Peygamberimizin Hayatından İlahi Yemin ve Şefaat Dersleri
Peygamberimizin Hayatından İlahi Yemin ve Şefaat Dersleri kaydında Ondan filcan, filcan, filcan bir deste doldurmuş, padişahı hediye götürmüş. Padişaha, hedaya götürmüş, vadi yere hedayesiz varılmaz. Heyvenden varanın eline bakarlar. Onun için akrabanızı, taallukınızı, bacınızı sıla-yı rahim ettiğiniz yere bir çayınız, şekeriniz, bir şeyiniz olsun. Ona insan ketlenir. Yani, hak ediyor. On gün yol çekme…
Peygamberimizin Hayatından İlahi Yemin ve Şefaat Dersleri ne anlatıyor?
Peygamberimizin Hayatından İlahi Yemin ve Şefaat Dersleri kaydında Ondan filcan, filcan, filcan bir deste doldurmuş, padişahı hediye götürmüş. Padişaha, hedaya götürmüş, vadi yere hedayesiz varılmaz. Heyvenden varanın eline bakarlar. Onun için akrabanızı, taallukınızı, bacınızı sıla-yı rahim ettiğiniz yere bir çayınız, şekeriniz, bir şeyiniz olsun. Ona insan ketlenir. Yani, hak ediyor. On gün yol çekme…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ondan filcan, filcan, filcan bir deste doldurmuş, padişahı hediye götürmüş. Padişaha, hedaya götürmüş, vadi yere hedayesiz varılmaz. Heyvenden varanın eline bakarlar. Onun için akrabanızı, taallukınızı, bacınızı sıla-yı rahim ettiğiniz yere bir çayınız, şekeriniz, bir şeyiniz olsun. Ona insan ketlenir. Yani, hak ediyor. On gün yol çekme ile o su ne yapsın? Tahafun etmiş, korkmuş. Kapıyı çalmış, Padişahın nöbetçi, padişahımı hediye getirdim mi görüşeceğim. Sormuşlar, getirsin demiş. Gelmiş. Hayır ola, o ne demiş, elinde kesti. Efendim bizim orda kaklıkların içinde çok güzel sular olur da su belki burda bulunmaz diye efendime su getirdim demişsin. Yani padişahıma su getirdim bir destektin. Açmış ki kokuyorsun, hazinedar çığırmış bu suyu. Doğru artıyor bir yere. İçinin dolusu altın doldur. İçinin dolusu altın doldur. Peygamberimize, Eda'ya geldim mi bir misli daha fazla kendine ona verirdi.
Heda'yı yedi, sadakayı, fıtrayı, yakkem parası, yemini, soğuğunu vesaireden bir şey yemezdi Peygamberimiz. Hedayi alırdı. Sultanımız da öyle bir tanecik hediye alır. Başka bir şey kabul etmedi. O da, Hedayi böyle bir gözünden geçirir. İçinde panga, faiz, kanunca verilmiş bir şey varsa almaz. Bu sene bize yemin et derdinde bu sene o sümükü para toplayalım Demişler, havuz atölyaya toplanmış. Hacivo'mun biraz ihtiyacı var. Var. Hani borcu var, ahşap hacımın. Tayfun acımızdan onlara yöneleceğim diyordu. Topladıklarını duyunca yemin etmezsin benim adetim kürsünün üstünde. Arafa günü. Arafa günü. Benim için dışarıya çıkılmış bir şey toplandığımı kulağım eşitti. Hem vallahi, hem billahi, hem TALLAHI almıyorum ben. Çünkü içinde panga, faiz vesaire karışık oluyor. Şu karnımı kurtarana kadar ne çektim ben hallaştıracağım rızkımı diye. Ne çekiyorum da nasıl yiyeyim ben?
Ama yalanım doğru yere olduğu için Allah da yemin ediyor, kasem ediyor. Birçok yemin ediyor, Rasulullah'da yemin ediyor. Nefsim kabza-yı kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki iman etmemekçe cennete giremezsiniz diyor. Nefsin kabza-yı kudretinden olan Allah'a yemin ederim ki birbirinizi kardeşim diye sevmedikçe kamil mümin olamazsınız diyor. Bende böyle diyorum. Verme iki kişi itiraz etmiş. İki kişi itiraz etmiş. Elhamdulillah. Kardeşlerimiz benim her şeyimi görüyorlar. Daha çok görmüşler. Ellerine Allah muhtaç etmesin, ne merde ne bir perde. Biz kardeşle yaşıyoruz. Elhamdulillah. Birbirimizle sevişiyoruz, birbirimizle görüşüyoruz. Üstadımız da almaz, iki cihan güneşi de almazdı. İnşallah, hepimiz bu hak yolunda bak böyle terler dökülür dökülebilir sohbet, vaaz böyle, bunlar hep Allah rızası çaldı. Allah rızası çaldı. O baraba zeydun anven diyenler değil.
Olan hiç maişe niye bağlanmadan kaç defa maiş teklif ettiler bize? Almayın biz. Hadis-i Beyan, babam dedi maişların içerisinde münümhane parasına karışır. Onun için bereketi neyi yok? Çünkü ondan zenginleşemiyor, görmüyor musun? Ye, şey mi, şey mi, şey mi, şey mi, nasıl paranı? Şu alnının kerdiyenin çokları ayrıldı. Üstelik falan ediyor, geliyor arsa alıyor, arsa satıyor, kimisi mağazaya girmiş, kimisi her biri bir yere. Yani şarkı atıyorum dedim ki orayı bırakıyorum, doğru, çiftim booper, şimdi düft. Başka çarasın ne? Allah bize halalarından rızıklık versin inşallah. Haram yiyip de bizi Allah şu anda cevap şeye çekmesin. Bunlardan, bunlardan çekecek diyen, maaşlardan neden çekecek diyen. Hakkındır onu kazanmışsın. Hadi ya, bunlardan değil de kötü böyle faizli.
Efendim, geresin ailem duruyor, anası babası ölmüş, kardeşini ne alırsa ben öyle alırım kanun utansın, kanun utansın, yarın geleceğim ben, malımı alacağım diye varmış, dünyamiş Babamın kız kardeşinin kocası kendi hücu olduğu halde Salim Hoca, ben kanuna razıyım deyince sabaha kadar ağladı babam. Bacım yanına haber gönderdi. Yanına yakın olmasın Tecdidi iman, tecdidi nikah etmeyince, küfre vardı hoca dedi, küfre vardı. Allah'ın Kuran'ına razı değilim. Ben onu çınliyorum, kanuna razıyım demek oluyor geliyor söz. Arkadaşlarım buraları incelemezsek ibadetimiz bir kirpikle yanar. Yani yılan, yılan, yılan, yılan, detay eden kamyonlarla sap çekin. Şu kadar bir çırp yakardı hepsini kül eder koymaz, hiç koymaz. Bunun için üstnazımız şöyle bakıyor. İçinde karışık varsa hedayi da almıyor. Daha ruh, Taha buyu okuduk da bizim evve de olur mu sizin evde de oluyor mu efendim? Bizim evde de oluyor.
Birisi dolu dolu, dolu dolu çarpma pekmez, kaba kıtır kıtır bazı köyünden gelmiş. Hemşirem dedi ki onlarda da o zaman öyle hal var. Biz de de halimizi yitirdik şimdi, görmüyor musun? Halimizi kamyonini yitirdik. Bir fakire döndük. Ben diyor bu diyor pekmezin içinde katran görüyorum gibi oluyor. Bende vardım oluyor, bende cirahat görüyorum gibi oluyor. Cirahat var gibi. Hiç evimize kabul etmedik. Dışarıya sadaka dağıttık. Şahin Nakşibendimiz öyleydi diyor. Fakirlere sadaka dağıdık. Ondan sonra Şemsi Abdullah bir pkkcak bal getirmiş. Misal bal ihtiyacı var. Misafirimize koyuyoruz, çok hürmet oluyor. Getirmişler. Vala vardım baktı mı da ne hal görüyorsun dedi. Aynı, girahat var gibi içinde şu mektebin sırtından akan girahat var ya onun kadar gitsinme geliyor dedim. Bizlerde de oldu bu. Şimdi yitirdik, göremiyorum yani. Ondan sonra nasıl oldu efendim? Geriye bakacağı eline riayet ettik.
Yerine, eşine mi koydular balın diye bakmış bal. Yeniden getirdi efendim, bunu boşaldım diye getirdim. Hay hay Abdullah alamayacağız, çok rica ediyorum. Lair keleb ver. Sonra anladık ki bana iyi desinler diye babasının ıskatını getirmiş. Efendimiz de o zaman ıskat almayın gayri gelir. Evet alın da vergiyi niye verin dedi. Borcumuz, harcımız oldu ama şunu almayın dedi. O almayın yediği zamana tesadüf ettiği için babasının kefareti yemin kefareti savununu getirmiş. Oraya varınca çok itiraz etmiş yani. Tabi babamın ihvanı yoldan çıkı yazmış. Kürtoğlu'nu biraz yola getirmiş. Üç gün sonra kafası ayıpmış. Çok empati vardır bir tekiğini diyeyim size. Şems'i yine dillenecek, bellenirse bellenecek. Yolun başı ellenecek, başına kurban olduğum diyor. Vurduğum taşlara kurban olduğum çok doğru hareket ettin. Ben onu bildirmeden sana yutturacağım.
Yani bildirmeden o ceketi, fıtrayı neyse kepartinin sonunu, böyle bulaşıklı şeyleri de yemeyelim kardeşim, Allah izin verirse. Daima halından yiyelim. Çünkü kırk paralık haram, cemaatle kılınmış, kabul olmuş yedi yüz rekat atmamızla değişilecek kırk para haram. Onun için istavamız mektubatında Allah'ımız böyle, Hazreti'ımız bunu yazmış. Siz iyi olmaya iyi olunuz, bu dersi okuyan, benim verdiğim zevke çekeyi Kullanan üç gün, yedi gün, nihayet kırk günde veliler zümrasına karışır. Amma içinde zerre kadar haram, dirhem kadar haram bulunan bir sene yürürse bir adım ileriye varamaz diyor. Biz bunları Züpdetü'l Hakayık Tercüması Gayetü't-tegayık kitabından okuyoruz. Yani konuştuğumuz böyle kafadan akmalar değil. Hep yürümeler, hep mutalalarımızdan çıkıyor. Hep Efendimiz'in sözleri oluyor. Şu bir İlah şeyi bana ne sev verici? Şunu Süleyen'e çevirin. O Memduh nerede?
Memduh, gel de kardeşlerimize, bizim hep yakın birisini bunun rahidesine sokmuşsun, bir La ilahe illallahu Allahu yu diyememişsin, onları yeniden becereceksin. Celal'in bir yanına otur. Celal ilahı çağıramaz. O ancak Gökunu büktüğünü seçer. Aha şöyle bir grup yaşlamaz mı? Yine o yolda başlıyor ya onu. Muhanmedim, hoş geldin. Can azmedim, hoş geldin. Muhamedin, hoş geldin. Allah'ın kullarına, kullarıma vacip oldu. Minhaç minevler biliyor demek. Hepsi-i Cebidem anlaşıldığına göre Ayet-i Celilenin manasını mutlu cihanımız babamın Mücaset naması da bu ayeti celile yazmış oradan görmüştüm mansuru fakirhanem olmuştu yani evvela şeriat tanıyan Her insan bir veliye Tabu Olmayı Arzu Eder Ve Arzu Edip Tabu Olan Kimseleri Zannediyorum Etrafımda Bu mecliste söz söylemeye haya ederim ama böyle mecliste bir daha elime geçmez ki konuşabileyim. Hep istidatlı insanlar gelmişler.
Bizim mağaza çoktan beri paslanmış, efendim yoksullar tutmuş örümcekler örmüştü. Müşteriler doldu şimdi, her biri bir şey istiyor. Kimisi kadife istiyor, kimisi altın istiyor, kimisi hasta, her biri bir şey istiyor. Elbette dil durmadan konuşmayı azlı eder burada. Sonra her harf Allah'ın hazinesi olur, kendi lütfeder o halde. Kendinden bildiği zaman derhal durur o kalp. Onun için bugün isteyenler çok, Hakk'a fikir, lazım gelen şeyleri konuşmaya gayret edelim. Allah'ımız muvaffak. İnsan arzu ediyor. Üstat buna diyor ki sen beş vakit namazlı kaza et ve istiğfar oku. Istiğfar oku, orucunu kazası varsa yap, Hukuki ibak varsa Havellah, yendiğine bir muhatteme ders olarak kabul et bunu, bu dersten, dersi alman için çalış. Hocatta çalışır, çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, varıyor.
Diyor ki Üstad şimdi diyor bir istihare hakkın var, yedi gün yatman lazım akşam yatıran sonra nufredersin, Resul Abdestiyle tilki Hakk'ı zat-ı Hakk'ın namaz lazım Namazdan sonra başın gün batıya, ayağın gün doğuya, kabirde yatmış gibi sağ tarafına, kıbleye karşı her şu husulfat için İstihbarat Sünnettir bunu yaparsın. Yedi gün onu yapan, nüra atarsın birinci rüyam, ikinci rüyam, üçüncü iletirsin huzura ve o huzura iletmezsen onun şubeleri olan Dil Efendiye iletirsin. Aynı onda, ona aynı dersi verir, ona aynı vesveseyi verir. Dört köşe yedi ırkından ne kadar alevtirik varsa, fabrika şimdi Konya'da ne kadar alevtirik yanıyorsa onun onun fabrikası kesti, belki kendi içinden daha özel yananlar var. Yani kendi için, yandır onun, iman şahındandır. Onun aklına güçsüz bir hakikat veriyor vesaire, zekası küçük bozuk Salih, yürümeden başka bir şeye yaramaz insan.
Yeni kudret Allah'ındır, hemen ne varsa, her, hiç kimse şuradaki hükmedemez. Yani ben hafızım diye Amr yapamaz. Bir ses veriyor. Mesela gibi başlar cebin sesi gibi gelmiyor. Sana hiç konuştuğu duyulmaz. Halete zücceler o kudreti kudreti yani. Şuradan Onu harf eden Halid-ı Zülcelal var o onu harf eden. Niye teacçılmak gitsin? Bir hafızı koy bakalım. Hafızun kalbi satıp, karnı alıp vermeyle memur bir şeyim var burada, bir halimi var. Onun üstünde küçücük bir Züleyha dahi bir yavru var. Gözün dedesi, bebeğe kadar kara bunun üzerine şerit gibi altı bin altı yüz altmış altı ayeti hıfzeden hafız mı daha kıymetliyımsa senin keyfin mi daha kıymetli? Elbette o hafızın kalbinin hangi şeridinde, şırdan inkar olan bir şerri de Kuran'ı sarılsın. O tahammül'ı paha ediyorsun derhal okur. Türra-yı üst üste de okur dersen okur. Şeriz de hazır.
Senin gibi fırfır fırfır dönmüş de başını ayağını da getirmez. Hepsinin başı, hepsinin başı Allah'ın kudretindendir bunu evvelden de mi korkuyor bunu konuşturanlar testiniz bizle hiç alaka yok hakikaten evvelden bellemiş, okumuş ve bunu söyleyin diye hazırlanmış bir şey bu Sen konumuzun lütfudur, o sizden başlıyor, yine size giriyor. Kardeşlarımızdan arzulan var da bir buraya zurnla sokulmak istiyor, bizi çekiyor başka tarafı konuşturuyorsun. Bırak bizi birer kendimize, Biz arzu eden insanların dertlerinden konuşalım, teyze de almıyor, dinlediği zaman gençindeki müşkülatı bilsin ama istidatlı kabiliyetli insanlar gelmiş. Şuradan da konuşsa, buradan da kalbimizi o yanına çekiyor, bu yanına çekiyor, konuşamıyoruz. Sizi bırakın biraz kendi şeyimize, bir müddet oradan konuşalım.
Dersini, istikraraları tamam çıktı da bir süre düzgün o halifemi ders değiştiren insan mı, hiç kimse halife olarak kendine süs veremez. Çünkü halife demek, halife demek, Hadis-i Şametende hazretlarını temsil etmek. Buna deneyen bir insan görebiliyor musun bu halife olsun? Ancak ders değiştirebiliyoruz böyle, başka bir şey yapamıyoruz. Hiç kimseyi irşada imkanımız olmuyor, anca o gece birisinin rüyasına giriyor, bize gönderiyor diyor ki, Efendi böyle tembih etti, dersimizi veriyor. Yapan da o din-i onu yapıyor Allah'ın Kudreti yapıyor Allah'ın Kudreti yapıyor yani, birsimalipte, bir mescidde, kendisi ortada iki silah, de Hıfk Hıfk Can verirkene ikisinin sekeratına da Yetişemeyen Mürşid-i Kamil olamaz diyor. Mutlaka yetsin, mutlaka yetişecek. Kabirde şu anına yetişemezsen, müşir-i kamil olamaz. Kabirde mutlaka şu anda yetişecek. Nasıldır sizce efendim?
Bunu ben böyle olarak kabul ederim ve nefsine koyarım. Yani sizin aklınıza sığmanız için başka faideler söylenmiştir, onu söyleyeyim. Halık'in Zül Celal'ı okudu bu cihanı sevdiği için Onun surasında iki melaikeye emrediyor aynı surada diyorum: Yedin efendinin evlatları ölüyor, şeytan musallat olmasın meleklere vazife veriyor Allah onun namına melekler varıyor yetişiyor şeytana yalnızlığa şehadet okutuyor başlıyor şehadet okumaya. Ondan sonra, Gaziantep geliyor, Gayri'de Münker Nekir Melekleri geldiği zaman rabbu tebessüm tevvel ettiği ve kitabu çevirdiği zaman şeytan vur suratın da Rabbim benim Rabbim benim diyor böyle parmağıyla kendini gösteriyor o zaman rabbimiz o put bu cihanı yetiştirerek yahut Onun namına bir meal ehli, Göndelerek Rabbim Allah ve bin Muhammed, HIZLAN DEYİSULLAH diye haber veriyor, haber veriyor, kurtuluyor.
Bunu üstadın ağzından dinlemedimse kulağıma yemin ederim o zaman. Yani, dedik ki bir gün, Nakşit tarikındaki hastanın biri de kabre girdikten sonra Urlaqu ruh olan mürşidin alakası var. Onu tekmil-i süluk edip evliya Gizeme kadar çalışacak ve ihya edecek. Nakşibendi hazırlıkları Muhammed ibn-i Muhammed Bahaüddin Nakşibendi Hazretleri üç şey istedi Allah'tan üçünde kabul etti hedef risalesinde neden var ya birisine buydu onun yani ahirete istihhal eden evlatların kamil olmadan ödüyorlar. Fakirlerinde onları yedi olarak yetiştireyim Ya Rabbi Halikasın kıyamete kadar baki olsun Ya Rabbi! Sen vefat ettiğin zaman, halifen vefat ettiği zaman, etrafındaki şu kadar bil ile şefaatları bozulsun Ya Rabbi! Bütünle kabul ettim diyor. Efendim Musa Serir'e Hacı Şaban Efendi'nin evinde olduğunu zannediyorum Şu efendinin patlattı dedi: Hacı Eshabeba'nin kabristünün gözüne gitti. Bende yanındaydım.
Biraz daha halifeler vardı. Dışarıda olduğu halde, kabile, Burak'a kaba ile, bayısının ve Parislerini değiştirerek Burakaba'ya, ondan sonra veli mertebesine çıkardı. Yani şahidliydi efendim. Ve tekteki olan bir mürşit ruhu böyle irşa ederse Ruh ruhu nasıl irşa ederler? Buyurdular yani Ruh ruhu nasıl irşa ederler. Allah şefaatlarını nail etti Ya Rabbi. Şimdi, istihare Team Oldu dersine aldı. Ne mi Yediler efendim ders olarak? Yüz on bir istiğfar yerlerde hani yüz on bir La İlahe İllallah en mevku'l akkul metin. Yüz on bir Ondan sonra Efendim Ayetel Kürsü verdiler Elham verdiler Ayetel Kürsü verdiler Bunu Sakarla yapmayı emrettiler. Sabah namazından sonra yapacak olursa seferde orucunu tutmayıp da sonraki tutmanın arasında, orucu vaktinde ne kadar fazilet varsa Şafara ders okumayla güneş geldikten sonra okumanın arasında bu kadar bakla anladınız mı? Yani, ders olur, Hz.
Kabuğulara açık bütün Van taklid eder ederse hepsi o zamanda boyun dikmiş beraber