Bu zat daima hacimetle amel eder. Hastaları ziyaret eder. Çöp ağlayan ihvanlarımız var. Zenginlik yok ağzına kadar çıkmış depesini aşanlar var. Hem fakir, hem de yatakta bekçiler var. Yani bu senin kardeşin gibi düşünce niye gözünden düştün böyle? Hemen ben kardeşim diyordum. Dünyalar senin malınıla bir kimseye yardım etmezse, senden yarın amaçta kim şefaat eder? Kime çok rahatlayabilir sen? Şöyle kardeş olur mu? Senin malın senin şeyi açar, benim malım benim, tarikatça benim malım, senin senin malın benim. Hakikatatça ne seni kimsenin ne benim benim. Tebüsuh hali Zülcelali. Benim verdiğimden ver diyor Allah diyor. Benim verdiğimden ver, kendi kazancımdan verme. Sen kazanmadın, kolumu, elini, fikrini, zekanı, her şeyini ben verdim. Ben verdim, malını, servetini, savmaını hep ben verdim. Benim verdiğimden gör kulum diyor Allah.
Ben sana sermaye verirsem senin koynuna verdiğim sermayeden şu adama bin lira ver deyince hiç kaygılanmadan, tereddüt etmeden verirsin. Yani, çünkü benim sermayemi bire veriyorum. Allah'ınız da sermaye benim diyor. Sen de benimsin, malım da benim. Zeketini ver, sadakanı ver, düşen ihvanları kaldır, bir şey olmaz korkma, öte yandan bire on, bire yedi yüz hesabı verirsiniz. Hem sevabı çoğalır, hem bereketi çoğalır. O zatı böyle konuşurken falan diyor, hastaları ziyaret eder. Minvar üzere terbiye ederdi. Salikleri azarlamayla, ömrünü tırvayla, rencide de etmeyle terbiye etmez, gayet özel ahlaklarla terbiye ederdi. Evin söz tutuyorlar filan, olmaz. Sen irşad oldunsa gülerek ben onu irşad edeceksin. İrşad bulamadığın için ona hakaret etmiş olursun, günah olur. Günah olur. İyilikle. O hadis-i şerifin içerisinde c Peygamberimiz.
Bu ahlakla, bu hadisle kim amel ederse biiznillah cennetlik o kimse. Nasılmış bir bellaya yönelelim, keşke konuşayım, çoğalıyor cümle umumünde. Aşk gelemeyeceğim bir İbni ale-i Teala. Sırman katı ak sizden sılayı kat eden, sizin evinize gelmeye tenezzül etmeyen, ihvan bağlarını, akraba bağlarını kıran kimsenin evine sen var, onu sıla-i rahim yap da gönlünü al diyor Peygamberimiz. Ben böyle yapardım diyor. Ben yapamam efendim. Yapamazsam Peygamberin ahlakı ile ahlaklaşamam, hiç burnumu kaldırma ben iyi insanım diye. Terazım bu artık. Yani sıla yetmeyeni sıla edeceksin. Niye diyor? O ben varırsam beni azarlarken, bunları diyen hep şeytan. Şeytan, nefis, şeytan sıfatı insanlardır bunu. Vardıktan sonra o adam erir alete, mutlaka varmak lazım, sığman kat'a. Buraya uzun uzun bağışlar ister istemez, olmaz. Çevirelim böyle devam eder inşallah. Size zulmedeni siz affedin.
Size zulmedeni siz affedin. Olur mu zulmediyor da affedilir mi? Aff verilirse Peygamber ahlakında olurdur. Affedilmezse Peygamber'in ahlakının gaybı ahlakta bulunmuş olursun. Allah Allah zor koşuyorsunuz ya. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Ya Ali, Ya Ali, Ya Ali buyururlardı. Sahabe-i Kiram dediler ki, Hazreti Ali'yi çöp değsin ya Muhammed Aleyhisselam. Damadın olduğundan mı, yeğenin olduğundan mı, harplerde astının olduğundan mı, neden oluyor biz bilemiyoruz. Bizden artık faziletini ne haliyal muktazanın? Evet, kendi ortada yok dedi Peygamber Sizden soruyorum, size bir zulmeden olsa siz ne yaparsınız? Affederek Ya Rasulallah! Aynı adam yine zulmederse ne yaparsınız? Affederek Ya Rasulallah! Aynı adam yine zulmederse ne yaparsınız? Sahabe sükut ettiler, yalan söyleyemezler. Yalan söylese gibiyle emin diler filan kişi yalan söyledi.
Kalbinin giymediğini diliyle delirdi diye derhal haber verir, korkularından seslenemezler. Hazreti Ali'yi çağırın dedi, kopuştular. Ya Ali, Cihan Güneşi Muhammed aleyhisselam sizi Annem babam bak bu canım kurban olsun size de bir hav için ne biçim ediyorsun? Hayır hayır. Şimdi bu duruma şey sual edeceğim ben yani. Vallahi dünyada göremedik ahirette koyalım. Ya Ali Size bir zulmeden usta ne yaparsınız affederim ya Rasulallah. Hangi adam yine zulmetse ne affederim ya Rasulallah. Hangi adam yine zulmetse ne affederim ya Rasulallah. Hangi adam yine zulmetse affederim ya Rasulallah. On defa oldu, affederim diyor. Onuncu da Ya Muhammed Canım size kurban olsun, Allah'a yemin ederim ki ikinize kıyamete kadar ömür verse bu sual-ı mütemadiyen sorsan, yine affilerim, yine affilerim. Başka gelmiyor gönlümden Ya Rasulallah. Ben maliye bu ahlakın için severim. Duyandılar. Allah'a şükür.
Burayı bu kadar da baş dedik bu kadarla yapalım geçelim. Bir fıtrana hadis cemi ahlabın burada tecevvü etti diyor Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Sizi mahrum edene siz verin. İstediğiniz zaman, hacet istediğiniz zaman, önlük para istediğiniz zaman, herhangi bir şey istediğiniz zaman sizi kim mahrum ederse günün dilinde altın kapılığından ağaç kapı diye işi düşecek. O da size gelecek. Bana dürüst çocuğu ver ve bağımızı bahçemizi deftireceğim diyecek. Şu işimizde çalış diyecekler, fakir olsan dahi bu İslam ahengi muhabbeti böyle devam eder. Bir biat yapalım da diyor sosyalist dostluk diyor. Bunlar yanılıyorlar ve küfre varıyorlar. Çünkü Halid-i Zülcelal, dingin, yükseklikteki birbirine muhabbet etsinler diye. Zengin fakire işi düşsün, yalvar yalvara kardeşim, göz, her şey işimizi göz. O ona para versin, böyle sevişme, kaynaşma olsun diye.
Allah bu kadar da halk etme bulunu bozamazlar inşallah. Amin. Namazlar inşallah. Bozmak niyetinde olanları, İslam ahlakını bozmak arzusunda olanları, ıslahları mümkün olmadığı belli oldu, hortladılar. Allah kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi ile kahhar ismi Sizi mahrum edeni ne siz verin buyuruyor Peygamberimiz. Yani kim mahrum ettiyse ben ona verdim. Ben veremem efendim filan ki vaadın tükeninden para istedim. İstanbul'a gideceğim, Ankara'ya gideceğim, vermedi. Birkaç gün sonra kendi geldi, vermem diyor. Sen geçen bana niye vermedin, diyor. Böyle diyorsan Peygamber ahlakında olmaz.
Ben sana diyorum ki Peygamber ahlaklı olalım da kurtulalım diyorum. Allah bize de size de aynı ahlakla da tacuk etmeyi Rabbim nasip etsin. Buraya da geçiyorum böyle. Kötülük edenlere iyilik edin buyuruyor. Ve kim kötülük eder? Siz onlara iyilik edin. Bu Peygamber ahlakı. Yapabilir misin? Yaparım Allah'ın inayetiyle. Dedim mi Peygamber ahlakı ile ahlaklaştın demek? Yapamıyorum mu? Yapamıyorum. Peygamber ahlakına, ahlakına benzemiyor kusura kalma. Terabı senin elinde kendi kendini dağıtacaksın böyle. Benzem miyim, benzemez miyim? O ahlakına ben ahlakını benzemiyor mi? Benzememez mi? Bu iki gündür Hazreti Ali efendimiz çok dilimize geliyor ve yine misal ondan geldi. Ne yapayım söyleyeceğim? Hazreti Ali Radıyallahu'l-Lutaza radıyallahu anh efendimizin yine bir lapası, yine arıkalıklı bir kafiri, dev tavırlu bir kafiri, hadde yıkmıştı böyle uçurdu ve öldürmüyordu.
Yıktığı zaman gizlerini, Hazreti Ali efendimiz onun kollarını üstüne çöküyor, kılıcı da boğazına tutuyor şöyle. Allah'ın vahdaniyetini Muhammed ' ın risaletine kabul ettin, boynun kurtuluyor, yoksa geliyor boğazın getir diyor. Bakıyor iman etmeye ömrü gelmiyor, kesilip görecek. Sonra hakaret olmak üzere yüzüne olsun tüküreyim diyor. Hazreti Ali Efendimizin yüzüne layık olmadığı halde tükürüyor. Gelmemiş tükürük amma kılıcı kaldırmışlar ve şöyle oturmuşlar. Perişan bir vaziyette ayağa kalkmış, kafir varmış yanına, yani benim daha çabuk kentte canım çıktığını bilmeyeyim diye yüzüne tükürdüm de, ne dedi beni kesivermediniz de affettin? Peygamberimizin hadisine uymak arzusundanyım. Kötülük edene iyilik et diyor. İman etmem desen kafan gitti gibi. Yüzüme tükürünce belki nefsimin ağrına girer de, kendi şahsım için seni kesmiş olurum da, kötülüğüne kötülük etmiş olurum.
İslam giyimdeki akla aykırı gelir de yapmadım ve affettim sen haydi dedi. Ben niye gideceğim? Kelimesi ile cümlemize, ayak ayakla, gönni ağza birbiri ile elveda el frak dediği gün gözlerimi semaya dikilip yavrularımız boyun bükükügün. Allah,