Onlar İbnü'l-farrık, Arap şairlerinden Ya Resulallah, ya Resulallah diye uyandı. Dedi ki ey Allah'ın resulü ben Mısır'ın falan karyesinden olurum. Hayır, sen benim evladımsın diye buyurdu. Dedem rahmetullahi hazretleri, Esad Erbili Hazretleri'ne, Hazretleri kendisine evladım demiş, onu şiirlerinde ifade ediyor. Üstazım bana evladım demiş diye. Tabii ruhani bir bağdır bu. Bu halili ifadesi bizi çok duygulandırıyor, sizi nasıl mütehassis ediyorsa bizi de duygulandırıyor. Ne güzel o Ashab-ı Güzin efendilerimiz, peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem onlara halili, onların da peygamberimize halili ifadesi tabii iki taraflı el hubbe cani beyin diye buyuruyor. Sevgi her zaman büyükten gelir. Aleyhissalatü vesselam efendimiz onu muhabbetle karşılamasa o Halil'i ifadesini kullanmaz. Gale Ebu Hüreyree radiyallahu anh, ensaniyi halili biselesin.
Buyuruyor ki dostum peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem bana üç tavsiyede bulundu. Sıyam-i selaset-i eyyemin min külli şehrin, her aydan üç gün oruç tutmamı, bu Arabi aylardan on üç, on dört, on beş eyyamı biz, biliyorsunuz eyyamı biz Adem Aleyhisselam'ın vücudu yeryüzüne indiği zaman simsiyahtı, bu oruç sayesinde nur gibi olmuştur. Anlatacağım hatıra bu ama bitirdikten sonra Allah'ımızın izniyle söylemeye gayret edeyim. İki rekat da kuşluk namazı en utirakable en eneme, Uyumadan önce salat-ı vitiri kılmamı bana dostum Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem tavsiyede bulundu. Efendimizin böyle ifadeleri var. Böyle genel ifadeleri de var, hususi ifadeleri de var. Mesela bir tanesi geliyor, Evsin ya Resulallah bana tavsiyede bulun ey Allah'ın resulü diyor. Biraz önce demiştim ya bunlar bizi duygulandırıyor diye. Biz arzu etmez miyiz?
Peygamberimizin huzurunda olsaydık da Ya Resulallah bize tavsiyede bulun diye el an iki cihan güneşi hayattadır sallallahu teala aleyhi ve sellem. Ruhani alakayı kurduğumuz zaman görüşmemek mümkün değildir. Bir gün bizim bir bahçemiz var aşağıda. Orada daha imam hatipteyim, namaz kıldıracak durumda değilim ama hutbe okumam gerekiyor. Fakat hutbede bir başlangıç yok, bir Ayet-i Cellenin okunması gerekir. Üstadımıza arz ettim, dedim hutbeye var ama bunun bir ayet-i celile ile başlanması gerekiyor, o yok. O anda bizzat şahidim. Çok şeyine şahidim de bilemediğimiz durumlar müstesna. Ama gördüklerimiz var Rabbimizin izniyle. Mübarek gözünü yumdu. Böyle bir inleme şeklini duydum. Bir müddet inler gibi oldu. Mübarek gözünü açtı. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bunu buyuruyor dedi. Karada ve denizde meydana gelen bütün sıkıntı sizin elinizle yapmış olduğunuz hatadan. Bak görüyoruz.
Memleketimizde bir günde dört vilayette sıkıntı meydana geldi, denizlerde oluyor vesair yerlerde oluyor Cenabı hak muhafaza buyursun, yaşantımız çok önemli. Siz sevgili hocalarımız bunu cemaatinize, arkadaşlarınıza haber vereceğinize inanıyorum. Bu iki rekat namaz hususu kuşluk namazında daha çocuk sayılırım, iyice gencim. İlkokul var herhalde Allahu alem, fakat üstadımız yanından ayırmıyor. Kuşluk namazını kılacak bizim yaylalarımız var, soğuk suların bulunduğu güzel, havası hoş olan yerlerimiz var. Bir suyun başında dedi ki oğlum dedi eğer iki rekat kuşluk namazı kılınırsa denizin köpüğü kadar hatamız da olsa küçük günahlarımız bağışlanır. Bu biiznillahi teala gönlüme yazıldı. Bir genç olmamız hasebiyle de öyle. Bir de söyleyen kimsenin şahsiyeti de önemli. Çok mühim. Mesela Ashab-ı Güzin efendilerimiz Resul-i Ekrem Efendimizden duyduklarını hiç kaybetmiyorlar.
Hatta dudak işaretlerine kadar Efendimizin haber veriyorlar. Ellerinin o andaki halini bile anlatıyorlar. Nasıl ellerini ne şekilde tutmuşsa bunu da beyan ediyorlar. Bazı hadis kitaplarında rast geleceksiniz. Rastgeleirsiniz. Cümle tamamlanmıyor. Mesela yarıda kalıyor. Fahri Kainat efendimize öyle saygıları var ki sallallahu teala aleyhi sellem bu saygıdan dolayı yarım bir cümle ise onu da muhafaza etmişler. Her şeyini korumuşlar iki cihan güneşinin. Ondan dolayı ne kadar radiyallahu anh, radiyallahu anh desek yeridir elbette. İnşallah biz de ibadetlerimizle, taatlerimizle, onun rızasına ayırmak suretiyle bu ecre nail oluruz inşallah. Tekrar hepinizi tebrik ediyorum, biraz önce de burada anlattım. Bir kardeşimizin sesi zayıf geliyordu. Biraz zayıf düşüyordu. Dedim de biraz sesi kaldırsa iyi olacak diye. O gece rüyasında Hacı Hasan efendimizi görmüş.
Kuddesallahu sırra buyurmuş ki evladım sesini biraz kaldır diye. Bak kimler alakadar oluyor sizlerle. Biz bizi bunlar çok sevindiriyor, memnun ediyor. Hani onların bize destek vermeleri, onların bize bu hususta yardımcı olmaları ne büyük bir nimettir. Burada iki hocamız var, Hasan hocamız. Hiçbir hoca onu okutmak istememiş. Kendisi gelmiş üstadımıza efendim beni kimse okutmuyor deyince Hasan Hoca seni de Allah okutsun demiş Celle Celalühü. Kadı Beydavi müptedası başta haberi üç dört satır sonra da gelir orada. O kadar geniştir. Kadı Beydavi'den başlıyor. Derdi bize sökemeyeceğim hiçbir Arabi ibare yoktur derdi. Şiirleri bile söylerdi. Şiirler daha zordur. Şiirler zor. Onları bile çözerim derdi. Yalnız şuna şahit oldum hocamızla biraz okudum onda. Okuduğumda yedünni olarak anlattım. Celese fiiliyle gade fiilini anlattı bize. Oğulları anlatıyor.
Dediği için diyorum çok sevdiğimiz evladı diyor ki babamın diyor odası vardı. Kimseyi almazdı diyor. Bir saat oraya girerdi, ondan sonra çıkardı diyor. Bizim bu Yeşilhisar diye ilçemiz var. Orada Müderris Ahmet Efendi. Vel asr suresine bir sene devam ediyor. İnşallah böyle nazikle konuşurdu. İnşallah gelecek sene konuya devam ederiz demiş. İbrahim Tuna diye asker hoca dedikleri bizzat o kürsüden inince demiş ki hocam bu ilmi nereden aldın? Sizin hocanız kimdir? İbrahim Efendi Erciyes'te koyunları otlatırken demiş, artık nasıl olduğunu ifade edemeyiz, mürşitlerimizde bu özellikte var, zahiren okurlar onu söyleyeyim muhakkak. Zahiren talimleri vardır ama bunun yanında da min ledünna ilma, Allah'ımızın zatından istifade etme, El-Alim sıfatından faydalanıldığı gibi zatından da faydalanan kimseler olmuştur.
Abdullah Develioğlu çok muazzam bir ilim ehli, Develden kendisi müderris, Adana'da bir devre müftülük yapmış ellili yıllarda. Dedeme diyor ki Hasan evladınızı okutmayacak mısınız? O okutuluyor hocam diyor. Meğer Resulü Ekrem Efendimizden sallallahu teala Aleyhisselam harflerin talimini yapmış. Devirleri çok uygunsuz bir zamana gelmişler. Yine de Rabbimizin lütfuyla ihsanıyla onun vaiz notları elimizde bir ayeti celile almış iki de hadis-i şerif Bir ayeti celile iki Hadis-i Şerif. Şöyle anladım sanki Ayet-i celile'ye iki şahit gibi böyle güzide de halleri vardı. Müstesna da durumları vardı. Biz burada asıl şuna dikkat edelim. İşin zahirini düzgün yapmadığımız zaman batını yerine gelmez. Şer'i esaslara her konuda elimizden geldiği kadar dikkat edeceğiz ki Cenabı hak ashabına veellezine cahadufina la nahahillah. Biz yolunda gayret göstereceğiz. Cenabı hak lütfeder, ihsan ederse olur.
Bunun arzulusu, isteklisi olabiliriz ama asıl bizim isteğimiz şer'i esasları en güzel şekilde yaşamaya gayret edeceğiz. Onu yaşadığımız zaman olur. Okullarda görüyoruz biz. Birinci sınıfı tamamlamayan ikinci sınıfa geçemiyor. Şer'i esaslara dikkat etmeyen tarikat-ı aliyedeki takva esasını da yakalaması mümkün değildir. Her şeyde esas budur hiç şüphesiz. Efendim bu kadarıyla yetinelim diyorum. En utira gable en eneme, uyumadan önce üç rekat malum salatı vitri kılmayı tavsiye buyurdu. Bir sahabeyi güzün evsini ya Resulallah deyince bunu diyordum, buyuruyorlar ki la taadab, tekrar soruyor evsini ya Resulallah la taadab, hatta hadis kitaplarında mükerrerendir. Tekrar tekrar sordu. Onun diyor tabiatında gazap illeti vardı. Ondan dolayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem la ta adap la ta adap, gazap etme diye buyuruyor.
Mevlana'mızın çok güzel bir sözü var şehevi arzusunu ve gazabını yenen peygamberlik damarı üzeredir diye buyuruyor. Cenabı hak yollarından ayırmasın, tekrar hepinizi tebrik ediyor, dualarınızı bekliyoruz hem de dua ediyoruz.