Şimdi Üstad-ı Alimizde gördüğümüz bir özellik var. Bunu kaybetmemeye çalışacağız. Bu şu şekilde düşünülebilir, bir çocuk anne ve babasının karakterlerini taşıyarak dünyaya gelir. Bizim karakterini taşıdığımız anne ve babalarımız Adem Aleyhisselam'dan gelir. Ruhi karakterimiz de Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden gelir. Eğer iyi dikkat edebilirsek, iyi dikkat edebilirsek onlardaki güzellik gibi bir güzelliğe müşahede etmek mümkün değildir. Aynen ana sülüyle. Bu rabıtayı anlatıyoruz biz ya hiç rabıtayı biz anlat bize değiliz. Evet altı ay kadar konuşuldu bu. Hiç anlatamaz biz rabıtayı. Rabıta şu, şimdi çocuk anasının sütünden istifade ediyor. O sütte, o sütte şimdi suni olanlar var onun bu görevi yerine getirilmesi asıl sütü mümkün değildir. Çünkü ananın bir kere çocuğu bağrına basması var ya onu bağrına basıyor, onu bağrına basıyor, onun ağzına memesini veriyor.
Rabıta bu, onun dışında hiçbir şey veriyor. Bir kere mürşidimiz bizi bağrına basacak, görürüm diye çekinmeyecek. Ah bir evladımı görürsem diyecek. Yirmi beşinci mektupta Esradı Erbili Hazretleri diyor ki evladım Sami ben yaşlandım. Babası tek göndermek istemiyor çünkü çokça istiyor. Sami evladım gelsin, Sami evladım gelsin. Bir gün sıkıntıdanmış, ikide bir bizim çocuğu ne istiyorsun diye orada bir gaz lambasına nasıl elini çarparsa parçalanmış. Aman oğlum git demiş aman oğlum, işini rast geçsin git. Efendim eğer gönül olarak çekerse durdurulmaz insanı. Gönül olarak çekerse öyle telgrafa, telefona gerek yok. Konya'dan bir grup gelecek bir türlü gelemiyor. Diyor, biz de hayret ediyoruz. Adamlar telefon açıyorlar, telgraf at bilmem filan haberini gelebilir. Oturuyoruz, Üstad zalimiz dedi ki buram istemiyor buram diyor, kalbini gösterir, gelemez. Efendim gelemez dedirtmemeye çok çalışacağız.
Allah. Yok çok müstesna bir yol, faydalanalım, istifade edelim. Bak şu içinize girenleri biz göremiyoruz ama görenler belki vardır. Boş değil. Korunan bir cemaat, şu cemaat immün çok müstesna bir cemaat. Gördünüz üzere bize de bir şemme, bir koku, bir tat, bir vezide akseder mi diyoruz? Der mi diyor. Herkesten bir parça gelse Allah'ın izniyle, duanızda gelir, ibadetiniz de gelir, taatiniz de gelir biz de şirkner oluruz belki. Esad Erbilne Hazretleri evladını çok seviyor, anlatacağım o süt meselesini üstüne, çok seviyor. Diyor ki eğer senin gibi bir derviş olsaydın şimdi şeyhliğime inanırdım diyor. Ne kadar mütevazi. Bir de Esad Erbili hazretlerinin mühim özelliklerinden birisi çok edibtir. Edip dediğim nedir? Böyle fesahat, belagat ifadelerindeki düzgünlük çok müstesnadır. Söylediği şiirleri neleri bir görseniz çok müstesna, onu herkes söyleyemez sonra serbest vezinle herkes yazıyor.
Hece vezniyle yazılıyor. Ama aruz vezniyle yazmak zor. La hal I tayfun serafil kevri mintil kaibedir. Aşk-u ezcebem girift-i goft, ya hadeedir. Sormam artık pire saki, ayye imana nedir? Leblerin söyler civanım, hunceirana nedir? Gözlerin eylere işaret, dergisi şehlanedir. Ey gönül aldanma yarın ahdine, peymanına. İtimad etmek hatadır lütfuna ihsanına. Sadık isen kıl tahammül, cerubi payanına. Aşık oldur ki kılar canın, eda canan. Sureti ziibari hayaldir aşkın, bunu. Es'ad gibi sevdaya uyup çöllere düşmem. Allahu Kerimün Samedün nama vechiğü. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri de aşağıda değil. Şiirine tahmis yapabilecek dilayette. Tahmis yapmış şiirine o varoz verin üzerine söylemişler. Şimdi o süt içiliyor ya çocuk, bütün annesindeki karakter ve özellikleri bundan alıyor.
Biz de diyoruz Mürşid-i Kamilimizin bağrına basılabilirsek, edebimizle, erkanimizle, onlar bizi dizinin dibine alıyor, kalbini biz artık tasavvur edemeyiz arşı azam olan kalplerini. Allah'ımızın biiznillahi teala füyuzat-ı ilahiyyesini o kalpte istirhamda bulunuyoruz Üstadlarımızdan bir tanesi, burayı okuyamadım, anladım bismillah. Üstatlarımızdan bir tanesi banyo için bir hazırlık yapılıyor. Banyoya girmişler, edepli onlar diyorum ya şimdiki gibi bir tarafından sıcak, bir tarafından soğuk, şöyle hacıceğinize on üç su ateş. Bir soğuk suya ihtiyaç var. Edebi Muhammedileri müsaade etmiyor evladım bir soğuk su getirseniz diye. Böyle var. Öyle var. Öyle memnun mesrür oluyor ki o mürid işte Üstad'ın belki ihtiyaç duyarini razı olunca kalp gel evladım, yetmiş senede ihraz ettiği makamı şu anda kazandı. Ne istiyorsun diyor. O mürid de çok yaman bir müridmiş. Senin gibi olmak istiyorum diyor.
Oğlum yapma diyor şimdi tahammül edemezsin diyor. Neden tahammül edemez? Burayı hatırladım bir şey anlatacak. Bize dişi baba diye Konya'dan, Esadi Erbili Hazretlerinin de hulefasından bir zat geldi. Üstadımız bahçeyi gezdirmiş. Demiş ki Hasan Efendi çok zenginsin demiş. Öyle rahat konuşur. İnanın onların hayatta olmaları bize bambaşka bir nurdur. Müdüazımız bir teşrif ettiler Kayseri'ye. Geldi, ayrılınca içimiz yandı. Lamba da yok bu, elektrik de yanmıyor. Gaz lambasının altında onun şefaatini dileme şeklinde bir şiir yazdı. Duyunca teşrifin sevindik hep birden. Müsaade alıp geldin Hazreti Pir'den. Sohbetin ile yıkandı gönüller kirden. Vücudun rahmettir alemde bizlere, mezarım hassınlar bastırın bizlere. Yazdım okudum kendisine. Size de birisi şiir yazmış. Okudu şöyle yaptı onu, siz yazdınız dedi Efendimiz. Burada şefaatini dileme babında söylüyor. Vücutları aleme rahmet onların.
Vücudu aleme rahmettir onların. Haza ve bela onlar hürmet eder. Sonra üstadım gibi olayım deyince oğlum dayanamazsın diyor. O Dişçi Baba geldiğinde üstadımız diyor ki ne olur halinden bize bir ver, haydi verdim diyor. Anlattığımı söylüyorum. Üstadımız üç gün şu göğsümü yerden kaldıramadım dedi. Öyle bir hal yaşıyormuş ki dedi, o yaşlı dedikleri insan inan varırdınız şunu söylerdi. Dermişler, dermişler bir araya gelmişler, bir fırın ekmek yemişler, daha yok mu demişler. Ayet bu müren son. Ama efendim varlıkları kafir. Onlar öyle bir yük çekiyor ki bizim haberimiz olur inşallah. Hadi sen. Normal bir kimse zannediyor. Bize şamil amca diye Fırat'ın Develi'nin köyünden birisi geldi. Şimdi üstadımızın oturduğu kanepenin önünde koltuk diyelim veya çekyat diyelim rahneyi muhabbetinden duramıyor, böyle sallıyor adam. Duramıyor, kendi yerinde duramıyor adam.
Böyle sağ olsun da buyurdu ki şu anda ne yaptığımı biliyor musun? Sonra anlattılar dediler ki bir tanesinin nefsi öyle ayağa kalktı ki yılan gibi. Birkaç defa vurdum bugün. Halbuki normal oturuyor. Efendim biz buna muhtacız. Bizim böyle mürebbilere ihtiyacımız var. Rabbim beni terbiye etti ve terbiyem de güzel oldu. O zaman biz Rabbani terbiyeyi Kuran-ı Azimüşşan'dan şan'dan, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın sünnet-i seniyyesine de riayet etmek suretiyle, Nebevi edebiyle Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'dan Hazreti. Yollarını ve izlerini takip etmek suretiyle Allah'a ibadet ve taatte kullukta Ehlullah'ın yolunu izleyeceğiz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Rabbimizin terbiyesinden geçen iki cihan güneşi sallallahu aleyhi ve sellem. Nasıl muvaffak olmuştur ve muvaffakıyetinin sırrı nedir? Tebliğ ettiği dininde bir kere samimidir.
Öyle bir samimiyet ki ya hak hakim olur ya da Muhammed ölür olur. Ya hak hakim olur ya da Muhammed ölür. Öyle bir samimi ki duramadı müşrikler sabırları taştı zaten. Ne sabrıcı bu, sabrı ne bilsin. Aman ha bizim putlarımıza batıl diyor, ne yapacak en çok öne getireceği, mal istiyorsa Mekke'nin en güzel arazisini verelim. Kız istiyorsa en güzel kızı da nikah edelim. Eğer riyaset istiyorsa başımıza şahidelimken bu putlarımıza batıl demesin deyince vallahi ya amca, vallahi ya ammi, levvadau şemsebi yemini veel kamerafişimalin. Ay'ı sağ elime, Güneş'i de sol elime verirseniz yine davamdan vazgeçmem. Allah'ım Resulu ve sellem. Böyle samimi. Cenabı Hak onu en güzel bir ahlak üzere yaratmıştır. Ve şüphesiz sen le ala hudike alihi en yüce ahlak üzeresin. O zaman biz bunu nasıl kapacağız bu maddeyi de bitirelim bu huzur.
Bir kere kardeşliğimizi edep ve erkanına riayet etmek suretiyle biz Fenafil İhvan olacağız. İyi bir rabıtayla da Fenafil şehit olacağız. Bu memeyi bırakmayacağız biz. Buradan çok kuru, çok kuru emeceğiz. Yoksa bize değişmez zor olacak. Kendi çabamızla, kendi gayretimizle zor olacak. Hocanın biri üstadımıza şunu anlattı. Efendim, ben bir rüya gördüm, iki ayak merdiven vardı çıkamadım, ip iyi çıktım da dedi, merdiven çıkamadım dedi. Sonra elimden tuttum mu çıktım dedim. Oğlum kendi gayretinle mutmainliğe liğe kadar gelmişsin. Raziye ve merziyyedir oraya diyelim, tutarak Allah'ın izniyle geçirmiş diye. Olmuyor. Bir dayanak istiyor ihsan. Allah'ımıza yardım diledi Zülkarneyn. Bana yardım eyle ya Rab diyor. Nuh aleyhisselam, ben mağlup oldum, sen bana yardım et Ya Rab diyor. Hep Mevlamızın yardımıyla, yardımıyla Evliyaullah'ın da himmetiyle. Bir Fatih bunu söylüyor.
Rahmetullahi, cehidu fillah olup turniyetim, enbiyau evliyaya istinatım var benim. Tabii cihad edilecek, feth edilecek İstanbul. Akşemseddin Sultan'ın himmetini verdi. Sultanım himmet, sultanım himmet. Bendetün-u ayet-i celilesindeki esra ile eti üyesi söylüyor. Cenabı Hak gönlümüzde de nefsimizin mertebelerini aşarak, ruhumuzda kemale ererek, sırra manen yeşererek bize de fütuhatlar ihsan olsun.