Ruhani Huzur ve Aşkın Önemi ve Manevi Arınma | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Ruhani Huzur ve Aşkın Önemi ve Manevi Arınma
Ruhani Huzur ve Aşkın Önemi ve Manevi Arınma kaydında Kendisi malum, Hamdai Bağdadi Hazretleri ile münasebet kurmuş. Diğer meşayih kiram dadı. Yahu şurayı demek istiyorum. Üsteazı çekinirmiş. Mezhep imam olduğu için. Şimdi okuruz. Bazı işte metinlerden neden hata ederiz diye çekinirmiş. Ahmet bin Hanbel Hazretleri de bunu bilirmiş. Efendisinin görmediği yere otururmuş. Görmediği yere oturur.…
Kendisi malum, Hamdai Bağdadi Hazretleri ile münasebet kurmuş. Diğer meşayih kiram dadı. Yahu şurayı demek istiyorum. Üsteazı çekinirmiş. Mezhep imam olduğu için. Şimdi okuruz. Bazı işte metinlerden neden hata ederiz diye çekinirmiş. Ahmet bin Hanbel Hazretleri de bunu bilirmiş. Efendisinin görmediği yere otururmuş. Görmediği yere oturur. Böyle kalktığı zaman deniyor, Ahmet bin Hanbel Hazretleri, sanki bir bardak su dökülmüş gibi ağlarmış. Diyeceğim şu. Fatiha suresine bir mana veriyor. Bilmiyormiş. İki, üç derken Ahmet bin Hanbel Hazretleri tahammül edememiş demiş. Böyle bir cezbeye kapanmış ki, Allah diyerek dışarılar açıldı. Ya Rabbi bu bilim nedir demiş, Bu bir ayrım. Buna biz dalmayalım. Biz iman konusunda da zaten bunu görmek istiyoruz. Bak, kitapların tahrik ettiği var. Okuduğumuz ama burada tek gelince göreceğiz bir de hayran kalıyor. Yani bu tariflerle kolay kolay yapılmıyor.
Allah'tan gelen bir ilmin Celle Celaluhu eseri olsa gerek diyoruz gördüğümüz kadarıyla bunları. Bunu nereden aldın derseniz oğlum tek tek söylerim size. Ruhul Beyanın kaynağı Daha sonra daha sonra bir Seyyid Abdullah Atdüstriyel Hazretleri'nin bir tefsiri var. Bunun yanında daha birçok tedbirlerden bu iş alimi olan mesai yerlerden alınmış ama biz doyumuma böyle ulaşıyoruz. Bizim tepsi hocamız var. Aynı zamanda Kuran-ı Kerim derslere de geliyor. Gelin demiyorum desen hemen anlaşılır. Bu işte öğrencilere ders veriyor. Söylediği söz şu. Diyor ki, arkadaşlar, ne bileyim maluma sahibi. Kütüphanem çok geniş. Fakat diyor, ne yaparsanız yapın, şu gönlü Allah'ı özür dilale'den aşık olan kimselerin eserlerini takip edin diyor. Sünemiyyi dediğin nehyin rahmetullahi ve ala alimail. Onlara bakın, bir kez sonra ancak öyle doyabiliyor.
Böyle bakıyorsunuz, insanlar, gerçekten ilim ehli insanlar var ama aşıkları etrafında dolaşıyor. Ya belki bir şey söyleyemiyorum ama Allah'ımıza aşık. Onun birkaç kelamını duymak onlara çok büyük haz veriyor, huzur veriyor. E biz de yapalım muhtar. O gibi ilahi kelamlara insan gerçekten doyuruma ulaşmak istiyor. Çünkü daralıyor insan. Yani insan olarak, beşer olarak bir daralma oluyor. Bir bunalma oluyor. Buna Cenabı hak, Tevbe suresinde arz genişliğine rağmen onları diyor, sıktı. Bu bu tabii bu Tebük seferinde Hazreti Kaab, Bilal yok. Hazreti Kaab, Bilal ve Mirare radiyallahu anhü'l ibni minhum bunlar cihada katılmazlar. İşte on gün meyve koyuyor, gölgelelerinde bizi alıkoyuyor. Şimdi, bunlar katılmadılar. Sonra buyuruyor ki Cenabı hak arz genişliğine rağmen bunlar daralıyor, sıkılıyor. Şimdi insanın tabiatında bu var. Beden olarak sıkılır.
Beşer olarak sıkılır ama Allah'ımız insanın genişleyeceği öyle bir nimet bahsetmiş ki ruh vermiş. Ruhun mekanı bu dünya değildir. Ruhun mekanı melekut alemidir. Cebarut alemidir. Laud alemidir. Mesela biz rabıta yapıyoruz. Nedir? O alemle münasebettik. Sonra yine görüyorsunuz o murakabelerden de yedi kat semayı yok bilip kalbine arşa, ağzıma açıyor. Yani bu alemden çıkıyor. Bu alemden çıkacağı Cenabı hak değerleri vermiş. Biz kulumuza şah damarından daha yakınız. Eğer izahini görürseniz Sami Beyiniz hazretleri, bu Konya'dan saray mı diye uzakta anlatıyor. Buyuruyor ki Münir ben diyor. Ne diyor damarı, yani bir telefon gibi düşünecek olursak, bir telsiz gibi, biri diyor, insanın elinde biri başta Cenabı hakk'ın elinde. Yani tazarbu ve niyaz dediğimiz zaman budur işte. Tazarbu ve niyaz yağları, yapıları, Bu insanda var, hepimizde var. Şimdi, elinizde telefonu meşgul oluyorsunuz.
Ruhani Huzur ve Aşkın Önemi ve Manevi Arınma ne anlatıyor?
Ruhani Huzur ve Aşkın Önemi ve Manevi Arınma kaydında Kendisi malum, Hamdai Bağdadi Hazretleri ile münasebet kurmuş. Diğer meşayih kiram dadı. Yahu şurayı demek istiyorum. Üsteazı çekinirmiş. Mezhep imam olduğu için. Şimdi okuruz. Bazı işte metinlerden neden hata ederiz diye çekinirmiş. Ahmet bin Hanbel Hazretleri de bunu bilirmiş. Efendisinin görmediği yere otururmuş. Görmediği yere oturur.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bazen de çekmiyor, görüyoruz. Hepimizde oluyor bu. Yalvarırım, bir türlü çekmiyor. Niye çekmiyor? Bakmıyorsunuz, dip dal geliyor, engel. Bir türlü çekmiyor. Bizim nefsani arzularımız yoksa bunların o, biz konumuza şah damarından daha yakınız ayeti geliyeyle onlar koruyor, münasebeti koruyor. Cafer bin Sadık, geçen bir kardeşimiz soruyordu. İmam-ı Azam efendimiz, rahmetullahi Ali, tarikatı aliyyede şeyhi kimdir diye. Oğluğu olur İmam-ı Azam efendimiz. Babalığıdır. Cevaberi Sa'd'ı. Gaddesallahu ve sure. Onunla münasebet var. Sonra, bir, bir, şu, bak, şunu çok güzel bilmemiz lazım. Şeyhi olmakla birlikte, mesela İbrahim Ümmet-i Nuriye diye bizzat var. Taha, Haliri Hazretleri var. Efendimiz buyuruyor ki, sallallahu aleyhi ve sellem, bizzat mürşidim benim buyuruyor. Öyle dediği kimseler var. Bizzat bunun eğitimi altında devam ediyor. Yine de şeyi var, itaat ediyor. Çünkü yol göstermiş.
Men, allemeni harf ver fakat sayyarani ad der. Bana bir harf öğretenin kölesi olurum, buyuruyor Ali Efendimiz. Radıyallahu anh. Yani münasebeti olmuşlar. Bu damarı çalıştırmış. Cafer-i Sazır haddi sallallahu aleyhi ve sellem diyor. Bir kısım konularda devam etti. Derhal diyor Cenabıhakk'a yönelir. Uzun değil, onlar için ilginç gelir. Biz derhal yönelirdi diyoruz ya şut dediğimizde o bir senelik ilmi bir anda alır o. Bu nur olarak gelir kalbine. Bu aynı konulardır. Yani bize üstatlarımızın üstünü örttük de anlatmadıkları mesela efendimizin hayyayı boylayı bilmeden geçip giriyoruz dediği bunlardı işte. Bizzat cahilim ilmimi gizliyorum dediği. Bakmayın siz öyle zahiri durumlarına batıni çok müstesna. Bunları biz iman konusunu eğer işleyebilirsek imanın nedir iman? Gariben tasdik etmektir.
Bu dil ile olan söylediğimiz yeri dil ile söylediklerimiz şimdi mesela adam öldüğünde Müslüman olduğunu bileceksin ki Müslüman kabristanlığına koyabilelim. Ondan sonra mesela miras meselesi. Müslümansa ona göre mirası taksi verildi. Daha başka diyelim ki şahitlik hususunda neden ama kalbi yön Cenabı var. Şimdi biz ruhun bildiğimiz için bunu ifade etmemiz gerekir biiznillahi teala. Şimdi böyle bir damar var insanda. Bir damar var. Bu Cenabı Hak'la alaka kuran bir damar. Şimdi düşünelim. Allah'ımızla münasebet kurun der. Yok. Mesela o lacib de Ahmet olan bir sıkıştırma aile olmuş işte ne biliyor değiliz diye. Yüz yirmi dört bin peygamberin her şeyini, şekeresini ortaya koyarım diye. Gerçekten de koymuş. Efendimiz anlattı. Rahatsızmış. Vardıklarında böyle bir sıkıntı geçirmiştir. Nedene? Efendimiz hazretleri böyle bir huzura dalmışlar. İyi olmuştu dinlerken, sıhhat bulmuş.
Efendimiz buyurdu ki, aynen dedi. Kuran-ı Kerim'de en çok Hud suresinde geçer. Hud suresinde geçer, A'raf suresinde geçer, ezberl Suresi'nde geçer diye surelerde var. Lut kavmini anlatıyor. Arada da diyormuş, hoca efendiye soru, hoca efendiye soru, aynen dedi efendim, kısacıkleri, aynen. Kuran-ı Kerim'de ne ise olduğu gibi, olduğu gibi Efendim biz bunlara bakacağız bak Ahmet bin Hanbel Hazretleri dedi yalınayak gezen bir delil Hafi bir başka, İzmir manasında Hafi, yalın et demek. İşte hafi, abdestallahün sırrı. Hep onun yanına var diyor. Ah bir nianillah, bana Allah'tan haber ver ya bir şerifi, demek ki çok müstesna bir amel mezhep imamlarında öyle tarih bililecek gibi değil. İmam Şafii rahmetullahi aleyh hazretleri, İmam Şafii bir rüya görüyor biliyorsunuz. Kendisine yüzük takıyor aleyhissalatü vesselam'ı kendimiz. O ilim birisi.
Yani okumuşlar okumamış değil de okumuşlar ama aynen Sami sultanımızda olduğu gibi maluma sahibi ama sıkıldığı an olur. Demiş ki ben okundu kitaplarından biraz daraldım. Bana bir kitap verir misiniz demiş bir hoca filmi diye. O da samimiden bir kitap veririm ama biraz kuş gibi anlaşılacak gibi değil zahiren batımı olsun bakayım demiş. Son kısmı kitabın isim olarak, gayetü de gaut diye geçiyor. Yani çok ince manaların olduğu, yani Muhyiddin Arabi hazretlerinin lüpbül lüp sırrı sır diye çok güzel bir eseri var. Şey bu Esani Elbili hazretlerinin tevhid risalesi var. Bu eli veendi hazretlerinin. Tabii bunlar çok ağır. Yani buna benzer bir kitap okumuş bir hafta kadın müsaade etmiş. Ondan sonra işte tekrar müracaat ediyorum o hafta sorunca. Buyurmuşlar ki biraz daha müsaade eder misiniz biraz çalışsam? Çalışmış, orada gerçeği görmüş. Buyurmuşlar ki mutlaka bir mürşid-i kamile ihtiyacımız var.
Evet biliriz ama daha aşacağımız noktalar tarif edilmez şekilde pek belli düzeylere geldim dedim. Siz dedi benim dedi elimle tuttunuz. İki basamak dedi daha büyük yukarıya çıkardınız. Demek kişiyi bir kimseymiş ki efendimiz buyurdular ki hoca ben siz kendi gayretinizde şu noktaya gelmişsiniz. O artık mülhem, mutmainne, raziye, Nazviye o makamları da dedi inşallah geçmenize vesile olmuşuz dedi yani mutlak bir ihtiyacımız var. Diye bir tarif var, yani belli birliğine gelir de şu konu çok önemli, diyeceğimiz soru çok önemli. İnsanın geldiği noktayı muhafaza etmesi, önemli olan bu. Mesela belli bir yerdeyim ama orayı korumak lazım. Nasıl koruyacağız? Biz Yunus suresine baktığımız zaman, İslam'da onlar iman ettiler ve Cenabı hakk'ın takva çok önemli bir unsur.
Kuran-ı Kerim'de çok temas edici üzere durur ve takva ile kurtuluş bu şekilde yoksa velilerin korkuyu yok mahzun olacak değiller ama iki esası Cenabı Hak hemen Ayet-i Kerime'nin altında tevhidi. Tenzih baba isterseniz söyleyin. Mevlana Halid efendimizin kule pahasına bu ta haniyye hazretleri belli. Efendimiz aleyhisselam buyurmuşlar ki icazet noktasını konuşabilirler icazetin var mı ne diye zamanın kutbu durumunda olarak Taha Hakkari hazretleri var onunla görüşün. Şimdi anlaşmışlar, mekan olarak da uzak değil, birbirlerinin, esaslerimizin yeri de uzak değil, Erbil de uzak değil, birbirlerine yakın bir çevrede bulunuyorlar, anlaşmışlar, Taha Hakkari hazretleri biraz erken gelmiş.
Taha halleri hazretleri de biraz geç kalmışlar fakat içeri girmemiş dergaha, yalnız ona hamletmişler işte efendi hazretleri ayağa kalkmadı buyurun demediği için içeri girmiyoruz hadi hiç öyle bir şey yok işte demişler efendim ta şimdi demiş ki ben içeri gireceğim ama bir meselenin huzur hat kavuşması demektir. Müridanın gönüllerine sahibim, benim kapı önünde bekleyişimi, sizin istiğfar etmeyişinize bağlı daha dikkatli Ahmet olmamız gelmişler. Şöyle bilelim müferricun diye bir zümre olur. Bu var hadis şeriflerde vardır. Müferricun tabiri var. Yani biz okuyoruz gidiyoruz da yani bunu ancak efendilerimizden anlayabiliriz. Yoksa bu gruba gideceğiz yani hiçbir şey anlamadı. Şura suresinde bir ayet celile var. Efendimiz buyuruyor ki, ey müşrikler siz eda ezayı diyorsunuz ya. Yanınız şu yakın akrabama dokunmayınız buyuruyor.
Bu gerçekten, emri Buhari hazretlerinin, medresesi arşıağlı, bu fıkıh fahri alemi, sayın Allah-u Teala'nın, bu diyor ya, onun dediği gibi olan kişi sever söylüyor. Bu diyor, Allah'a gurbet yakınlıktır. Şimdi aranıyor, aranıyor, tefsirlerde yok. Ancak kurtuluş gününe çıkın. Zülcenahim demek iki kanatlı hem uzaylı hem batın. Şurada işleyeceğimiz konu da aynen. Burada gayri damat olmamız gelmiş şeye dönülüyor tabi. Bir gün sohbete gelindi. Gelindi. Bir artık sohbet tamamlandı. Dışarı çıktılar. Ölmek gibi bir güzel koku geliyor. Hani hissettirmek istiyor aslında. Kendisi biliyor. Ben anlasınlar demek istiyor. Herhalde Hızır aleyhisselam diye de böyle Mehmet abi onun bir türlü çıkaramıyorum. Türk güzelim bir ifvandı vefat etti. Ölüm inanılmaz çok güzeldir. Gerçekten hakiki bir müritti. İsmini bazen hatırlıyorum. Çok oldum. Vefat ederdim. Üstadımızımıza çok gelir.
Böyle Kayseri'de müstesna kimseler vardı. Bu Talas'tır, halkın. Hem cizbeli bir kimseydi Sami efendimiz hazretleri ondan sorarmış Hasan efendi ile görüşüyor musunuz diye bunlar çok şimdi şey deniyor ya çok ileri önde olan kimseler vesaireler deniyor ya. Ben bu tabir kullanabilirim. Tarikat-ı aliyede gerçekten bir sürü de koçluk olur ya. Bir sürü olur ama koça değer verirler. Tarikatı aliye'miz olur koç var bunlar. Şimdi o çıktı sohbette. Azar kullanacağımız onun da işte ayakkabısını çevrilecek. Bize dedi ki, böyle bir durdu. Benim dedi şuramda bir boş var dedi. Tahammül gidemiyorum dedi. Bu nasıl çıkacak? Yani biz ruhun, huzurunu diyoruz ya Ben ruhumdan ruh üflendim, yani insanda bambaşka değer var. Adem'in çamurunu kendi elimle Ama bak itirazlar çoğalacak. Bir de bir desen bir duyduğuma göre büyüklerimizsin. Öyle ilim meyiller gibi. Mesela Adem'in yüzünü kendi elimle buluyor.
Fahreddin Raci Hazretleri tefsirinde de işaret ediyor ama o noktaya geldi mi buralar anlatılmaz diyor. Şimdi bizim istediğimiz rabıtayı bol bollacaktır. Şu müttaki halin içerisine girerek yaşantımızda takva nasıl bir bir saray düşünelim. O saraya nasıl gireceğizsek kapı kapandı, pencere örtüdür. Nasıl yine diye bir anahtar lazım. İşte bu anahtarı bize veriyor efendilerimiz ama biz açamıyoruz. Şimdi anahtarlar çok değişti. Çiftlerde anahtarlar var. Farkları açılıyor. Birine göre elinle de açılıyor açılıyor da açılıyor. Bunu bizim elimize verdiler asillere. Yüz on bir istiğfar da verdiler. Tevhitle başta istiğfarda, tevrikler, sadede, ölüm tefekkürü rabıtaydı ama yaptığımız rabıta en az yirmi dakika olması lazım. En az on beş diyelim. Yarım yarım yarım yarım olmuyor işte. Anahtar bir tütün açmıyor.
Bir açar isek bakın kalbimizden bir zikir uyanacak yanacak batacak vuracak onun bin tane perdesi var. Yani o saray dediğin basit bir zarar değil. Her bir detay, aklın der vaded edici olursa velayete işaret ederler. Nefsin mertebeleri deniyor. Bu aynı bir konu. Şimdi dedi ki efendimlerin yanında oturan yıkıldı. Biremedik yanınızda Hızır aleyhisselam oturuyordu müstahizi dedem de bunu ifade etmiş zaten şiirlerinde Hızır yanında görünür şeyhim diye onlar boş değildir tabi hayret ettiğimiz nokta şu diyor bunlar var Elhamdülillah bunlar haber veriyor diyor. Sönüyor ve bir ara bir yazı yazmış bir kardeşimiz noter tasdiki mi gerektiriyor? Ya noterden tasdik mi olacak bu? Efendimizden tasdik olunmuş mu? Bitmiş. Elhamdülillah. Sami efendimden sonraydı, belki size anlatmadık bunu ve efendimiz bizi çok böyle sıkı tuttuğu için daha hala onun etkisi altındayım.
Bir gün çağırdık kimseye anlatmayacaksın bunu! Diyor! Anlatma! Söyleme bunları! Her hakikat söylerim ne yaptıysam dedi ki: Yoo! Bunları tatmin yiyen! Seni mesul tutarımı anlatırsın Onlardan biri şu Sonra dedi Cennetül müşahade eder büyük bir toplantı yapın Kendisini ifade ediyor ama haya ediyor diyelim Orada dedi seçim yapıldı İhvanı dedi olduğu gibi bize teslim ettiler Biz bu şartını şimdi bile çekinerek söylüyoruz çünkü mahliyet ve mahfi yeten içinde bir efendilerimizdir bizim o Kemal abi kültür çok güzel yazmış Bedri haka demiş ya Bedri haka gizli bir ay diyor, sana benimiz ama gizli bir ay dediğinde bakıyorsunuz Pakistan'dan koşup geliyor ta İtalya'dan geldiler Rum diyarından geldiler Sami bendiniz Bu gizli bir ay ama gönüllere bile bir doğmuş ki. Seviyorlar, bilmiyorum mübarek bir zat diye.
Şimdi efendim, bunlar rical taifesi herkesin tanıyamayacağı ve kendisini tanıtmaz büyük insan olsa sönem yapardı bunu bırak Ondan dolayı kolay kolay her meclislere girmesi Otururken bir kimse gelir. Onunla saatlerce görüşmüş. Görüşmüş. Yanında da bir kimse var. Diyor ki bu kimseyi tanıtır mı? Efendim, şu bizim köyümüz var ya, o köyümüzdeki imam. Halbuki o değil. O şekle gelmiş. O tahal, Haribi tahal, Hakkari hazretlerinin Bak, gemiye, gel, gel, gel, gel, gel, gel, gel. Samimlar, Buyurmuş ki tiki de hazırlayın hazırlayın bir kısım cemaatiniz gelecek bir kısım bir bulut gelecek Onların soruları olacak bandı alalım onları da kesin dilerim daha onlara gelmezse Hemen haberleşebiliyoruz. Bununla hemen haberle şöyle Hazreti Ömer'in radıyallahu anhun biliyorsunuz Hazreti Sariye ordu komutanı çok uzak bir yerdeyim. Ya sariye dikkat et. Dağa, dağı dedi. Yani düşman dağ taranalığı sanacak.
Derhal hissetti. Yani biz muharebeleri kazanmışsa, nüdat kulağına kazanmadık. Bir Çanakkale zaferle geldi. Hep Allah'ın büyük bir yardımı. Nasıl oldu yardım? Yani yardım gelecek diye beklemekle olmuyor bu. Ne istiyor? Bir gayret istiyor, bir çaba istiyor. Mesela Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder. Or ayağınızı sabit kalem kılar. Her şey bir beden karşılığı. Bak görüyoruz ahdiz risalesinden okuduğumuzda hemen denk gelecek. Belki biz geçmiş olabiliriz. Orada ne diyor? Bir cümlesinde velayet gördüğüyle kolay gelmiyor diyor. Anlatıyor da. Birini diyor, kırıncaya kadar bir eza çekmemek için mümkün değil. Bize hocalarımızdan gelenler oldu. Efendim de çok büyük bir rahatsızlık geçirdi, kalp rahatsızlığı geçirdi.
Ilk türlü ifade edemedim onlara seviniyor gitti diyemiyor Siz dedi kulağını gösterince evi olduğunu anlarsınız dedi hocam dedi Cenabı hak dedi belli bir makam ihsan buyurulacağı zaman o gibi sıkıntılar geçiriyorum. Bunlar bu biz yillardır bin yillardır. Burada iman konusunda eğer sözü yarım bırakmamışsak Çok vakit aldığımı biliyorum. Said Nursi hazretleri o Sami efendimizi o bu Adana'da görüşüyorlar da nazik damatova geliyor. Yalnız yakınları da bunu bildiği için çıkmak istemiyorlar. Biz de bunların acaba ne konuşacaklar diye. Sami Efendimiz de yakın olanları dışarıya buyurun diyor. Çok etkili bir şekilde alın Müstesna bir şekilde yapalım. Bizi yalnız bırakın. Yalnız bildikleri için Ahmet babamızı bir pencerenin arkasından takip edelim demişti. Sami efendimiz zahiren gördüğü yok. Buyurulmuş ki pencerenin arkasından da çekilin diyor. Çekinmişler ancak şubalarını duyar demişler.
Ahmet babamız demiş ki efendim Sizi böyle bir divan heyeti kurulduğu zaman manevi en başta görüyoruz En başta görüyoruz yalnız orada biraz daha düşük duydunuz, böyle zayıf miydiniz? Demiş. Bu kadar. Size İbrahim böyle kabirleri neler de var diyor diyor Allah'ım demek ki yerde ne yapıyor? Efendim diyor her ne zaman diyor o ruhani manevi heyet kurulacak olsa sizi en başta görüyorum diyor. Zanneder de yazıyor. Sizi diyor, o meclisin içerisinde en başta görüyorum. Yalnız diyor, aynen bir kavu gibi yanıyorum artık Tahammülüm kalmadı diyor. Ne olur diyor bu abd acizi çok güzel ifadeler çokmuşuz diyor. Bu abd acizi diyor huzurumuza kabul edin ne olur diyor. Yanıyorum ve çok müstesna bir konuşmalarız. Demek ki bunu Muhammed baha itin hazretlerine buyuruyor ki evladı için evladım görüyorum görmeyeyim yalnız diyor bu gözümde diyor hakkını istiyor yerde görüşelim bu insan eylü hazretleri yirmi beş.
Mektupta buldunuz orada buyuruyor evladım insanı diyor artık bu yaşlı babanız diyor yorumlar ben sizi çok istiyorum diyor Şu ömrün hazar olmadan şu gençlik günlerini diyor değerlendirelim. Tarikatı aliyenin güzelliğiyle diyor güzelleştirelim. Çünkü hizmet edecek o belli bir imza seçiyor bir kimse onun üzerinde duruyor zaten. Şu dün ömrün hazanı olmadan, göz biri gibi, yaprakları dökülen ağız gibi olmadan, şu genceken diyor bu vazifeleri yapalım diyor bizim için çok ders mesela Ahkaf suremizi on beşinci ayeti Diyorlar ki kırk yaşından sonraki geliştik, doğurduk. Şimdiden tutun diyorlar. Gençken tutun şu işleri elde edin. Bakıyoruz biz peygamberlerin hayatına, Peygamberler öyle yaşlandıktan sonra da gelmiyor. Sadece bir Nuh aleyhisselam da görür. Nuh aleyhisselam da elli yaşı ama dokuz yüz elli sene yapıyor. Hep gençken Cenabı hak Velayet böyle. E yerine göre bakıyor bunu.
Ana karnında teslim alıyor babası Muazzi Hazretleri. Ana da karnındayken teslim alıyor. Alıyor. Yani Bayezid Hazretleri Ebu'l Hasan'ı Harakani Hazretleri'nin çok yıllar öncesi Harakan tarafından bana bir manevi koku geliyor, bir el koku geliyor. Zor değil onlar için. Böyle mezhep imamlarımızı eğer araştıracak olursak efendimiz ifade buyuruyor. İmam-ı Azam efendimizin geleceğini buyuruyor. Hazreti Adem benimle iştigal eder. Hazreti Adem ben de İmam bin Sabit'le diyor. Allah Allah. İtikal ederim. Aleyhissalatü Vesselam efendimiz İmam Rabbani Hazretleri için sıla namında biri gelecek buyuruyor. İşaret ediyorum. Aslında hepimiz seçilmişiz ama bir yapışak isek hallolacak Allah'ın izniyle. Nasıl edeceğiz diyeceksiniz. Bir, azalarımıza sahip olacağız. Bu konuyu işleyemeyeceğiz. Şimdi azalarımıza sahip olacağız bir. İkincisi gönlümüzü koruyacağız.
Üçüncüsü de üçüncüsü de bizim yapacağımız yapacağımız Rabbimizin azamet-i ilahiyesi. Ona karşı bir azamet-i ilahiyeye karşı bir tazim. Nasıl olacağı? Şu. Allah onların Celle Celalinin kalbine imanı yazmıştır. Burada yine tefsirlerde, izahında yedi tane satır var. Birisi tamamıyla gönül huzuru var, sekine var. Sekine demek böyle mesela Allah onların kalplerine celle celaluhu, sekinedir. Bu sekineyi tarif ile. İsterseniz bu bir şeyi yapamadık, bir aklı aciz olarak hiçbir şey yapamadın isterseniz. Yalnız efendimiz aleyhissalatü vesselamın bu hususta mübarek bir sözüyle tamamlamaya çalışalım. İmanın emaneti, Buna erişen kimseler diyor ancak anlayabilirler. Ve galyon münadır, bunaklılar gelir ve galyon mutmainminun, asıl huzura eren kalp, yani biraz izah ister, Bu hayır olsun şer olsun her şeyi Rabbımızdan gelir.
Bunu Arifani ilahiyi tarif ederken Habibim sen o kum avucuna aldığın bunları atarken sen atma. Sen attın ama birkaç kimsenin gözüne isabet ederdi. Bütün kafirlerin gözüne isabet ediyorlar. Makam geçmez onlarla. Bir hane soruyorlar da diyor ki büyüklerimiz şimdi gözdağı gitti. O geçer bir an ama bu geçmez. O sekine dediğimiz o işte sekine bir huzurdur. Gönlüne bir huzur iniyor. Bu kimseler mutmain, huzur içerisinde. Işte bir tanesi gibi ölmüş de gerçi bunu münasebet de yapılır. Bir tanesi ense kısmına vurmuş şöyle dönmüş demiş ki kimin vurdurduğunu biliyorum da demiş yoksa sabır diye buna dinler bu ayrı. Huzur huzur huzur ve buna asla kaybolmaz bunlar. Bunun için Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı Rabiat-ı onun yanında ehlullahın da bir sözü var.
Bir an huzursuz olmak diyor bize cehennem arkadaşı ile yanmaktan zor gelir diyor. Onlar her an Rabbimizle beraber, her an. Şimdi Allah ile olmak bir de ma Allah ifadesi var ki varlığı Cenabı Hak'la devam eder. Bu beka kısmına geçer. Bu müminin kalbidir. Ve celalini, Allah'ın cemaat ve celal sıfatının ayinesi olacak. Ayinedir bu alem, haklı kursunuz belki, her şey onunla kayim miratı Muhammed'den Allah gönderir daim tam okuyamadım ama bu izah edilmiş olsun. Bunların hali bu benimle yerine sema aldı ancak kamil gücünün kalbi aldı. Muhabbet olarak ifade edilmiştir. Selim olan kalp nedir o selim huzura ehli kalp? Allah'tan gayrı hiçbir şey yok görünürdür. Ne demektir Sevim? Kalbinde nin kavufilleri teala. Allahu zülcelal. Muhabbeti ilahi korkusu içine girmiştir. Daha sonra izah etmişler.
Şek ve şüpheler tamamen arınmış, kovatır diye bir şeyi yok yani düşündüler bunu Muhyiddin Arabi Hazretleri.