Bu mübarek sabah namazının sonunda en feyizli bir anda Görüşürken hatırıma gelen şu. Cenabı hakk'ın cemalini görecek olanlar ikindi namazı ile sabah namazına devam edenler. Bu iki namaz için şahitli diye buyurulur. Çünkü meleklerin devraldığı bir zaman. Mesela ikindi vaktinde bir melek sabah namazına kadar devam ediyor. Sabah namazından sonra bir diğeri almıyor. Cenabı hak, bilmesine rağmen soruyor. Ey meleklerin kullarımı nasıl durduğunu? Ya Rabbi namaz kırıyorlardı ve namaz kılarken de terk etti. Böyle bir namaz aynı zamanda hüccetli diye ifade edilir. Bir de sabah namazından sonra üç defa diyoruz. Bu bazen unutuluyor. Diye başladığınızda ilk önce üç defa diyoruz. Yetmiş bin melek onu o günde muhafaza altına alıyor. Burada üç şeyi unutmamamız gerektiğini ifade ediyorum. Konuşmalar gelir ve geçer. Aynen bir sel gibi, sel akan gibi.
Yalnız bir baraja bu selin aktarılıp da muhafaza olması için üç şeyi muhafaza edeceğim. Birincisi, Marifetü'l Addi Rabdahu, kişi Rabbi Zülcelal'ini tanıyacak. Allah'ın Zülcelal'i tanımak elbette mümkün değil zatı hakkında. Çünkü Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz sen kendini nasıl vasf ediyorsan öylesin ya Rabbi diyor. Vasva sığmaz, vas, mümkün değil. Kendini nasıl vasf ediyorsan sen öylesin. Kitabı Kerim'e baktığımız zaman Kitabı Kerim üç hususta durur. Birincisi Cenabı hakk'ın vahdaniyeti. Yani Rabbimizin isimlerinde, sıfatlarında, fiillerinde bir olduğu. İkinci olarak, ikinci olarak ahiret hayatı üzerinde bulunduk. Bir üçüncüsü de Mevla'mızın yolunda infak etmektir. Demek ki Ma'rifetü'l Abdi rabdaru, Rabbi zü'l Celalimizi tanımak, ikincisi Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tanımak.
Efendimizin doğumundan tutun irtihaline kadar Çünkü onu Cenabı Hak bize örnek olarak nasip buyurduğu için her yönüyle bize örnek. Ne derseniz önce. Şimdi İdlib'deki ordumuzun, ordumuzun cihadı hususunda da örnek. Doğu ayeti celiler var. Ehadisi Muhammediye var. Efendimizin mübarek sözü taptaze, taptaze anlayamıyoruz da ondan, her hususta eğilmemiz, içmemiz, yatmamız, kalkmamız, bir okuldaki hademeden tutun en yüksek birime kadar hepsine örnek Aleyhisselatu Vesselam Efendimizden mevcut. Bizim başka yerden arayacağımız hiçbir şey yok. Allah Celle Celalühü bizim mağazamızı çok zengin kılıyor. Efendimize diğer peygamberler zaten ümmet olmayı istiyorlar. Biz orası peygamber diyorduk. Çok kıymetli bir zat var biz. Böyle doksan yaşında ama Cenabı Hak ilim ehillerinin zekasını da muhafaza ediyor. Doksan yaşında, belki geçmeyeyim. Öyle ayeti celleler okuyor. Öyle hadis-i şerifler okuyor.
Bunu bitmedi. Allah'ın hem aleyhissalatü vesselam Efendimizle görüşüyor. Çünkü böyle bir sakalına baktı bir tanesi. Dedi ki benim dedi sakalıma bakmayın ben efendimizi gördüm. Sallallahü teala kızı bu şekildeydi diye. Bir tutan sakallar. Bu kimse dedi ki öyle on iki peygamberine değildir. Bütün peygamberler efendimize dedi Sallallahu Allahü Teala aşıktır dedi. Diye. Musa aleyhisselam bunu bilirsiniz. Efendimize ümmet olmak istiyor. Bunun bir sebebi var. Belki anlatılmayabilir bu. Bunu biz Ehlullah'ın dilinden duyuyoruz. Biliyorsunuz Tur Dağı'nda Cenabı Hak'la mükaleminle konuşmasında onu görmek isteyince, len Terani yağmsa, göremez. Ama burada bir nükteyi ifade ediyorlar, o da sen göremeyeceksin ama Muhammed ümmeti görecek iftar sokarsın. Bu ne büyük bir nimet. Malum iftarda iki tane müminin sunuuru var ya birisi iftar. İkincisi de Allah'ımızın cemali.
Bunun kadar büyük bir nimet olamaz Tevbe Suresi'nde. En büyük nimet. Allah'ımızın cemalini görmek, bunu sevmiyor onun için söylenir. Cennet cennetlilikleri dir köşkiler, dilachuri, isteyenler ve anlamları bana seni gerek. Mevlam seni demesinin sebebi bu. Yoksa burada cenneti küçük bölme anlamına değil, kati ya. Yalnız Rabbimizin cemalinin yanında sönük kalır. Çünkü yetmiş iki bin yıl gördüğün zaman insanlar kendinden geçecek. Yani melekler böyle huriler, hortuna girdiğinde neler? Böyle inliye inliye bu almış olduğu haz ve lezzetten dolayı gitmek istemeyecekler ama bu bizim elimizde. Biz burayı cennet etmezsek ona nasip olmaz. Biz burayı cennete verelim. İş buradan. Yunus Emre, işte cennetleri gezmiş, cehennemi görmüş. Cehennemin bekçisi Malik'e demiş ki, hani burada bir ateş var, ben şeylere hiçbir şey bürünmüyor. Malik demiş ki, Yunus burada dağdan kesilen turbukla yanmaz.
Herkes kendi ateşini yanıyor. Kafirler küfür ateşine, münafıklarını ibarettir, asilen isyan ateşine herkes nurunu da buradan götürür, narını da. Onun için dualarımızla şunu unutmayalım. Ya Rabbi nurumuzu tamamla, sen her şeye güç ve kuvvet yetirersin diye. Bilmiyorum. Biz nur ile vereceğiz Allah'ın huzuruna. Ondan onu arttıracağız devamlı. Neyle arttıracağız? Tevhidle arttıracağız. La ilahe illallah dedikçe, bir üçüncüsünü hemendir, buyururdur. Bir de, üçüncüsü, marifetullah, Dinimizi öğreneceğiz. Yani burada Hacı Bayram Camii'nde vaaz ediliyor diyelim. Çok güzel. İstifa ederiz. Ama bu bir anahtar gibidir. Bizim kendimizin özel çalışması gerekir. Yani Müslüman dediğimiz zaman program olacak. Bakın programa şimdi üç aylarının içerisindeyiz. Necebi Şerif'teyiz. Necebi Şerif'in Allah'ımızın ayı kıymeti, değerini ölçülemez. Ondan sonra Şaban-ı Şerif geliyor ve Ramazan-ı Şerif.
Bak her şeyi düzen ve intizar içerisinde. Beş vakit namaz. Sabah öğle, ikindi öğle, ikindi akşam yatsı. Bak büyük bir program yok. Bunun yanında nafile taahhütlerimiz var. Şöyle bir güneş çıktıktan sonra Allah'ımız bizi, bizi Yehud ve Nasara'ya ibadette bile benzetin. Onların ibadet anını güneş doğmadan önce Rabbimiz o anda kılmamızı bile Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz muvafık görmüyor, güneş çıktıktan sonra ibadette bile benzemeyeceğiz. Bak Zilhicce ayında biliyorsunuz, şeyde, Aşura gününde dokuz ile on, on ile on bir Muharrem ayında. Dokuz ile on, onla on bir. Niye? Onlara benzememek için. Şimdi ibadete bile benzemeyince, benzemeyince, esamu, Bunu ulema-i kiram ve meşaniyeyi sızan çok okurlar. Çok okurlar. Dediler ki aman ha zalimlere, batıllara rupün olmayın, destek olmayın onlara deyin. Bizim desteğimiz müminler. Onlara olan desteğimiz hidayetini istemek suretiyle.
Dinimizi öğreneceğiz. Onun için hayatımız programlı olacak. Cenabı hak bize gelmiş olduğu gemilerde bir program var, hepsinde. Öyle bir program ki esame feyiza feralten ensaf velila rabbike pervävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävävä diğer işlere benzemez. Bu ruhun dinlenmesi. O maddi işlerde yorulmaz. Maddi işlerde Rabbimizin rızası gözetildiği zaman yorgunluk diye bir şey kalmaz. Şimdi diyelim bu sabah namazını kıldık, bir amel bu. Ondan sonra nasıl yorum edeceğiz? Bilmiyoruz artık şimdi, pazar günü. Kuran-ı Kerim okudun. Kuran-ı Kerim okudun, ayrıldık. Zaten evlat ve ezkarımız gece yapılır. Seherde yapılır. Gece. O nimet bulunmaz. Kuran-ı Azimüşyen gece iniyor. Gecedeki rahmet ve mağfiret. Tarihlenir. Bir daha olmaz, gösteriş olmaz. Gece. İbadet ve taatimizi yaparız. Ondan sonra sabah namazımızı kılıyoruz.
İnan ağır gelir diye diyemiyorum. Burada Abdullah ibn-i Dehlevi Hazretleri'ni özellikle ele aldım. Kırk bin, kırk bin tevhid okuyun, on bin bu tarikat-ı Aliye'de bir nefr-i ispat var. Bunu Hızır Aleyhisselam, Hace-u Bil, yok, Abdülhalık ve Gojdevani hazretlerini öğretti. Nefesini göbeğinin altına alıp nefessiz la ilahe illallah diyor, imanın durulduğu andır diyor, imanın durulduğu andır. Her şeyinlik bir program var. Mesela çocuğumuzun, çocuğumuzun eğitimi bir program olur. Evimiz, onları mesela erricalu kagua minalen misabuhu öyle. İşte erkekler kadınlar üzerine kaildirler. Yani üslüdürler değil de onlara hakaret anlamında değil bu zaten. Bu, onları yetiştirme anlamında, onları eğitme anlamında. Aleyhissalatü Vesselamlerimizin kadınlar için hususi günleri var eğitimlerinde. Aişe annemiz bir İslam hukukçusu aynı zamanda. Diğer annelerimizde de var diyor.
Onları öyle yetiştirmiş ki, mesela annelerimizin bir kadınların kendilerine göre halleri olur ya, demekten çekinmiyorum ben insan haya ediyor. Özür halleri, onda bile boş bırakmıyor. Mübarek göğsüne başını dayıyor, Kuran-ı Kerim okuyor. Hayatımız böyle programlı olsun. O zaman yediğimizde içtiğimizde hep bereket oluyor. Ağız tadını hisseler deriz ki ne güzel huzurlu bir anımız olur. Bizim huzursuz anımızı anlatsak bitmez. Belki söyleyebilirim. Demek üçüncü olarak dinimizi öğreneceğiz. Huzurlu anımız nedir? Huzursuz anımız. Huzurlu anımız Allah'a ibadet ve taatte ve emirlerine riayet ettiğimiz zaman İmam Rabbani Hazretleri burada bir şey buyuruyor. Zikr-i daim diye bir tabir var. Devamlı zikir. Demek ki işi gücü, her şeyi duracaksın adam La ilahe illallah, La ilahe illallah, Allah, bunu mu diyelim? Buyuruyor ki sizin ticaretinizi, onlar alırken ve verirken haksızlık yapmazlar.
Mutlak Fifi Suresi'nde ticaretimizi düzgün yapmak o zikirdir. Mesela bir Müslümanla karşılaştık selam veriyordu, hadi hatrını bölüyoruz. Bir cenazeyi iştirak zikirdir, bir hastayı ziyaret etmek zikirdir, bir kardeşimize böyle güzel güzel tavsiyelerde bulunmak zikirdir. Zaten yapacağımız lazer budur. Huzurlu anımız Rabbimize döndüğümüz an. Zaten burada ifade-i Nebevi diyelim hoca kardeşimiz, imam kardeşimiz, Allah'ımız var için bir namaz kıldık. Çok huzur ve elhamdülillah. Allah'ım sıhhatle, afiyetle daim ve kaim eylesin ne güzel yani. Şahlısınız. İmam çok önemli. Okuduğu zaman insanın gönlüne bir huzur gelecek. Orada Rabbimize dönüş ifade edildi. Hemen hatırıma şu geldi, Belkıs Valide'miz. Dedim Belkıs Valide'miz herhalde olamadı. Belkıs annemiz diyor ki, Ya Rabbi ben nefsime zulmettim. Ay'a taktım, yıldıza taktım, güneşe taktım.
Süleyman Aleyhisselam ile alemlerin Rabbine teslim oldum diyor. Böyle candan bir dönüş, yarım ne dönüş olmaz. Tam dönüş olacak. Mesela İbrahim Aleyhisselam, Ben yönümü Allah'a çevirdim diyor. Böyle her şeyimizle Allah'a döneceğiz. Çoluğumuz, çocuğumuz, işimiz, gücümüz, her halimizde Rabbimize dönüş. O zaman göreceksiniz biz bir karış vardığımız zaman Cenabı Hak bir zira, bir zira yani altmış santim diyor. Altmış santim varırsa Rabbimiz bir kulaç, yürüyerek varırsa koşarak rahmeti geliyor. Onun rahmeti geldiği zaman her şeyiyle gelir. Gözünüze ibretle gelir, kulağınıza hikmetle gelir, elimize yolunda sarf etmekle gelir, ayağımıza Mevla'mızın aşkına ve muhabbetine yürümek için gelir. Her şeyine gelir. Rabbimiz verdiği zaman, Rabbim sana vereceksen de razı olacaksın buyuruyor. Amin. İmanimizi öyle güçlü kıl ki ibadet ve taatimizi ve cinlerimizi tevhidle geçirmek suretiyle. Amin.
Azrail Aleyhisselam son anımızda gelirken alnında hatırlamamız için La ilahe illallah Muhammedü Rasulullah diyerek gelmesini bize nasip eyle ya. En güzel şekilde gelip ruhumuzu essane tevefhetümul melaiketi kayyibin. En hoş bir şekilde almayı, sanki bir odaların diğer bir odaya geçiş gibi bizlere nutfe ile, insan ile yani. Amin. Bir odaların diğer odaya geçiş gibi hali bize neşeyle yardım edin. En güzel hayatı, Efendimizin hayatını yaşamayı bize nasip eyle ya Rabbi. Çoluğumuz, çocuğumuz, evimiz, barkımız bütün etrafımızı Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin edebiyle edeplenmeyi nasip eyle yarabbim. İbadet ve taatlerimizi iflas, ihsan, takva ile yapmaya muvaffak eyle yarabbim. Ahlakımızı nur ihsanıyla Ya Rabbi. Yavrularımızı sen muhafaza et Ya Rabbi. İtifadi yanlışlıklardan sen koru Ya Rabbi. Bilhassa ülkemizi iç ve dış tehlikelerden sen muhafaza eyle Ya Rabbi.
Ordumuzu galip ve muzaffer eyle Ya Rabbi. Nasıl ki Bedir'de üç bin ve beş bin meleklerle sen yardım etmişsen ordumuza melekler ordunla yardım eyle Ya Rabbi. Amin. Ordumuza gaipten ordularla yardım eyle Ya Rabbi. Amin. Ricemi ngayib ile yardım et Ya Rabbi. Güçlü ve kuvvetli eyle Ya Rabbi. Ya Rabbel alemin nefsimize karşı da bizi güçlü ve kuvvetle kılıp, Nefsimizi ruha arkadaş kılmak suretiyle bizi sulha eriştir Ya Rabbi.