Efendimiz'in üzerine getirdiğimiz sahnelerde şehrilerin fazileti hakkında bir hadis-i şerif mahalli okuyan salsan duası edenin ola kaldığımız taaları, felahtan salladıkları şu mübarek günlerde gittiğimiz duaları İki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendidir. Allah'ın şefaatin cumalarına nail-i Haram eyleen. Şöyle buyuruyorlar Nebiyy-i muhterem Efendimize salat-ı selam okumak Allah ilimize ibadetleri en makbullarındandır. Hem kabre şayan olan ibadet Salavatı Şerife'dir. Çünkü nedeni haramlar bir lokma yiyorsa kuddünü amelen zapt eder de Salavatı Şerife Peygamberimize dua olduğu için onun için ağzımız temiz oluyor, Salavatı Şerife abıl oluyor daim elhamdülillah. Bir müjde daha müjdeleyim. Müjde devri bu sıra. Bir müjde yatcaya kadar konuştun. Oturdum yapıdan sonra da konuştun.
Kimi askerliğine haber verdi, kimi ümmetlerine haber verdi, kimi geçirdiği, nevri haber verdi, dinlerirler. Bakacakları zaman bir içecek birisinin hatırına gelir de san sevaba tebdil olur. Neden? Hinnek hasene müshid mezşeyiyya. Hasana seyyi sevaba tebdil eder. Onun için en sonunda sözümüzün bakacak zaman Salebaz-ı Şerihi'yi koyaraktan bakalım da konuştuklarımız sevaba engel eylesin inşallah. Böyle böyle müjdeler size Salavatı Şerife de kalsın yerinde. Şöyle size bir şeyler konuşayım, durun Allah'ınızı lütfeder inşallah. Ibaresini hep okuyorum. Bana şu altı şey hakkında Peygamberimiz buyuruyor ki bana şu altı şey hakkında öz yürekten söz verin, teminat verin. Bana altı şey üzerinde iyice yüzeyim diye anlaşılsın, keyif almıyor. Teeminat verin, söz verin, ben de sizi cennete temine söz vereyim. Cennete girmenize söz vereyim diyor Peygamberimiz.
Fehnuinat vereyim ki şu altı şeyi hakkında bana düz cüretten söz verirseniz bu altı şeyi yaparsanız ben de cennete girmenize söz veriyorum. Allah'ım ya Rabbi, ya da bunlardan versin. Bu altı şeyi iyice kafanızı Burjalar'ın ne acaba altı şeyi yapabilir miyim diye düşünüyoruz şimdi. İnşallah yapmazız. İrade-i cüziye elimizde. Şeytana uyarsak yapamaz, Resulü daha uyarsak yazarız. Bizim de aklımız Allah'ın Resulü'ne uymak ehli sünnet vel cemaat mezhebinde olmak. Hiç kimsenin mezhebinde değil, Resulullah'ın ve Baha'dan gittiği yoldan gitmek. Biz de böyle olduğumuza göre söz verir ki altı şeyi yapacağız inşallah. Birisi altıdan birisi söz söylediğiniz zaman sadık olun, yalan söylemeyin. Yani konuşurken baknuzun arasında yalan katıştırmayın. Bir defa yalan söyleyene Allah sebepsiz, harpte değilsin, aile idare etmiyor, insan barıştırmıyor. Bir fakirde müsaadeesi var da bunları sayıyorum.
Bunun haricinde yengeç, karın için yalan söyleyen yok. Allah üç defa o yalan söyleyene lanet olsun. Lanet olsun, lanet olsun. Üç defa lanet ediyor. Yalan altında baştan yalan. Yalan olan iman bir arada bulunmaz. Yalan varsa iman yok, iman varsa yalan yok. Çünkü suyuna akaşı bir dakika getirmez akaşı imanı yalan söylenir. Aman birinci tembihim bu olsun, Allah rızası için yalan söylemeyelim. Ne yaparsak yapalım yalan söylemeyelim. Yarın birine varıyor diyor ki efendim benim bazı ahlaklarım var, bunları birer birer terk etmek istiyorum. Şöyle şöyle şöyle şöyle şöyle günahlarım var. Bunun içinde onun içine iyi güzel terk edeyim. Yalan söylemeyi terk edin. Yalan söyleme peki diyor bir sebepten söz veriyor. Şimdi sizin söz verdiğiniz gibi. Çünkü cennetli de Peygamberimiz söz veriyor. Diyor ki yalan söylenmeyeceksin ondan sonra diyor. Bey nasıl olan tövbe olsun.
Yalana yemin ettiği için hırsızlık adetiymiş, bir eve giriyor halılarını top böyle omzuna atıyor. Bir gücü diyor, ben yalana mevlit ettim. Şimdi atan çıktım, kayboldum bir karartı böldüler. O bir yıldız sen miydin, ben miydim, sensin derler de ben değilim desem yalan olur. Benim desem hapishane olur, tövbe olsun bir daha hırsızlık etmiyor diyor, ondan vazgeçiyor. Bak bir dedik yalana tevbe ettiği için hırsızlıktan da kurtuluyor. İleriye varıyor, yerin namusuna girmek adet değilmiş. Zina da gidermiş. Huzurdan camiden haşa. Ben o eve girdiğim zaman çıkarken görev olur açarsam, tutamasalar bile sen edindirlerse ben değer edin desem yalan olur. Ben idim dersem hapishane olur Aman zina etmeye tövbe olsun. Bir de birer bütün günahlar kurtulmuş bizce yalana tövbe etme ile. Gördünüz mü kardeşim? Peygamberimiz boşa buyurmuyorlar, doluyor buyuruyorlar. Daha hocam ikincisine geç.
Birden biraz geç var, adet yok değil yaşasın. Rahatsız için keyfiniz yanında kalmasın diye geçeyim lakin yalan harpında çıktı, hadisi şerif var. Onların hepsi kalsın inşallah yalan söylemeyelim. İki, vaad ettiğiniz vakit onu yerine getirin. Bir şeye vaad ettiniz mi Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem filan yerde birleşelim. İnşallah beraber olarak filan yere gidelim. Bakmışlar Peygamberimiz üç gündür orada yiyeceğini getiriyorlar, içeri hululuvermişler. Nerede Bünyamin Resulallah? Bir inen vaat ettin de burada seni beklerim dedim, sıhhatini de söylemedim. Adam da herhalde unuttu. Vaadettiğinde hulf edersem bu münafık sıfatı olur, onun için vaat ettiğimi mutlaka yerine getiririm ben, dedi Peygamberimiz. Sen de bunun ümmeti olduğun için vaadiyet niye vaad ettiğinde, vaadinde kudret var o günahı parkor oldu. Niye şart verdi ki sen on dört dur.
Biz manevi ervahta Allah'a muaf ettik bela Rabbınızsınız derim. Namaz kılacağız, korudimizi tutacağız, hacca gideceğiz, zekat vereceğiz, ana ve babaya hitap edeceğiz, hodsiyle yiyin geçineceğiz, kahveye gitmeyeceğiz, hazineye gitmeyeceğiz, rakı içmeyeceğiz, beynamazımı koy oradan ta gittik, burada bu vadimizi tutuyor elhamdülillah. Tutanlar tutuyor hocam, tutma. Tutmayana da söz vermiyorum, diyor ki seni cennete söz vermem, diyor. Onun için vadimizden, vadimizden öldürmeyenim. Buna münafık kopartlığın gemisi. Münafıkların üç adeti var. Birisi söylerse yalan söylerler, vaat edenlerse hul dönerler, vahipden dönerler. Bu eski adamlarımızın adeti şemsiyeleri gibi Allah ahmak etsin, Hocam ben vaat ettin mi vaadini tuğrak? Her kısmı seviyorum, eblake bir mani olur yapamazsan. Allah'ım çünkü sen mesul olur, tamam vaad etme. Öyle yok yerine vaad edip de vaadinden hık etme.
Size bir şeyi emanet demeye yetince onu eda ediniz. Hainlik yapmayın. Size bir şeyi emanet benim, size ise emanete diyanet etmeyin. Bu da münafığın alameti. Eğer bir emanet verilmiş de ona hainlik ederse, vallahi koydun bir bizan vakayı kapatmış diyor. Emaneti kendi malın gibi muhafaza edeceksin, ashab-ı Allah'ın ayeti celilerinde buyuruyor, Banaınız olsun, cani kebizde o üç gün Ramazan'da vaaz verdim. İşte kaharı da burada. Bu ayete on beş gün emanete vaaz verdim, tükenmiyordu. Koca değiş millet de yakınlıktan kaşın dedi, öyle değiştim. Ya ondan bütün ayıp bir dip geziyordu. Ne diyeyim bu emanen ne kadarmış efendim de? Ben çoğaltmayayım, o gün değil mi cevabınızdan sus orada kalırım. Size biraz müjdeler vereceğim, inşallah onlara çalışın. Peki kardeşim, insanların verdiği emanet de Allah verdiği emanet değil mi? Allah göz verdir, diyor.
Gözümüzü haşerlik yerken kendine bakıp da kayıp vahyollaşınca ne kadar mal yığılmış, boynuna bakıp da haşerlik etmek bu göz ona verilmedi. Sema-yı dilemesi nasıl durduruyor? Yerde suları nasıl oturtıştırıyor? Beni bir kokan sudan nasıl kastettim diye onları bir şey görünce hiddet alsın diye. Buna da çok ayet geliyor. Yerleri, gökleri halfettim. Sakın da ibret almadım bir ibret almanı için. Half et, gök bana duruyor üstünde. Bu göz emanettir. Bunu televizyonlarda trüsün diye vermedi Allah. Bunu Kuran'ı Kerim okusun diye verdi. Bunu Beybullah'a şehit etsin diye verdi. Bunu ulemanın yüzüne baksın diye verdi. Bu göz yok yerine gelmedi, gördüğün de şiddet alsın diye emanettir bu görünüşte. Gelip zarına bakıp da göz suları, şehvetlerini döküp de gözüne altına kestim diye gelmedi. Onun için gözünüzü muhafaza eden emanet çok mühim.
Kulaklarımızda emanet hayır dinleyeceğiz, var dinleyeceğiz, Kuran dinleyeceğiz, televizyon dinlemeyeceğiz, çılgın dinlemeyeceğiz, gıybet dinlemeyeceğiz, iftira dinlemeyeceğiz, dedikodu dinlemeyeceğiz, devlet nasihat, ağzımız bir emanet, gıybet söylemeyeceğiz, iftira etmeyeceğiz, gösterilmeyecekceğiz, bütün ayağımız on yedi tane emanet var Allah'ın videomuzda sahip tüketemez değil mi? Orayı da geçiyorum. Dördüncüsü haram değil de namusumuzu, hikmetinizi koruyun. Eğer haram değil de bu yerlerinizi, gösterinizi korursanız, böyle söz verirseniz ben de sizi cennete girmeye söz veririm. Altı tane şeyini, dört tanesi gitti. Gelin cebindeyim. Beş, gözlerinizi kötü bakışlardan niyet edin, ben de sizi cennete gitmeye siz vereyim. Kötü bakışları bırakın. Sen de ailenla, sen de sonra ailen olacaksın. Dillerin ırkının yüzüne bakma, göz dinası ol.
Onları devinde oturduk beraber dilim katkıyla konuşarak, görüşerek söyleme. Bir dinası olur. Zina yalnız kurayla olmaz, yer gelip namusuyla öllesin zaman yer zinası olur. Gelmesi cahil değil çünkü. Çok güzel, medeniyeti derler. Şimdi bayram ne oluyor, kadın da geliyor, gerçek de geliyor. Kadın geldi mi bana gülüştüler ya olsun, tırmıttaydım. Biz betanın gününün birisiydi, bayramın gününün birisiydi. Kızlar on beş yaşında memeleri sallanarak mektep kızları geldiler. Müdürden neden başladılar? Elleşip geliyor. Bana gelince çünkü eskiden çok korkutmuş babamız ne Allah. Allah da korkutmuş, elini geriye tutup geliyor, elimi bulamıyorlar, geçiyorlar etraftan bakaklar da gülüyor. Bir de İstanbul'da gülüştüler. Burda gülüşürler ancak orda ağlaşırlar. Burda gülen ahirette algılar. Burada ağlayan ahirette güler. Açın aşkıla. Beşinci de gelmiş altı şeyle siz verirseniz deve altıcıyı konuşuyor.
Ellerinizi şer'an caiz olmayan şeylere dirilmeyin, çekin. Elinizi, hem birazdan bahsettiniz varmış merime. Yani elinizi sigaraya gelmeyin, sigara içmeyin, elinizi Trakya değmeyin, elinizi kumar kağıdına değmeyin, bir sürü izahat edin. Eğer elini kumar kağıdına değecek olursan bana hakkınız olsun kitaplar, kara gecenin tanı ile elini yıkamış gibi günahkar olun, umar kağıdı tutarsan, o kağıdı eline alırsan. Elinizi gelin namusuna görmeyin, elimizde hırsızlık gitmeyin, caiz olmayan yere kendinizi vermeyin, ben de sizi cennete girmenize delalet edeyim söz vereyim. Yeniden hocam biri aktarır mısın? Yeni gelenler oldu. Altı şeyh üzerinde bir kimse vaat eder de vaadinde vurursa ben de cehennemi geldiler vaat edeceğim diyor Peygamberimiz. Altı şeyi hakkında şu yürekten teminat verin, ben de sizi cennete, teminata helal etiyim. Buyurun cennetin kapısı açıldı girin.
Birisi söz söylediği zaman sadık olan yalan söylemeyen. İkincisi vaat ettiği vakit anı yerine getiren vaadinden hıfzetmeyen. Üçüncüsü size bir şeyi emanet ve emniyet ediniz onu eda etmek, hainlik yapmamak, emanete hıyanetlik etmemek. Dördüncüsü, haram değil de namusumuzu korumak. Altı beşincisi, gözlerinizi kötü bakışlardan muhafaza evin. Bir insanın namusuna, penceresinden neden evine bakarsa Peygamberimiz bunun gözünü oymak caiz diyor, gözünü oy. Bıçağı ağla, ceviz koyar gibi gözünü oyun çıkarın yahut da gözüne kabaracaksın kör olsun onun gözü. Anneyim evine girerken bile böyle girilmez. Buyurun deyince girilir. Anneyim haydi annen unyansa, çıplaksa bugün Peygamberimiz bu kıza daha çok kuyusu muhafaza etmeyi istiyor, diyor. Altıncısı, elleriniz şey caiz olmayan şeylere devirmeyin, ben de sizi cennete söz veriyorum, diyor. Buyuruyor yapalım Resulullah Hanım.
Hocam daha senin çok şeyin varmış şurada, onların varmış. La Resulullah, Bugün de hep müjde görür. Yani gelmeden korkan oldu, gelmedi bazen ya der ki kusurumuz söylerdi. Ey ben kusuru kendim söylemiyorum ya. Kitap söylüyor da söylenir de bana benim için söylerim diyor. Fitne fücur çıkarmak istiyor. Allah fitnenin ipleri kendi ayağına takılsın, mahzun. Bir adam, her sene çekerim ya bir daha çekeyim, bir adam bir köle satın alacağımış. Hicaz'da neler var ya burada yok. O da diğerine varmış, köle satın alır. Varmış bir keleş bir çocuk, yakışıklı bir oğlan çocuğun sahibine sormalar evleri geldi muayene etmiş, kulaklarına söylemiş, bir iş demiş. Kaç dedim? Üç dedim, olanları duyuyormuş. Şu kaç demiş, bu beş demiş. Gözleri görüyor. Şunun yumdan, şunun yumdan böyle hayvan alır gibi herife göğsüne bakacaksın.
En sonda sormuş senin kölenin bir kusuru var mı satacağın kölenin kafirlere harp edince kırk çocuklarına cariye derlerdi, oğlan çocuğuna görev derlerdi, mahsube alınır sakılırdı. Bizim memleketimizde yok şimdi kalk. Dedim diye çünkü kötü haklarını bilmiyorum. Ne dedik fitnecini yalan, fitnemizi sever. Sana birbirinden unutturmadan hoşlanır. Fitneciliği mi var diyor? Evet. Bir annesiyle biz dil varız, başka çocuğumuz yok, bunu çocuğu vereceğiz. İkimizi nasıl arsalar bilecek fitneleri? Kaça veriyorum? On gün liraya veriyorum. Ben de on gün liraya alıyorum, sevdim çıkıyorum, on gün bahçeye alıyor götürüyorum. Yedi sene e-posta'yla ecel hizmetinde bunu diyor ki memnun oldum köle senden diyor. Şiddet musları harflıyor, bir hasır yiyor, buram yiyor derken bir gün locasıyla, kocasıyla tarım bozuşmuşlar olur ya arada bir küsme çıkmış, üç gün kala küsturmuşlar.
Bundan istifade ederek köle gelmiş arkadaşına arkadaşına yani annesine demiş ki dedi efendim hocam sana, anne fışkırıyor. Bilmem ki küçük bir karşılık cevap gördüm, bir köşede gitti böyle gitmezdi. Yaptı neyse, Anası'yla öldürmeye başlamış. Niye ağlayınız? Demiş. Ben ağlamayayım da kim ağlayasınız? Kim ağlayasınız? Aha benim efendim filan ailesiyle dul bir kadınla iyi öldü. Onu alacak seni öldürmek istiyorlar. Garipten erken gibi küçük dayanamıyorum. Münatık kısmını ağlamasından bileceksin. Söylerkene gözlüm yaş geliversin bu onu ne yapayım alameti. Seni kandıracak ya o şekilde kandırır. Bu ezberimiz dostsun. Yani babam bana ezberletti bunu. Ağlayınca, a, ay oğlum bizde kolayı yok mu bu işin? Ana ben olayı var biliyorum ama sen beceriden giremem mi bilmem.
Surasından, hırt dağından iki tane ustura bıçağıyla, baş bıçağıyla ikisini koparabilirsem ben onun gördüğünlarım, büyü yaparım, o tadından soğunurum sana bu haberleri aşlar, demiş. Kanıncağızın aklı sap olduğundan inanmış, kocasından tarafa demiş, bıçağı vermiş. Buyurkanı alırım ben, korkma oğlum demiş. Kocasına varmış demiş. Şöyle kakasını durmuş, düşündüm ne düşündüm oğlum. Ben düşünmeye bekliyorum diyor, demeye yiyorsun. Hoca uslusa akıllı olur midem bana harap eder diye bokluyor. Ben atançırsam söyle ya. Ne diyeyim? Söyleyemiyorum. Allah'ın dinini seversem söyle vereceğim. Annem demiş ki ne üç gündür bir yerin bir hikaye gidiyor da senin de onun için küs de, Seni götürmeye diş etmiş yendiler de halen bıçağı beri eline aldı seni boğarmanı istiyor. Lan buradan kıl alacağım ne kadar benzemiyor? Allah innelere kahsi etsin böyle kötü be. Bak sen evet diyelim ama ezberimde saklıyorum.
Bu defa ellere bir daha her şeye saklamayı iyi misin? Ben seni alıp ha, elimden ekmek yedim sana kara gidemem, şöyle uykuya yap da seni boğazlamaya gelir mi gelmez mi bir gör, diyor. Ben çıkayım geleyim diyor, öyle senin uykuna taplıyorum. Yani onu mu yetmiyor Muhammed, tecrübe edeyim diyor. Oraya yatıyor, o düşüyor, varıyorum. Şimdi vardım eve fincanları neyi karıştırdım, tüfeği neyi açtım, uykudan uyanamadı, yerin bir uykuda yatıyorum. Çapsın alacak zaman şimdi iyice kalın ama midem varıp burasına yanaşma belki uyanıp ne olur? Şöyle sen de tecrübe et sağı solu bir cadı zattır. Varıyor, zırda büyür, oyalanmıyor böyle bu kadar göğsünün ucuyla bakmış ki elinde geliyor. Kölenin geliyor, doluymuş diye vay hain kadın vay namussuz, sız kadın vay diyor. Böyle yapmayanın iftiralarını. Şu yah yarımın içinde buna benzer fitne olur. Allah şerif ve Muhammed. Amin.
Bu ardına doğru yerinde bıçağa, hırmağına yaklaştırınca tak gibi her dine kadını yikiyor boğanları. Sabeni öldürüyor, pencereden gelip bakıyor ki kadın gebeleniyor, kafası ayrılmış. Kardeşlerine diyor ki, inişleriniz diyor planım ailesiyle iyi de ismi kendi öldürdü diyor. Onlar da geliyor, endişelerini öldürüyor. Çok korkma, çok güzel olmadı. O kazada dört yüz tane gün olmuş. Akraba kabadayı, akraba kabadayı, akraba kabadayı, zırmış geçirmiş. Böyle fitneler var. İnanıp da birden ayağa kalkıp da geliyor, dolduracaksın zır muhakkak bize bunu söyleriz, diyecek boğacağım. Var var. Allah şerlerinden versin. Ben fitneden pek korkarım. Onun için bize dinlerim gitmeye hazırlananlara bir evlat koydun Allah'ın huzuruna, kendi görsün benim vazifemi, bir daha veririm kız oldu, vaaz gelecek diyelim. Safi bu sene benim benim bizim Ahmet'imizin neyin rüyasına kat edemedim. Rabbim helal edin.
Çünkü Allah'ım, Allah'ım, yetim diyorum, yine yere fitne hazırlayın. Bir boyunun çobanını, çobanını şaşırtmak için bir oyadan girer, bir oyadan çobanı şaşırttın mı boyunun içine girer, boğmaya başlar. Bir memlekette hocaların hakkında mı ulaştılar mı? Milletin çobanı olduğu için hocalar milleti ispat edecek, irşad edecek, ilki çobanı şaşırtacaklar, her birini bin yere atacaklar, Allah rızası için zayıf geleni de durduracaklar. Lazım mahrum olsunlar, şunlar da istediğimiz gibi muamele edelim diyecekler, Allah şerrinden