Buyurundaki Mürsir Kamilimiz kürsünün üzerinde kağıtlarını zor tutuyordu. Gerçekten öyleydi. Buranın sıcak orası erindi. Bizim asıl takip edeceğimiz onların mesela bir Sami Efendi Hazretlerinin ihvanım isyana giriyor diye faiz ve zinadan dolayı faiz ve zinadan dolayı yirmi sekiz kiloya düştü. Burayı bitirmeyecek, inşallah. Harama bakmamak, tecessüs, araştırmama, o çok yanlış. Bir kulak kulak kadar da değil bunlar, caiz değil bunlar. Ölçüsünü, şimdi İstanbul'da oturmuşlar, yalnız değerli insanlarda ben bir hocamız hakkında konuşuluyor. İşte kitaplarını satmak için şöyle yollarını aratıyorum ne diyerek onun en cin verici sözler. Mürşidi Kamilimiz bayağı konuşmuşlar, hemen müdahale buyurmuş. Demiş de Hasan efendiydin diye çok genç edeniniz. Anlattığına bakın.
Ne kadar güzel bir Mürşid-i kamilimiz öyle olmasa zamanın hükmü olur da kalbinizin bare kalbinin altına koyun da Allah'ın ruhu ilahisi geçiştir mi? O temizlenmiş. Yine şu fikir var, onlara mahsus diyor bu. Allah'ımızın emirleri umuma aittir. Buyuruyor belki İsa aleyhisselam buyuruyor. Bir kimsenin üstü açılsa ne yaparsınız? Mesela havaliler diyoruz. Ya bu havaliler dostları demek. Efendimiz de kullanılıyor bu kelimeyi sallallahu teala'nın senin Hazreti Cündeyiyöre alınan diyor, benim havayı buyurun, dostum ifadesi var. Var bu talim salih insanın zamanındaydı. Biraz malumat sahibi olmamızda fayda var. Buyuruyor ki bir kimse üstü açılsa ne yaparsınız? Börte de Ziya İsa Aleyhisselam. Hayır siz daha da açıyorsunuz. Mesele anlaştık. Tecelli. Onun kendisine ait. Acaba o, ne sıkıntıların içerisinde bunu bol keseden atmak çok kolay. Ama yarın nüzul-i ilahide bunun tek tek tek cevabıdır.
Söyledin ama bunu haydi sen orada ispat et. Huzur-i ilahi. Rabbimiz, Zülfü'l-Arabî Hazretleri, bizim taatimizde iki noktaya nazar oluyor. Bir isim niyetimiz, ikincisi de samimiyetimiz, o gönüldeki samimiyet Allah'ın emri ilah. O kadar hassas, o kadar ince işte bizim diyoruz ya çok büyüklerle, nurlu halde neden yatırıyorlar? Bunun için yatırıyoruz işte. Acaba tatil kabul değil mi diye? Mesela biz namaz görüyoruz veya olur. Diyoruz bayram oldu ve namazı dikettik. Onlar öyle demiyor. Çünkü onlar namazda daimdirler ayet celilesi Maarif suresinde geçer. Yirmi üçüncü ayet celilesi. Namazda daimdirler demek devamlı namaz kılıyor demek değil. Namazdan elde ettiği bu kazancı o güzelliği her zaman muhafaza içerisindedir. Yapıp da bırakmıyor. Mesela bir istiğfar okumuşsa o istiğfardaki nedame onun bütün gönlünde mevcut. Tevhidteki vahdaniyet sırrı onda mevcut.
Salavü selamdaki efendimizle münasadan Salavü Teala Aleyhi ve Sellem onda tayin her zaman bir alaka içerisindedir. İmam Ali bin Nebi Talib radıyallahu anh efendimiz ki sebebi farkısıyan orucun farz olmasının sebebi nedir? Parpullah, Allah'ın koymuş olduğu bir faztır Denizli'yle, o günkü. Bizim samimiyetimiz ölçülüyor burada. Allah'ımızın celle celaluhu hiçbir şeye ihtiyacı yok. Bizim ona ihtiyacımız var. Rabbimizin istendiğiyle ibadet ve taakün temizliğidir. Bunun için borç ayına tezkiye ayı demişlerdir. Bu kalbimizin ve ruhumuzun arınmasıdır, temizlenmektir. Yoksa amanlar şu fikre sükun diye kalmayalım. Ben işte Ramazan-ı Şerif girmeden önce tartar aletinde kilomu öğrendim. Bittikten sonra acaba kalktı mı, eksildi mi? Bu değil. Akşam işte ne yiyeceğim? Gecede ne olacak kavgası değildir bu. O nefsimizi körletmek, nefsaniyetin zaten bir tarik halinde nefisten konuşması.
Çünkü öyle bir problemi yok mu? O nurdan perdeleri arar böyle her zaman bize. Sami Fen Hazretlerinin de üstadımızın da ta sıddık ağzına kadar da gazlarımızın müstekliği edeplenmiş. Buna doğru yürüyebilmek. Ama burada Hızır Aleyhisselam'ın ibadeti Cenabı Hak sana hatip kılsın demesindeki hikmet budur. Artık o noktaya geldi mi doyması mümkün değildir onun, gıda olur. İbadet ona gıda olmuştur, zikrullah gıda olmuştur ona. Artık nefsani gıdalar bitmiş. O tamamen tükenmiş. Kıkıdan sökmüşüm. Çünkü onu kıldan söküşünün yolunu Allah'ın Resulü göstermiş Sa'd-i Allahü teala bize. Göz açık mumuncaya kadar de olsa Ya Rabbi beni nefsime telkin de bu Allah'ın Resulü sakın Allahü Teala bize yol gösteriyor. Ona zerre kadar fırsat vermeyin. İşte salihlerle olmanın faydası bu. Yoksa bize ne yaparlar? Bu kadardan bir şey olmaz. Bu kadar olur. Su kullanmayın da kurulmaz. Bunlar batılçe ifadelerdir.
Biz hakçe olan ifadelere bak. Bize okuduğumuz Fatiha suresinde, Eslaitlilliler uzakılmaktadır. Nebiyde, sıddıkler, Şiitler, salihler. Onun için Ehlullah'ın duası devamlı bu olmuştur. Ya Rabbi beni dostlarınla dost ettirmiştir. Onu boşuna söylememişler. Hani kullanmıyoruz, okuduğum dost, size tekim meşakkat kiram hayattadır. Asıl ölen biziz onlar hayattadır. Diyor. Sökmüş atmış onu. O geleceği ilahi nimete ermiş o. 0 tadı akıyor, o lezzeti akıyor. Sadece Allah'a Celle Celalimi tekrardan ibaret değil onun için. O zikrettiği Mevla, mezkur ile Yahya gelmiş o. Gayri bizde, kederimizde, imkanla çalışırsak, içle dışımızın ıslahat dışımız şerifi şerifle içimiz tarikat tarihinin edepleriyle ve kalbimizin de nur gibi olmasıdır ve şükran ve yan ve ihsan ile sokarak Allah'ımızın nimetlerine şükretmek, çünkü oruç daveti bitmez anlatmakla esrarır.
Çünkü bu vesileyle asla yoksul ve düşkünler düşünülmüş olur ve bir de fakir ve yoksul zaten söyledi, Allah'ımızın nimetine şükür ve fakir ve yoksul düzelir ve ziyade münkesel bir kalp, kırılmış bir kalp. O kalbi de zaten Cenabı Hak ben beraberim buyuruyor. Böyle bir kalp. Rabbımıza yalvarış ve yakarısının içerisinde, gözyaşlarıyla büyük bir saygıyla, yalvarış ve yakarışın içerisinde de bir ele geçmez. Bir gün İpek hocamız Rahmetullahi Sami Efendi Hazretlerinin yakınlarından birisiyle görüşür. İşte biz de ne oldu? Şimdi kitabı aldı geldi. Baktı, okuyacak kitapta. Biz asıl o kitabın okunulmasındaki edebi, oradaki erkanın yaşanmasına vesile olan kutlu hak dalı istiyoruz. Geldi. Dedi ki ben hepsini anlatmayacağım yalnız. Bu bir sevgidir, aşktır, muhabbettir, insanın gönlünde saklıdır.
Yalnız bir rasathaneye Gitmeyi istemişler, haberler gönderilmiş işte mübarek bir ikimize gelecek diye varmışlar. O da Zuhal yıldızını araştırıyorlarmış. O böyle çok büyük makinalar öngöriyorlar bir tarafa, bir diğer tarafa, Züvar yıldızını bulamıyorlar. Efendi Hazretleri, bu mübarek zayi parmakları ile işaret ediyor burada diyen. Bakıyorlar, biz o hangi yıldız orada, tek şey anlatıyorlar. Husul şeklinde. Yeşil uzay üst Medresesinde anlatmışlar. Orada Ahmet Elendi vardı manevi görev vaziyette sonra böyle oturdum demiş o anlatırken, Risale-i Nureddin Hazretleri mübarek gözün yumulu, o kavakların üzerine haber yıldızların indiğini müşahede ettim diye. Artık o yıldızların insan-ı kamille münasebeti de vardır. Onlar kainatla da iç içedirler. Bizim hayatında tanıyamadığımız keşke şimdi Danyal ise mürşid-i kamilimizin Medine'ye teşviklerinden Sami Benda Hazretleri ev algıyla dışarı çıkar.
Buyurur ki yıldızlara bakın. Hasan efendinin gelişine yıldızlar da söylüyor. Hasan efendimiz da bunu ifade etmiş. Demiş efendimiz hazretlerine anlatsanız cuma lideri ve Ramazan-ı Şerif'te yatağa girmezdi diye. Onun işi yok muydu? O da rızkım helal olsun diye sevgili sultanımız muhasebe işleriyle meşguldü Ama işi tamamen Rabbimize göndermiş. Nedir oruç? Orucun neylesi? Nefs. Nefsinizin temizlenmesidir. Oruç taati Rabbi Zülcelal'imizin dışından ne varsa hepsinden uzaktırlar. Terk etmez ama onlara imanla tasarruf eder. Zaidin orucu neharan, gündüz yemeden içmeden uzaktır vesaire ve savmü'l alim, alimse neharanla eyleeyle gece de oruçdur. Yemez mi? İftarını yapmaz mı? Yapar ama öyle bir iftar yapar ki iftar sofrasında iki tane sevinç var. Birisi iftar yapmak, bir de Allah'ımızın cemalindedir. Onlar iftiharını Rabbimize kavuşuncaya kadar. Artık yapmıyor, gelmiyor, tutmuyor manası çıkmasın.
O her zaman oruçludur. Abdulkadir Geylani Geylani efendimiz, Ya Rab diyor Senin katında hangi oruç kıymetlidir? Baktın geçtiğini de biliyor. Galip buyurdu ki oruç benden gayri ne varsa onu olduğu gibi terk etmek ve onun aşkında yok olmaktır.