada alaka konuluyor. Biz rüya diyoruz ya yakaza hali olabilir o, uykuyla uyanıklık arası. Hatta yirmi üç yaşında intisab ediyor, intisab ettiği sene ders vermekle görevlendirilmeyi. O görevlendirme nedir? Adana'dan bize Sami Efendi Hazretleri'nin görevlilerinin bir damadı geldi. Damadı babasından şununla nakletti. Babası demiş ki evladım, Sami Efendi Hazretleri bizi görevlendirdiğinde doldum demiş görevlendirdiğinde. Her tarafım bambaşka bir nimete mazhar oldu.
Hacı Hasan Efendi, haddesallahu sırra bir kardeşimize görev verdi. Ruhu şad olsun, ruhu şad olsun, görev verdi, o görev verdiği kimseyi tabii görev verdiğini bilmiyorlar. Adana'ya geldiğinde Adana'da hemşehrisinden birisi onu görüyor. Onu görünce diyor bana ağıp geldi diyor. Öyle doldurmuş ki izabuz zukirallah görüldükleri zaman Allah hatıra gelir. Aleyhissalatü Vesselam Efendimize Ebu Hureyre radıyallahu anh hafızasının zaafiyetinden şikayet etti. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem eteğini aç buyurdu. Mübarek elleriyle bir şeyler atar gibi yaptı, sonra topla buyurdu. Beş binin üzerinde hadis-i şerifi nakleden, hadis kitaplarında, miksium, çok hadis rivayet edenlerden birisidir. Acaba gönlünü mürşidi kamilin kalbinin altına koyana neler verilmez?
Koyuyoruz, koyuyoruz da çeşme akıyor, çeşmenin altına desteği koymazsa buyruluyor ya çeşmelerde bardağı bin yıl durursa altına koymadıkça olası değil diyor. Onun altına koyamıyoruz, çünkü bizim koyamayız sebebimiz gönlümüzdeki düşünceler farklı, kalbimiz çok değişik yerlere geliyor. Şöyle tamamen kendimizi toplayıp bir düzene intizama sokamadığımız için gelmiyor, yoksa akıyorsun. Tam altına koymamız gerekiyor. Demek ki bir murakabe ehli ve kalbini arşı azama açtığı zaman ama tam manasıyla açarsa beli ikiye katlanan Allah'ın dostları var, murakabenin çokluğundan dolayı. Boşuna öyle durmuyor. Gönlüne o ilahi nimetler bal değil ki, üç lokma aldıktan sonra tamam yeter diyebilsin. Bu marifet ballarına doyurmuyor.