Hissetmişler zaten. Demiş ki kardeşim ben dünya arzusuyla, isteğiyle, nimetleriyle sevinmem. İşte baban seni evlendirecek bilmem filan. Evin, barkın. Bunlar temin edilecek. Bunların demiş, hiçbirisine sevinmem. Yok, ahiret müjdesi ağabeyi demiş. Sami Efendi Hazretleri geldi demiş. Bak daha genç iken bile öyle bir yere kendilerini teslim etmişler ki nefse kapıyı tamamen kapamışlar. Mel'una kapamışlar, dünyanın bizi isyana götüren arzularına kapamışlar, kötü niyetli insanlara nefsin heva arzu ve isteklerine Rabbimizi açmışlar kapıyı. Oradan da Allah'ımız çok ihsan ediyor. Kendisine dönmemizi istiyor zaten Mevlamız. Bir hadisi kutsiydi, inşallah bir ara nasip olur, okuruz. Yalnız bir kısmını diyeyim burada.
Mevlamız buyuruyor ki Mevla-yı Zülcelal, hadis-i kutside, yeri sizin için yarattım bak basıyorsunuz, yürüyorsunuz, gidiyorsunuz, ekliyorsunuz, dikiyorsunuz, biçiyorsunuz, meyvelerinden yiyip içiyorsunuz, Semavat sizi gölgeliyor. Bitkilerden istifade ediyorsunuz, hayvanlardan istifade ediyorsunuz. Neden dünyaya dönüyorsunuz bu kadar nimet veriyorum da bunu ben ihsan ediyorum size? Neden zatıma dönmüyorsunuz diye buyuruyor. Neden zatıma dönmüyorsunuz? Bunların hepsini sizin için ben halk ettim, sizin için yarattım. Sizi de zatım için yarattım, kulluk için yarattım. Onun için teravihlerimiz olsun. Oruçlarımız, gece ibadetimiz ve taatimiz dikkat ederiz inşallah. Biz geçelim burada Ramazan-ı Şerif'te yapacağımız vazifelere ve galen nebiyyu sallallahü ala aleyhi ve sellem, in besyetu fil nefaka fi şehri Ramazan, Daha yeni işte sevindim bu verilen derneği vasıtasıyla.
Fakirlerin, muhtaçları, ihtiyaç sahiplerini tespit etmek suretiyle artık bu her yerde. Şey olarak ülke olarak otuz muydu, dış ülke olarak? Otuz altı. Otuz altı ülkeye mesela yiyecekler içecekler, sıkıntıda olanların sıkıntıları giderilmeye çalışılıyor. Hadis-i şerifte de buyuruluyor, Ramazan-ı Şerif'te nafakalarınızı vüs'atlendiriniz. Vüs'at genişletiniz, çoğaltınız. Zira bu tevsi bu çoğaltmanız mevgi-i muharebede muharebe meydanında aç kalan gazileri doyurmak kadar calibi ecir ve sevaptır buyuruyor. Bu gönül de belirir zaten. Ramazan-ı Şerif'in gelişi belli olur. Biz deriz ki hava çok bulutlandı herhalde yağmur yağacak. Der gibi. Gönülde ilahi bir tat meydana gelir, bir neş'e meydana gelir. Bunu ehli olanlar yaşar zaten. Onlara her gece Kadir gecesi hakkında söz söyleyen, her geceleri Kadirdir diye.
Çünkü göz açıp yumuncaya kadar ki amelleri yani bir nefeslik taatleri insanların cinlerin ameline denk geldiğine göre buna hesap edelim. Ramazan-ı Şerif'in tühulü ile nüzulü rahmet için cennet kapıları küşad ve menahiden içtinab sebebiyle, anlaşılmıyor herhalde, Ramazan-ı şerifin girmesiyle, rahmeti ilahiye iner. Rahmeti ilahiyenin inmesi için cennet kapıları açılır, günahtan sakınma sebebiyle cehennem kapıları da kapanır. Şeytanlar da zincir ile bağlı ve mahpus olurlar. Şurası şayan-ı beyandır ki tezayili meskure oruçlarını şeri şerife tatbik eden hürler içindir. Yoksa nefse esir olanlar velev ki şeriatın mahfuz olsun, masarı hayır olamazlar. Bu diyor nefsini artık darbeleyen, şeytana fırsat vermeyen, hakikate teslim olan kimseler için. Seyyidü şuhuri şehru Ramazan ve ağlamuha hurmeten zülhicce. Ayların efdali Ramazan-ı şerif ve ziyade muhteremi ise zinhiccedir.
Bunlar, hecebi şerifin ilk günleri ve ikinci gün, üçüncü günü oruç tutmanın, ecir ve mükafatından da haber veriliyor. Biz yine Ramazan-ı Şerifle alakalı olan hadis-i şeriflere baktığımız zaman es-saimu fi ibadetin melem yahuteb müslim müslimen ev ve ruhi. Saim olan oruçlu olan kimse bir mümini gıybet veyahut eza ve cefa etmedikçe iftar edinceye kadar ibadettedir. Accilü'l iftar ve ahiru'sühur. İftarda tacir, acele edin. Sahur için tehir ediniz buyuruyor. Bir de burada iki hadisi şerif almış birbirine benzeyen. O da Bir kimse Ramazan-ı şerifi Saim olup oruçlu olup sittei şevali, bundan sonra gelen ayı Ramazan-ı Şerif'ten sonra Şevval ayı. Onda altı gün oruç tutarsa bütün seneye oruçlu geçirmiş gibi olur. Bunu şöyle hesap edersiniz, bire on olarak hesap ettiğinizde üç yüz altmış olur. Daha ne veriyor, kim bitsin onu biz. Hesap edemeyiz.
Men vecede temran fel alihi ve menla üftir alelma fe innehu tahurun, saim olan yani oruçlu olan kimse hurmayla iftar etsin, bulamadığı halde su ile iftar eylesin, su tahurdur. Artık hurmalar illa Mekke'den Medine'den gelecek diye değil. Burada pazarlanıyor zaten marketlerde vesair yerlerde. Hem de çok güzel elhamdülillah. Neyse fi savmi riyaun, savunda oruçta riya tasavvur olunmaz. Yine aynı hadisi şerifi almış, Ramazan-ı Şerif'ten sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmanın faydaları hususunda ifade ediliyor. Sonra Ramazan-ı Şerif biliyorsunuz Kuran-ı Kerim'in indiği bir aydır. Şehab bin El Tarik Ebu zer el Gıffari, Ebu zerrini lıffari radıyallahu anh'dan rivayet ettiği hadisi şerifte İbrahim Aleyhisselam'ın sahifeleri şehru Ramazan'dan üç gece geçtikten sonra nazil oldu. Tevrat Musa aleyhisselama şehri Ramazan'dan altı gece geçince nazil oldu.
Zebur Davut aleyhisselama şehri Ramazan'dan on sekiz gece geçince nazil oldu. İncil İsa Aleyhisselam'a şehri Ramazan'dan on üç gece geçince nazil oldu. Kuran, Kuran-ı Kerim efendimiz aleyhissalatu vesselam'a şehri Ramazan'ın yirmi dördünde indirildi buyurulmuştur. Sonra Allahu azze ve celle Kuran'ın vasfında hudel lin nas buyurmuş. Yani Kuran insanları sapıklıktan doğruluğa yöneltir, haram ve helali bildirir, hakkı batıldan ayırır ve aralarındaki farkı açıklar. Burada uzun hadis-i şerifler var. Ramazan-ı Şerif hakkında gayet uzun. Birisini okuyayım. Selman-ı Farisi radıyallahu anh'den, Resul-i Ekrem efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin son gününde bize verdiği hutbesinde, Şaban'ın son gününde, ey insanlar büyük bir ay yaklaştı, rahmeti üzerinizi kapladı, bu öyle mübarek bir ay ki içinde bin aydan daha hayırlı bir gece Kadir gecesi vardır.
Allahü Teala Hazretleri bu ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde namazı tatavu çok sevap karşılığı olarak meşru kıldı. Bu ayda hayırdan bir hasrete yaklaşan veya bir farzı yapan bir kimse öteki aylarda yetmiş farzı işlemiş gibi olur. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammülayıdır. Sabrın mükafatı cennettir. Bu ay lütuf ve ihsan ayıdır. Bu ay müminin rızkını artırma, bereketlendirme vesile olur. Bu ayda oruçluya iftar ettiren bir kimse günahından yarılganır ve cehennemden azat olur. Oruçlunun da sevabından bir eksilme olmaz. Kendisine yedirene verilen sevap kadar ona da verilir. Bu esnada ashabtan biri ya Resulallah, bizim çoğumuz oruçluya iptal ettirecek yiyeceğe malik değiliz. Biz bu sevaptan mahrum mu kalacağız dediler. Resul-i Ekrem efendimize ey ashabım sallallahu aleyhi ve sellem.
Allahü teala bu sevabı bir hurma, yahut bir için su veyahut bir tadın süt ile de verir. En hamle çok sevindim bu görüşmeden önce o holiler de deyin. Çok güzel ihtiyaçlarına göre aldıkları ve dartılamıyor dediler. Böyle aldığı zaman insan onu kaldıramayacak kadar elhamdülillah, en çok sevinç bu oluyor insanın sevindiği. Sami efendimizin bir sevincini haber verdiler. İşte efendim şu kadar evrad şu kadar ezkar okuyoruz, tabii sevinmekle birlikte diyor asıl sevindi, şu fakir görüldü, bu yoksul görüldü, şunun ihtiyacı yerine getirildi, buna çok sevinirlermiş ve kendisi de öyle hareket ediyor zaten. Şehru Ramazan öyle bir bereketli aydır ki onun evveli rahmet ortası mağfiret sonunda ateşten cehennemden, cehennemden af olmaktır. Bir kimse bu ayda hizmetçisinin vazifesini hafifletirse, Allahü Teala Hazretleri ona mağfiret ederek cehennemden azat eder, buyrulmuştur.
Sonra cennette müminlere hazırlık Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh'tan, Resul-ü Ekrem efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, şehri Ramazan'ın ilk gecesinde cennet ve sema kapıları açılır Allah. Ramazan'ın son gecesine kadar açık kalır. Ne büyük bir nimete eriyoruz yani. Tarifi ne yok bunun? Ona göre bizim bir tweet'de mi? Istırgamda mı? Neredeyse etrafımıza bütün haber verelim, yatacak, uyuyacak zaman değil. İşte yatacak, uyuyacak zaman olmadığı ifade edildi. Nasılmış? Şehru Ramazan'ın ilk gecesinde cennet ve sema kapıları açılır da ramazanın son gecesine kadar açık kalır, herhangi bir kul veya cemaatten şehri ramazan gecesinde namaz kılanlar için her secdesine mukabil Allahü Teala ona bin yedi yüz hasene yazar ve cennette kırmızı yakuttan bir saray bina eder ki her sarayın bin kapısı vardır ve her kapının altından kırmızı yakutla süslenmiş iki kanadı vardır. Cennet.
Bunu akilla ölçmeye kalkamayız biz. Allah'ımızın lütfudur, ihsanıdır. Yeter ki bu kapıları kapatmayalım. Beynimizde böyle yersiz bir düşünce, kalbimizde Rabbimizin razı olmadığı bir sevgi, elimizde ne bileyim cimrilik, ayağımızda hak yola Mevla'mızın sevdiği razı olduğu yollarda yürümeme gibi bir hal dilimizde de olursa kapanır Allah korusun. Bu iş bizim elimizde ve o kadar büyük mükafatlar var ki Ebu Hureyre hazretleri radıyallahu anh, Resul-ü Ekrem efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, şehru Ramazan girdiği zaman cennet kapıları açılır ve cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanıp hapsolunur buyurdu, demiştir. Bunu insan gönlünde de yaşar aslında. Gönlünde yaşar onu. Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı, gönül aleminde ruhunda da yaşar onu.
Çok muazzam bir hadisi şerif Ebu Hureyre'den radiyallahu anh, Resul-i Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, şehri Ramazan'ın ilk gecesi olduğunda Allahü Teala halkına nazar buyurur. Onun bir kuluna bir bakışı ebediyen o kimsenin, kimsenin cezalandırılmamasını mucib olur. Allah azze ve celle Ramazan-ı Şerif'in her bir gününde bin kere bin kişi cehennemden aza eder. Ne büyük mükafat. Yine diğer faziletleri hakkında ele alınmış. Şunu da okuyayım, şunu doyulacak gibi de değil Ramazan-ı Şerif gerçekten. Ebu Mesut el Gıfarî radıyallahu anh'den, Resul-i Ekrem efendimiz aleyhissalatu vesselam, eğer kullar şehri Ramazan'da olan faziletleri ve mükafatların çokluğunu bilselerdi, bütün senenin şehru Ramazan olmasını elbette temenni ederlerdi. Artık Ramazan pidesiymiş, sofrasıymış, bunları unutalım. Bizim Ramazan-ı Şerif pidemiz Kuran-ı azimüşşan'da yoğunlaşmak olsun.
Evet, yiyeceğimiz, içeceğimiz soframız bulunsun ama asıl istiğfar sofrasını açalım, tevhid sofrasını açalım. Salatü selam sofrasını, ölüm tefekkürü, rabıta, zikrullah, murakabe sofralarını açalım. Nasılsa karın doyar. Allah'ımız nimeti artık tepemizden dökmüş bu nimet. Dökülüyor tepemizden. Şükrünü eda etmeye muvaffak kılsın. Daha çok mükafatları var bitmez, tükenmez. Şu müjdeyle bitirelim, burada bir müjde var. Bir kim ihlas ile Ramazan-ı Şerif orucunu tutar ve namazlarını kılarsa geçmişte ve gelecekte yaptığı ve yapacağı yaptığı ve yapacağı günahları affedilir buyurdu. Resul-i Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.