Kıymetli Dinleyiciler misin? İhsan Mektebi program mısın bugünkü bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu GaddeSallallahu Sirahü'l-Aziz'in Musahabe isimli eserinin dördüncü cildinden Ramazan ve Oruç isimli sohbete kaldığımız yerden devam ediyoruz. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyuruyorlar: rahmeti ilahiyyenin nüzulü için cennet kapıları açılır ve menhiyattan sakınmak sebebiyle cehennem kapıları kapandığı gibi şeytanlar da zincirle bağlı olarak hapsolurlar. Şu kadar ki nefsine esir ve mağlup olanlar, şeytanın mahpusiyetinden istifade edip de hayra mazhar olamazlar. Olamazlar. Ramazan-ı Şerif'te sıdku yakin ile oruç tutanlar, namazlarını terk etmeksizin teravih namazını da eda etseler, küçük günahları affedilir. Oruç, cehenneme karşı bir kalkandır. Oruçluyu nefsani ihtiraslardan korur. Oruçlu kimse cahilane, fenan söz söylemek isteyen kimseye iki defa ben oruçluyum desin.
Ruhum kudret elinde olan Cenab-ı Allah'a yemin ederim ki oruçlunun ağzının açlık kokusu Allah Teala Hazretleri katında mis kokusundan daha hoş ve temizdir. Cenabı Hak bir hadis-i kutside buyuruyor ki: Oruçlu kimse benim rızam için yemesini içmesini ve cinsi arzusunu bırakmıştır. Oruç, doğrudan doğruya bana edilen ve riya karışmayan bir ibadettir. Onun sayısız ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir, buyurmuştur. Hadis-i Şerif'te Oruçlu için iki ferahlık, sevinç, sürur vardır. Birisi iftar vaktindedir. Diğeri de Rabbisine mülaki olduğu vakittedir, buyuruldu. Sehl bin Sa'd radiyallahu anh'dan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin şöyle rivayet edilmiştir. Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde cennete yalnız oruçlular girerler. Onlardan başka kimse girmez.
Kıyamet gününde oruçlular nerede diye ilan edilir. Oruçlular kalkıp giderler. Bunlardan başka hiçbir kimse buradan giremez. Oruçlular girdikten sonra da kapı kapanır. Artık kimse giremez. Ebu Hüreyre radıyallahu anh'dan rivayet edilen diğer bir hadis-i şerifte buyruluyor ki Cennette kapısı, cihat kapısı, reyyan kapısı ve sadaka kapısı vardır. O kapılardan çağırılır. Kim ki Allah rızası için malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem sadaka verirse cennet kapılarından, ey Allah'ın sevgili kulu, buraya gel, bu kapıda büyük hayır ve bereket vardır, diye çağrılır. Çok namaz kılanlar salat kapısından, mücahitler cihad kapısından, oruçlular reyyan kapısından, sadaka sahipleri de sadaka kapısından davet edilirler. Ebu Bekir radıyallahu anh sordu ki, babam anam sana feda olsun ya Resulallah. Bir müminin bu kapıların hepsine davet olunması mümkün müdür?
Bir kişi bu kapıların hepsinden davet olunur mu, diye sordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz cevaben, evet hepsinden davet olunur. Ey Eba Bekr, umarım ki sen de bu bahtiyarlardan olasın, buyurdu. Keza Ebu Hüreyre radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadis-i kudside Hak Celle ve Ala Hazretleri, Ademoğlunun işlediği her hayr-u ibadette kendisi için bir hazz u menfaat edişi vardır. Fakat oruç halis benim rızam için yapılan bir ibadettir, onun mükafatını da ben veririm buyurduğunu Resulullah nakil buyurmuşlardır. Diğer Hadis-i Şeriflerde de şöyle buyrulmuştur. Yasak olan şeylerden sakınan oruçlunun sükutu tesbih, uykusu duası makbul ve ameli ibadeti de katbekat artırılır. Oruç tutan kimse, bir mümini gıybet etmedikçe veyahut eza ve cefa etmedikçe iftar edinceye kadar ibadettedir. Özellikle ramazan ayında. Ramazan-ı Şerif'te nafakalarınızı genişletiniz. Kullanmak.
Oruçlu insanlar iftar etmeyi sünnete sarılarak acele ettikleri ve sahuru da geciktirdikleri müddetçe daima hayr ile yaşarlar. Ebu Hureyre'nin Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet ettiği bir hadis-i kutside kullarımın en sevimlisi iftarı son derece acele edendir, buyurmuştur. Oruçlu kimse hurma ile iftar etsin. Bulamadığı zaman su ile iftar etsin. Zira su temizleyicidir. Ebu Hüreyre radıyallahu anh'dan Nebi Sallallahu Aleyhi Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Oruçlu olan kimse oruçlu olduğunu unutarak yer içerse sakın orucunu bozmasın, tamamlasın. Çünkü oruçluya Cenab-ı Allah yedirmiş, içirmiştir. Her amelde güzel bir niyet ne mühim bir haslettir değil mi? Orucu bilmeyerek yediği ve karnını doyurduğu halde orucu bozulmuyor. Niyetin faziletine bakınız. Çünkü orucu yemek kastı yoktur onun. Ameller niyetlere göredir. Ebu Hureyre radıyallahu anh rivayet ediyor.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in huzurunda otururken birisi geldi de: Ya Rasulallah, öldüm, mahvoldum!diye halinden şikayet etti. Sana ne oldu ki? Diye sordu. O kimse: Ya Rasulallah, oruçluyken zevcime yaklaştım, dedi. Azat edecek bir köle bulabilir misin? Buyurdu efendimiz. E, bulamam, dedi. Öyleyse iki ay zincirleme oruç tutmaya gücün yeter mi? Diye buyurdu. Gücüm yetmez, dedi adam. Altmış yoksunu da doyurmak yolunu bulamaz mısın? Buyurdu efendimiz. Hayır, bulamam, dedi adam. Ebu Hureyre radiyallahu anh, rivayete göre huzur-u risalette tevakkuf etti. Bizde ne olacağını beklemekteyken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz içi hurma dolu bir sepet getirdi. Hani o soru soran nerede, diye buyurdu efendimiz. Adam, soru soran benim, diye ayağa kalktı. Rasulullah Efendimiz, bu hurmayı al, yoksullara sadaka et, buyurdu.
O soru soran kişi, Ya Rasulallah, benden fakir bir yoksula mı vereceğim, dedi. Allah'a yemin ederim ki Medine'nin kara taşlı iki nahiyesi arasında benim ailemden daha fakir bir aile yoktur, dedi. Bunun İşte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin en yüksek bir fazilet örneği ve yardımlaşma numunesi. Allah'ın ve Rasulullah'ın ahlakını kendinize ahlak edininiz, buyruluyor. Bir mümin kardeşinin kusurunu görünce derhal hatasını yüzüne vurmak. İslam'ın nezaketinden değildir. Onun kalbini kırmadan, hatırını hoş ederek ikaz ve tamir etmek lazımdır. Mebsud'da şöyle denilmekte. Bu fakir aciz adama kefaret derhal vacip değildir. Sadaka emri tatavu idi. Hanefi fukasına göre bu soru soran kişi için kefaret bir borçtur. Zaruret hali kefareti ıskat etmez. Fakr hali geçtikten genişlik halinde bu borcu ödemesi lazım gelir denmektedir. Cabir bin Abdullah radiyallahu anh'dan rivayet ediliyor.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemle bir sefer deydik. O halkın izdihamını ve birisinin güneşten gölgelendiğini gördü ve sordu. Bu adamın zoru nedir? Oruçludur ya Resulallah dediler. Resulullah efendimiz, seferde böyle meşakkatle oruç tutmak matlup ibadet cümlesinden değildir, buyurdu. Enes bin Malik radıyallahu anh'ın, Nebi sallallahu aleyhi ve sellemle beraber biz seferdeydik. Oruçlu oruçsuzu ve oruçsuz oruçluyu ayıplamazdı dediği de rivayet edilmekte. Bir de savm-ı visal bir oruç çeşidi var. Bu da kırk sekiz saat oruç tutmaktır sevgili dinleyiciler. Bu şekilde oruç tutmak da yine nehyedilmiştir. Ebu Said Hudri'den şöyle rivayet ediliyor. Bir orucunuzu öbür oruca eklemeyin. Hangi biriniz savm-ı visal etmek isterse sahur vaktine kadar ulaştırsın fazla, buyurmuştur. Ashab-ı Kiram, Ya Rasulallah, siz iki orucu birleştiriyorsunuz, demeleri üzerine, ben sizden hiçbiriniz gibi değilim.
Ben Rabbimin katında gecelerim. Rabbim tarafından doyurulur ve sulanırım. Sizin hanginiz bana benzer, yani siz beni bu hususta taklit edemezsiniz, buyurdular. Bir de aşura orucu var sevgili dineyişler. Rübeyy Binti Muaviye radıyallahu anh'dan rivayet edilmiştir ki: Nebi Medine köylerine kuşluk zamanı aşura günü haber gönderdi. Her kim sabah günün geri kalanını oruçlu geçirsin. Kim ki oruçlu olarak sabahladıysa orucunu tamamlasın. Rübeyyi radiyallahu anha'da der ki, biz de Aşura gününün orucunu tutardık ve küçük çocuklarımıza da tuttururduk ve onlarla mescide giderdik ve oruçlu çocuklarımıza boyalı yün softan oyuncak düzeldik ve bunlardan yemek için ağlayan olursa iftar vakti erişinceye kadar ona oyuncak verir, eğlendirirdik. Bakınız asrı saadete. İslam'ın başlangıcında Müslümanlar evlatlarına namaz ve oruç gibi ibadeti İslamiyeyi ta küçükken alıştırmaya nasıl dikkat etmişler değil mi?
Biz de evlatlarımızı çocukluk çağında namaz, oruç, Kuran vesaire terbiye-i diniyelerinde dikkat etmemiz gerekiyor. Bu da hatırlatmak isterim. İmam Şafii'ye göre çocuğun oruç tutmaya kudreti bedeniyesi, beden sağlığı müsait olursa alıştırmak için oruçla emrolunur ve yaş haddini de yedi veya on yaş olarak tayin etmiştir. İshak'a göre oruçla emir on iki yaşındadır. Ahmed bin Hanbel'e göre ondur. Evzai de çocuğun beden kuvvetine zaaf, arız olmaksızın üç gün üst üste oruç tutturulursa müstehap olur demiştir. Buhari şarihi ulemaya göre çocuklarımızın ibadete alıştırılmaları için müstahsen addedilmiştir ve bunun vesileyi hayr-ı bereket olacağını kabul etmişlerdir. Şu kadar ki neş-ü nema çağında olan çocuğun kuvvetli bedeniyesine zaaf, miras etmemek de şarttır. Sağlam mükellefe bile seferde meşakkate binaen iftarla müsaade edilmiştir biliyorsunuz.
Allah size kolaylık diler, size güçlük istemez buyruluyor ayet-i kerimede. Abdülkadir Geylani doğduğu yıldan itibaren Ramazan-ı Şerif geldiğinde gündüzleri oruçlu olmuştur, anasını emmemiştir. Hatta ailesi Ramazan'ın ilk günü anasını emmediğinden Ramazan-ı Şerif girdiği ve Ramazan'ın son günü de Şevval girmiş olursa anasını emerek onunla da Ramazan-ı Şerif'in çıktığını kanaat edinirlermiş. Değerli İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Bugünkü programımızda sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Mukahu'l Hasis'in Musahabe isimli eserinin dördüncü cildinden Ramazan ve Oruç başlıklı