İki şeyi de unutmayın. İki şeyi de unutun. Unutmayacağımız iki şey, Birincisi başımızın tacı, gönlümüzün ilacı, Rabbi zülcelal'imiz. Şu hatırımıza gelmeli. İlla camiye gelince Rabbimizin huzurundayız. Evrad Ezkar okurken böyle olmamalı. Diyelim ki bir dünya işi için bir yere gidiyoruz. O gittiğimizde de Cenabı Hak beni görüyor düşüncesi kaybolmamalı. Diyelim, biz bir pikniğe çıktık. Orada da unutmayalım. Nerede olursa olsun, bir denizin kenarında da unutmayalım. Nerede olursa olsun Rabbımızı unutmayalım. Esselamü. Ve'l-rabbeke izenesi'de. Hiçbir zaman Rabbımızı unutmamamız haber veriliyor. Böyle ibadeti, taatı İslam'ı böyle bir kısmıyla anlamayacağız. Peygamberimizin anladığı gibi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve onun gerçek evlatlarının anladığı gibi anlamaya çalışacağız. Okuyacağız hayatlarını. Kendimizi bir tarafa koyacağız. Onların o mübarek sözlerini de bir tarafa koyacağız.
Ve derin derin düşüneceğiz, ben acaba buna uyabiliyor muyum? Bu zamana kadar uyduğumuz insanların bize ne faydası oldu? Kırk sene dost olduk. Bir yanlışlık olunca sırt çevirebiliyor. Ama Allah'ımız böyle mi? Onun dostluğu böyle mi? Biz o kadar hata işlememize rağmen ihlaslı olarak abdest alacak olsak, dualarını da yaparsak abdest azalarından akan, damlayan o suların sonuna kadar günahlarımız, küçük günahlarımız dökülüyor. Bir tanesi hatasını anlatıyor Aleyhisselatu Vesselam Efendimize. Burada ifade edilemez. Mübarek vechi saadetini bir başka yere çeviriyor. Tekrar anlatıyor, bir başka yere çeviriyor. Sonra buyuruyor ki sen bizimle kalkıp namaz kılmadın mı? Rabbimiz bu celle celalühü. Buyuruyor ki sahibi hane, kişinin evinin önünden bir su akacak olsa. Ev sahibi de günde beş defa orada yıkansa. Üstündeki kir namına bir şey kalır mı? Kalmaz.
İşte küçük günahlarınız da böyle dökülüyor buyruluyor. Mevla'mızı dost tuttuğumuz zaman bize ikramına bakın. Siz bir iyilik yapsanız karşıdaki de o kadar yapıyor. Ama Allah'ımız eğer muhabbetle yapabilirsek, Esridibillah, Sonsuz bir mükafat. Kim yapabilir onu? Var mı böyle iyilik yapan? Allah'ımızın ahlakıyla ahlaklanan hep müstesna. Biz dünyada böyle evimizin çok güzel olmasını istiyoruz. Hiç düşünüyor muyuz Allah'ımızın yarın ahirette bahşedeceği o evleri. İçinden dışı, dışından içi görünen köşkler. O köşkleri nasıl zannediyoruz? Şu bildiğimiz iki katlı, üç katlı, haydi elli katlı bir bina değil o. Yıldızlara kadar uzanıyor. Böyle bir nimet. O zaman, mesela biz arsa da almak istiyoruz. Diyoruz ki, bir arsa da olsun, çünkü çoluğumuz var, çocuğumuz var, onlarda perişan olmaz.
Allah'ımız öyle bir arsa vadediyor ki, Essahibi Billah, Genişliği, semavat ve arz kadar olan araziler, köşkler, cennetler, nimetler bahşeder.