Rabbimizin Sevdiği Ameller ve Muhabbet Yolları kaydında Dedem Rahmetullahi Hazretleri, kendisi ölmek üzere olan bir kimsenin başında bulunur. Bizim şeriatimizde, dinimizde, ölmek üzere olan kimseye kelime-i tevhid hatırlatıdır. La ilahe illallah Muhammedur Resulullah diye. Çünkü o an sefil halidir. Kendisinden geçtiği bir andır. Belki hatırlayamaz diye, bu söylenir. Çünkü çok da böyle kızdığım…
Dedem Rahmetullahi Hazretleri, kendisi ölmek üzere olan bir kimsenin başında bulunur. Bizim şeriatimizde, dinimizde, ölmek üzere olan kimseye kelime-i tevhid hatırlatıdır. La ilahe illallah Muhammedur Resulullah diye. Çünkü o an sefil halidir. Kendisinden geçtiği bir andır. Belki hatırlayamaz diye, bu söylenir. Çünkü çok da böyle kızdığım öfkeli zaman olduğu için söylendiğinde, belki de dinem deyip de yanlışlık yapmasın diye sadece hatırlatır. Dedem Rahmetullahi aleyh Hazretleri uğraşıyor. Bir türlü adam okumuyor. Ağuta kadar çıkıyor. Diyorlar ki Mustafa Efendi niye ağlıyorsun? Bu adam bir gün mescitte görülmemiştir. Bu adam ibadet, taat nedir bilmez. Devamlı iyi ki de azap oluyor. Şunun için şöyle diyor, bunun için böyle oluyor. Kafası, gönüllük, gönüllük bu. Karışık bir kafası var, karışık bir gönül var. Böyle ibadet, taat, bilmez diyor. Demek ki yaşantımızla alakalı.
Siz diyelim ki ameliyattasınız, hayır diyorlar. O andaki söylediğiniz söz var. O anda eğer hayırlı kelamlar çıkıyorsa ağzımızdan, ölünce de olur. Tek kurayla alakalı beraat gecesinde verilecek mükafatla, üçlerin, yedilerin de, tıpların da, ricarü'l-vaid'in de, evrak sınıfının da, mukavreun hesabında bulacak kimselerin de ayrımı bir yıl içerisindeki yaşantımızla alakalıdır. Ölümümüz de bize bu gecelerde öldü. O zaman ne yapacağız biz? Biz Rabbimizin sevdiği amelleri yapacağız. Ekseriyetle yaşantımızda şu oluyor. Diyoruz ki, üst lazımız, biz hisseyiz. Yahu bizim hiç yüzümüze bak. Bizimle ilgilenin, neyse bir arada soğukluk görülüyor. Böyle bir tatsızlık var. Hep bunu konuşuyoruz. Bizi sevsin istiyoruz. Bizi bağrına bassın istiyoruz. Bir de dinliyoruz ki acaba onun sevdiği amel nedir? O neleri sever? Bulut mu? Diyoruz ki, Habibullah sallallahu aleyhi ve sellem bizi sevsin.
Ama Habibullah'ın sevdiği amel nedir? Allah'ımız bizi sevsin. Ama onun sevdiği amel nedir? Onun bize muhabbet gideceği ameli yerine getirin. Nedir o? Konu çok uzun olduğu için sadece bir misal velisi der ki birkaç misal daha eklenir. O da şu, zaten kardeşlerimiz Allah'ımızın sevdiği amele teşvik ediliyor. Şu kurumlar, ben sünerim, bu hayırlı bir insanın ifadesi değildir. Cenabı Hakk'a ya Musa, ben açtım, ben neden doyurmadım? Susundum, neden sulamadım? Çıplaktın, neden iyi girmedin? Musa Peygamberimizde hayretler üzerine, Ya Rab, sen Halık bir el belirtirsin. Sen sana sıfatın olan zatı kibriyasın. Nasıl olur da senin için bu gibi haller olur deyince, işte bir kulum vardı, astı. Onu doyursaydın, beni doyurmuş gibi olur rızama girerdin ve sevgime mazhar olurdum. Suya ihtiyacı vardı, onu sulasaydım, su ihtiyacını giderseydim. İşte giyeceği yoktu, onu da giydirseydim.
Rabbimizin Sevdiği Ameller ve Muhabbet Yolları ne anlatıyor?
Rabbimizin Sevdiği Ameller ve Muhabbet Yolları kaydında Dedem Rahmetullahi Hazretleri, kendisi ölmek üzere olan bir kimsenin başında bulunur. Bizim şeriatimizde, dinimizde, ölmek üzere olan kimseye kelime-i tevhid hatırlatıdır. La ilahe illallah Muhammedur Resulullah diye. Çünkü o an sefil halidir. Kendisinden geçtiği bir andır. Belki hatırlayamaz diye, bu söylenir. Çünkü çok da böyle kızdığım…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sayıp bunu bu şekilde el almadı. Diyelim ki diğer ihtiyaçları var, onları gidermek hepsinin içerisine girer zaten. Şimdi bir bakıyoruz Ehlullah'a, onları görmemiz bu gözle de olmaz. Gönül gözleri görür. Eğer gönül gözümüz varsa, baktığımızda göreceğiniz şudur. Diyelim ki, üç ağzımızın üç tanesi. Kıymetli bir hocamız şu anda yaşlanmıştır. Biz diyor Şam-ı Şerif'te öğrenciler okuyoruz. Bilmiyoruz da diyor bize, senenin belli günlerinde harçlık ediyor, paraları gibi ve bir liste yapılmış. O listeyi okuyorlar öğrencilerin, isimleri var. O öğrencilerin listesini okuyup, onlara paraları verelim. Acaba diyor, bu kim? Kim bize bu paralarımızı tespit ediyor? Babamızdan değil, amcamızdan değil, yakınımızdan değil. Kim bu? Sure öğrendik ki diyor Sami Ramazanoğlu, Haddesallahu sırrı Hazretleri öğrencilerin listesine almış. Bu nedir bu? Rabbimizin sevdiği ameldir. Hadmetin gitmek istemez.
Hepimiz gitmek isteriz. Ama sevdiği hac nedir? Haccımızı yapmakla birlikte, şerhi esası korumamız gerekir. Şam-ı Şerif'te Ali bin Muvafuk diye bir zat. Bu hacca gelecek. Şimdi Kabe'yi muazzlamadan melekler birbirleriyle konuşur. İki melek birbirleriyle konuşuyor. Ehlullah'tan bir zat duyuyor. İşte bu sene kaç hacı var? Sayisi nedir? İşte kim kabul olundu, kim olunmadı? Meleklerden birisi demiş ki, hiçbirisinin haccı kabul olmadı. Yalnız Şam'ı şekilde de eskici, artık ayakkabı tamircisi nedir, neyse, Alibini muhakkak diye birisi var. Bunun hürmetine bütün hacileri hacık kabul. Neymiş bu nasıl evliyaymış? Acaba Sema'da mı oluşuyor, tiyatroyu mu? Gelmiş bulmuş akşam misafir olmuş. Bak böyle değişik bir durum yok. İşte gözlerimizin, tam açmadığımızın sebeplerinden biri bu. Zahilde dalışlarımızdan çok sıkıntıya giriyor. Neyse böyle sevgili dostlara, biraz kişinin yüzünde konuşulmaz, sözlerim.
Siz bizim canımız gibi kardeşlerimizsiniz. Şimdi efendim, aklın, normal akşam namazını duruyorlar, yemeğin önüne getiriyor, yatcıyı yatıyorlar. Değişik bir durum görüyor musun? Ne görülecek zaten? Değişik bir durum olmaz. O yemeğe getirirken, Allah'ımın kuluna iç şefkattir, merhamettir duygusuyla getirdiğinden kazanıyorum. Ben bu mideleri doyururken Allah'ım sen de kalbimi tecellilerle doyur derim. Onu nasıl hissedecek? Bizim gibi insan onu nasıl hissedecek de, zahane göre muamele edip duruyor? Kıyaslama yapıyorum. Allah'ını severse kimse yormasın. Üzerinde şurada dostluğumuz devam etsin. Efendim, böyle farklı bir muamele görün. Farklı bir muamele görün. Diyor. Sabah oluyor, konuşuyorlar. Normal namazın neyini kılıyor. İşte araştırıyor, ondaki bir değişip abi nedir üstünlük diye. Haliç konusuna kadar gelince, benim diyor yaramın kabuğunu kaptırdı. Beni bağırdı.
Ne oldu deyince, diyordu ki ben hacca hazırlanmıştım, komşum geldi. Dedi ki, yavrular açlıktan ölecek bir hale geldi deyince, ben de bu seneki haccım size olan ikramım olsun, hac parasını olduğu gibi verdim deyince durumu versin. Allah'ımızın sevdiği amelle kuluna, çok müsemler vermek de bitmez. Bu çamardını veya midenin de olabilir. Şehler diye köy, şimdi elmalı diye değişti. O köyde Hüseyin efendi diye yedilerden bir zat. Onun ihtiyacını helvalarını, reçellerini, peynirlerini vesaire neyse onu yerine getiren yine arz ettiğim Şam-ı Şerif'te öğrencileri gözetleyen Üstad-ı Ali'miz. Daha neler neler. Hep bunlara dikkat etmişler. Allah'ımızın razı olacağı amelleri yapmışlar. O zaman verene niye kuruldu diye konuşun. Elimizden geldiği kadar Allah'ın yolunda gayret ve çaba gösterelim diğer hayır kurullar.
Biz şimdi oturduğumuz zaman soframızda, inanın bazı sofralarda peynirlerin çeşidi sayılan, zeytinin çeşidi saygımı, bunu hiç bulamayan insanlar. Bizim kapımıza kadar gelip bir karpuz dilimine hasretin yani kimselerle Allah'ımızın sevdiği ameller bunlardır. Neyi sever Cenabı Hak, Habibullah'ın dilinde. Bana en sevgili olan taat, Aç bulan bir fakiri doyurmak. Mahreme, boş, sıkıntılı. Burcunu ödeyen buna yardımcı olmak. Onun bir zorluğu var, üçlüğü var. Çocuğunu okutacak bir türlü utanmıyor, masraflarını karşılayamıyor. Hastanın ilaçlarını alacak da bir durum yok. Bunları yerine getirmek Habibullahı sevindiren, Habibullahın sevgisini bizde tecelli ettiren a'maldir. Ayet-i celilelerden, Al-i İman doksan üç, misal Suresi'nde sekizinci ayet. İnsan Suresi'nde Dih Suresi'nde, sekizinci ayeti celile, essayile. Dünyaya arzusu, yeme arzusu olduğu halde infak ediyor. Birinci ayetlerinden ne demek?
Canı gibi sevdiğini Allah yolunda haccelenerek, ezve mükafata Cenab-ı Hak katında bir kıymete, bir dereceye maske yoktur. Cennette öyle bir ev, öyle bir köşk vardır ki, o köşk sizin, bizim gördüğümüz köşk değil olur. Yıldızlara kadar uzanan, odalarının sayısı belirsiz, tarifi mümkün olmayan püflerdir. Oraya girenler cömert olan kimselerdir. Mesela Allah'ımız neyi seviyor? Kuran'ı indirildiği gibi okuyan kimseleriz. Böyle geniş güzel değil. Vermiş olduğumuz Enbiya, Saffat suresi, Fetih suresi, Buruc suresi, hey küp, hiç terk etmeden, Allah'ımızın indirildiği gibi nasıl indirmişse, o şekilde kıraat etmek, Rabbimizin sevdiği amellerdir bunlar. Mesela, rızkını helalinden temin etmek için an terin içerisine gömülür. Ne kadar peygamber sayarsanız hepsinin bir işi var hepsinin bir gücü var. Hepsi bir sanat sahibidir.
Ne kadar sinsi de Allah'ın sevgili kullarını sayarsanız hepsi bir meslek rahibidir. Belki füssemiyyede okuduğumuz zaman hayatını göreceğiz. Şu zahiri gözle değil, üç gözle bakacağız. Veya nimeti alaad. Allah'ımız, Allah'ımız Celle Celalü kulunun üzerinde nimetlerini görmek. Ne nimet verdi? Asıl diye bir nimet verdi. Allah'ımızın sonsuz kudretini tefekkür etmemizi Cenab-ı Hak görmek etsin. Siz sadece nimetleri olarak almayın hadisi, alınmayın. Mesela gönül vermiştir, o gönül Hannnanı da besse, Hannnası da bes. Hannnası şeytandır, Hannnan Mevla'dır. Onun muhabbetini de taşır, Hannnasını da Allah korusun. Hannnan olan Mevla'nın duası haline getirmek, Allah'ımızın nimetini kulunun üzerinde böyle görmek ister. Mesela nedir? Elimizdir, ayağımız, gözümüz, kulağımızdır. Fikrimizdir, düşüncemizdir, idrakimizdir, irademizi hayra kullanmaktır. Bu şekilde hadis-i şerifi geniş alın. Çünkü mucizdir.
Efendimizin hadis-i şerifi birkaç kelime ile sınırlandırılıp geçiremez. Allah'ımız neyi istiyor? Biz yıllar öncesi, böyle bir yolda, İhsan mektebinde Rabbimizi görür gibi, taat etme yolunda gayret gösteriyoruz Ve vesile olmuşuz. Birkaç kişiye vesile olmuşuz. Şimdi onların ne adı var ne de sana. İşte onu bulmaktır, Allah'ın sevdiği amel budur. Bir zat böyledir. Yıllar öncesi Allah için dost olduğumuz biri, hocam şu perde açılsa Rabb'ımı görecek gibi hale geldim diyen insan bozulurdu. Ama bu hadis-i şerifi bilince, hiçbir zaman terk etmez ve sonunda da aynen dostluk devam ediyor. Rabbimiz bunu seviyor, üzerinde de durmamız gerekir. Gadin dost, gadin dost ama bir heva illeti büyüklerimizin dilleriyle nefsani bir hal meydana gelmiş, hiç alakası kalmamış kimselerle muhabbeti ve sevgiyi meydana getirmektir. Muhtaç olanların ihtiyacını gidermektir. Rabbimizin sevdiği amel bu.
Allah'ımız seviyor. Çünkü Allah muttakileri sever. Allah ibadet ve taatle devamlı olan kullarını sever. Nedir bu devamlı olan kul? Tek hususta dünyevi de uhreviyle. Nefsimizin ıslahı için gayret gösteriyoruz. Allah'ımız yollarını açıyor. Mülhimede Habibini gösteriyor. Mutmaimnede tamamen duruluyor. Nefsani rezalet içerisinde deyip kurtuluyor. Ahlakımızın düzenleşmesi olduğunda öyle, bilimin yollarındayım. Neyi söylüyor Mevla dersek? Özetliyorum tefsirlerde husumet diye geçer. Böyle nefsani hallerden dolayı insanlara duyulan husumet ve dil. Bunları seviyorum Mevla'mız. Sevenleri söyleyelim de bu. Ademimiz güzel yesin. Allah tevekkül ehli olan kimseleri seviyor. Burada tevekkül ehlinin Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerinin tarifiyle tamam olsun. Tevekkül tamamen Rabbimiz'ın emirlerini gavud edip ona teslim olmaktır. Tamamen teslim olmaktır.
O böyle dilenmiş deyip razı olmaktır ve ondan dairesinden de uzaklaşmaktır, demiştir. Sevdiği amelleri yapacak olursa muhabbetine nail oluruz. Bu hakikaten de zor, hakikaten de zor. Almış olduğumuz evrad ve ezkar bunu temin edecek. Gitmiyorsa, o evrad ve ezkarı okuyamayacaktır. Mesela bizde bir cömertlik duygusunu meydana getirmiyor. Yok, ibadet taat yerine göre gözyaşı ama buraya gelince, o zaman kendimizi kontrol edeceğiz. Mutlaka görünmeyen, görünmeyen hislik günah var demektir. Görünmeyen çünkü görüntü güzeldir. Fakat bu gibi hallerde Rabbimizin sevdiği amellerde coşup taşamıyorsan, gıslik günah hal ister ve iç düşmanlığı var. Ondan okunuyor. Mesela büyüklerimiz tarif edilirken, onlar şöyle tarif ediliyor ricalü'l-u vahiy, onlar kimseyi kötü görmüyor, kötülüklerini müstesna. Boğazları hep hor ama şahıslarında yok. Çünkü Rabbim yaratmıştır diyor. Ama kötü olamıyor müstesna.
Herkese nasihat içerisinde bir de uzref-i tercih ediyor.
Kaynak: Genel
Rabbimizin Sevdiği Ameller ve Muhabbet Yolları | Mihmandar