Peygamberimizin Hayatından İlahi Mesajlar ve Manevi Dersler
Peygamberimizin Hayatından İlahi Mesajlar ve Manevi Dersler kaydında O, şahit yolunu seçişi, ümmetine sünnet olsun diye geçti. Yolda kim gelebilir ağzından Muhammed Mustafa. Sallallahu aleyhi ve sellemin tam öyle anne, koylardır ya, koylardır. Sıkığın derli geçmiştir bilimciler. Laftan da ikinci laf artıyor. İnanmaz onun mucizesine. Yine gücüm edince çok yakın geliyor. Tam kayarım siküymüş böyle düz…
O, şahit yolunu seçişi, ümmetine sünnet olsun diye geçti. Yolda kim gelebilir ağzından Muhammed Mustafa. Sallallahu aleyhi ve sellemin tam öyle anne, koylardır ya, koylardır. Sıkığın derli geçmiştir bilimciler. Laftan da ikinci laf artıyor. İnanmaz onun mucizesine. Yine gücüm edince çok yakın geliyor. Tam kayarım siküymüş böyle düz kayarım. Az yere. Dedi geriye döndü yetti. Bu zahmetler ile on iki günlük yeni tak ettiler. Yettiler böyle kandiliyeye. Ne zahmetler çekti? Anavat hanımdan ayrıldı, Beyfullah'tan ayrıldı. Ne zahmetlere koştular peygamberimizi, yani bir yere bıktılar. Kafirlerin acizi ekmek attılar. Böyle zahmetle beraber bir geldiler, kudretiye musal musallatında, diğer yerler, tövbe, umbe yaptırmak daha, dedi. Yetmiyorum yahu, siz bir şeye gelmez. Bak, hiç harp, ajansımız yok, serseri. Ben Muhammed Ali'yi kullanıyorum. Onlar ama büyük ordularla geldi.
Kafinler, bir karşısına gençler, tir tir titriyorlar. Bana ne yapmamızı zannediyorsunuz siz gibi? Bilemiyoruz, sen gülüm. Senden hayır numarırsınız, başka bir şey yap. Yusuf aleyhisselamın kardeşlerine girdiğim gibi izliyorum hepinizi affettim ha. Ki ben. Kusuru var, günahı var, suçu var. Allah'ın ısrarı var filan. Allah'ımızın ahlakıyla ahlaklanırsan Allah'a bakmıyor da tattata bakıyor. Allah diyor, bir neyiyor da salisü selasa inşallah diyor. Ondan sonra efendim, Halid'in Zülcelal'a karşı cephe alıyor. Biz Allah'ı halk ettik, Allah bizi halk etmedi diyor. Üst kadar kürsüne karşı, kimin rızkını kesmiş Allah'tan? Irzı kesik bir kimse var, hiç yok yani. Yani ahlakınızı Allah aşkına düzeltin böyle, hınman katı ak. Mahpuandan bana ne? Size vurmeleri siz affedin diyor peygamberiniz. Ben vurmeleri beni affederdim, ya biz Mevlana'yı daima misal gösterdik memleketimize.
Orada bir levha var gerek. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol gerek, daima. İşin masınıza iki öğün olsun. İşin masınıza ışın olsun diyerek Mevlana'miz gösterir. Allah şefaatına nail etsin. Akın, akın bu memlekete akıp geliyor bunlar. Vicdandan evleri. İnsana ibret gelir derken, bu nasıl büyük insan? Böyle etrafını mışnaksız gibi toplayın. Allah, şefaatine nail, zulme. Ey Allah'ım, her zaman ya Ali diyor. Damadım olduğundan mı, yeğeni olduğundan mı, cihat dağıtlarım olduğundan mı, vereyim diyor, anlıyor musun? Ben size anlatayım bunu, geldi yok huzurda. Hiç onların bilgisini gel. Size bir kötülük gezen olsa siz ne yaparsınız, tek kötülük geliyor. Affederek yarar. Aynı adam yine kötülük geçerse ne yapamaz? Durmuyor, Yine affederdik ya Resulullah, ders, İslam'ı. Aynı adam yine size kötülük giderse ne yaparsınız bu zaman? Sana da Timuçin, sıkıntı etti. Yalan söyleyemez.
Peygamberimizin Hayatından İlahi Mesajlar ve Manevi Dersler ne anlatıyor?
Peygamberimizin Hayatından İlahi Mesajlar ve Manevi Dersler kaydında O, şahit yolunu seçişi, ümmetine sünnet olsun diye geçti. Yolda kim gelebilir ağzından Muhammed Mustafa. Sallallahu aleyhi ve sellemin tam öyle anne, koylardır ya, koylardır. Sıkığın derli geçmiştir bilimciler. Laftan da ikinci laf artıyor. İnanmaz onun mucizesine. Yine gücüm edince çok yakın geliyor. Tam kayarım siküymüş böyle düz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Huzur da yalan söylese, gidin de evin gelir. Filan münafıklık yaptı. İçinde şu şekil var, dışından bunu sürebilirim. Peygamber a karşı yalan söylenirler. Hazreti Sadi'yi çevirince ve geldi, Hasan'a karşı gelir. Çok uzun bu, daha hepsi, şöyle kalkayım huzuruna oturdu. Hülya gezer, usta ne yaparsın? İyi de giderim. Aynı adam gene, gene hediye. Aynı adam gene zulüm ederse, iyi de giderim ya Resulullah. Böyle on defa sayınca mübarek lisanımızı yormayın. Allah'a yemin ederim ki, kıyamet de sana da bana da ömür verse, daima bunu sorsan yine eğdi giderim geliyorsun içimden, yine eğdi giderim geliyorsun. Bir dur, bana kılıklı bir, katibi. Uçurdum şeyden tanıyünce, Hazreti Ali efendimizin, akanı tesbih ediversin, baktı kılıcı kaldırdı, onu ağaçat etti, Çetin şuraya oturdu. Kafir perişan halde yanına aldı. Ya, ya gibi imam, yani niye beni kesmedim, daha tilk kessin diye yüzüne tükürdün.
Yüzüme tükürdüğüm için seni ahk ettin. Bizim dilimizde kötülüğe iyilik etmek denir var peygamberimizden, bir. İkincisi kesersem kendi lehtimi için seni kesmiş olacağım. Benim kendi lehtimi için kesmiş olacağım. Yazık. Zaten şu an Kesmiş olursam efsaniyet karışır biz ettiğimizi Allah için keserim. Affettiğimizi Allah için aklederiz. Sevdiğimizi Allah için severek. Bunu ettiğimizi Allah için dümdüz ederiz. Bizim sıfatımız budur devri. Sen onun için aksettim haydi. Sen dedi, kurkumun git haydi. Ben kurtulmadım. Ben eksiğim oldum şimdi senin dedi. Beni güzel ahlakımla esir ettim şimdi dedi. Benim kolum her yerim bağlandı. Yani İstanbulcan, nasıl gelirse öyle İstanbulcan. Of öyleyse dedi. Sizi mahkum edeni siz mahkum etmeyin. Siz bir isteğe geleni, isteği ne varsa, hem de kahve filan bir şey diyor.
Sizi mahkum etti mi, ikinci o gelince, altın kapının ağaç kapıya işi düştüğü zaman, geldin mi hiç yüzüne getirmeden filan zaman senden istemiştim, vermeimizi. Ben nasıl vereyim sana metni? Aman diyor, peygamber. Ben demedim, hemen buyur, buyur diye. O adam, onun hemen estağfurullah, inşaat olur, dedi ve onun cevabının iyisi senin defterine yazılır o zaman. Onun inşaatına vesile olursun. Bak şimdi vesaitilik. Bayağı konuşmuştuk bu. İki lafa geliyor, uzun edenlere affet deyince, kötülük edenlere yürü git. Ben, kötü edenlere yürü git. Belediyelerden biri, embiyalardan biri. Ali Sıtkı bende hocam, bazen, neredesin böyle. Allah'ın her kadını uğrasın. Haritata Ali'ye girmezseniz beri, bir şuka hazırladım şöyle elime, onu okuyup fikirdim mihir bilmem kalmaz. Sen onu okurdun, şimdi başka bir şeyi beceremem arkasına söylemeye. Arabasına Aliye'ye inkılap etti mi de?
O söz diyor ki, size beni söyle diyor. O geliyor, günde beni söyle diyor. Kadına olsun, samimi insanı alim edermiş, dinleyen. Dinleyen olmazsa, e, elinizin ötesinde bazı konuşmaz ki. Ben senin o çocuklar da diyor ki, biz de bize konuş. Ağzım hapsoluyorum, niye hiç bilgim kalmaz. Ancak siz bilgilisiniz de bizi ruh veriyor, çekiyorsunuz kendinizden. Allah sizden razı olsun, sizden razı olsun. Şöyle, evliyanın gelse be bana diyor şimdi. Ha, berikini verdi, ne olursun diyor. Orada diyor, diyor ki, embiya, manamda, hakcelle ve ala hadratları buyurdu ki diyor bana, evliyaların rüyaları mucizedir. Hem veeşirattandır. Müslümanların tariflerinin rüyası, müteşirattandır, eşşirattandır. Bunu uzun geldi diyor. Allah Allah. Siz düşündünüz ki, gelem yurt gelir. Dağ yuzulur mu, ne ara diyor. Allah, etmiyorsun hala yutakta buyurmuyorsun sen. Fakat getirmeyecek teklifi de yetmez.
Muhakkak emrettin ki şunu mu? Ben yıkmaya gayret edeyim de daha diyor yürümeye maçlarım ben, yıkmanın için. Bazı sıra küçülüyor, mahsurtır, küçülüyor, küçülüyor, küçülüyor, daha yanaştı mı da diyor bal lokması gibi oldu. Dilimin üstüne koydunuz da erirecek, seviyor ağzıma. Hey, bu diretime sığınmayın, Allah seni bir şeyi emir versen nasıl kolaylaştırın? Dağın, bal yokması ileri misin demektir? Şaştık, ileriye gittin mi, müdür, altın, şöyle, dönüşler altınlar, onun yedi bir yere, sakladı yeri. Biri kazıyorum kazıyorum, gömüyorum, şöyle geliyorum, bu diyorum dışarıya çıkar, üç defa fönüm çıkarıyor. E, gömmesilerinden çıkarması senden oluyor yarabbim. Sen de versin, derim ama hikmetimin de ne olduğuna ne o dağı diliyorum ne o tarzı diliyorum. Sonra da haber verirsin ya Rabbi beni. İleriye geçtiniz, böyle kuş geldi. Aman, beni bir soğan takip ediyor, sakla beni.
Ha, bunu bunu bu gözünü seveyim, bir koynuma geliyor, onu mazur etsin diyor. Sakladım oraya, Ya Rabbi, ben bunun peşinde dinliyorsun. Ben de onu işte karıya yapıyorum, bunları bana din de ya, yatsın diyor gece rüyamda. Sayıl olsun. Oğlum, o dağ kırmıştın ya, onu yuttun bal lokma oldu ya, o gazabı demişti, erkenin. Öfkelendin mi ağzına tırnak olur, ağzından neler salınırtın Allah korusun ama Ya burada kafasını parçalardın. Ya zıbrını bırakın. He, ille diyor, beni de dönüyor. Biri geldi yani. Allah razı olsun, haberin de söylesin. Bu araya zıplayıp yerim yoksa niye yemeyeyim ama yalvarıyorum. Asıl Bu sene, ne kadar da zaman insan var ona gezdiriyorsun, üç yüz bin dolar efendim, gezdiriyor o melek ona. Ne kadar aksolundun, ne kadar aksolunmadı ola. Hiçbiri rahat olmamalı bu sene. Ben dünyanın içinde uzaktan gelenler her şeye rahat olunmadı dedim diyor.
Yani ben o rahattan yandık diye zahmet ettiniz. O karakolda bekliyorlar, o karakolda bekliyorlar. Çünkü kadın da başka bir komşuyuz, in gitsin, yani hacılara, delikanlı etsin. Yani böyle, merhametsızlık olmaz, Müslüman böyle hop. Diyor, böyle uzaktan gelenlerin de, o hudutler de zahmet çekenlerin de mi emaza oldu? Ondan sonra böyle diyor, yansıtıyor. Hayır, uzaktan gelenlerin yeme az zayi olmadı ya, dışta bir gelmeyenin yüzü ölmesine hep affolundular. O kim derim diyor. Ali beni muvaffak etti diyor. O gelmeden de onu mu yormedin affolundu bu duruma? Bu bir melek onun vazifesini tüm gördü diyor. Efendimiz yahu, Yusuf Bey'in size. Ondan sonra, ben diyor, rüyayla uyandım, rüyam talih mi değil mi diye, yettim diyor. Şam-ı Şerif'i, kınranı, eskici Ali, dili mahkir'ı buldu. Selamın aleyküm, isminle, Ali, Musa, beni lütfen, evime misafir alır mısın? Alırım, diyor, Erdal mısın? Gittik.
Sen hoca mısın? Diyor. Hafızlığın var mısın? Yok. Gece ibadete mi kalkıyorsun? Hayır. Ulan çok sordum diyor, köprü yaptırdığımı param yok, cami yaptırdığımız bir şeyim yok. Anladım, anladım, bir amelini bulamıyorum adamın diyor. Şimdi, araba geldi diyor, Hidrolik'e de gittin mi dedim diyor. Yeri yaramaz halim getir diyor. Ciğerimin tepesini kaldırdım diyor. Kurt gibi ağladın diyor. Nereye anıyorsun kardeşim? Hadtemiz yüz senedir hazırlanırım aha değdirdim. Aileme dedim ki hattınu helal et, ben hattın, arkadaşlarım geliyor, benim kartuşını. O dedi ki ailem, baktım da çocuklar, aşı ediyorum, şu komşunun bacasından bir gecel rayiha geliyor, et kokusu geliyor. O yetteyi getirmesin yavrum dişacıktan veriyorum. O yetteyi de giyeyim hakkım helal olsun, yetterim diyorum. Ben çıktım aldım komşunun aklını vurdum. Bir hanım balı çıktı, serseri şöyle, çat temiz çıktı, her bir kadın.
Bacım kadın kadının halinden bilir, ha ne olur düşürdüğün etten şöyle çocuk ver da, kardeşin, hanım kardeşin çocuk varmış baktığında, aşk geliyormuş, o evden istiyor, bilemem. Haram bizim Ehehehe. Nereye haram? Kocam diyor, beş tane çocuklarını daldım. Hiçbir zınzık vuramadım. Gel diyor, baktım diyor, çocuklarım ağzından hep köpük geliyor diyor böyle açlıktan. Şu namusun özelliğimle bir kazaya varsam da çocuğum acıktı, bana ekmek desem namusumdan bir şey umar diye korktum. Bir hoca var, azıcık aklı eriyor, onunla danıştığın, çocukların ölecek. Acaba şurada bir, mundar merket, mundar olur, hadi merket öldü, yeni öldü, ete korkmadı. O etten kaynaktan da çocuklara yetişsem caiz mi? Çocuklar bu yana kadar yemek caiz, sen de gülmeyecek kadar yeter caiz biri. O kaynayan ye, yedin eti, o duyulan koku der diyor. Ben elimi cebime atmadım diyor. Haccın bul, al, bacım geliyor.
Gör eve koydum, geçsin diyor. Onun için hac nasip olmadı. Dünyam sadık kımış. Senin namına bilmeyerek orada vacip şeyi gördü, senin cüzi ölmesine bir türlü kuşken. Kardeşim bütün oraya gitmeyle olmaz, gönül yapmayla olur. Bir Müslüman, düğüne aç kalır, duyarsan acıkırsa akbaban eder, kim olursa olsun. Acılığını büyüdüğü zaman eğer ona yetişmeyecek olur da yatar uyuyabilirsen onun imanı yok diyor, peygamberlerin. Kamil imanı yok demek yani. Rehaması yok nere? Rehamat etmiyor. Onun için gardaşım, sizlerin hepsine rica ediyorum. Hazırdasın, Merhamata gelelim, Gelelim. Şöyle ibadete bir şey de. Git dedik kirbiliyle yattıktan sonra istersen dinleyayım. Olmaz. Efendimiz diyor ki, siz kendi aleyhiyatınız elinizde diyor. Bizim elimizden hep konuşturursak o geliyor. Efendim, o ağız, sağır azap gibi, bir şutlukların lokması gibi, çok şükür bozuk, azaptan kurtuldukmuş anda tas ne ya?
Onu sordum diyor, Allah'ımız buyurdu ki ey ne diyor, o hasta senin iyi amellerin. İllerden nahile amelleri girdi ya. Müşketmez sakla. Sen saklanmaz mı? Ben onu çıkarırım dışarıya. Hadi Sultan'ın, annenle gören var mı neticede? Yok, gösterme. Böyle dökülmüş yaptığın da değil mi? Ama Allah'ın emanetları onu dışarıya çıkarıyorsun. Dört köşe yediği bunu sevecek bu zaten. Neyi musun seveceksin? Allah ben razıyım ya Cibril'i, gel buraya diyor. Bundan sen de razı olacaksın. Ondan sonra, bu diyor, Halık'ülcelal, ya Cibril bütün meleklere çığır, Onlar da sevecek bunu zaten. Bütün melekler seviyor. Yeryüzüne nida edeceksin diyor. Yeryüzünde müminlerin kalbine nida et. Onlar da sevsin bunu diyor. Sevgi Allah'tan geliyor. O göstermem ama Allah hoş dışarıya eğilir, börtletme. Ondan sonra efendim, o kuş neydi yahu? Gercide sakladığıydı.
O da insanların girdiği emanet, Allah'ın verdiği emaneti, iyi muhafaza edin. Bunu gösterdi size diyor. Bunu gelip de kuşu isteyen yeydi ya. O da hacet isteyen, para isteyen, dimdik isteyen, bir şey yer olunca isteyene karşı çıkarım diye gösterdim onu da diyor. Yani diyelim. Öteki neydi ya, kokusu gelip de kaçtığımız? O da seyretmeyiş dedi.