Bütün kainattaki varlıkların hayatiyeti Cenabı hakk'ın kün ol emri iledir. Ve Rabbımızı anmakla. Zira ananlar anmayanların haline göre ölü ve dirinin durumları gibidir. Yine rivayette Mevla'yı Zülcelal'i anış diridir. Bir Hadis-i Şerif'te de her şeyin bir cilası vardır. Kalplerin cilası da zikrullah'tır. Kulu Allah'ın azabından kurtaran şeyler arasında hiçbir şey zikrullah ile mukayese edilemez. Hatta Allah yolunda cihad edip de ölünceye kadar kılınç kullansan bile buyrulmuştur. Ecri zayi olmayan müminler şov kimseler ki onlar kendilerine yara vesair musibet isabet ettikten sonra Cenabı Allah'a ve resulüne itaat ederek davetlerine icabet ettiler. Ve onlar Resulullah ile beraber muharebeye çıkmakla fedai cana müheyya olarak ihsan erbabı olup muhalefetten ittika ettiler. Onlar için büyük ecir vardır. İsticabe, emre itaattir.
İhsan, cemi evamire, emirlere imtisal uymak ve nehy yolundan da kaçınmaktır. Bu Ayet-i Celilenin sebebi nüzulü, fakr-i Razi, Kadı, hazin ve nimetullah tefsirlerine nazaran Ebu Sufyan maiyetiyle Uhud'dan dönüp, rawha mahalline varınca nedamet ederek biz Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme galebe ettik. Birçoklarını öldürdük. Dönelim hepsini kılıçtan geçirelim demişti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu haber alınca, düşmana karşı bir kuvvet göstermek üzere ashabına benimle beraber dünkü muharebede bulunanlar çıksın buyurdu. Altı yüz otuz kişi çıktı. Onların içinde yaralananlar da vardı. Hatta bazılarının yürümeye takati olmayıp, birbirine dayanarak gidenler de olduğu mervîdir. Hayatı nefsine bağlı olanın, ruhu gitmesi ile hayatı gider. Fakat hayatı Rabbine bağlı kimse ise o tabii hayattan asli hayata intikal eder. Hayatı hakiki de budur.
Seyfi şeriatle katlolunan nasıl haybolur ve Allah katında rızıklanırlarsa, sıdkı hakikat kılıncıyla nefsini öldürenlerin nasıl bir hayata kavuşacaklarını tasavvur etmek gerekir. Kaşani der ki, Allah yolunda öldürülenler iki sınıftır. Birincisi küçük cihat. Öldürülen ki canını Allah'ın rızasını kazanmak uğrunda feda eder. İkincisi, büyük cihatta öldürülen ki, nefsini kırar. Onu muhabbetullah kılıncıyla tepeler ve hevayı terk eder. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bazı gazvelerden dönerken, küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz buyurmuşlardır. Her iki cihatta da maktul düşenler, Rab'leri katında ölü değil diridirler. Hem de hayatı hakiki ile. Müminler ölmezler. Bir yerden bir yere intikal ederler. Muhyiddin Arabi hazretlerinin vasiyetinden hayatında Rabbini devamlı olarak anan ve ancak öldükten sonra bu zikrinden kesilen kimse ölse bile diridir.
Daha hayırlı bir hayata intikal etmiştir. Allah yolunda öldürülen bir kimseden daha üstün bir hayat içindedir. Allah yolunda öldürülen bir kimseden daha üstün bir hayat içindedir. Bir şartla ki eğer Allah yolunda öldürülen kimse, zakirlerden ise bu takdirde o evvelkinden üstün durumdadır. Zakir ölse bile diridir. Allah'ı zikretmeyen ise dünyada dirilerden bile addolunsa, hakikatte ölüdür. Hayatı hayvani bir hayattan ibarettir. Şehitler Allah'tan nazil olan nimetle beşaret talep ederler. Ve Allah Teala müminlerin ecrini zayi etmez. Yani şehitler arkada kalan ihvanlarının mertebe-i şehadeti ihraç etmeleriyle mübeşşer olmalarını istedikleri gibi, tarafı ilahiden kendilerine nazil olacak nimet, fazıl ve ihsanla dahi beşaret isterler. Müjdeye nail olurlar.
Tefsir-i Hazin'de anlatıldığı üzere evvelki ayette şehitlerin müjdelenmesi, kardeşleri hakkında olup bu ayetteki müjde de kendi haklarındadır. İnsanın kendi halinden evvel kardeşlerinin hallerine mesrur olmak evla olduğuna işaret için bu iki ayet I celilede kardeşin haliyle müjdelenmek takdim olunmuştur. Sonra şehitlerin ruhları hakkında denildi ki, her ne kadar onların ruhları illiyyinde ise de, her cuma devamlı olarak kabirlerini ziyaret ederler. Bunun için cuma gecesi ve cuma günü kabirleri ziyaret müstehaptır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir kimse dünyada iken tanıdığı bir mümin kardeşinin kabrini ziyaret eder de ona selam verirse, o da ona mukabelede bulunur. Karşılıklı, karşılığını verir buyurmuşlardır. Zatı uluhiyyetime yemin ederim ki, pisebilillah Allah yolunda katlolunur.
Veyahut ecelinizle vefat ederseniz, Cenabı Allah'tan nail olacağınız mağfireti azime ve rahmet-i ilahiye onların cem edecekleri dünya menfaatinin cümlesinden hayırlıdır. Hangi vesile üyseniz veya katlolunsanız ancak huzur-i ilahide cem olunacaksınız. Fahr-i Razi'nin beyanına nazaran bu Ayet-i Celile münafıkların ezhan-ı İslamiyeyi teşvik için ortaya attıkları şüpheye cevaptır. Ölüm vakidir. Kurtuluş yoktur. Şu halde elbette vaki olacak olunca Allahü Teala'nın rızasını tahsil yolunda ölmek, dünya lezzetinden daha hayırlı değil mi demektir. Bu Ayet-i Celilede üç hususa işaret bulunmuştur. İnsanın ibadeti Allah'ın azabından korkusunu buna işaret olur ki, Essalimlemal lemmau firatüm minallah işaret olunmuştur. Cennete tamah ederek nail olmak için ibadet eder ki ve rahmet lafzıyla işaret olunmuştur.
Üçüncüsü ancak rızay-ı ilahiye nail olmak için ibadet eder ve ibadetinden başka bir maksadı da olmaz. Bu gibi kimselerin ihlası diğerlerinden ziyade olduğundan Cenabı Hakk'ın tecelliyatına mazhar olurlar. Bu cihetle de Es-salimlerin, le inallahi tuhşarun cümlesiyle işaret olunmuştur. Allah yolunda, infak hususunda Hazreti Osman radiyallahu anh'ın bu ahlakı vasfedilmiş Ve Osman bin Affan ve Abdurrahman bin Avv radiyallahu anhuma yeryüzünde Allah'ın hazinelerinden birer hazinedir ki devamlı surette Allah yolunda infak ederler. Abbas Radiyallahu Anh'da birçok malını Tebük Seferinde getirdi. Talha Radiyallahu Anh'da birçok tasaddukta bulundu. Asım bin Adiyne yüz versek hurma tasadduk iğnedi. Bunlardan gaye İdlib'de vesaire yerlerde sıkıntı çeken kardeşlerimize yardım hususunda. Kadınlar verebilecekleri bütün ziynetlerini Allah yolunda infak ettiler.
Ebu Hukeyl En Ensari bir sa' bir tabak kurma getirdi veya Resulallah, bütün gece zevcelerimle iki sağ hurmanın ikisini de tasadduk etmeleri ve ziynetlerinin de bir kısmını tasadduk etmeleri için uğraştım. Birisi bir tabak kurmayı ev için bıraktı. Diğeri ise her şeyini Allah'a ikrar eyledi. Onu da işte getirdim dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun da infaka teşvik edilmesini emir buyurdular. Münafıklar bu hususta Müslümanlara ta'nu teşni ettiler ve Abdurrahman ve Asım riya ve süm'a niyetiyle verdiler. Ebu Vukayl de bir sağ ile bir işte ölçek gibi olsa da kendisinin isminin söylenmesi için getirdi. Halbuki bundan daha fazlasını infak edebilirlerdi. Halbuki Ebu Hukayl'in bir ölçek veya bir tabak hurmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur dediler. Allah da bunun üzerine şu ayeti imzal eyledi.
Münafıklardan bazıları bir rıza vacip ve nafile olarak sadaka vermesini arzu edenleri zem mi derler? Onları kınarlar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Tebük Gazvesi'ne çıkılacağı zaman Ashab-ı Kiram'ını infaka teşvik için bir hutbe irade eylediler. Askerin teçhizi için büyük yardıma ihtiyaç vardı. İlk yardımı getiren Ebu Bekir Sıddık radiyallahu anh oldu. Malının tamamı olan dört bin dirhemi getirdi ve Resulullah'a teslim eyledi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ehli iyi haline bir şey bıraktın mı? Onlara Allah ve Resulünü bıraktın. Ömer ibnru Hattab radiyallahu anh da malının yarısını getirdi. Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ehli iadeine bir şey bıraktın mı? Malımın yarısını bıraktım. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ebubekir ve Ömer'e hitaben ikinizin arasındaki fark sözlerinizin arasındaki kadardır, buyurdu.
Sonra Osman bin Affan radiyallahu anh o kadar çok infakta bulundu ki, onun gibi infak eden olmadı. Sadece Osman radiyallahu anh on bin askeri teçhiz etti. Yani donattı, düzeltti. Gereken her türlü ihtiyacını tamamladı. Bunun için on dinarını tasadduk etti. En güzellerinden üç yüz deveyi teçhiz edilmiş olarak, her şeyiyle hazırlanmış olarak, elli kısrağı da teçhiz edilmiş olarak infak edildi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu infak karşısında kendini tutamayıp minbere çıktı ve Allah'ım sen Osman'dan razı ol. Çünkü ben ondan razıyım diye cevap buyurdu. Abdurrahman bin Avf radiyallahu anh dört bin dirhem getirdi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. İnfak ettiğini de, ehli ihaline bıraktığını da Allah mübarek kılsın diye dua buyurdular. Cenabı Hak bu dua hürmetine malını bereketlendirdi. De vefatında dört zevcesinin her birine sümününün rubbundan sekiz bin dirhem kalmış idi.
Malının sümünü sekizden biri ise üç yüz bin dirhemden fazla idi. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Velhamdülillahi rabbil alemin.