Onların alışverişleri, onların alışverişleri mevda iledir. Ne alışverişi yapar? Herhalde şu bildiğimiz bakkaldan marketlerden bir alışveriş değil mi? O Rabbimizin tecelli alışverişi bir bulunsa, bir gelirse. Tabii doyamaz. Arıyorum. Evet. Onların bütün dayanakları da Mevla'dır. Ona dayanır, ona güvenirler. Yok ünsühüm ünsühüm Onların dostlukları Allah iledir. Şimdi belli oluyor. Kendimizi göçüp biçtiğimiz zaman ne güzel bir dost. Zaten çok da okuduğumuz ayet Allah salihleri kendisine dost ediniyor. Bu tevekkül çok yüksek bir makam ve gaye. Bu İbrahim aleyhisselamın işte, ateşe atılma hadisesi, işte İsmail aleyhisselamın boğazlanması gibi. Belcür, açlıkları onların tahammlıdır. O rabbımız katında yedirilir ve içerilir. O önüne gelebilir. Böyle yemeden içmeden nasıl yaşayabilir diye. Böyle dünyaya gönüllerini kaptırmamak, onların meyvesidir. Güzel alem elbiselerdir.
Bu ayet cümleyi siz şeyde bulursunuz, Furkan suresinde. Rahmanın has kulları diye geçer. Onun tefsirinden veriyorum. Rakımızın izniyle. Yüzlerinde de bir de bir tebessüm var. Onların güzelliğidir, süsüdür. Böyle cömert kimselerdir. Onların sanki bir mesleği gibidir. Bunlara koyu olmuş. Hem zor gelmez gönlüne yerleşmiş artık. Insanlar arası güzel geçin, sokakta kördü. Onları huyu diyelim biz. Onları arkadaşlar deriz ama burada çok önemli. İnsanlara karşı muamelesi, davranışları. İli onlara yol gösteren bir esastır. Sabırlarıyla da onlar en güzel yerlerine nail olurlar. Mesela gaza verilecek yer olur. Ne bileyim? Sevgide olur. Vesair. Hastalıkta olur. Musibette olur. Sahırıları. Onları sanki ileri derece ve makamlara götürür. Çünkü gaza zikrin nurunu söndürür buyrulur ve onlardaki halde mesela konuşurlar.
Konuşurken bu lüzumlu olan konuşmanın bile fazlalığı, tabii o mertebeye gelince anlaşılabilir bir husustur. Onların engellenmesidir. Yani bizimdür benim konuşulması gerekir. Onu uzatmaları bile onlar için çok büyük hata olup ve ikaz alırlar. Şimdi bu bizim seviyemiz değil ama biz bunlara imreniyoruz. Biz öyle olmak istiyoruz. Ve bu de hidayet onların bineklerdir. Hidayet artık beyinde de hidayet olur. O beyni onu hakka götürür. Yani beynine açılmış beyin damarları o ilahi ona yönlerini diyorum. Beyin damarları ilahi olan o güçleri açılmış. Hidayetin tabii ziyadesi vardır. Ve ze deevvür mü deevvürunu. Onların sözleri, kelamı ilahidir. Ta biz burada düşünüyoruz. Bizim sözlerimiz nedir diye. O çocuklarımız, ettiklerimiz Kuran olmalı demek istiyor. Baş şükürun ziynet olun. Şükür onların ziynetidir. Şükür öyle bir nimet ki biz bunu bir vesileyle okuduk. İsterseniz bura uzun geçecek.
O şükür konusunu burada göstermek istiyorum. Neye şükrettiklerini. Allah'ım rızkı getirsene çok güzeldi. Şütün üç tabakasından bahsediliyor. Bir nefsin gıdası buna şükrediyor. Bu yemeler, içmeler, giyimler, kuşamlar, ne bileyim başlık sevdaları vesairimleri hep bunlar oyuncaklar. Oyuncak çünkü ilahi bir düşünceyle böyle bir istek yok ki. Demek ki değil. Bileği. Yine ruhun gıdası vardır. Onlar da ruhun gıdası olanlerden öne ilim bir marifettir, hatiptir. Cenabıhakk'a kavuşmaktır. Bir de kalbin gıdası verdi. O da işte Zikrullah'tır, takva'dır. Allah korkusudur. Genel ilahım bunlar. Istediğimiz yeri bulamadık. Bu ayeti celilesinde izah ediyor. Eğer şükrederseniz nimetimi artırırım buyuruyor. Mesela Siz İslam nimetine şükrederseniz, Allah sizin imanınızı artırır. İman nimetine şükrederseniz. Allah'ımızı görür gibi taak yapma nimetiyle bahşişlenirsiniz.