Rasulullah'ın Hayatı ve Ahlakı ile Manevi Yolculuk
Rasulullah'ın Hayatı ve Ahlakı ile Manevi Yolculuk kaydında Ya Bayezid. Bu nefsi nefsi diyenlerden değil. Bu efendimiz aleyhi vesselama dolduğu zaman Amine annemiz kıbleye yönelmiş vaziyetteydi. Nebiye Ekrem efendimiz doğduğu sallallahu aleyhi ve sellem mübarek başı secdedeydi. Ümmeti diyordu. Bu ümmeti, ümmeti diyen Rasul-i Ekrem'in şefkat ve merhametiyle yoğrulmuş. Vermiş Cenabıhakk. Şunu bir…
Ya Bayezid. Bu nefsi nefsi diyenlerden değil. Bu efendimiz aleyhi vesselama dolduğu zaman Amine annemiz kıbleye yönelmiş vaziyetteydi. Nebiye Ekrem efendimiz doğduğu sallallahu aleyhi ve sellem mübarek başı secdedeydi. Ümmeti diyordu. Bu ümmeti, ümmeti diyen Rasul-i Ekrem'in şefkat ve merhametiyle yoğrulmuş. Vermiş Cenabıhakk. Şunu bir işi yoluna koysak diyoruz ya. Şimdi biz ne durumdayız? Ray demirleri var. Trenin yürümesi için bizim durumumuz bu. Ray demirleri var iki tane. Ne olacak o ray demirinin üzerine? Ray demirinin üzerine vakum konacak. Önünde de dokunmatik o da götürecek. Bu. Yav bir türlü şu kalbimizi de vücudumuzu da Allah'ımızın yoluna hasrederek bir İbrahim gibi Mesail dolu. Böyle Rabbimize kendimizi odaklayarak şöyle, ya bu zor değil bu. Ama öyle bir nefis var ki bizde, öyle bir nefis var ki onu alt edemediğimizden şimdi bize yeme dinmiyor, içme dinmiyor.
Evlenme dinmiyor. İşin, gücün, ticaretin, evin, barkın, araban neyse artık bunlar olmasın demiyorlar. Şer'i ölçüler içerisinde olsun. Bütün bu arzularımızı fıtri olan, yaratılışta mevcut olan arzularımızı ibadete büründürerek ecir ve mükafatta kazanıyoruz. Üstadımız rızası etmişler de bakmışlar bizim gibi anlamıyorlar, sizi demiyorum. Anlamıyorlar. Demiş ki kafanızı açın yahu demiş. Yorulmuş. Bunu çok anlatırdı bize. Şimdi biraz gönlümüz, biraz değil yok. Öyle bayağı basit değil bu yol. Zehirle pişen aşı bal gibi hutmanın yolu bura. Öyle az bir şeyden dolayı dönme değil. Tam bir teslimiyetin yoludur bura. Teslimiye, muhabbet ve rıza. İşte o tren raylarının üzerine şu vücudumuzu deyip koyacağız. Bak hocam okudu şeyin namaz yasılmaz. Bu. Rabbi Zülcelal'imize taatimizle samimi ama taatimizle o ray demirlerinin üzerine koyacağız. Nasıl koyacağız efendim, teslimiyet dedin.
Bu acaba yerinde olur mu anlatsak zor gelir mi? Herkes için değil ama bu. Bu Rabbimizin esamrine diye buyurulan özel ve has kulları olur. Rabbimizin özel ve has kulları olur. Özel has kulları. Bakın ne yapıyor. Malını, mülkünü tabii evini geçindirecek kadar oluyor. Bir keseye koymuş. Büstazının huzuruna gelmiş dünya varlığım budur. Mübarek ellerine kapanmış. İşte canım ruhum da size teslimdir. Böyle olmazsa yarım yamalak içlerle iş yürümüyor. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyorlar ki nafileler sizin Cenabı Hakk'a hediyelerinizdir. Hediyenizi güzel yapın. Şimdi bir nişandır, düğündür vesaire böyle davet olunan böyle çok böyle seçkin insanların geleceği bir mekandır.
Giyimimize dikkat ediyoruz, kuşamımıza dikkat ediyoruz, yapacağımız hediyelere, Huzurunda durduğumuz Rabbi Zülcelal'imize karşı ihlas ile, ihsan ile, takva ile böyle bir tam teslimiyetle ya Rab diyerek yanarak Ona bağlanmadıkça böyle bugünler bizim gibi geçirir gidersiniz. Üstadımızın anneleri dermiş ki bugün bende bir başkalık oluyor. Yani kalbinde tarif edilmez bir ilahi zevk var dermiş. Nedir bugün? Anne bugün cuma gecesi. Cuma gecesi olması onun vücudunda ilahi değişiklikler meydana geliyor. Zerresi bile bütün vücudundaki zerreler bile uyanıyor Rabbimize muhabbetle. Bak bu gece geldi. İnşallah hasıl olur. Bizde ne doğmuşlar olacak. Doğuyor Nebi Ekrem efendimiz her zaman doğuyor dedik ya. Ayda da doğuyor, üzerinde yürüdüğümüz toprak hep onun yüzü suyu hürmetine. Hatta buraya almıştım ama bunları söyleyeyim diye bu hareket noktamız şuradan oldu bizim.
Rasulullah'ın Hayatı ve Ahlakı ile Manevi Yolculuk ne anlatıyor?
Rasulullah'ın Hayatı ve Ahlakı ile Manevi Yolculuk kaydında Ya Bayezid. Bu nefsi nefsi diyenlerden değil. Bu efendimiz aleyhi vesselama dolduğu zaman Amine annemiz kıbleye yönelmiş vaziyetteydi. Nebiye Ekrem efendimiz doğduğu sallallahu aleyhi ve sellem mübarek başı secdedeydi. Ümmeti diyordu. Bu ümmeti, ümmeti diyen Rasul-i Ekrem'in şefkat ve merhametiyle yoğrulmuş. Vermiş Cenabıhakk. Şunu bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hareket noktamız Medine'de mübarek bir zat dedik. Bu okumuş ne değil ama okutulmuş da olabilir. Böyle hayran kalır, dinlemek için varırdık böyle. Diz süper otururduk. Hani insanlar hep alim peşinde dolaşmıyor dikkat ederseniz. Arif peşinde dolaşıyor. Aşık peşinde dolaşıyor. Ahmet bin Hanbel hazretlerini insan veririz ve bunun örneği pek çoktur tabii. Bişr-i Hafi'yi anlatırlar. Hafi yalınayak edin. Onun huzuruna oturur, dermiş Bana Allah'tan haber verir. Gerçekten insanın bizim İpek hocamız bunu bize söyler dedi ki sadece dedi okumakla da insan dedi huzura girmiyor. Ta ki ilmin haşyet olması. Yani Rabbimizin azametinden titreyebilmek. Sırf okumalarda olmuyordu. Ondan sonra hocamız hep böyle sufilerin, gerçeği ama mürşid-i kamillerin o ruhani cihetlerini anlatan, mesela Ayet-i Celilelerde dolu anlatmakla bitmez.
Onların batı iç manalarını verebilen ama zahire uymak suretiyle, makasıdı şerr, şer-i Şerife mutlak uyacak. O ölçünün altında kalbine vermiş olduğu nur ile beyan edenleri istiyor. Ahmet bin Hanbel hazretleri dedik böyle bir şazeli şeyiymiş ama okumamış öyle bir talimat. Neyi okumuş talim? Fatiha'ya mana vermiş de yedi defa vermiş yedi şekilde. Cezberlenerek dışarı çıkmış Allah'ım bu idim nedir diye. Bunları anlatmamızdan gaye biz bu doğum gecesini efendimizin kalbi, ruhi ve sığ cihetiyle yaşayamazsak böyle adet kabilesinden geçerdiler. Ne olacak? Bugün bize bu gece değişiklikler meydana getirecek bizde. Efendimizin doğuşuna yüzü gülsün feleğin maden ihsan geliyor. Şu karanlıklara. Geliyor. Mana verir derseniz Allah'ın izniyle veririm. Ilahi bir güneş doğuyor. Sadece bu gece değil ki her zaman doğacak bize.
Bak ne güzel sıralamışlar efendilerimiz Fenafilihvan, fena fişşeyi, fenafirrasul, fena fillah. Bak bizi nerelere götürüyorlar, hep ilerilere götürüyorlar. Aman ha siz vitesi geriye takmayın diyorlar. Efendim öyle bir aşkım, öyle bir muhabbetim vardı ki şimdi kalmadı vitesi geriye takmayacağız, ileriye. Bir ise iki, üç, dört geleceğiz. Onurla da kalmayacak. Vites ne ki? Bunun çok üstünde bir hal ile yürünecek. Efendimizin bak bizi hep uyandırması lazım Miraç hadisesinde Burak'a biniyor. Bakın Burak, bir kandaki binek Burak. Gözünü nereye böyle dikse orda bulunuyor. Ondan sonra bak ikinci bir binek var, Miraç. Üçüncüsü refref, bunlar boşuna anlatılmıyor. Buyuruluyor ki daha nefsani hallerle Allah'a vasıl olmak için adım atmayın. Ruhani ayaklarla yürüyün. O ruhani ayağa yetişmek mümkün değil. Bunun için denmiştir. Gözünü açıp yumuncaya kadar ki taat insin ve cinin ameline denk geliyor.
Yani şöyle kovayı almışız elimize, böyle madeni paralara tutuyoruz. Bu nefsani olan kalp ciheti bizde kalmamış diyelim. İnşallah olur. Aman kalmamış değil mi? Eldil, bütün bela derler Allah korusun. Eğer kalbi cihetini gözetmezsek, ruhi cihetini gözetmeyecek olursak aynel yakini, hakkal yakini, marifetini, hakikatini bir tarafa bırakırsak biz o işte madeni paralarla ona kovayı açmış oluyoruz. Halbuki onun yanında altın var, gümüş var, yakut var, zümrüt var. Ne demek istiyorsun derseniz, namazımızı kılarken sadece bedenin yatıp kalkması değil. Rabbımızı görür gibi ibadet etmek. Bu. İnşallah başta nefsimiz, bunlar uyanmamıza vesile olur. Böyle kalırız yoksa. Hep adım atmamız gerekiyor. Efendimizin bak doğumu sallallahu teala aleyhi ve sellem buyuruyor ki iki günü denk olan zarardadır. Daha bir ileriye, daha bir ileriye. Bak ömrümüz geçti. Senede bir detayif olur mu?
Haftada bir diyoruz lazımımız. Senede bir geçsek şimdi neler olacaktı? Müjde uşşaka ki can verildiği canan geliyor. Ölü dünyaya Muhammed gibi bir can geliyor. Geliyor Hazreti Peygamberi Zişan geliyor. Gül-i gülzar-ı risalet, şebihuban geliyor. Geliyor gösterecek hak ile hakikat ne demek? Geliyor öğretecektir ki fazilet ne demek? Rüşdü takva ve hidayet ve dalalet ne demek? Zulmeti zulme, batan devri adalet ne demek? Müjde müjdei rıza, rahmet Rahman geliyor. Geliyor beklenilen ekmeli insan geliyor. Geliyor ama o doğuşu yine şairlerin dediği gibi Nurin ki gönül derdime dermandır efendim. Şimdi kalbimizin nefsani hastalıklardan kurtulmasına derman. Öyle bir nur olacak ki evimizde de doğacak sizin en hayırlınız ailesi ile güzel geçinendir olacak. Evde bir huzur doğacak. Sonra işimizde de doğacak ki düzgün ticaret yapacağız. Kimse birbirine güvenemiyor şimdi.
Mesela idarede doğacak adil bir devlet reisi yeryüzünde Cenabı Hakkın bölgesi mesafesinde buyuruyor. Öyle doğacak ki gençlerimiz efendimiz aleyhissalatu vesselamın hazreti Ömer'in oğlu hazreti Abdullah için ne güzel bir genç bir de gece namaz kılsa. Bu bir örnek. Sonra onun yolunu takip edenler gençliğini daha ben gencim yaşayacağım deyip de Allah korusun şehevi arzular peşinde koşan değil. Zaten, zaten nikah, caiz bununla Cenabı Hak o sıkıntısını gideriyor ve ecir mükafat oluyor. Her şeyde bizim Rabbimiz Zülcelal'imiz yolumuzu açmış. Duvar ama efendimiz mesela ilim olarak dört mezhep imamımız doğuyor. Daha mezhepde müçtehidler doğuyor. İmamı Rabbani'ler gibi bir fan ehli kimseler doğuyor. Daha cihat yerleri doğuyor, Hazreti Fatihler doğuyor. Neler neler doğuyor. Levlake ya Muhammed, levlake ya Muhammed. Eğer Kuran-ı Kerim olmasa insan birbirini yerdi.
İnsanı tarif ederken zalimlerin tarifinde insan insanın hududur der. Kuran ne diyor bize? Kendi nefsiniz için arzu ettiğinizi din kardeşiniz için de arzu etmedikçe kamil mümin olamazsınız buyuruyor. Maten tutardı gökler, gülmezdi iç melekler. Mahzundur arşi ala levlake ya Muhammed sadılmaz. Feyzınla güldü alem ufrana erdi Adem. Ağlardı belki hala levlake ya Muhammed. Sayende erdi insan tevhide, yoksa putlar mabud olurdu haşa levlake ya Muhammed. Şefkatli annesinden lüpsüz kalan yetime benzerdi sanki eşya levlake ya Muhammed. Gün görmeden baharlar sislerle örtülürdü. Zindan olurdu dünya levlake ya Muhammed. Onun doğuşu hususunda Efendimizin Medine'deki zat dediği gibi, Zatı Ali'de kıymetli bir insan. Onun gibi bütün ilim ehillerimizde, İrfan ehillerimizde bize diyorlar ki ahlakı Muhammediye ile ahlaklanın. Onun ahlakında şöyle hepsini sıralamamız mümkün olmaz.
Birkaç tane belki daha fazla arz etmeye çalışırız. Kötü söz söylemezdi. Kimseyle çek, kimse ile çekişmezdi. Her zaman ağır başlıydı. Dünya işleri için kızmazdı. Umanı ümitsizliğe düşürmezdi. Kimsenin kusurunu aramazdı. Affedici idi, intikam almazdı. Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Yemek seçmezdi. Önüne ne konuşsa yerdi. Susması konuşmasından uzun sürerdi. Gerçeğe aykırı büyüyü kabul etmezdi. Sade kıyafet giyer gösterişten hoşlanmazdı. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz ve bağırmazdı. Konuşurken adeta çevresindekileri kuşatırdı. Kimseye hakkında hayırlı olmayan bir söz söylemezdi. Kendi şahsı için asla öfkelenmezdi, üç almazdı. Kendisinden bir şey istendiğinde asla hayır demezdi. Kelimeleri tane tane vecdci gibiydi. Yanında en son konuşan ilk önce konuşan gibi dinlerdi. Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dinlerdi. Halkın kullandığı hiçbir kötü sözü kullanmamıştı.
Her zaman hüzünlü, mütebessim bir halde dururdu. Fakirlerle beraber girdi. Öyle ki onlardan ayırt edilmezdi. Sıradan değildi ama sıradan insanlar gibi yaşardı. Hiç kimseyi ne yüzüne ne de arkasından kınardı. Düşmanlarını affetmekte kalmaz bunlara değer verirdi. Gereksiz yere konuşmaz, konuştuğunda da ne eksik ne de fazla söz kullanırdı. Bir topluluk içerisinde oradakiler bir şeye gülerse o da güler, bir şeye hayret ederlerse o da hayret ederdi. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez. Bulunduğu yerde ayrı bir yere oturmazdı. Bir gün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti. Dünyada garip bir yolcu gibi ol, Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü ki yalına iki yanına salınmaz adımlarını geniş atar yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilerek vakar ve sükunetle yürürdü.
Sabahları evden çıkarken ilahi yolda sapmaktan ve saptırılmaktan, kınanmak, kınamaktan ve kandırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım. Çok konuşmazdı, öz ve hikmetli konuşurdu. Düşünceliydi, boş şeylerden yüz çevirirdi. Burda artık Efendimizin alçak gönüllü oluşu, güler yüzlü oluşu, insanların en cömertli olması, güzel ahlakı, hoşgörüsü, el-emin oluşu, sabırlı olması, emaneti sahibine teslim etmesi, insanlara danışır, diken fikirlerine saygı göstermesi, merhametli oluşu, çocuklara vermiş olduğu değer, onları İslam fıtratına göre yetiştirmesi ve yetiştirilmesini öğütlemesi. Bunlarda inşallah Efendimizin hayatını okuruz. Üç şeyi bize tavsiye ederler. Birisi nedir? Allah'ımızı tanıma. Kişi Rabbini tanıyacak.
Tandırsa marifetullah tecelli ederse onunla yapılan, onu tanıyarak yapılan taat ölçülemez. İkincisi nedir? Marifetü'l abdi Nebiyyev Aleyhissalatü vesselam'u tanıyacağız. Marifetü'l abdi dinev dinimizi öğreneceğiz.
Kaynak: Genel
Rasulullah'ın Hayatı ve Ahlakı ile Manevi… | Mihmandar