Efendimiz aleyhissalatu vesselam buyuruyorlar. Kim ki Allah'ımızın dışında bir düşünce ile ile dünya endişesi vesairir. Argunlarla, eğer kalkacak olursa, Allah'u Zülcelal'in nimetinden, rahmetinden, mağfiretinden, ikramından, ihsanından hiçbir şeye mazhar olamaz Düşüncesi Mevla'mızın dışında olursa o kimsenin Rabbamızdan cemine Celalühü, elbe edeceği hiçbir şey yoktur. Bazı kitaplarda Rabbi Zülcelal'miz buyurdular. Kim bizi murad ederse, biz de onu murad ederiz düşüncesi öyle bir hedef koymuş ki, tefekkür ediyor, düşünüyor, işte Rabbim beni yarattı. Bana sonsuz nimete ikram etti. Ben onun ne emrettiyse emrini tutmaya, hadidini bize örnek olarak gösterdi, Sallallahu Allahu Teala'nın yüzünden. Ona duymaya, yolundan gidenlerin takip etmeyi murat ederse. Böyle düşüncesi hep güzel. O zaman herhalde ne bu? Bizde onu murad ederiz.
Burada anlayacağımız Allah'ımızın kulunun murad etmesi bunun kadar büyük bir nimet bulamaz. Tabii bunu idrak edilmek için, anlayabilmek için Cenabı hakk'ın azze ve celle kudret-i ilahiyesini, azamet-i ilahiyesini anlamamızı rica eder. Eğer Rabb'ülcelal'inizin anlama noktasında zayıf düşecek olursak, kendine uymakta da, itaatte da, ona saygıda da çok geri kalırız. Bunların hepsinin gür noktası Rabbül Zülkarneynimizi tanımakla ya. Mesela hıyanda duruyoruz hayatta, namazda. İnsanlık kainatla, kainatla bir bütünleşmesi var insanın. Kainatla bütünleşmesi var. O da şu, namaz da ayakta durduğumuzda bir medetut alemi ile harekatı var, bir de mülk alemi ile. Bunu hatırladığımız zaman Cenabı Hak'ta saygıyla ne derecede olduğu anlaşılmaya başlar. Başka. Melek hukuk aleminde Cenabı Hak ile bulan münasebetimiz nedir? Meleklerin bir kısmı kıyandadır.
Namazda ayakta durmak, onların taatinden nasip almak mı? Çünkü meleklerin bir kısmı ayakta taatte bulunur kıyandadır. Efendimiz onları görünce namaz davetin malum hediye olarak ümmetine Bahiş buyruldu. Dağlar, melekut aleminde meleklerin kıyam halinde fizikti, Mülk aleminde dağların kıyam halinde Cenabı Hakk'ı anışları. Rükuda meleklerin bir kısmını su halinde, mülk aleminden ise hayvanatın ruku halinde Allah'ımızı zikri. Hayvanat bildiği zaman bunu isabet etmek mümkün Sayılamaz, bitmez ve tükenmez. Şeyde halinde de, nefahatın, mülkü aleminde bitkilerin zikriyle insan bütünleşmiş olur. İyi bir tefekkür edecek olursak ne demek? Nebata, bilgisine bir bahçemizdeki diyelim ki çayırlı, böyle çayır çimen, onu sayabilir miyiz biz? Mümkün değil. Ormanları, risaleleri bu haklı hesaba sığmaz. Menakey-i Kiranı ile bir kısmının sebze halinde oluşunun tefekkürüyle ancak o hasılılarıdır.
Bizdeki bu anlattıklarımız nedir? Bu anlattıklarımız bizden hiç sertleşmemiş daha. Yani biz tıraşımız bölümümüzün bölünmenin bilmesi lazım. Bu bizde sertleşmese bile bunu düşünmeye gayret etse bu bile kurtuluşa vesile. Allah'ım ben halk konuldum ama bütün kainatı benim kulluk vazifem için halk ettim diye birse ve burada da yoğunlarsak ne olur bizim dış insanlarıyla, zahiri olan düşüncede, fikirlerle münasebetimiz kalmaz. Onun için dedem diyor ya hayyukal kasten geçmeyen derviş mi olur? İşte şu şunu dedi, bu bunu dedi, şu şunu yapıyormuş, bu bunu yapıyormuş, şöyle ediyorlarmış, duydum şey, işte bunlar bizim Cenabı Hakk'a kavuşmakta, önümüzdeki engeller. Yine dönem diyor ya, elden bize ne lazım gıybet etmeyin gözün. Bunu söylemesi o artık hedefi tayin etmiş ve o hedefe de Allah'ın ibne ulaşmış. Ondan dolayı bize şefkatle, merhametle Evliyaullah ne yapıyor? Huruf gösteriyor.