En'an Suresi doksan birinci ayeti yedi ile. Allahu alem doksanıncı ayet yedi ile. İşte bunlar, Allah'ın doğru yola iliştirdikleridir. Onların yoluna uy. Sizden buna karşılık bir ücret istemem. Bu sadece herkes için bir öğüttür, bir nasihattir. Bu Ayet-i Celile-i Cemilenin tefsirinde şu şekilde haber birdir. Bu Ayet-i Celileden ulema-i Kiramımız şunu ifade buyurmuşlardır. Efendimiz aleyhüssalatü vesselam bütün nebilerin en üstünüdür. İçmez. Hatta şu şekilde bir izah da yaparlar. İşte bir padişah. Onun, vüzera vezirleri var. Efendimiz aleyhissalatu vesselam bir padişah gibi. Diğerleri de onun vezirleri konumunda haberlerdir. Bu üstün hasletler, özellikler ve kıymetli olan sıfatlar peygamberlerde değişik şekillerde zuhur etmiştir. Bu güzel özellik, haslet, ahlak her peygamberde ayrı bir şekilde tecelli etmiştir. Şurası muhakkaktır ki hepsinin de ahlakı müstesnadır.
Hepsi de ahlak cihetiyle çok müstesnadır ama bazı huylarda tebarüz etmiş, Bazı huylarla onlar anılmışlardır. Pekannen Nuh aleyhisselam, Nuh aleyhisselam bahis buyurulduğu zaman Sahibi İhtimali Ala eza kavmi, kavminin çok büyük sıkıntılarını kaldırmıştır. Onların yapmış oldukları itirazlar, vesaireler, hatta taşlamaya kadar gitmişlerdir. Hepsine de tahammül etmiş bir peygamberimizdir. Dokuz yüz elli yıllık bir hayat. Elli bir rivayette seksen kadar bir ümmeti. Yapılan hakaretler anlatılmakla bitmez. Yapmış olduğu gemiye abdest yapmaları, sonra çok büyük bir derde müptela oldular. O necaseti oradan kaldırmadıkça da rahata ayırmediler. Çok eza gördü. Nuh aleyhisselamın asıl adı Şakir'di. Bu nuh denmesi çok ağlamasından dolayı nuh denmiştir.
Ve kene İbrahim aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, Sahibi Kerem'in ve Bellin müceahedetin fillayı azze ve celle, Allahü Zülcelal'in yolunda çok gayretli, çabaları, malını, mülkünü Allah yolunda feda eden, misafirlerine bolca ikramda bulunan bir peygamberdir. Allah'ımız onu cömertlikle, malını, mülkünü, misafirlerine feda etmekle, Allah yolundaki celle celalühu, gayretiyle vasıf buyurmuştur. Yoksa hali malum, Allah'ımızın dostudur. İshak aleyhisselam ve Yakup aleyhisselam. Çok büyük imtihanlardan geçmişler. Ve bela ve musibetlere de gerek kendilerine olan, kendilerinde olan rahatsızlıklar, ailevi, etraf ve kavminin ezalarını çok sabreden bir peygamberdi.
Hem İshak aleyhisselam hem de Yakub aleyhisselam, malum Yusuf aleyhisselam gibi nübüvvet kokan bir peygambere ileride Allah'ımızın peygamber olarak tayin buyuracağı Yusuf aleyhisselama sabrı, daha başka sıkıntıları kaldırması ve bu uğurda Yusuf aleyhisselamın artık bunu ifadede zorlanırız. Sevdiği Allah'ımızdır. Allah'ımıza sevgisinden dolayı gözlerinde kaybetmiştir. Yoksa Yusuf diye değil o. Ve kene İshak ve Yakub, sabırları sebebiyle, süleyman aleyhisselam, bu iki peygamber hem Davut aleyhisselam hem de Süleyman aleyhisselam. Hem de bir devlet reisi ve büyük bir mülkün de sahibidir der. Çok büyük bir saltanat, çok büyük bir nimetin içerisindedir der. Allah'ımızın bu kendilerine vermiş olduğu saltanat olsun, mal olsun, mülk olsun bundan dolayı Rabbimize çok şükretmişlerdir. Hamdetmişlerdir. O mal mülk bunlara korur, kibir asla vermemiştir.
Şükrünü eda edebilecek miyiz diye yakınmış durmuşlardır. Rabbi Zülcelal'imiz onlar için. Ey Davud ehli. Allah'ımızın nimetine karşı şükür içerisinde olun. Şükredin Rabbimizin nimetlerine mukabil. Vermiş olduğu nimetleri, küfran-ı nimette onların kullanın. Küfran-ı nimetin nimetin küfranında olmaları mümkün değildir. Çünkü bir peygamber şükredin ve devamında Ayetcelililerin de, Sami ve galilün min aba diye şekur, kullarımız içerisinde şükredenler azdır, buyruluyor. Bundan dolayı bir kısım, eynullah, ya Rabbi bizi az sayının içerisine girdir demişlerdir. Sebebi de, kullarımız içerisinde şükredenler azdır. Şükür, tabii Rabbimizin emirlerine riayettir. Neyilerinden kaçmaktır. Öyle basitçe bir ifade değil onlar. Bela ve musibetlere sabreden bir peygamberimizdi. Rabbi Zülcelal'imizle, Galallahü Teala fi Biz şüphesiz, kolumuz Eyyub'u biz sabırlı olarak bulduk.
Vermiş olduğumuz eza ve cefaya karşı o kadar dert hem üzerinde hem malında hem çocuklarında her ne yerden gelirse gelsin musibetlere karşı sabreder bulduk. Eyyub aleyhisselam ne güzel bir kuldur. O Rabbi Zülcelal'imize yönelmiştir Celle Celalü. Yusuf aleyhisselam. Yusuf, peygamberimizle iki özelliği üzerinde bulunduruyordu. İki tane özellik Yusuf, peygamberimizde mevcuttu. Yani, sabır ve şükür içerisindeydi. Dokuz tane bu Musa aleyhisselamın mucizesi var. O asadan tutalım. Yedi Beyda vesaire. Ve aynı zamanda Allah'ımızın emirlerini yerine getirmek için insanlara tavsiyede bulunan ölü, azim, büyük peygamberlerden kendilerine kitap verilen peygamberlerdendir. Min ashabiz zühdi fitdünya. Bu peygamberlerimiz dünyaya katiyen meyletmezlerdi. Tabii dediğimiz gibi bütün güzel özelliklere haizdirler. Ama bu sıfatla daha çok öne çıkmışlardır.
Belki dünyalık olarak her şeye malik ama gönüllerinde dünyanın muhabbeti olmayan bir peygamberdi onlar. İsmail aleyhisselam çok doğru bir peygamberdi. Doğrulukta aleme örnekti. Ve kene yunüs aleyhisselam sahibi tebarruin, Allah'ımıza yalvarır ve yakarırdı. Ayeti celileden gördüğümüz kadarıyla, Efendimiz aleyhissalatu vesselam da bu güzel özelliklerin hepsi bir kaynak şeklindedir. Yoksa o peygamberlere uy derken, Efendimiz de zaten o peygamberlerde olan güzelliklerin hepsi kendisinde mevcuttur. Bize örnek olması cihetiyle de buyuruluyor ya essane, ulaikeellezine hedalla. Işte bunlar Allah'ın doğru yola iliştirdikleridir. Onların yollarına uyun. Bu Fatiha'da okuduğumuz, Ya Rabbi bizi dosdoğru yolda kıl derken bütün tefsirlerde geçen nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler ifade buyrulmuştur. Buradan çıkaracağımız ders bizim örnek olarak kimi alacağımız beyan buyrulmuştur.
Örneğimiz bizim yemede, içmede, yatmada, kalkmada, aile hayatında, çevremizde, akrabalık bağında, kendi aramızdaki münasebetlerimizde, ibadetimizde, taatimizde, her türlü görevlerimizde peygamberlerimiz bize örnektir. Ne yapacağız? Onların hayatını okuyacağız. Onları kendimize örnek bileceğiz. Bu dünyayı kendine zannetmeyeceğiz. El Fatiha.