Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Hatibi meclisi firdevsiyan Gibeli kabuli aşıkan Muhammed Mustafa'a salavat. Evvela hamdü sena bin bir ismin hürmeti. İstifa ettik anı her dillerde Muhammed ruhuna hem salavat okuyana şefaat kim ederse icabet ümmetim der Muhammed. Alina ashabına rahmet eyle ya Mevla. Bizi de kabul eyle mahşer desen Muhammed. İki yüz on bir ismin Nuri Hak'tan aslın. Halil İbrahim neslin ceddin ala Muhammed. Her cihet görür gözü aselden hulvi sözü hayrun Nisadır kızı sever anı Muhammed. Kademi narşa erdi Kabe kavseyn'i buldu. Bin bir kelamı kıldı. Cananımız Muhammed. Ümmetin bir kere görse kademine yüz sürse, canımız kurban gitse yolunda hem Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.
Köklerini peygamberlerin oluşturduğu yirmi sekiz peygamberin saçaklarını yüz yirmi dört bin bir rivayette iki yüz yirmi dört bin enbiyanın hasıl ettiği, ayrı ayrı tadı, kokusu ve rengiyle evliya meyveleri veren dallarıyla evvelini ve ahirini kucaklayan tuba ağacı. Hiç şüphesiz Nur suresi otuz beşinci ayeti celilede, Bismillahirrahmanirrahim billah, Allahü nurus semavati vel ard, şeceratün mübareke ila ahir ilaya. Nur suresinde bildirilen bu Ayet-i Celilede şecere-i mübareke mübarek ağaç olarak çeşitli rivayetlerde bulunur müfessir-i nizam. İbrahim Aleyhisselam diye de tarif ederler. Çünkü peygamberlerin ekseriyeti İbrahim Aleyhisselam'ın soyundan gelmektedir.
Köklerini enbiyanın oluşturduğu Efendimiz aleyhisselatu vesselam Adem Aleyhisselam tezellül, tevazu, alçak gönüllülük, İdris Aleyhisselam tespih, Cenabı hakkı noksan sıfatlardan tenzih edip kendini nasıl bahsetmişmişse o şekilde Kadir ve kıymetini takdir etmeye çalışma, Nuh Aleyhisselam dokuz yüz elli bir rivayette bin veya bin elli yıl tebliğ ve davetinde en az sekiz en fazla seksen kişi temin etmek suretiyle ehli küfrün yapmış olduğu bütün hakaretlere rağmen tahammül İbrahim Aleyhisselam birçok sıfatlarıyla en çok bariz olan Saha cömertlik vasfıyla İsmail Aleyhisselam teslimiyeti, Yakup Aleyhisselam gözyaşı, Eyyub Aleyhisselam sabrı, Musa Aleyhisselam şecaat dört yüz sene Firavun'a karşı mücadelesi gayreti çabası ve aşkıyla Harun Aleyhisselam hilmiyet yumuşak huyluluğuyla Davut Aleyhisselam şükür Allah'a hamdü sena İsa Aleyhisselam kanaat.
Rabbimizin lüt etmiş olduğu nimetlerden dolayı az veya çok şikayet etmeden kalbinin kanaatiyle. Köklerini peygamberlerin oluşturduğu Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem İmamı Busirinin ifadesiyle Güzellikte ve yaratılışta, güzellikte ve güzel ahlakta hem yaratılış hem de huy itibariyle peygamberlerden öne geçmiştir. İlim ve Kerem'de onlar ona yaklaşamamışlardır bile. Cenabı Hak alemi ervahta enbiyanın ruhlarını halk buyurup onlara Nübüvvet ihsan ettiğinde peygamberlik lütfettiğinde her peygamber risaletle sevinirken peygamber oluşu ile İsa Aleyhisselam ise Ya Rab bir rivayete göre peygamber olmaktansa Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ümmet olmak benim için daha büyük bir nimetti. Değişiyle ikinci defa İsa Aleyhisselam'ın yeryüzüne inmesinin mana ve sırrı haber verilir Resulullah'a ümmet İsa Aleyhisselam İncil'i okurken malum Ahmet ismi orada Faraklit diye geçer.
Ahmet isminin üzerine parmağını kor, sonra da kaldırır yüzüne ve gözüne sürerdi muhabbetiyle. Her peygamber kendisinden sonra gelecek olan peygambere haber vermiştir. Saf suresi altıncı ayeti celilede ben benden önce geçen kendisine kitap verilen Tevrat verilen Musa Aleyhisselam'ı tasdik eden ve benden sonra da gelecek olan ismi Ahmet olarak bildirilen ve müjdelenen Muhammed Mustafa'yı Sallallahu Aleyhi ve Sellem haber vermek için size gönderilen bir nebiyim, bir peygamberim demiştir. Adem Aleyhisselam'daki güzelliğe baktığımız zaman Allah'ımızın ona isimleri talim etmesi ve bunun yanında meleklerin onu kıble kabul ederek Hakk'a secdesinin sebebi şu idi. Aynen bir dedektif melekler bütün hücrelerine girdiler. Sanki bir emar gibi bütün damarlarını taradılar, gönlüne geldiler baktılar ki kalbinde Muhammedi Nur yanıyor, alnında Muhammedi Nur parlıyor.
Onu gören Melaike I Kiram secdeye kapanmıştır. Mevlana'mızın ifadesiyle görünüşte ben Hazreti Adem'in nesli isem de bende öyle bir mana, öyle bir sır vardır ki Hazreti Adem'in atasının, atasının, atası olduğumun şahididir. Ya Rab beni Ebu Muhammed Muhammed'in babası diye nitelendirdin. Nedir sebebi Ya Adem başını kaldır. Başını kaldırdığında arşı Ala'da La ilahe illallah Muhammedurresulullah yazılı görür. Şeytanın yalan yemini üzerine yasaklanan meyveden yemesi üzerine yere iner. Bu hatasından dolayı buna zelle diyoruz. Aslında zellenin birçok tarifleri vardır. Ulema-i kiramın dilinde. Birisi de evla olanı iki kıymetin yanında daha üstün olanı tercih etmemektendir diye de tarif buyurulur. Günlerce gözyaşı döktü. Belki aylarca, yillarca döktü. En sonunda beni Muhammedin hürmetine affeyle dedi.
Cenabı Hak değil sadece şahsın bütün ümmetin içinde dileseydin Muhammed'imin hürmetine bağışlardım sallallahu aleyhi ve sellem. Köklerini oluşturan o peygamberler onlardan İbrahim Aleyhisselam. Hakikaten İbrahim Aleyhisselam'ın araştırılması gerekir. Nisa suresi yüz yirmi beşinci ayeti celilede ve tekadallahu İbrahim a haliyle Allah Celle Celalühü İbrahim'i dost edinmiştir. Tevbe Suresi yüz on dördüncü ayeti celilede çok içli, duygulu, hassas, düşünceli, anlayışlı, çok rakik, şefkat dolu bir kalp ve yumuşak huylu olarak ashabne inne İbrahime le evvehun halim aynı zamanda bütün inançsızlara karşı Allah'ımızın yanında başkalarını kendilerine ilah kabul eden azgın, inatkar ve zorba kimselere karşı. Ben asla müşriklerden değilim demek suretiyle Tevhid ehli oluşunu ne güzel ifade etmiş Cenabı Hak ve onun bu uğurda mücadelesi gayret ve çabası da ifade edilmiştir.
Aynı zamanda öyle bir kalbin sahibi ki ne inciten ne de incinen, Allah için inciten ve Allah için incinen, kırılmayan ama üzülen. O Rabbine tertemiz kalp ile gelmiştir ve sonra Cenabı Hak onu dünyada ve ahirette bu Peygamberlerin hepsini seçmiştir. Allah'ımız onu dünyada da seçmiş Ahirette de Salihlerden olarak sevgili kullardan olduğu haber verilmiştir. Alemlerin Rabbine Mevlamız ona teslim ol dediği zaman her şeyiyle malıyla mülküyle çocuğu çoluğu ve her varlığıyla teslim olan bir peygamber olduğu Bakara Suresi yüz otuz ve yüz otuz birinci ayeti celilerde bildirilir. Selim kalp oluşu da Saffet suresi seksen dördüncü ayet-i celilede. Artık sayılamayacak kadar çok evsafının yanında en üstün olarak da muvahhid Tevhid ehli oluşu Allah'ın dışında hiçbir kimseyi ilah olarak kabul etmemesidir.
Aynı zamanda köklerini peygamberlerin oluşturduğu bu enbiyayı izam İbrahim Aleyhisselam neslinden Efendimiz'in geleceğini duyunca sanki bir müridin çektiği Evrad ve Ezkar gibi devamlı şu sözü söylüyordu. Ya Rab Muhammed'i benim neslimden lütfet ihsan et. Birçok kavinler vardır bu hususta bir tanesi de Bunlardan bazılarını zikretmek istiyorum. İbrahim Aleyhisselam'ın ateşe atıldığında Nemrud'un ateşine, Allah'ımızın onu koruması, ateşin gülistan olmasının sebebi neslinden Efendimiz'in teşrifidir. Yine İsmail Aleyhisselam'ın kesilmekle emrolunması Kuran-ı Kerim'de yine Saffet suresinde es-salmeh ya ebetif al mat ummer seteciduni inşallahum minasabilin. Bir Kuran edebidir. Ya ebeti. Ey babacığım. Emrolunduğun vazifeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun demiştir.
Nasıl ki İbrahim Aleyhisselam hakkında Eğer burada Ala harfi ceri olmasaydı, Ey İbrahim üzerine ateş serin ve selamet ol denmeseydi ateşin yakıcılık hastası da kalmayacaktı. Aynen bunun gibi o bıçağı da Cenabı Hak İbrahim Aleyhisselam tam oğlu İsmail'in boğazına indireceği zaman bir rivayette sekiz, bir kabilde de on üç yaşında olan kendisinde nübüvvet kokusu olan İsmail Aleyhisselam'a bıçağı boğazına indirdiği zaman bıçağın kesmemesi de sadece İsmail içindir. Yoksa bıçakların bütün kesme özelliği de kalmayacaktı ve bu anda efendimizin ruhaniyetinin hazır olup Sallallahu Aleyhi ve Sellem ben onun neslinden geleceğim kesme dediği de Ariflerin dili ile ifade buyrulur. Gönlünde yine, gönlülerine inen nur ile hiç şüphesiz. Biz de Mevlamızdan bu nuru bekliyoruz. Çünkü İlmül batını sırrum min esrarillah. Allah'ın sırlarından bir sırdır.
Baktığınız zaman keyif suresine altmış beşinci ayeti celile olsa gerek Eshabulam min ledünna ilme. Biz Hızır Aleyhisselam'a kendi tarafımızdan bir ilim lütfettik. Hiç şüphesiz o ilim dışarıdan kovalarla kar ve yağmur sularıyla dolan bir kuyu değil, kendi içinden kaynayan göze sudur sanki. Kaynak sudur. Cenabı Hak hem zahiri hem de batını lütfetsin, ihsan etsin. Zahiri olmayınca da batını tecelli etmez tabii. Halık'ımız başta gayretimiz, çabamız, zahiren dediğim bütün vücudumuzda el, göz, ayak, kulak bütün zerratımızla Rabbimizin hizmetine giriyoruz. Nefsimizle, malımız ve mülkümüzle, sonra da ruhumuzdaki gelişme ile Cenabı Hak sanki denizin içerisindeki incileri toplar gibi gönlümüze kendi tarafından ilim ehli. Bu köklerden, bu nurani köklerden Nuh Aleyhisselam'a baktığımız zaman Nuh Peygamberimizin gayret ve azmine bakın. Bütün peygamberlerde ortak özelliktir.
Kafirlere Müminler aleyhinde asla yol vermez Nisa Suresi yüz kırk bir ayeti celîlede bu azim ve bu gayret ile bunu kafalarına ve gönüllerine yerleştirmek suretiyle Allah'ımız kafirlere Müminler aleyhinde asla yol vermez deyip azim ve gayret göstermiş ve muvaffak olmuşlardır. Yılmamışlardır. O bizim imtihanımızdır demişlerdir. Allah'ımız yanında Celle Celalühü daha bir süzülmemiz makbuliyetimizin kabul olmamızın işaretidir deyip hiçbir engel tanımadan yürümüşlerdir. Elbette bunları anlatırken bize büyük dersler çıkıyor. İbrahim Aleyhisselam'ın Allah'a teslimiyeti ile Celle Celalü Halil oluşu, dost oluşu. Bizim de Maide suresinde elli dört ayeti celile ile Samle yuhibb-i hümme yuhb-u hümme yuhb-una Allah Onları sever. Allah da Onları sever diye buyurdu. Mahbub sevgili kullardan ona dost olan kimselerden olmayı yine Allah'ımızın onu Tevbe suresinde yüz on dört.
Ayet Celle'de ahu vah eden İçli, duygulu ve hassas oluşunu ve hilmiye sıfatını da insanlara tebliğ ve davette gayet yumuşakla hareket etmeyi ve hassas olmayı, fakiri, yoksulu düşünmeyi, insanların Hakk'a teslimiyeti için gayret ve çabayı bize ders olarak vermektedir. Mesela kalp olmak hiç şüphesiz Allah'ımızın yanında makbul kullardır. Ol günde ne mal nevde evlat fayda vermez.
Ancak zikirle, sohbetle, rabıta ile, Mürşid-i kamilin kalbinin altına kalbimizi koymak suretiyle bizzat Resulullah'tan Sallallahu ve sellem icazetini alan ve Emrolunan Mürşid-i Kamil'in kalbinden Allah'ın nurunu bol bol içmekle sonra da aynen Keban ve irfandan aldığımız cereyanın nasıl ki trafolar vasıtasıyla evlere dağıldığı gibi rabıta ile trafodan alıp sonra da öyle bir kabiliyet kesbedip direkt cereyanı alabilecek güç ve kuvvete geldiğimizde murakabe her an Rabbimizin bizi gözetlediğini bilerek kalbimizi arşı azama açmak suretiyle Allah'ımızın nurundan istifade edip huzur ile selim kalp artık Rabbimizin razı olacağı bir kalp ile Mevlamıza varmak bize tavsiye buyurulmaktadır. İbrahim Aleyhisselam'ın ın vasıf ve özellikleri anlatılırken Nuh Aleyhisselam'ı anlatırken yine bütün peygamberlerdeki ortak özellik Allah'ımız Nuh Aleyhisselam'ı kavmine gönderdiği zaman.
Ey kavmim size söylüyorum Allah'ın dışında hiçbir şeye tapmayın. Aklınızı başınıza alın. Müminun suresi yirmi üçüncü ayet-i celile de bildirilmektedir. Köklerini peygamberlerin oluşturduğu o enbiyayı izam anlatmakla biter mi? Sadece sadece Nuri ilahinin gönlümüzde parlaması için çok az da olsa aksettirmeye çalışıyorum ve burada bir alaka kurmak suretiyle Yusuf Aleyhisselam'la Musa Aleyhisselam'ı zikretmek isterim. Birçok özelliklerinin yanında ortak bir özellik var. Musa Aleyhisselam'a bakın. Şimdi Musa Aleyhisselam biliyorsunuz iki çocuğun birbiriyle dövüşünde Kıptiye vurmuş olduğu tokatla onu öldürmek için değil Ha sadece bir diğerine yardım için bir tokat indirdiğinde asla katil diye ifade edilemez. Çok yanlış olur. O bir peygamberdir. Onlar çok evvelinden ele alınır. Başından ele alınır ve bir gül fidanı gibi tabir caizse yetiştirilir. Allah'ımız onları temizlemiştir.
Zaten Musa Aleyhisselam anlatılırken Allah'ımız onu seçmiştir. Kelime olarak kelam kılmak suretiyle de seçmiş diğer hususiyetleri ile de pah kılmıştır onu ahlaki güzellikleriyle. Bu durumdan sonra biliyorsunuz Kasas suresini okuduğunuz zaman bir mele yani bir topluluk dediler ki Musa'yı işte biz edeplendirelim. Onu öldürmek istiyorlar. Birisi geldi. Derhal senin hakkında böyle bir karar alındı. Ne yaparsan yap dediğinde Medyene kadar geldi. Kavminin içerisinden çıktı. Orada koyunları sulamakla meşgul olan kimseleri gördü. İki tane kız çocuğu çok hayalı ve utangaç. Size sadece bir ayet numarası verebilirim bu hususta. O da Kasas suresinde olacak hiç şüphesiz. Ikinci sahifesine baktığımız zaman Kasas suresinde biz bu hakikatleri görürüz ve takip edersiniz alacağımız birçok dersler vardır burada. Kasas suresi yirmi beşinci ayeti celile'den devam edersiniz.
İki tane kız çocuğu Şuayip Aleyhisselam'ın kızları. Bakınız yavrularımızın da kız çocuklarımızın da edep ve erkanla haya ile yetişmesi için söylüyorum. Dediler ki Musa Aleyhisselam'a erkekler çekilip insanlar buradan ayrıldıktan sonra biz koyunlarımızı sulayacağız. Ta ki onlar ayrılsınlar edebine bakın. Onların içerisine girmiyorlar. Sonra Musa Aleyhisselam sulamaları için imkanı sağladı. Babalarına bunu haber verdiler. Babaları ücretinizi vermek için babam sizi istiyor dediğinde içlerinden kız çocuklarının bir tanesi utanarak geldi buyuruyor Cenabı Hak. Ne mühim bir sıfat bir kadın için hayali olmak. Namusunu korumak. Siz kıymetli olan eşyayı her zaman saklarsınız. Allah'ımız ona değer verdiği için devamlı muhafaza ediyor. Devamlı koruyor. Cenabı Hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.