Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Adlı eserden şöyle bir kayıt var. Bütün insanların edebi toplansa, bir araya gelse, Evliyaullah'ın edebinin yanında, deriyadan bir damla mesafesinde arar. Bütün velilerin edebi toplansa bir araya gelse, Peygamberlerimizin edebinin yanında deryadan denizden bir katre kadar olur. Bütün enbiyanın edebi toplansa, bir araya gelse iki cihan günü. Muhammed Mustafa yanında bir damla kalır. Gelin bir Selami okuyalım. Halıkı Lemyezen Habibinin burada edebi Muhammedisinden haber veriyor. Resulullah bir beşerdir, ne melektir ne de cindir Fakat beşer oluşu da müstesnadır. O sizin sıkıntı çekmenize hiç razı olmaz. Çok rauf, çok rahim, çok acıcıdır. Halife Nemyezen Şefaat-i Muhammediyyelerine bizi mazhar kılsın.
Evliyaullah'ın edebi deyince Üstadımızın üstazı, Sami Ramazanoğlu Hadis-i Sallallahü hazretleri, Herenköy'de bir sohbet buyurdular. Sure-i Yusuf'u başından aldılar hemen hemen sonuna kadar bu iki saati geçelim. O mübarek yaşına rağmen Edebi Muhammediyyesi, Edebi İlahiyesi devam ettiler. Üstad-ı Ali'miz yanı başında oturuyorlar bunun arkasında oturanları önünde oturanları tarif edemem. Hiç şüphesiz onlar bütün heyetiyle gelirler bir yere. Mesela Reis-i Cumhur bir yere gidiyor. Başbakanını alır, bakanlarını alır, milletvekillerini alır yerine göre gözde olan seçkin kimseleri de yanına alır gider. Evliyaullah hele Sami Efendimiz Hazretleri gibi kimse kut bulmakta bütün vavsiyet makamına gelmiş. Vavsil ula olmuş. Üçler, beşler, yediler, kırklar, üç yüzler, binler on binlerde gelir onlar. Ondan dolayı o Meclisin tadına koyulmaz.
Dersiniz ki üstadımıza dendiği gibi Efendim konuşmasan bile şöyle otur senin Nur cemaline biz bakalım yeter bizim aradığımız bu derler. Okuyoruz da dinliyoruz da ama sizin gibi güzel bir simayı göremiyoruz. Sohbetlerinin akabinde mübarek seslerinde bir yorgunluk oldu. Kitabı başkası aldı. Gözlerini kitaba diktiler. Sonunda yine sesleri bozulmaya doğru gitti kitabı ellerine aldıklarında bir cümlem yapayım buyurdu mübarek gözlerini yumdu. Sebebini dostları şöyle anlattı dediler ki efendimiz cemaate bakarlardı ama edebi Muhammediyesi bakmaya bile müsaade etmedi. Gözlerini yumarak mevzuya devam etti ve dikkat edin. Onun Ravza ipaki Nebi'deki bir halini, hedefini müşahede etti. Dokuz yüz yetmiş üçtü. Rozai Paki Nebi'nin etrafında bulunan Efendimizin kabri saadetinde hizmet eden on altı on yedi yaşındaki çocukların da ellerini öperek ayrıldı. Kendi yaşları doksana yakındı belki.
İki yerde mübarek veçi saadetleri değişirmiş. Birisi üstazı anlatılırsa Esad-ı Erbiliği demdi mi rengi atarmış. Ona olan aşk ve muhabbetinde. İkincisi de Ravzai Paki Nebi Orada hiçbir kimseye daha el vermemiş. Mübarek elleri öpülürdü. Efendimize muhalefet olur düşüncesi yok da ona olan saygısından elini öpmeye müsaade etmezmiş burada Resulullah var onun toprağında ben varlık mı göstereceğim derecesine. Halbuki onda öyle bir hal olmaz. Onun edebi anlatmakla bitmez. Daha mübarek ayağını son hastalığı müstesna uzatmamış. Ravza-i Fatih Nebi'ye geldiğinde cenazeleri, mübarek ayakları toplu vaziyette. İçeri girdiğinde mübarek ayak kendiliğinden uzanır. İrtihal ederken mübarek ellerini iç elbiselerine doğru götürüyor ve iç iyisini yukarıya doğru kaldırıyormuş. Sekaret hali insanın kendisinden geçtiği andır. Gömleğini içine süt giydiriyor.
Aman ha bir açılma hali olur diye yukarıya doğru kaldırıyormuş. İç giysini aman ha açılmasın diye. Bu ne edep? Allah'ın edebi başka ne olacak? Müstesna bir Allah'ın dostu. Biz daha Üstad-ı Ali'mizin mübarek burunlarını aile içinde sildiğini görmedik. Nasıl duygulanmaz. Hiçbir kimseyi kötü isimle anmamıştır. Mahallemizde ismini münasip şekilde anmadıkları kimseye Ahmet Amca diye. Bir gün uygunsuz kelimeler kullanılınca demiş ki Hasan Efendi bile bana Ahmet amca diyor gelin kötü söz söylemeyin. Peygamberlerimizin edebine gelince sadece bir anımsatmış oluyorum. Bir temas edip geçiyorum mübarek ürünlerinizi meşru edebilmek için. Allah'tan bizden razı olur. Eyyub nerede müptela oldu? Bakın Allah'ım diyor bana merhamet et demiyor. Dikkat edilirse bu dedebe uygun düşmez diyor. Yani bana acı demiyor. Zaten zevce-i muhteremeleri diyor ki Eyyü diyor. Sen Allah'ın bir nebisisin.
Dua etsen duan kabul olur gel dua et. Bakın yaptığı dua şu Bana bir sıkıntı arız oldu. Bak bana merhamet edilmiyor verente erhamurrahimi sen merhamet edenlerin en merhametlisisin diyor Bana merhamet et kelimesini kullanma. Yusuf Aleyhisselam'ın çekmediği ceza kalmadı. Biliyorsunuz en merhametlisi kuyuya atın diyordu. Onlar huzuruna geldiğinde söylediği söze bakın Essahülde. Dedi ki Bugün size hatalarınızı söyleyecek değilim. Size bir drama yok. Bugün sizin için bir kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O merhametlilerin en merhametlisi. Musa çok genç, çok genç bir gencin halini düşünün. O fıtri olan yaratılışta mevcut şehevi arzusunun en doruk noktada olduğu bir zaman. Şimdi Eyyub aleyhisselam'ın sözleri geliyor bir Peygamber kızının edebine de bakın Kuran'ı Kerim'de görürsünüz buyuruluyor ki Rabbimiz utanarak geldi diyor o kız çocuğu gelirken utanarak geldi şimdi.
Bir gencin karşısına babası gönderiyor işte ücretini vermemiz için çağır diyor. Musa Peygamberimize o da geldi Şuayip a. S.' a doğru giderken kız çocuğunun eteğinde rüzgarın tesiriyle açılma gibi bir hal oluyor. O zaman diyor ki kardeşim sen arkadan gel bana önden tarif et arkadan tarif et. Su adi, sola bir çünkü eteği açılınca az bir görünür gibi oldu vücudundan bir parça bakın Peygamber edebine buna bile razı olmadı. Yusuf Aleyhisselamı dedik Züleyha'nın kendisine olan toplumunda zaten Yusuf aleyhisselam deyince güzellerin güzel devamlı yüzüne perde takına bir Peygamberimiz yüzü açıldığında görenin bir hafta yemeğe arzusu kalmıyor. Böyle güzel. Efendimiz buyuruyor ki Hz. Yusuf'un güzelliği anlatılıyor ama ben onunla güzelim buyuruyor. Amenna ve sebdetna. Çünkü Yusuf aleyhisselamı güzelliği Peygamberimizden gelir.
Aişe Annemiz bir ayeti celileye termihan diyor ki İşte Yusuf peygamberimizi görünce kadınlar meyveyi kesecekler ellerini kesmeye başladılar güzelliğinden şaşak aldılar. O şaşkınlıkta ellerini kesiyorlar diyorlar ki bu bir melek-i kerim olsa olsa bir melektir bu başka ne olacak diyorlar. Olsa olsa bu bir Kerim bir melek dediler ölünce. Aişe annemiz diyor ki Yusuf 'ı görünce elini kesen kadınlar benim bir bererim, hepimizin bir bererim, hepimizin sevgilisi Muhammed'imi görselerdi ellerinin yerine, kalplerini keserlerdi. Yusuf Peygamberimiz biliyorsunuz çok güzel Züleyha da güzel. Evinde bulunduğu kadın onun nefsinden murat almak istedi. Kapılarını kapattı. Ya Yusuf gel dedi. Bakın bu Yusuf Peygamberimizin hedefine. Ben Allah'tan korkarım nasıl yaklaşayım? İnşallah kardeşlerimiz, yavrularımız internet kafelerde, internetlerde isyanlardan da bu şekilde kaçsınlar.
Hepimiz kötülüklerden kaçalım. Artık riayet etmezsek, gün gelir kıyametin ne zaman kopacağı belirsiz, uzun zaman da olsa hangi vakitte olsa, ölüm bizim için bir kıyamettir. Acaba nasıl huzura varacağız? Bunu derin derin düşünmelidir. Efendimizin edebi Muhammediyelerine gelince Allah'ım zaten onu edeple tavsiye buyuruyor. Risale-i Nur. Ve şüphesiz Habibim Sen zaten yücesin. Bak teheccüdlerde geliyor Zaten sen yücesin. Bu şiir söyleyenler dahi diyorlar ya Allah bile doymamış ki ben nasıl doyan Muhammed'e Allah bile Habibi'nin nuruna doymamışım. Gel Habibim ben sana aşık olmuşum diyor. Süleyman Çelebi Mevlidinde diyor ki gel habibim ben sana aşık olacağım. Sizin aşkınızdan zerre herhalde isabet ediyor onlar ne oluyor yoksa bizim hiçbir şeyimiz yok. Sizin gibi Allah sevgileri geliyor. Gel Habibim ben sana aşığım. Allah'ımız Celle Celalü böyle bir sevgiliyi de bize Peygamber olarak lütfetmiş.
Diyoruz Elhamdülillah Elhamdülillah Elhamdülillah Elhamdülillah İsa Peygamberimiz ona aşık. Bütün Peygamberler ona aşık. Musa rivayetler olmakla birlikte Habibullah'ı istiyor. Allah'ımız buyuruyor ki Ya Musa sen hevessin olsun ve gelir Bütün Peygamberlerin hasretini çektiği Mirac hadis sesini Sahih-i Buhari'den okuyun orda göreceksiniz. Efendimiz sema katlarını geçerken Peygamberler Adem Peygamberimizden tutun Peygamberlerin hemen hemen cümlesi Efendimizi görmek için hazırlanıyor mu? Bakın şu güzelliğe ki Musa Peygamber şöyle geliyor. Cenabı Hak Sen Tuva Vadisi'ndesin mukaddes bir yerdesin. Ya Musa ayakkabılarını çıkar Habibullah'a ne buyruluyor? Dedevi Muhammedisinden nadimi şerifini çıkartmak isteyince Muhammed'in, Habib'in, sevgilin sen nadi'nin şerifini çıkarma. Senin ayakkabın tozlarıyla sinema var şereflenmek istiyorum.
Ya Resulallah ne olur muhabbet ayaklarınla şu gönüllerimize bassınlar. Ne olur Ya Resulallah şu muhabbet gözlerinde dize bir bak. Ya Muhammed ne olur şu kötülük ve isyandan kurtulmamız için bizim şu gönüllerimize muhabbet emirlerini mühür gibi baksın. Ayaklarını bütün vücudumuza farz bir salgılanıyor. Bütün Peygamberler onu kucaklıyor. Hatta Melaikeyi iman biliyor. Şimdi biliyorsunuz Kutsi şerife geliyor efendimiz Kutsi Şerife geldiğinde bütün enbiyayı uzamda Kutsi Şerife iniyor. Muhammed Mustafa geldi diye bütün peygamberler yeryüzüne iniyor. Efendimiz imam olup onlara namaz kıldırıyor. Ne kadar hamdi sehaza. Öyle bir şefkat, öyle bir edep, öyle bir ahlak var ki Allah'ımız ona sıratı genç buyuruyor. Ümmetim geçmeyince geçmem diyor. Habibim cennete gir, ümmetim girmeyince girmem diyor. Böyle bir peygamber bize nasip olmuş.
Elhamdülillah Elhamdülillah Elhamdülillah Elhamdülillah ne şerefle ne fazilet olur. Musa Peygamber bile Cenabı Hakkın cemalini görmek için Tur Dağı'nda görmek istediğinde lenteran üremezsin denince Muhammed ümmetini arzulamasının tek sebebi burada şudur. Ya Muhammed, ya Musa sen göremeyeceksin ama iftar sofrasında Muhammed ümmeti beni görecek mi? Allah'ım da sonsuz şükürler verirsin. Sonsuz hamd olsun. E Sahibinden ve şüphesiz sen Habibim. La ala flütten anlayıp en yüce ahlak üzeresin. Ahlakını tavsiye buyururken, anlatırlarken af yolunu tutar iyilikle emreder cahillerden de uza dur diye buyuruluyor. Ahlak-ı Muhammediyesinin hepsinin içerisinde bulunduğu Hadis-i Şerif ile nihayete erdirelim kardeşimizin okuyacağı Kuran'da. Ile. Seninle alakasını kesenle alaka kur. Ve ah vehmen haram et. Seni mahrum edenlere ver. Kötülük edenlere de iyilik et.
Şimdi biz Yusuf peygamberimizden anlattık ya kardeşlerine söylediği söz. Ben diyor sizin yüzünüze bile getirmeyeceğim yaptıklarınızı diyor. Efendimiz Mekke fethedildi Kabe'nin kapısına durdu. Bunu memleketinden çıkardılar yani bu küçük bir iş değil. Anasının, babasının, amcasının, dayısının, akrabasının, teyzesinin, halasının bulunduğu bilgiler. İnsanın alıştığı bir mekan. Orada doğdu orada büyüdü Efendimiz ısındığı bir yeri rahat ettiği bir yeri Allah'ımızın birçok nimetlerinin bulunduğu mekan ve çıkarken de öyle buyurdu. Ben çıkmak istemezdim ama düşmanlar çıkarıyor dedi Efendimiz. Saygı gittiler. O çıkaranlar en az hakaret edenler onlar. Daha neler neler Efendimizin söylediği söz kardeşim Yusuf'un dediğini diyor. Sizin yüzünüze bile bana şöyle ettiniz böyle ettiniz demiyor. Allah'ımız edebi Muhammediyye ile hepimizi edeplendirsin.
Efendimizi Efendimizi ruhaniyetini gönülden isteyeceğiz. O böyle bir cemaate gelir. Sizin gibi gönlü aşık, kalbi yanan, gözü mübarek ismini duyunca ağlayanlara gelir. Hiç bizim için gelmese bile burada sevgili evladı üstadımız var. İnşallah onun hürmetine gelir. Yapmış olduğumuz dualarımızı dergahı ilahiyyende ahseni kabulle makbul eyle. Bizi kendine layık kul eyle. Habibine layık ümmet eyle. Amin. Düşmanlarımıza layık evlat eyle. Amin. Birbirlerimize saygılı kardeşler eyle. Amin. Biz burada topladığın gibi yarın mahşerde vibe vlam sancağı altında da toplanmayı bize nasip eyle ya. Orada güneşin şiddetinden hararetinden bizlere muhafaza eyle ya Rabbi. Burada bize nefsin, şeytanın, kötü niyetli insanların ve nefsani arzuların bütün fenalık şiddetinden muhafaza ettiğin gibi bizi de burada Habibi'in muhabbetine eriştir yani. Zati'nin sevgisine ulaştır yani.
Eğer burada riayet edersek orada da senin lütfun ve sonsuz olduğu müjdesi Hadis-i Şeriflerde ve ayat-ı ilahiyede bellidir. Ya Rabbi bizi ne olur? Senin seveceğin amellere delalet eyle. Sevdiğin amelleri yapmaya muvaffak eyle. Habib'in istediği ümmetten, Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.