Rabb'imize Teşhis ve İlahi Rehberlik kaydında ARZ ettiğimiz gibi başta bizim teşhis olunmamız gerekiyor. Ona göre de devamımızın sunulması icabiler. Bir kere bizi en güzel teşhis eden Eszailübilne Yaratan yarattığını bilmez mi, buyruluyor. Anlatılıyor kardeşlerimiz tarafından biz de dinliyoruz. Mesela bir mal hususunda o kadar uzmanlaşmış ki, hayvanların arasında geziyor, hiçbir şey…
ARZ ettiğimiz gibi başta bizim teşhis olunmamız gerekiyor. Ona göre de devamımızın sunulması icabiler. Bir kere bizi en güzel teşhis eden Eszailübilne Yaratan yarattığını bilmez mi, buyruluyor. Anlatılıyor kardeşlerimiz tarafından biz de dinliyoruz. Mesela bir mal hususunda o kadar uzmanlaşmış ki, hayvanların arasında geziyor, hiçbir şey yapmıyor zannediyorlar. Halbuki burada hayvanlardan hangisinde, sabah dediğimiz bir hastalık. Hangisinde yememe durumu. Hangisinde bir topallık, körlük buna benzer ne gibi hastalık var olduğu gibi çözüp çıkarmıyor. Diyor ki şu hayvan da bu gibi rahatsızlık var. Şunda da böyle bir rahatsızlık var deyip çözüyor. Bize bir doktor geldi, muayene edecek üstadimizi muayene edecek ve bunun yanında da bazı kimseler var. Şimdi doktor dedi ki hiç muayenede etmeden bu işte kendisi uzman ya, üstadım dedi şu kimse sizden daha çok rahatsız.
Hiç böyle artık tıbbi ifadeyle kulaklığa ne denir bilmiyoruz biz. Biz dıştan duyduğumuz kulaklık, tansiyon aleti vesaire. Çözdü çıkardı. Dedi ki şunda şöyle bir rahatsızlık var, bunda böyle bir rahatsızlık var. Neden söylüyor bunu? Çünkü sahasında uzman. Şimdi bizi yaratan Mevlamız bizi bizden daha iyi bilmiyor mu? Biliyor. Tezkiretü'l Evliya da Perüdüddin Aktar hazretleri şöyle bir hadiseyi anlatıyor. Velilerden birisi daha çok küçük yaşta gece namaza kalkıyor. Bu önümüzdeki yavrular gibi gece namaza kalkıyorlar. Onlardan bir tanesi diyor ki, dayısı Muhammed Sevvar hazretlerine, dayı diyor benim gönlüm kararıyor. O da diyor ki şunu söyle. Allahu şahittir. Beni görüyor ve biliyor. Şimdi bizi gördüğüne göre, bildiğine göre, Eshaünme ve Nahnu akrabu ileyhimin habilil veli. Ayet-i celilesi ile bize bizden daha yakın olduğuna göre, en iyi bizi bilen Rabbi Zülcelalimizdir.
O zaman nasıl teşhis buyuruyor? Kuran-ı Azimüşşan'la. Açacağız Rabbi Zülcelalimizin kitabı kerimini, aynen Hazreti Ömer gibi radiyallahu anh. Mesela Bakara suresinin tefsirini yapmış. Yalnız bunun tefsirini yaparken Hazreti Ömer radiyallahu anh, okuduğu ayat-ı ilahiyeye yaşantısının uygunluğuna göre tefsir etmiş. Acaba benim yaşantım Kuran-ı Kerim'de ki ayetlere uygun mu? Essayimle. Sizin kalbiniz taştan daha sert. Maalen devamında taşların öylesi var ki içinden sular akar, öylesi var ki sular fışkırır, öylesi var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Allah Celle Celalühü yaptıklarınızdan gafil değildir. Ondan sonra da Kuran Azimüşşan'a uygunluğundan dolayı bir deve kesmiş ve Ashab-ı Kiram'a ikramda bulunmuş. Böyle bir kendimizi yoğun bakıma alacağız. Konuşma derseniz konuşmayan yok.
Siz radyoda kanalları açın, görsel cihazlar de açın, çok güzel konuşuyorlar, çok güzel tefsirler yapan kıymetli zevat var. E Hadis-i Muhammediye'den nakiller yapanlar var. Okuduklarını hazmetmiş ve bize çok güzel bilgiler sunanlar var. Burada mühim olan bizim vaizlerimizin dediği gibi kürsülerde dinleüp belleüp, mucebi muktezası ile amellere bizi tevfik eyle. Acaba biz okuduğumuz Kuran-ı Azimüşşan'ı ne kadar uygunuuz? Bunu muteda edeceğiz? Ne kadar uygunuz? Ve lezzetini imanın duyanların, taatlerinde de yaşantılarının her anında da ticaretlerinde de tadını duyuyor, düzgün ticaret yapıyor. Haksızlığa yetmiyor. Ev hayatında da hanımına karşı bir idareci olduğunu biliyor. Onu İslami edepler de, yavrusunu da, onu da yetiştirmeye çalışıyor. Ve amilus salihat, salih amel işleyenler. Bu ne demek salih amel işleyenler? Salih amel insanların kurtuluşu için yapılan çalışmadır. Nedir?
Rabb'imize Teşhis ve İlahi Rehberlik ne anlatıyor?
Rabb'imize Teşhis ve İlahi Rehberlik kaydında ARZ ettiğimiz gibi başta bizim teşhis olunmamız gerekiyor. Ona göre de devamımızın sunulması icabiler. Bir kere bizi en güzel teşhis eden Eszailübilne Yaratan yarattığını bilmez mi, buyruluyor. Anlatılıyor kardeşlerimiz tarafından biz de dinliyoruz. Mesela bir mal hususunda o kadar uzmanlaşmış ki, hayvanların arasında geziyor, hiçbir şey…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Diyelim ki yavrularımız bozuluyor. Bu yavrularımızın bozulmaması için, çünkü ilkokul çağında olan yavruların bile çılgınca hareket ettiklerine şahitsiniz, şahidiz. Bunların böyle bir tavırda olmaması için ne yapacağız? Salih amel işleyeceğiz. Salih amel nedir? En azından onlara eğitim verecek bir yuvaya vuracağız. Biz Allah diye diye şu dillerimiz ağzımızda erise, alnımız da, secdelerde çürse, eğer böyle bir amel yapmıyorsa, Allah'ımız bizi hesaba çeker ve bu hesabın da altında kalkanmayız. Kalkınmayız. Diyelim ki biz on kişiyiz, şurada on kişiyiz. On kişi beynini bir araya getirecek, gönlünü bir araya getirecek, fikrini bir araya getirecek, diyecek ki başta bizim yavrularımız nerede dolaşıp geziyor, kimlerle meşgul. Biz çocuğun sabah güzel kahvaltısını veriyoruz. Yiyeceklerini temin ediyoruz, yiyeceğini de temin ediyoruz.
Aman ha yavruuma bir şey olmasın diye her türlü bakımında yapıyoruz. Ama bunun cismine baktığımız gibi ruhuna da bakım yapabiliyor muyuz? Çocuklarımızın şimdi cisminin sahibiyiz. Ama ruhunun sahibi miyiz biz? O on kişi oturup, bu çocuklarımız için ne yapacağız? Çocuklarımızı sohbete getireceğiz. Onu bir defa getirirsin. Tamamlaması lazım. Bunu giderecek. Çocuk bir kere çocukluğunu yaşayacak. Bunu düşüneceğiz. Salih amel bu işte Allah'ımız bizden bunu istiyor. Sonra diyeceğiz ki acaba bir geçimsizlik var mı aramızda? Arkadaşlarımız arasında ailevi sıkıntıları olan var mı? Bunu araştıracağız. Ne yapacak? Güzel geçir. Aman ha hanımınla dövüşme yok, böyle demeyeceğiz. Hanımımızı yanımıza alacağız. Saygınlığı olan bir kimselerle evine misafir olacağız veya onları davet edeceğiz. Otururken, konuşurken, görüşürken kadın diyecek şimdi biz hanımları yetiştireceğiz.
Diyeceğiz ki hanım bunun kocası ile geçimi yok. O konuşurken görüşürken diyecek ki bacım kardeşim bizim bey de şöyle hareketler yapıyor, ağız tadıyla da bir yemek yiyemiyoruz. O zaman o kadın hazır vaziyette diyecek ki bizim acaba tavrımız nasıl, İbadet durumumuz nasıl? Helal lokma yiyebiliyor muyuz? Helal lokma yedirebiliyor muyuz? Hocamızın yemeğini yaparken besmeleni mi yapıyoruz? O bize bir sertçe söz söylediğinde biz de mi ona karşılık veriyoruz? Yoksa alttan mı alıyoruz? Böyle başkasını, şöyle bir durum var kesinemiyorlarmış deyip, o da bir yol bularak anlatacak. İşte salih amel budur. Rabıta yapacaksanız rabıta da budur, murakabe de budur, ders de budur. Bunları temin etmedikçe biz zaten ibadet ve taate mecbur koyuluyor. Çünkü çocuklar diyorlar ki keşke babam evden çıksa da bir rahat hareket etsek diyor.
Öyle olmasa bile, öyle olmasa bile artık yorulmuş, azalar yorulmuş, istekleri yorulmuş, onda cami köşelerinde böyle bazı tembel yerlerde oturup kalkmalar başlar. Bunu biz yaparız şimdi. O zaman yaşlanınca hep bu durumda mıyız? Hayır. Eba Eyyub el Ensari hazretleri de yaşlıydı. Amr bin Cemuh hazretleri de yaşlıydı ve hastaydı, topaldı. Cihada sen bu rahatsızlığınla nasıl katılacaksın, sen mazursun dendiğinde illa ben katılacağım demiştir. Eğer yaşlıımız benim de bu mülkümde olan benim mülkümde olan, elimde olan, Allah'ın emaneti olan bir sermayemdir. Bunu size bahşediyorum, hizmet edin demek suretiyle. O da Eba Eyyuben Ensari olacak. Bu işler böyle yürüyecek. Daha sonra diyeceğiz ki kendi aramızda yavrularımızı düşüneceğiz, evdeki geçimsizlikleri düşüneceğiz, buna ünlem almaya gayret edeceğiz. Kendi dışımızdaki insanlar için de ne yapabiliriz? Yakınımızda bir kahvehane var.
Bir araya gelip bu kahvehaneye şöyle sıkıntı açmadan, böyle pat düşmek gibi değil de, bir yere ani düşüş şeklinde değil de, o ortamı oluşturarak, oraya bir İslam ilmi hali, oraya oraya bir Kuran meali, oraya bir aile ilmi harbi, bunun gibi eserler hazırlayarak kendi aramızda bunu da oraya verelim dersek, böyle olur işte. Ben iş yerinde çalışıyorum salih amel işleyeceğiz ya. Çalışıyorum, bir kimseyi biraz yaklaştırdım. İbadet ve taatler ısınmaya başladı. Yalnız o geldiğinde hemen hatmi hace gel deyip başlamayalım da, böyle ortak meseleleri ele alalım. Ortak konuları alalım. Herkesin şikayetçi olduğu konuyu alalım. Mesela nedir herkesin şikayetçi olduğu konu? İmniyet diye bir şey yok. Hapısını kilitlese bile bir emniyeti yok. Alışverişte bile bir emniyet yok. Alan da müşteki, veren de müşteki sıkıntılı. Huzur içerisinde kalkıp bir yere gitme noktasında bile emniyeti yok.
Nasıl bu emniyet sıfatını elde ederiz? Çünkü mümin tarif edilirken, mümin elinden ve dilinden zarar gelmeyen kimsedir diye bunun görüşmesini yapacağız. Allah'ımızın razı olacağı amel bu. Demek ki çocuklarımızı bir anda getirmek değil, ona göre bir çevre oluşturmamız gerek. Bizi Rabbimiz teşhis buyuruyor, aile hususunda. Mesela aşiruhunne bil maruf, evinizle güzel geçinin diye buyuruyor. Onlar evleriyle güzel geçinirler. Güzel geçininiz diye buyuruyor. Sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün bir kağıt altılar kağıt parçası diyemem Resulullah'ın eline almış olduğu mübarek ellerini bir kağıt bir dosya kağıdı gibi, kağıt aldılar. Buyurdular ki ben ümmetimi olduğu gibi görüyorum. Bir babanın evladını tanıdığından ziyade ben ümmetimi tanırım. Ümmetimin listesi buradadır.
Demek ki bir babanın evladını tanıdığından daha ziyade tanıyan, Aleyhisselatu Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz de bize ne yapıyor? Yol gösteriyor. Nasıl hareket edeceğimizi mesela hayrunnas insanların hayırlısı. Mentalarunuru ömrü uzun olan kimsedir. Değil burada. Amel ne demek? Amel şu anlattıklarımız işte. Ya bizim mahallede de bir Kuran kursu yok. Gelin bir araya gelelim. Çok güzel de imkanlar tanınıyor resmi yönden de bunu görüyoruz. İşte on iki kişi temin edersek, bizzat diplomalı bir öğretmen de bulursak, bunun maaşı dahi veriliyor. Gelin bir eğitim yapalım, kadınlarımıza ait bir eğitim, bir kurs açalım bunun gibi. Halkımız cahil kalmasın, dinin de öğrensin bunun gibi. Ve hasüne ameluhu ömrü uzun, ameli de güzel. Üstadlarımızın eğer ömrü uzunsa, Allah'ımız öyle takdir buyurmuş ameli de güzeldi. Onlardan bir tanesi veya evlatlarından şunu söylüyor.
Geldiği bir yere Kuran kursunu soracak. Kuran kursu var mı diye soramıyorum. Niye? Yok derlerse ben kahrolurum diye. Bu endişeyi taşıyacak, ömrü huzur olan kimsenin hayırlı olabilmesi, ameli güzel olacak. Böyle dedikoduymuş bilmem ne onun zamanı yok. O ne demekmiş? Dedikoduları neleri ölmeyecek insanlara terk ederim. Sevgili kardeşlerim burada bizi büyüklerimiz bayıltır gibi de konuşurlar. O değilmiş. İş. Salih amel işlemektir. Salih ameli Allah'ın Resulü bizi Hadis-i Muhammediyyesi ile, Sünneti Seniyyesi ile teşhis buyurmuş. Ve o teşhisinde deva olan bir Hadis-i Şerif'i bu. İnsanların hayırlısı, ömrü uzun ve ameli de güzel. Üstaz-ı Alimiz, Hacı Hasan efendi, Kadde Sallallahü Sırra. O gününe ne hizmet ediyordu? O günün şartları içerisinde söylüyorum. Yapılan bütün camilerde hemen hemen bulunduğu beldelerde ve yakın çevrelerde mübarek eder var.
Hatta o caminin, o caminin yapımında, o caminin yapımında halkın çalışmadığını görüyor. Sırtına bir taş alıyor, camiye taş taşıyor diye onlar da koşuyor. Allah'ın Resulü Kuba Mescidi'nin yapımında herkes bir kerpiç taşırken, o iki kerpiç taşıyordur. Bu Salih amel işte yol gösteriyor, bunu yapmış. Sonra fedakarlığı göstermiş. Halbuki kendisini fedakarlığı göstermiş. Halbuki kendisine Mekke'den ve Medine'den ev tahsis edildiğini Allah'ın izniyle biliyorum, Mekke'deyim. Hacı Hasin Efendi Hazretleri burada oturun diye. Orada oturmadı, hamlesini, haccını bile uzun tutmadı. Kardeşlerime hizmet edeceğim diye. Sufyani Sevri hazretleri olacak. Buyuruyor ki Mekke'de ezan okumaktansa, Horasan'da insanlara hizmet daha üstündür demiştir Allah'ın yoluna davet için Celillezilari. Bizi teşhis ediyor Allah'ın Resulü. Ömrü uzun olan ameli güzel olur. Ve Şerurnas insanların şerlisi.
Üstadımızın üstadından diyeceğim bitmez. Şam-ı Şerif'te okuyanlar bizim diyor paramız, harçlığımız Sami Efendi hazretlerinden gelirdi diye. Daha bitiremem. Bu yakın çevrelerimizde, mesela burada Ozan'dan Mehmet Savur iğneci diye tanınan, Allah rahmet eylesin, onun parası yoktur diye, geçimini zor temin ediyor diye, ona para tahsis eden üstadımız. Niğde'nin, Çamardının, Elmal, o günkü ismiyle şehirler Köyü'ndeki Hüseyin Efendi'nin tayinlerine kadar gönderdi. Sivas'ta İsmail Hakkı Hazretlerinin ameli anlatıyor. Murakabe ehli olan müşahede ehli olan üstazı alimiz Sami Lendi hazretleri, Katdi sallallahü sırra postunun üzerinden kalkmayabilirdi. Ama kalkıyor diyor ki evlatlarına tıkram için çaya atacakları şeker kalmadı. Ona derhal şeker gönderelim diyor. Keramet ehli olan zat da bize Sami Ben de hazretleri bir çuval veya birkaç çuval şeker gönderiyorduk. Kafalara şeker göndereceğiz.
Bu kafalardaki itikadi yanlışlıklar düzelsin diye bir eğitim yuvası. Çocuklarımız ahi olmasın diye. Bunu istiyor Allah ımız. İnsanların şerlisi. Ömrü uzun ve ameli kötü. Bir kardeşimiz anlatır, bana diyor dede, kumar kağıtlarında diyor pek iyi göremiyordu, gözlüğü taktı. Gel oğlum benden sonra bu iş bitmesin, kumar öğreteyim dedi diyor. Üstad-ı alimizle biraz münasebeti iyi olmayan kimse. Zaten Evliyaullah ile kim çatışıyorsa, ya kaçakçıdır, ya gizli gizli zani başkalarının namusunda göz gezdiren kimsedir. Ya hırsızdır, ya edepsizdir, ya düşük insandır. Bunların sayısı da yoktur. Ya iki kişi ya da üç kişi. Hep örterler kendilerini, örtmeleri Ehlullah'a bahane bulmak, başka bir şey yapmaları bunlar. Çoğumuzda bilmez, şeytan nasıl ki şeytan nasıl ki ateşe davet ettiğinde milyonlarca insanı götürdüğü gibi, Allah korusun birçok insanlarda aklımızı kullanmayarak onu iyi zanneder gideriz.
Ya ne alakası var bunların. Kim onlar? Biz Allah'ımızın emrine de Rasulünün tavsiyesine de, büyüklerimize de sımsıkı sarılacağız. Oyalanma zamanı değil. Yani düşüp olacak bunlar. Çürüpsüz koz olmaz Olacaktır. Eğer olmasaydı Rasulullah'ın çevresinde olmayacaktı. Üç yüz tane münafığı dokuz sene idare etti. Neler neler. Bütün peygamberlerde var. Ama bir elime ayı, bir elime de güneşi verseniz davamdan vazgeçmem dedi. Ya Muhammed ölür ya da hak hakim olun dedi ve yürüdü. Bu olacak. Yani bunlara takılıp kalacak zaman değil, bizim yapacak işlerimiz çok demek istiyor. Bizi teşhis eden, İnsanın gönlünü karıştıran, kalbini bozan, sadrımızı darmadağını kafamızı acayip hale döndüren, on tane husus vardır. Birincisi hırstır. Sadece sıralayacağım. Hırs, aşırı bir arzu, bitmeyen bir hırs. Mesela baş olma sevgisi. Baş olma arzusu, aman ha bu saltanatım sarsınır diye korkmak.
Hazreti Ömer radiyallahu anh, Hazreti Halid gibi bir eril, Allah'ın kılıçlarından bir kılıcı aldı. Yerine genç bir Üsame'yi kılıcı aldı. Yerine genç bir Üsame'yi koydu radiyallahu anh. İtiraz mı ettiler? Ama hırs olursa ayağına nasıl çelme takacağım onu düşünün. Ama sizin gibi üstadımızın sevgili evlatlarını böyle hiçbir hal olmaz. Söylerken bile hicap ediyorum. Bu düzensiz olanlarımız da bizim gibi insanlar da sizde değil. Bizi de Allah'ımız bağışlasın, kurtarsın bu kötü sıfattan. El hırs, aşırı bir hırs. Bunu nasıl yok edeceğiz? Allah'ımıza tam bir teslimiyet ve verdiğine razı olmakla. İkincisi, El emer, uzun endişedir. Toruna bileş, şunu şöyle edeceğim, bunu böyle edeceğim bitmez tükenmez. Onu nasıl yok edeceğiz? Bunu da ölümümüz ölümün Her bir canlı için mutlak ölüm vardır. Çimentonun bile ölümü vardır. Taşın bile ölümü vardır. Toprağın bile ölümü vardır. Her şeyin bir ölümü vardır.
Nasıl ölümü var? Ayın da var, güneşin de var, cemalin, arzı her şeyin ölümü var. Nasıl var? Ne demek bu? Dünyavanın içindekiler bitecektir. Zatı ilahi müstesna. Dünya arzusuyla neşelenmek, bir hayat geçirmek, onunla sevinmek, onunla rahata kavuşmak. Bundan nasıl kurtulacağız? Bir gün Rabbimizin huzuruna varıp hesaba çekileceğimizi ve bu nimetin de biteceğini düşünmek suretiyle dördüncü olarak hasettir. Hasedi de rüyetil adi Allah'ımızın adalet sıfatı. Diyelim ki o bir riyasetti Allah'ı öyle takdir etmiş diyeceğiz. Keşke bir tabi olmayı öğrenebilsek. Ona zenginlik vermiş böyle takdir budur. Ona şan şöyle, ona böyle takdir etmiş deyip, Rabbi Zülcelal'imizin adil sıfatıyla bu kötü çirkin fiilden kurtulmaktır. El bela beşinci olarak bunu da yok edecek olan Allah'ımızın bize vermiş olduğu bir. Sonsuz nimeti, ikramı, sıhhat, afiyet vermiş. Bir de rahatsızlık vermiş. Bir de musibet.
Bu da benim temizlenmem için Rabbim vermiştir, sabredersem mükafatı var diyerek hamdetmek ve şükretmek ve razı olmaktır. Altıncı olarak Müminlere saygısız da olan aleyhinde konuşmak. Onun aleyhinde konuşmasa bile, evinin aleyhinde konuşmaya başlıyor. Yani çok çirkin hareketler. İşte vay, o kadın şunu giyiyor, bunu yiyor, bunu içiyor, şöyle geziyor, şöyle tozuyor, aslıyor, arası. Yok. Müminleri küçük düşürmek için olmadık oyunlara git. Şahit yok, ispat yok, kimi aldatıyorsun? Yazık değil mi? Bir mümin kardeşimizin gıybetini yapmak, onun şerefi ile oynamak değil mi? Allah'ımız razı olmaz ve çocuğuna bir bahane, zevcesine bir bahane, kendine bir bahane, komşusuna bir bahane, işine bir bahane, gücüne bir bahane. Şu insanlarımız Allah korusun böyle olur ki üstadımız rencide olmuşlar da bir defasında çatmadı dedi bir Allah'ımız kaldı Celle Celalühü. Kimi ise şu şöyle bu. Olur mu böyle?
Münafık devamlı kusurarak, mümin de güzel yönlerini gösterir. Mesela biz sizin nurlu çehrenizi gösterebiliriz. Siz de bizim acizliğimizi görerek aman ha kardeşimize yardımcı oluruz dersiniz, böylece yardımcı oluruz birbirimize. Müminlerin namıyla, şerefiyle, haysiyetiyle oynamak. Mahallemizde herkesin alay ettiği bir kimse var. Islık çalarak onu küçük düşünürler. Bir gün rencide olmuş bunlardan. Demiş ki Hacı Hasan Efendi bile bana Ahmet amca diyor, yapmayın demiş. En düşük örgütleri insan. Rabbimizin yaratma sıfatından dolayı bakın ne güzel muamelede bulunuyor. İbrahim bin Ethem Hazretleri ben bir yerden geçiyorum diyor. Orada sarhoşun birisi içmiş içmiş yere yıkılmış. Cebinden mendilini çıkartmış ağzını temizliyor, bu ağız ile Rabb'ımı zikrediyor diye. Bundan nasıl kurtulacağız? Rabbimiz yaratmıştır bir mümindir. Kötülüğüne razı olmayız. Islahi için çalışırız.
Dokuzuncu olarak Devamlı üstün görünmek istiyor. Devamlı. Arzusu isteği bu. Nerede üstadımız? Hiç mi görünmedik ya? Hiç mi duymadık mürşidi kamilimizin güzelliğini. Kendisine Sami Bendi Hazretleri, Haddise Sallallahü's-Sirra görev vermiş. Beş altı tane isimle huzuruna varmış. Bunlar daha eğilir efendim. Bunları daha iyi. Olur. Yani bir görevlinin yanına bir yardımcı verirsen değişmeyecek, sevinecek. Mesr olacağız ki yükümüzü kaldırıyor diye. Onuncu olarak bu biz yüksek sınıfta olmayı, övülmeyi, methedilmeyi, 7 bir kimse diyelim. Nasıl kurtulacağız biz bundan? Allah'ımızın azametinden titremekle. Böyle övülmeyi istiyor. Dünya sevgisi ve devamlı övseler. Övüldü mü cüzü gülüyor seviniyor. Bundan nasıl kurtulacağız? İhlas her şeyi Mevla için yapmak suretiyle. Efendim şeytan bize veriyor. Şeytanın tohumu nedir?
Tohumu gönüllerimizi karıştırmak için atmış olduğu kötü düşünce, arzu ve istekler, aldatmalar var. Eğer biz ona karşı çıkacak olursak, ona ne yer veririz ne de suyunu veririz, o tohum gelişmez. Ama biz ona fırsat verirsek ne yapar? Mesela bir yer tahsis ediyoruz ona, gönül toprağından bir yer. Allah'ımızın muhabbetinin gireceği mekandan bir yer tahsis edecek olursa, suyunu da verirsek, bu toprak ve su nedir diye soruldu. Biz helal lokma da olsa karnımızı çokça midemizi doldurmak. Yersiz bir uyku, o da suyudur.