Ramazan'ın Manevi Gücü ve İlahi İrşad kaydında Artık bu büyük misafir gelmiş durumda. Kuran-ı Azimüşşan'ın hatmini Ramazan-ı Şerif'te biliyorsunuz bir gün önceden başlanır. Zaten bugün de teravih kılınacak. İmam-ı Azam Rahmetullahi aleyh Hazretleri altmış bir hatim iniyor. Gündüz bir. Gece bir. Bir de Teravih'te iniyor. Altmış bir yapıyorum. Hatimle kılınan bir namazı unutamıyorum.…
Artık bu büyük misafir gelmiş durumda. Kuran-ı Azimüşşan'ın hatmini Ramazan-ı Şerif'te biliyorsunuz bir gün önceden başlanır. Zaten bugün de teravih kılınacak. İmam-ı Azam Rahmetullahi aleyh Hazretleri altmış bir hatim iniyor. Gündüz bir. Gece bir. Bir de Teravih'te iniyor. Altmış bir yapıyorum. Hatimle kılınan bir namazı unutamıyorum. Erenköy'de Sami Efendi Hazretlerinin, Kaddafi Sallallahu Sırra, hane-i saadetlerine yakın Hacı Mehmet Öztürk diye çok kıymetli bir evladı onun evinde kılınıyordu. Kendileri gelmeden önce Allahu alem biraz Kuran-ı Kerim'den okundu veya geldikten sonra okundu. Ondan sonra kıraati düzgün bir kimse. Sonra öğrendiğim kadarıyla kendisi kıraat hocası olduğunu da duydum. İki rekatta bir namaz kırarak, iki rekatta bir selam vererek öyle bir huzurlu kılındı. Tabii zamanın Kutbul Azam'ı orada. Kutlu Azam. Kutbul Aktab orada. Daha sonra oturdular.
Ashab-ı Güzin kitabından okundu. Efendimiz Hazretleri her yönden bize örnek. Öyle bir oturuşu vardı ki mesela yaz günüydü. Herkes terliyordu. Onda bir et, yağ yok ki terlesin. Mübarek elleri dizlerinin üzerinde takip buyuruyorlardı. Bu bizim kadim ihvanlarımızda hep böyleydi. Onlar yalnız oldukları zamanda da elleri dizlerinin üzerindeydi. Devel'den gelirler. Daha küçüktük biz. Üstadımız Hazretleri onların ders görüşmesini yaptırırlardı. İşte birisini giydirir, diğerini alır. Şimdi dersini görüşür. O hafta diyelim kalp letaifini aldı ders olarak. Dilini damağına yapıştırmak suretiyle Veya dile hareket etmeden Cenabı Hakk'ın yüce kudretini düşünerek Lafzai celal okuyor. İkinci hafta eğer geçmeyecek olursa o pek mazur görülmüyor. Böyle haftada bir derslerini geçiyorlar. Bundan dolayı hep rabıtalı anları, hep rabıtalı, hep huzur içerisinde geçiyor. Yine Develi deyince oradan anlatayım.
Asker hoca derdik. İltihal etti. İbrahim Tuna kadındı. Böyle bu oturmuş rabıtalı. Böyle üstazalimizin Sami Efendi Hazretlerinin mübarek kalbi şerifinden Allah'ın nur-u ilahiyyeni lütfet diyor. Cenabı Hak'tan isteniyor. Sonra zaten yapılmasının doğru olmadığı zaman var onun. Şimdi biz İrfanlı olsun, Keban olsun direkt cevyan alamıyoruz, trafo vasıtasıyla alıyoruz çünkü tahammül etmez, otellerin dayanması mümkün değil, o lambalar dayanmaz, ampuller dayanmaz. Dayanacak bir hale geldiği zaman o zaman Mürşid-i Kamil zaten ortadan çekiliyor, yapamaz da. Rabıta da yapamaz. Gelirler anlattıklarında görüyorum, zorlanıyoruz diyor. Artık geçmiş. Diyelim üniversitede okuyorsa veya yüksek lisans yapıyor. Sonra doçentliğe doğru yürümüş. Bu kimse tekrar döner de ilkokul sıralarına oturur mu? Bunun gibi. Artık direkt istifa edecek halde. Şunu diyeceğim, oturmuş çok huzurlu bir anı var.
Ramazan'ın Manevi Gücü ve İlahi İrşad ne anlatıyor?
Ramazan'ın Manevi Gücü ve İlahi İrşad kaydında Artık bu büyük misafir gelmiş durumda. Kuran-ı Azimüşşan'ın hatmini Ramazan-ı Şerif'te biliyorsunuz bir gün önceden başlanır. Zaten bugün de teravih kılınacak. İmam-ı Azam Rahmetullahi aleyh Hazretleri altmış bir hatim iniyor. Gündüz bir. Gece bir. Bir de Teravih'te iniyor. Altmış bir yapıyorum. Hatimle kılınan bir namazı unutamıyorum.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İhvan'dan biri diyor ki ben de diyor yanındaydım, Sanki diyor onun kalbinden benim kalbime böyle bir kova su dökülüyor diyor. Oturuyorum nasıl bir feyze malikse bir kova su benim de diyor kalbime dökülüyor. Bundan dolayı Cenabı hak bize sadıklarla beraber olun diye buyuruyor. Zalimlerine, Zalim bir kavimle işinizi yaptıktan sonra derhal ayrılın. Bak biz diyoruz, şimdi görevi icabı, yerine göre hayatı çok değişik kimselerle karşılaşılıyor. Onlarla göz göze de gelmeyin zalimler de buyuruyor kalpleriniz yaralar. Ne yapıyoruz? Şimdi seralarda nerede? Devir biraz geçmek üzere sera devresi. Seralarda ne yapıyoruz? Bir ivveleri yetiştiriyoruz. O sera ne yapıyor? Havanın kötü kelimesini kullanmak istemediğim için diyemiyorum. Böyle muhalefetinden koruyor. Muhafaza ediyor. Hani Evliyaullah'ın ruhaniyeti diyoruz veya murakabe hali böyle bir sera gibi olur. Bazen kurşun geçirmeyen gömlekler var.
Rabıtalı olduğumuz zaman biiznillahi Teala korunuruz, muhafaza oluruz ve böyle olmamız da gerekir. Şimdi biz vazifelerimizde, görevlilerimizde hedef tayin ettiğimiz zaman bunları hiç şaşırmayız. Diyoruz ya Ramazan-ı Şerif artık gelmiş vaziyette Kuran-ı Azimüşşan'ı ne yapıyoruz biz? Bugünden başlıyoruz. İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretleri altmış bir defa hatim yapıyor. Çok rivayetler var. Üstatlarımızın öyle Kuran-ı Kerim'e çok ağırlık verirler bu ayda çünkü Kuran Azimüşşan bu ayda indirilmiştir. Bundan dolayı ve sonra bu ay öyle bir ay ki, mesela Yakup Aleyhisselam'ın on iki tane evladı var. İçerisinde Yusuf onu niye çok seviyor? Ona gayri ihtiyari sevgisi, nübüvvet kokusu var. Şimdi Ramazan-ı Şerif aynen öyledir. On iki ay içerisinde Yakup Aleyhisselam'ın, onunki evladının içerisinden Yusuf gibi Aleyhisselam kıymetli. Diyor ya bana Yusuf'un kokusu geliyor. İnni ecido reha Yusuf.
Bize Ramazan-ı Şerif'in kokusu gelmiyor mu? Kuran-ı Azimüşşan, Ramazan-ı Şerif'te indi. Kuran-ı Azimüşşan'ın, o gelen kokular burnumuza geliyor ama bu gönlümüze gelecek, ruhumuza gelecek olan bir koku. Kuran'ın kokusu. Daha tarif edilmez. Tarif edilmez deyip geçiyorum. Nedir? Başka nedir? Başka ne kokusu olacak? İlk on günü rahmeti ilahi kokusu. Ortası, mağfireti ilahi sonu cehennemden azat olmak. Şimdi bir misafir geliyor diyelim. Bize çok kıymetli bir misafir gelecek. Bu böyle gelişigüzel oturumlar neler de oluyor? İşte müsait misiniz gelelim bir görüşmek istiyoruz deniyor. Böyle bir misafir var. Bir de zamanın kutbu gibi, lavsi gibi bir misafir gelecek. Gözüne bile insanın uyku girmez. Böyle bir misafirimiz geliyor. Ne yapalım? Ne edelim? Nasıl dikkat edelim? Onu karşılayalım diye her şeye önem verilir, temizliğe önem verilir. Aşına, ekmeğine, her türlü düzen ve intizamına.
Şimdi gelen misafir çok büyük. Öyle bir misafir ki gelen, işte şu dediğimiz söz yeter ama isterseniz bunu perçinleyelim. Her saati, her anı tecellilerle dolu bir ay geliyor. Her anı. Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz kişi Ramazan-ı Şerife ulaşır da mağfiret olmazsa burnu sürtüsün buyuruyor. Nasıl kıymetli bir ay? Bu misafire karşı nasıl hazırlık yapılmaz? Ne yapacağız? Evimizi temizleyeceğiz. Yunus Emre'nin dediği gibi temiz et, gönül evini dost gelecek kondurmaya. Ramazan-ı Şerif geliyor, gelirken bütün hiyetiyle geliyor. Şefaatiyle geliyor. Allah'ımızın cemalini görme nimetiyle geliyor. Musa Aleyhisselam'ın Cenabı Hak'ı görme arzusunda, tabii konuşunca, görüşünce görme arzusu hasıl oluyor. Bir hocamız bizim irtihal etti hocamız, O baygın bir şekilde hastanede koma demeyeyim nasıl tarif edin olur, bitkisel bir hayatımı nasıl denirse, doktorların sözü şu oldu. Mışıl mışıl uyuyor.
Diğerleri de hastalarda var, komada olanlar var. Yoğun bakımda olanlar var. Onların bir nefes alışı var. Bir de bu zatın nefes alışı var, büyük bir huzurun içerisinde diye doktorlar o hasta bakıcıları söylüyordu. Biz diyorlar hayret ettik diyorlar. Neden? Cenabı Hakkın nidasını duydu da ondan. Bize kavuşma zamanı gelmedi mi diye. Ondan sarhoş oldu hocamız. Manevi sarhoşluğun içerisindeydi. Musa Aleyhisselam Cenabı Hak'la mütaleme edince görmek istiyor. Sesini duyunca görmeyi arzu ediyor. O ses. Ne demek o ses? O ses kulağa gelmez. O sesi bütün hücreleri duyar. Allah'ım, Allah'ım mahrum etme bizi. Öyle bir nimet bahşiş buyurdun ki insanoğluna, ey Halıku Lemyezel, Rahman suresini okursak, esselamle, Cenabı Hak nimetlerini ifade buyurur. Sonunda da esselamle, Rabbınızın hangi nimetini yalanlarsınız ey müşrikler? Aynı zamanda hepimizedir kitap.
Aman ha bu nimetin kabri kıymetini bilin demek bu. Haydi yarın öldük gitti. Ne olacak? Kalkıp namaz kılamayız. Kalkıp cihad edemeyiz. Kalkıp tebliğde bulunamayız. Kalkıp geceleri seherlerde uyanıp, seccade üzerinde Rabbimize gönlümüzü açamayız. Ne olacak? Görmek isteyince hem de Tehkit'le, Hem Terani'yi göremezsin Ya Musa. O anda şöyle bir tecelli var. Bunu ehli aşk söyler. Ehli irfan söyler. Efendim bu kitaplarda yazmıyor. Bu ayette, hadiste yok mu? Hepsi var. Ayette de var, Hadis-i Şerif'te de var. Neden o zaman? İşte biz şimdi orucu anlatabilirsek orucun, avamın tutuş şekli var. Havasın tutuş şekli var. Bir de ehassül has var. Çok seçkin kimselerin oruç tutuş şekli var. Sözleri kaybetmeden hemen söyleyin mesela. Oruç tutuşta bizim gibi insanlar, Zahiri, batıni, bütün şehri büyük duygulardan kesiliyor. Yalnız azaları yine kötülüğün içerisinde. Yine kendisini kurtaramıyor.
Yemekten, içmekten, cinsi münasebetten uzak, orucu bozan hallerden ama yine azalar düzgün hareket etmiyor. Has insanların ibadeti nasıldır? E, Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz avamın orucu için, Nebi-i Ekrem Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şimdi oruç tutuyor da kişi yalanı da var, gıybeti de var, iftirası da var, dedikodusta var, gözünün harama bakması da var, kulağın çirkin sözleri kulaklarımızın duyması da var. Böyle olduğu zaman Allah'ın sizin orucunuza ihtiyacı yoktur. Yani böyle ancak size kalan, yemeği, içmeyi terk etmenize Allah muhtaç değildir. İkinci bir hısım mesele Allah'ımıza kavuşmaya mani olan her şeyden uzaklaşmış, kötülüklere tamamen veda etmiş. Nasıl veda etmiş? Taci yerden feda etmiş. Gönül olarak anlayalım bunu. Artık ben isyana dönemem diyor. Mümkün değil. Böyle bir oruç tutma var. Bütün azaları oruç içerisinde. Bir de Hassül Has, daha seçkin. Havasun, Has.
Ve amma saunlu havasil havas. Feve hıfzul kalbi anil iltifati ligayir rab. Rabbimizin dışında hiçbir şey yok. Mevla var onda. Eli tutsa Mevla ile, gözü görse Mevla ile, her şeyi. Böyle çocuktum, üstadımızın yanında biri esirgemiyordu elhamdülillah. Ders görüşmeler de bulunuyordum. Bu bizim yakın bir yerimiz. Oradan kıymetli Hacı hoca derdik biz. Geldi dersini görüşüyor. Tabii murakabe halinde. Efendim dedi, elimi şöyle bir yere koysam oranın sertliğinde bile Cenabı hakk'ın bana azameti beliriyor dedi. Bu. Bunların oruç bu. Allah'ımızdan gayrı hiçbir şey yok. Bunlar aslında her zaman oruçtur. Her zaman oruçtur. Her zaman kıyam içerisindedir. Hani büyüklerimiz anlatırlar ya, büyüklerimiz söylerler, aman ha, duruşunuz bile tahiyyatta duruş gibi olsun. Tahiyyatta duruş gibi. Eszade Elbili Hazretleri buyuruyor ki aman ha tahiyyatta Miraç Hadisesini hatırlayın.
Çünkü üç şekilde bir, Musa Aleyhisselam anlatacağım inşallah. Üç şekilde bir selamı var. O selamı nasıl verdi Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz? Soruyorum, nasıl verdi? Büyüklerimizden duyduğuma göre o anda Cenabı Hak gönüllerine ilham etti, ilham demeyin ikram etti, ihsan etti. Bu Allah'ın Resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. Konuşmacılarımız böyle derse çok memnun oluruz. En azından Aleyhissalatü Vesselam efendimiz desinler bizi doyursunlar. Adam az kalıyor, susuz kalıyor. Ekmeğe, suya öyle bir ihtiyaç duyuyor ki şimdi ruhumuzun ihtiyacı bunların hiçbirisine benzemez. Mesela akşam yemekler iftarda çok hazırlanıyor. Bakıyorsun neredeyse dörtte üçü kalıyor. Doydum diyor. Hanım diyor hazırladım, bak. Doydum artık alamam. Ama ibadet ve taat öyle değil. Ramazan-ı Şerif öyle değil, doyulmaz.
Bunun için Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Ramazan-ı Şerif'in kadro kıymetini bilseniz, bütün günlerin, bütün senenin Ramazan-ı Şerif olmasını istersiniz. Nasıl olacak bu? Bunun nasıl olması, olması tadını alacak, lezzetini alacak. Adam kahveyi bırakmıyor. Gazinoyu bırakmıyor. İsyan mahallini bırakmıyor. Neden? Nefsi haz duyuyor da ondan. Ruhu haz duyanlar Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin mübarek hayatında Mescid-ül Hamam'e deniyor. Bazı ashabı gözüyle mescitten çıkmıyor, ayrılamıyor. Biz üstadımızı bizim camimize bu avuzun başındaki ilk yapılan camide sabah namazı kılınır, ondan sonra Evrad ve Ezkarlarına devam ederlerdi. Şöyle, Güneş bir hayli çıkıncaya kadar üstadımız ayrılmazdı. Yine görüştüğümüz kardeşlerimizden biri doyamıyorum diyor. Efendim Kuran-ı Kerim'e başladım mı? Ayrılamıyorum diyor. Dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin ihvanından kılavuz hafız geceyi hasretle beklerler.
Yatsı namazını kıldı mı gelir eve, Allahu Ekber diyor. Elini bıraktıramazlarmış. Otuz üç yaşında ithal etti. Elini bıraktıramıyorlar. Haz aldığından bırakmıyor. Teravih yirmi rekattır. Böyle bir Rabbi Zülcelal'imize karşı insana vermiş olduğu değer, ashab-ı diğer, inni ca'rın fil ardu halife. İnsanı kendi namına halife olarak görevlendiriliyor. Ademoğlu'nun yüzünü kendi yüzümden yarattım buyuruyor. Adem'in çamurunu kendi elimle kardım. Ne demek insanın bu üstünlüğünü, onun mükerremiyetini ifade ediyor. Kendi yüzümden ne demek? Ahlakıyla ahlaklanmak demek. Ahlakıyla ahlaklanmak demek. Şimdi efendim Arifani İlahi böyle söylüyor, şöyle söylüyor. Bu neden? Şimdi düşünelim, biz elimizde bir el lambası var. El lambası ne kadar gösterir? İşte şöyle beş on metre uzağa gösterir. Bunun yanında daha güçlüsü olacak olsa bir projektör gibine, o daha çok aydınlatır.
Bunun yanında daha başka ışıklar yok mu? Daha başka da ışıklar var. Onlar da daha geniş yeri aydınlatırlar. Allah'ımız Sure-i Celile-i Cemile'de geçer. Cenabı Hak onların sağlarına, sollarına, önlerine nur ihsan ediyor. Münafıklar istifade etmek istiyor. Rabbi Zülcelal'imiz devam buyuruyor. Ne olur nurunuzdan istifade edelim diyorlar. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz kiminin nuru ayağının ucuna kadar, kimisininki rahabileri, kimisininki Yemen'e kadar. Yani bu Yemen'e kadar denmek o nurun fazlalığını beyan içindir. Hani onur ziyadeleştiği zaman Kuran'ın güzelliğini görüyor. Burada hazırlığımız Kuran-ı Kerim hakkında olacak. Üstatlarımızdan biri diyor ki burada Hacı Ubeydullahahra efendimizin hayatında da var, Mukaddes Allahü Sıra.
Eğer diyor öyle bir açılıyor ki Cenabı hakk'ın bir Kuran-ı Kerim'de harfin diyor esrarı öyle açılıyor ki, deryaları biterdi o bitmez diyor, nihayeti yok, sonu yok. Her nimette böyle. Bakın Tarikatı Ali'ye girdik. Çok şükür elhamdülillah, girmişsek tam girelim. Bizim gibi girmeyin. Ne olur samimi girelim, muhabbete girelim, aşkla girelim. Bu ders aldığımız kimse vasıtasıyla Cenabı Hakk'ı bulmalı mı diyelim? Şimdi bir gayret gösterelim, bir çaba gösterelim. Yani bize hiçbir şey bak engelleyecek bir mana yok. Hep hatırımıza gelecek. İşte ben yiyeceğim, içeceğim, çoluğum, çocuğum, işim, gücüm, bunların hepsi zikirdir. Hepsi zikrullah'tır bunun. Bir sokağa çıkıyoruz, insanlarla karşılaştığımızda esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve baraka tutuyoruz. Bir siktir. Halini hatırını sözü zikir. Bir hastayı ziyaret edelim zikir. Çoluğumuzun çocuğumuzun hele bugünlerde ecir ve mükafattır.
Ailenin rızkını biraz daha geniş tutabilmek. Bak bunun bir manisi yok. Siz inşallah bunu ilmihal kitaplardan görürsünüz söyleyemem. Bir aile hayatında kişinin hanımına vermiş olduğu değer. Onun ölümü bir okuyalım göreceksiniz. Zikir, ibadet ve taat. Ashab-ı Düzgün soruyor. Bu halimizde de mükafat var mı karı koca olduğu için? Vardır diye buyuruyor. Her taraf ibadet ve taat hadisleri söyledi. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyuruyor. Çocuğuna şefkatle baksak, onun düzelimi için gayret gösterse ibadet ve taat, hiçbir şey, mani olan bir şey yok. Yine biz kendimiz, kendimize maniyiz. Mani diye bir şey yok. Ne şeytan var, ne nefis var. Hiçbirisi yok. Evet var ama biz kendimize maniyiz. Yani Rabbimiz gibi bir Celle Celalü, o olduktan sonra, o emrettikten sonra nasıl yapmayız ki?
Şimdi Musa Aleyhisselam Cenabı hakk'ın kelamını duyunca, o kelamı duymak, Mevlana'mızın hocası Seyyid Burhanettin, Haddise Allah'a sürre, hayatını okuyalım, geçiyor hayatında. Bir gün namaz kıldırırken, hatta cemaate diyor gelin kendinize bir imam bulun. Ben kıldırıyorum ama kendimden geçiyorum. Şamı Şerif'te Sami Efendi Hazretleri bana Kuran-ı Kerim'i iki rekatta kim hatmi edecek buyuruyor. Biz de İmam Efendi biraz uzatsa tabii dikkati edilecek. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz cemaate kıldırırken hafif kendileri uzun kıldırıyor. Hatta Hadis-i Şerif'i keşke alsaydım. Nebi-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz namaz kılarken, iki cihan güneşi namaz kılarken, öyle ki mübarek ayakları şişiyor Nebiye Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin. Tam yerinden göstereyim istiyordum ama inşallah bulunurum, bulurum.
Bu şerhi'yle beraber okuduğum için efendimiz gece namaz kılıyor, hatta tetefatlar. Da mübarek ayakları şişinceye kadar namaz kınıyor, mübarek ayakları. Gelmiş geçmiş bütün günahları mağfiret olan Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Demek ki bir zevk var, aşkı var, muhabbet var, bir taht alıyor. İnşallah burunlarımızı çevirelim, bu kötülüklerden, bu isyandan. Göreceksiniz evrad ve ezkarımızdaki tat ve lezzeti. İnşallah artık beynimizi toplayalım. Bak kaç Ramazan-ı Şerif geçirdik biz. Hayatımızı şöyle bir muhasebeye alırsak, ne Ramazan-ı Şerifler geçti? Her gelişinde aman dikkat edelim, aman dikkat edelim, bakıyoruz hemen gevşeme. Teravihler. Şimdi hanelerde kılınıyor da, teravih ilk gün nasıl doluyor? Şöyle camilere göre değişiyor. Biraz doluyor. Ondan sonra onuna, on beşine bakıyorsun, altı saf olan cemaat bir safa düşmüş. Ondan sonra biraz daha artıyor. İşte bu.
Allah'ımızın nimeti ağırdır. Bak nimet alındı şimdi elimizden. Cuma namazını kılamamak ne demek? Camilerin önlerine kadar oturup o kanepelerin, koltukların, neyse artık, bankların üzerine oturup sığaralarla, bilmem filanlarla ağzı yıkama da yok. Şöyle ağızumu yıkayayım, temizleyeyim, cami, işte öyle hareketlerin cezası böyle çıkar. Allah'ımız muhafaza buyursun. Şimdi cuma namazını kılamıyoruz, Cemaatle bir araya gelemiyoruz Ramazan-ı Şerif şimdi. Ramazan-ı Şerif'te. Bu dokunmuyor mu bize? İkimize dokunmuyor mu? Gülül gürül camilere gitseydik. Aman ha yetişelim teravih namazına diye. Bak hep arıyorduk, hakimle namaz kılalım diye kimseler arıyorduk. Al. Allah'ımızın metaı ağırdır, kıymeti bilinmezse neler oluyor. Şimdi Musa Aleyhisselam orada Cenabı hak'ı bölmek istiyor. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyorlar, bu iftar hakkında. Göremezsin ya Musa buyuruluyor.
Ama benim öyle ümmetlerim gelecek ki, öyle ümmetlerim gelecek ki, onlar görecekler buyuruyor. Onlar benim cemalimi görecekler. Bunun için beni ümmet-i Muhammed'den kıl demiştir. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyorlar, Oruçlu için iki tane sürur var. Ferhatun in de fıkrihi. Tam orucu açacağız zaman iftar yapacak ya. Ve Ferhatun in de ligai rabbi. Rabbi Zülcelalini göreceği an çıktı. Hiç bunun kimse münakaşasını yapmasın. Hepsini delilleriyle izahı elimizde elhamdülillah. Bu Mürşid-i Kamil'imizle Tahir Hocamızın bir görüşmesi var. Diyorlar ki işte Mürşid-i Kamil'imiz bizzat Aleyhissalatü Vesselam Efendimizden icazetli olursa vefat eden ihvanının Gabil'de sualine yetişeceği hususunu Tahir Hocamız diyorlar ki ben bizzat geldiğine inanırım, bizzat diyor. Onlar için bir zorluk yok. Şimdi o bezle tarağımız olmadığı için bilemiyoruz.
Biz de diyoruz ki bize dua edin, bizim de o bezle tarağımız olsun. Şu günün kadro kıymetini bilelim. Bugünleri. İnşallah. İnşallah. Böyle kıymetli. Yakup Aleyhisselam'ın on iki tane evladı. İçerisinde ne kokuyor? Nübüvvet kokan Yusuf Aleyhisselam. Şimdi Ramazan-ı Şerif'teki kokuları nasıl tarif edeceğiz biz? Her anı tecellilerle dolu. Duyamıyoruz. İnşallah burunlarımız Rabbimizin sevmediği huylarla dolmazsa alırız. Bak bu hastalıkta bile, bu virüste bile alametleri sayılırken işte bu hastalığı koku alamayacak diyor. Biri de bu dinliyor. Çok değişik bir şekilde geliyor rahatsızlık. Sizin morallerinizi bozmak istemem. Moralimiz Rabbimize dönüşle olsun. Daha bir değişik tarzı geliyor diyorlar. Dinliyorsunuz. Nasıl olduğu belirsiz. Rabbi Zülcelal'imize dönüş. Başka hiçbir şey yok. Bir gün Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Efendimiz Medine'de bir sarsıntı oldu. Hemen minbere çıktılar.
Buyurdular ki eğer ben zulmetmişsem, adaletkanı olan Hazreti Ömer Radıyallahu Anh, ben tövbe ediyorum. Ey halkım siz de tövbe edin. Kuran Azimüşşan'ı. Kuran Azimüşşan'ı. Biz nasıl bu Kuran Azimüşşan ayından istifa edeceğiz, okuyacağız? Mühim. Biz istifade etmek istiyoruz. Başta hıfzlu cevarihi minel muhalefat. Rabbimizin razı olmadığı her şeylerden uzaklaşacağız. Bunu Kuran-ı Kerim'de Bakara Suresi'nin ilk ayet-i celilesinden alarak söylüyorum, Eshamle. Eliflam Mim. Zalikel kitabu la raybe fi Hiç onda şüphe olur mu Kuran-ı Azimüşşan'da? O kadar uğraştılar. Şimdi sayıya vurdular, bilmem falan ettiler. Hiç muvaffak olmaları mümkün değil. Neden? Esselamler. Bütün tekitlerle gelir. Biz, nahnu biz, Böyle bir kitabı Kerim nasıl uymayız oraya biz? Canda. O zaman nasıl uyacağız? Öyle uyacağız ki biz farz olan bu oruç bize Allah'ımızdan emir diyeceğiz. Bu Allah'tır, Allah Celle Celaluhu.
İzahı yok. Allah'tır o Celle Celaluhu. Şu zerzeyi halk edelim Mevla. Bir yerde bulunuyordu. İnanın gözün görmesi pek mümkün değildi. Böyle bir tahtanın üzerinde Allah'ın Allah'ın mahluku yürüyor. Tek hücreli diyoruz ya, yürüyor Allah'ım diyoruz buna verdiğin hayat. Onu yürüten Mevla, nasıl yürüyor bu? Azamet sahibi. Cenabı hak her şeyi de gösteriyor azametini. Allah'ım başta nefsimizi uyandır yarabbim. Kendimi diyorum Allah'ım. Bu günahkar kulunu uyandır yarabbim. Uyandır yarabbim. Şimdi oruç için ne olacak? Davul çalınıyordu. Bunu kaldırdılar. İşte imsak'tan bir buçuk saat önce salağa verilecek diye. Niye? Niye davul çalınıyor? Uyuyan diye. Allah'ımız bize altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye ile, buna davul mu diyeceğiz? Yo. Bir de ses veriyor. Uyanın diye ses veriyor. Allah'ımız, bu duruma düşürmesin. Gözleri var, bölmez. Kulakları var, duymaz. Kalpleri var, anlamaz.
Altı bin altı yüz altmış altı ayetle ilahi kudüm çalınıyor ya. Bize kudüm çalınıyor. Davul çalınıyor. Altı bin altı yüz altmış altı ayet. Bir milyonun üzerinde ehadisi Muhammediyesi ile Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bize davul çalıyor. Meşşai i'zam. Mürşid-i Kamil'imizi görmüşseniz bir tanesi anlatıyor. Ben diyor onu ziyarete geldim. Daha çocuk yaştaydım. Evladım ayaklarınıza turap olayım, bana dua edin dedi diyor. Böyle bir efendimiz çırpınıyor, çırpınıyor. Daha çocuktuk biz. Doktorlar neler tabii çok fazla vaizden de heyecanlanmamasını söylüyorlar. Bu midenin Gümüşler diye bir kasabası var. Dokuz Altmış Dörttü. Orada bizi arkasına oturttular. Dediler ki eğer böyle sesini kaldıracak olursa koluna bir dokun diye. İnan görevim buydu. Koluna böyle sesini yükselttiğinde dokunacağım zaman böyle yapardı, vurmazdı ve kolunu böyle, yani heyecandan kendini alamazdı. Ne davillar çalmıyor ama.
Allah'ım, bize duyacak kulaklık eyle yarabbim. Bizim kulaklarımızı tıkayan bu işte. Sizi ilgilendirmeyen meselelerle uğraşmayın. Otur, kalk, ölmeler. Ondan sonra yersiz latifeler. Hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok. Ne olur? Bu, bu gibi havalarda bulunmayalım. Eğer yapabilirsek güzel tebliğde bulunalım. İbrahim bin Ethem, Haddes Allah'ın Sırrı hazretlerini bir yemeğe davet ederler bismillahirrahmanirrahim. Kapıya doğru gelir, hemen ayrılır. Efendim buyurun size güzel et yemekleri hazırladık. Siz katıklandınızdır. Siz gıybet eziyorsunuz. Evet, müttakilere hidayet kaynağı olan Kuran Azimüşşan başta, azalarımızı koruyacağız. Şimdi işte kay sudur, ondan sonra eskidir. Bunlar ne yapıyorlar? Suları neleri bütün kontrol ediyorlar. Acaba kaçaklar var mı ne diye. Bu kaçakları tespit ediyorlar. Hem elektrikte tespit ediyorlar hem de sularda.
Yani bizim gözümüzde bir kaçaklık, kulağımızda bir kaçaklık elimizde, azalarımızda, beynimizde, kalbimizde oldukça o nur-u ilahiye girmiyor. Oldukça o nur-u ilahi girmiyor. Yani bu yersiz konuşmalar neler? Düzensi konuşmalar ve kötülükler, isyanlar, onlardan kalbimizi muhafaza etmek. Daha ve hıfzus serrai minel vukufi minel mal, mahsusat. Ne yapıyorlar? Bütün iç alemlerini ve hıfsus Serra, yok, ve hıfsul esrar olması lazım. İç alemlerini bütün kötülüklerden koyup onların gönlüne girmiyor zaten. Birincisinde ne yapıyorlar? Birincisinde bu İslam makamıdır. Emri ilahiyi tutuyor ama kötülüğün içerisinde. Rabbimiz Gücünüz gittikçe Allah'tan korkun. Bunu şöyle de bir izah yapıyorlar. Bu dikenler olur çok. İnsanın canını alacak gibi. Ayağını insan, Allah korusun, basacak olursa bunun gibi diyor. Biz bunu mayınla ifade edelim.
Acaba mayına basar da hayatımız yok olur mu diye çok dikkatli bir şekilde emri ilahi gözetmek. İkinci olarak iman makamıdır. Bunlar için ashable, artık beyni çalıştırın buyuruyor. Kafayı çalıştırın, idrak edin. Artık işi anlayın. Anne Baba gitmiş. Kardeş gitmiş. Dayı gitmiş. Amca gitmiş. Arkadaşlarımız gitmiş. Kendime söylüyorum. Üçüncüsü li makami yahsen ihsan makamı Rabbimizi görür gibi taat yapanlar. Bunlara Rabbimiz Allah'tan hakkıyla korkunuz diye buyuruluyor. Caferi Sadık Hazretleri sırra Allah'ımız Kuran-ı Kerim'i okuyuşta her bir kelamında tecelli ilahisi var. Artık uyanın burada, kafayı çalıştırın. Kuran'ı okumanın burada dereceleri var. Biraz uzun almışız. Daha oruç hakkında da tabi bitmiyor, tükenmiyor. Rabbimizin lütuf ve keremi olarak. Yalnız iki şey bize nasihatçidir.
Birisi, nasihatçi olanın birisi natık, Kuran-ı Kerim konuşarak, ikincisi sakin, sükuti olarak irşad edecek olan ölümdür. Hüve o, Hazreti resulü'l Avvam, en büyük resul efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem onun sıfatları, hareketleri, yaşayışları bütün Kuran-ı Azimüşşan'a mutabıktı. İbn Arabi Hazretleri, Kaddes Allah'ın Resulü, El Kuran'ın O Allah'ın kelamıdır. Bir izah edemiyoruz ki çünkü Kuran-ı Kerim gelirken bütün heyetiyle gelse semavat ve arz tahammülü edemez ona. Yanası geldi? Kelime ve harfe bürünerek geldi. Rabbimiz buyuruyor. Eğer Kuran'ı dağın üzerine indirseydik paramparça olduğu bu bir daldır. O zaman korkuyoruz ki, ilah-ı ilahaya. O dağdan da, o taştan da kalbimiz daha da katı olmasın. Sanki bir, nasıl diyelim buna nasıl tarif edelim, bir işaretidir, bir sembolüdür.
Bir Kelimetil İslam el-isislamu li evamir illai teala Cenabı Hak'ın emirlerine teslim olmak, vel ingiyadü lehhu bidai, ibadetle taatle ona boynumuzu bükmek. Senin karşında biz her şeyimizle teslimiz demek ve ibadet ve taatin aşkıyla, muhabbetiyle, zevkiyle kahrı deyince bu ibadet ve taatin Cenabı hakk'ın emirleri karşısında bir tezellül, tevazu, yokluk bizzat öyle anlatıyor büyüklerimizden. Diyor ki ben Cenabı hakk'ın diyor, böyle azameti kibriyasının müşahede hali olduğu da diyor, bir sivrisinek kadar da kalmadım diyor. Sadece ona yönelmektir. Ona teslim olmaktır. Burada biz Hasan-ı Basri, Haddesallahu Sırrı Hazretleri'nin de bir ifadesi var. Ona gelmeden önce nedir o zikir? Kuran-ı Kerim, Hakim bizi irşad eden, ıslah eden hikmetler dolu, manalar dolu, sırlar dolu. İnşallah başka bir zaman görüşürüz. Cenabı Hak gecemizi, gündüzümüzü hep ibadetle, taatle tezyin buyursun.
Teravihlerimiz yirmi rekat kılınsın, kılalım. Oruçlarımızı böyle yersiz sözlerle çarçur etmeyelim. Büyük bir nimettir, ihsandır. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruhu tayyibelerine, ehlin ashabına, peygamberan nizam ve piranizamın ve bütün geçmişlerimizin ruhları için bir Fatiha, üç İhlas-ı Şerif.