Merhabalar sevgili ne işler misin? İhsan Mektebi programımızın bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugünkü programımızda sizlere Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan dua konulu sohbeti aktarmaya devam edeceğim inşallah. Müşrikler Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi Uhud Harbi'nde yaraladılar ve mübarek dişini kırdılar ve mübarek yüzünü al kana boyadılar. Ashab-ı Kiram'a bu hal pek ağır geldi. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh dedi ki, Ya Resulallah anam babam sana feda olsun. Nuh peygamber kavmine beddua ile de yara buyurdu. Eğer sen de bize beddua etseydin cümlemiz helak olurduk. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de veya diye dua etti. Yani ya Rab, benim kavmimi sen mağfiret eyle ve sen hidayet eyle. Zira onlar bilmezler buyurdu. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretlerinin sabır ve affı dereceyi kemaldeydi.
Gerçi Hendek Harbi'nde Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz küffara beddua edip bizi meşgul edip salatı vustadan ikindi namazından alıkoydular, Allahutaala Hazretleri kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun buyurdular. Küffar ile muharebede son derece şiddetle devam ve iştigallerinden ikindi namazlarını geçirip badel gurup yani güneşin batımından sonra kaza etmişlerdi. Namaz imandan sonra pek mühim bir ibadet olduğundan terki asla caiz olamaz. Peygamberimiz Uhud Harbi'nde yüzüne erişen yara ve ezaya tahammül eylediler fakat namazına verdin yüzüne erişen ezaya tahammül etmediler. Çünkü namaza tecavüzlerinden Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri'nin hukukunu tercih eylediler. Nitekim Hak Sübhanehu ve Teala Hazretleri derdini İslam'a eza ve ihanet kast eden küffara karşı şiddet ve hilzat edilmesini emir buyurmuşlardır.
Ey peygamber kafirlerle ve münafıklarla savaş, kafirlerle kılınçla, münafıklarla, dille, ilzamı hüccetle karşılarında çetin ol ayeti hükmünce küffar ve münafıkin ile cihad üzere olup onlara şiddet ve rılzat ederlerdi. Dini İslam'a ihanet ve düşmanlık eden küffara karşı beddua etmek lazımdır. Fakat mazlumun da bedduasından sakınmak, hazer etmek gereklidir. Nitekim Mazlumun duasından sakınınız, zira sürati icabette semaya şerare gibi yükselir, buyrulmuştur. Ebu Hureyre Radıyallahu Anh'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurmuştur. Üç kimsenin duası reddolunmaz. Bir, adil sultanın. İki, iftar edinceye kadar oruçlunun. Üç mazlumun duası. Allah onu bulutların üzerine çıkarır, semanın kapılarını açar ve şöyle buyurur. İzzet ve celalim hakkı için bir müddet sonra da olsa sana muhakkak surette yardım edeceğim.
Binaenaleyh mazlumun doğasından sakınmak lazımdır. Yani zulüm ve haksızlık yapıp mazlumun kalbini yıkıp da Cenab-ı Hakk'a karşı ah ettirmemek lazımdır. Hastalık ve Deva. Ebu Hüreyre radiyallahu anh'dan rivayete göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hak Teala Hazretleri şifasını inzal etmediği bir hastalığı inzal etmemiştir, buyurmuştur. Ve yine İmam Ahmed Enes radiyallahu anh'dan rivayet eder ki muhakkak ki Allahutaala Hazretleri hastalığı yarattığı yerde deva da yaratmıştır. O halde tedavi olunuz, buyrulmuştur. Yani şifa verici malzemeler kullanın demektir. Ebu Derdi radıyallahu anh'dan rivayeten Fahri Alem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri muhakkak ki Allah Teala Hazretleri her hastalık için bir deva yaratmıştır. Şimdi deva istimal edin ve haram olan şey ile tedavi olmayın diye buyurmuşlardır. Yani Allah sizin şifanızı size haram kıldığı bir şeye koymamıştır buyrulmaktadır.