Esası ifade ediliyor. Bir de ayrıyeten bunun dört binasının olduğu ifade edilmiştir. Böyle hallere okuyup geçeriz. Bundan dediği için bulmuyorum yanında bir kimse geldi efendim benim hiçbir ne kalp zikrim var ne ruh zikrim var buyurdu. Bu da taattir. Bu da terakkidir. Siz yaşadığınıza inanıyorum. Cenabı Hak Kuran-ı Kerim'de ki onlar kalben merfuen temizlen eder buyuruyor. Demek ki okuduğumuz istiğfarla, tevhidle salatü selamla arındığımız gibi ama gerçek yapacağız. Bir tanesini deyin. Üstatınız üstadına dedi ki efendim dedi karınca kadar yapmış olduğu hata şimdi gözüme elciyes dağı gibi görülüyordu. Dal tepesine düşecek gibi. Münafık da buyruluyor günahını, böyle burnunun üzerinde bir sinek. Şimdi bizim de öyle olmamız gerekir.
Bu işlerimiz burada ne konuştuğumuz mahal, görüşüne meseleler, bildiğimiz hususlar, bunların yerine gelmesi için biz temelde gönüllerimizi ihya ve ıslah inşaatına çok ahlak göstereceğiz. Burada gençlerin toplantısı değil. Yetmiş yaşında olursa, seksen yaşında olursa azmiyle genç olacak. Üstadımızın evlatları, gailetiyle genç olacak. İşte biz buraya kadar getirdik, Bundan sonra da bir başkası yapsın, yorulduk. Bu caiz değil, bu Allah'ımızın kitabına aykırıdır. Çünkü emredeni müstesna. Diyorum ki iş ciddi, gayret edelim ve görevlerimizde ciddi olalım. Biz bu noktayı açılıyoruz aslında. Namaz olsun, oruç demek, bir bir başkası yapsın gibi, bu olur. Diyelim hiçbir becerisi yok, olabilir ama samimi der ki bana yardımcılar olsun veya bir başkası şey ölür buyuruyor. Ya hak hakim olur ya da Muhammed ölür. Ve onun yolundan gelen kimselerdeki azim ve gayret odur.
Bizim evlat ve eşkarımızla birlikte demek ki muamelatımız, muamelatımız bu muamelatımızla da terakki, ruhani ve manevi gelişmelerin olduğunu demek istiyorum. Artık ne hizmet olursa olsun, sevindiğimiz hususlardan birisi de şudur. Çok şükür üstadımızın evlatları hiçbir zaman korkmam. Konuştuğumuz bir kütüphaneydi, başka bir şey yoktu ve Bakırköy eğitim kimse bir şey bildiği yoktu. Diyorlar ki diğer kurumlar var, o kurumlar varken buna gerek yok. İslam'ın fıkında vakıf terimini bile anlayanlar ada düşüyor. Çok şükür o hale geldi. Allah'ın emrini gözet ki, emri ilahiye dikkat etki, Allah da seni gözet. Şokçe verdiğimiz misal olduğu için bunun dışında bir misal olsun. Süleyman Paşa, İstanbul'da bir halanın fethi için gelir. Kırk tane mücahit var. O mücahitlere bir soru sorar. Dedi ki ey mücahitler buraya niçin geldiniz? Hepsinin ağzından sadece şu söz duydum. Bir allau kelimetillah derler.
Allah'ın dininin yüceltilmesi. Daha şafak sökmeden kalafedir. Bizim başarınız, bunu kardeşlerimize de diyoruz, bu geminin dümeni takvadır. Muttaki olmadıkça Hadis kitaplarında, sahih oluşunu kaybeder. Aynen bunun gibi Sıddıki Azamdan beri üstadımıza kadar gelen bu yolda bir fasıla yanlış olur. Biz gayret göstereceğiz. Gayleti Cenabı Hak üç noktada ifade buyuruyor. Birincisi, Allah'tan korkun. Bu görevlerimizi yapmakta da, ilahi bir görev olarak biz bunu görüyoruz. Bunları icra ederken de samimi bir şekilde bilebilmek. İkinci biz girişimiz nedir? İkinci girişimiz, esanı, gücümüz yettikçe gayret göstermek. Bir üçüncüsü, esanı, hak ve tubati. Gerçekten Cenabı Hak'tan korkacağız. Cenabı Hak'tan korkacağız. İşlerimizi bu şekilde yaptığımız zaman, takva esasına yarardığı zaman başarı sonucu verir. Ayeti celile'yi okuyamayacağım. Kuran-ı Kerim'de, Tevbe suresinde Mevla-yı Zülcelal.