Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Sevgili dinleyicimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz bugün de. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallahü Sirrahü'l-Aziz'in Musahabe isimli eserinin beşinci celdinden sizlere yine bazı Hadis-i Şerifleri aktarmak istiyorum. Peygamberimize Hadis-i Şeriflerle başlıyoruz bugünkü programımıza. Kim bana itaat ederse hakikatte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de bana isyan ederse şüphesiz Allah'a asi olmuş olur. Şüphesiz ben lanet edici olarak değil, sırf rahmet olarak gönderildim.
Ben ben kendisine babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevimli oluncaya kadar gerçek iman etmiş olamaz. Abdullah Bin Hişam radıyallahu anh'dan rivayet ediliyor. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mahiyetinde idik. O, Ömer radıyallahu anh'ın elini tutuyordu. Ömer radıyallahu anh ona dedi ki Ya Rasulallah sen bana canımdan başka her şeyden sevimlisin. Bunun üzerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdular. Hayır ruhum kudret elinde bulunan Allah'a andolsun ki ben sana canından da sevimli oluncaya kadar imanın kemalini bulmaz. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bunu söyleyince Ömer radiyallahu Anh'ı işte hakikat şimdi Ya Rasulallah sen bana muhakkak canımdan da sevimlisin dedi. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de şimdi imanın kemaline erdi Ya Ömer buyurdu. Kişi sevdiği ile beraberdir.
Abdullah bin Mesud radıyallahu anh diyor ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna bir adam geldi ve dedi ki Ya Resulullah kendilerine katılmamış bir kavmi bir zümreyi 7 kimse hakkında ne buyurursunuz? Bunun üzerine Resul-i Kerrem sallallahu aleyhi ve sellem bu hadisi iran buyurdu. Demek kim bir kavmi ihlas ile severse onların yaptığını yapmasa da o kavimden sayılır. Çünkü kalpleri arasında bir yaklaşma yerleşmiştir. Bu sevgi onlarla uyuşmaya sebep olabilir, onlarla uyuşmaya o kişiyi götürür. Bu hadiste iyi adamları, onların gidişlerine uyma durumu umulduğu için sevmeye teşvik vardır. Kıyamet günü insanların bana en yakını üzerime çok salat edenidir. Kim bana bir kere salat ederse Allah ona on salat eder, onun on günahını affeder, derecesini on kat yükseltir. Kuran-ı Hakim'in El Ahzab suresinde estaidi billah.
Şüphesiz Allah da melekleri de o peygambere çok salat ederler ve onu tekrim ederler. Ey iman edenler siz de salat edin. Tam bir teslimiyetle selam verin. Salat ehli lügatten birçoğuna göre dua, tebrik, temcit ve tazim manalarınadır. Rağıb el-İsfahani, Cenab-ı Hakk'ın ve peygamberinin Müslümanlar hakkındaki salatı onları tezkiye ve rahmetine mazhar buyurmasıdır. Meleklerin salatı dua ve istiğfardır. İnsanların salatı da öyledir. Namaza salat denilmesinin, aslının dua olmasındandır diyor. Cürcani, Allah'tan salat, rahmet. Meleklerden salat, istiğfar, müminlerden salat, hayır ve dua demektir diyor. İbn Hacer'e göre Allah'tan Peygamberine salatın manası ona rahmetini artırmasıdır. Diğer insanlara salata ise Ale-Idlak rahmet ve tezkiyedir. Mücahit'e göre ise Allah'tan salat, Tevfik ve ismet meleklerden salat, avn ve Nusret yani yardım, ümmetten salat ise ona tabi olmaktır.
Bazıları da Allah'ın peygamberine salatı, onun şerefini yüceltme ve tekrim, meleklerin salatı onun mükerremliğini izhar, ümmetin salatı da onun şefaatını taleptir demişlerdir. Seyyid Murtaza ezzibidi'ye göre meleklerden salatın manasına atıf esirgemedir. Cenab-ı Hakk'a nispet edilince kullarını melekleri nezdinde medih ve sena etmiş demek olur ki bu Allah'ın Peygamberine salatının tefsirine daha layıktır. Yahut kemal-i rahmeti manasınadır. Cenab-ı Hakk'tan gayrıya nispet edilince manası hayır ile duadır. Hazreti Ali radıyallahu anh ve keremallahu ve cehden şöyle rivayet olunmuştur. Ayetin başındaki Ya ey Yuhan'ın yası nefse, ey yüzü kalbe, hası ruha hitaptır. Sanki Cenab-ı Hak habibine salat ederken onun şanını yalnız dilinizle değil nefsinizle, kalplerinizle, ruhlarınızla da tazim ve tekrim edin buyurmuştur. Allahümme salli ala Muhammed.
Allah'ım Muhammed'in zikrini yücelt, davetini galip ve şeriatını daim kılmak suretiyle onun dünyada da ahirette de tekrim ve tazim buyur. Onu ümmeti hakkında şefaatçi kıl. Ecrini, derecesini kat kat artır demektir. Salattan murat Allah'ın emrine imtisal ve Resulu sallallahu aleyhi ve sellem bizim üzerimizdeki hakkını edaya cehdetmek suretiyle Cenab-ı Hakk'a yaklaşmaktır. Bizim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e salat etmemiz bizden ona haşa bir şefaat değildir. Fakat Cenabı Hakk'ın bize in'am ve ihsan edene iyilikle mukabele etmemizi emir buyurduğu ve Rasul-ü Ekreme edilen Salahat ve Dua-i Acizane'ize nazaran ve lütfen kafi gördüğü içindir ki bu vazifemizi ifaya son derece çalışmalıyız sevgili kardeşler. Cenabı Hakk'ın Habibi'ne salatı onu melekleri nezdinde sena buyurması, meleklerin ona salatı da kendisine dua etmeleridir.
Az önce zikretmiş olduğum ayet-i celile nazil olunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine selam verilmesini ashabına emretti. Ashab-ı Kiram ve sonra gelenlerde gerek mübarek kabri Nebevilerini ziyarette ve gerek ismi ali Nebevileri anıldığı zaman ona selam vermekle emredilmişlerdir. Bu selamın manasında üç vecih vardır. Birincisi her türlü noksanlıklardan ve afetten. Selam sana ve beraberinde bulunanlara olsun. Bu suretle selam mastar olur. İkincisi selam seni hıfz ve sıyanette ikram-ı gayette daim, kaim ve kefil olsun. Bu suretle selam Allahü Teala'nın esma-i Hüsnasından olur ki selamet veren Zat-ı Ecellü Ala demektir. Cenab-ı Hakk'ın isimleri için de bundan başka mastar yoktur. Üçüncüsü de itaat manasınadır ki teslim de Nitekim Cenab-ı Hakk Öyle değil.
Rabbine andolsun ki onlar aralarında kimi oraya kimi buraya çektikleri, kavga ettikleri şeylerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden yürekleri hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar buyuruyor. Selam, selamet, dış ve iç afetlerden azade olmaktır. Allahu Teala'ya selam denilmesi kendisine layık olmayan şeylerden salim ve münezzeh bulunmasındandır. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zaman ve mekan ile tahdit edilmeksizin, sınırlandırılmaksızın salat etmek icma ile farzdır. Çünkü Cenabı Hak ona salat etmemizi emir buyurmuştur. Selef ve tefsir uleması bu emri vücuba yani vacipliğe hamlediyorlar. Allahu Teala Hazretleri bütün ve teslimiyetle selam getirmelerini farz kılmış ve bu farzın ifasını muayyen bir vakte hasretmemiştir. Kişinin ona salat ve selamı çok yapması ve bunu terk etmemesi vaciptir.
İmam Malik ve ashabı ile birçok ilim erbabına göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tam bir samimiyet ve iman ile vakit ve miktar da tayin etmeksizin ve yalnız namaza münhasıran olmaksızın salat etmek farzdır. Kim ömründe bu surette velev ki bir defa salat ederse, uhdesinden farz sakıt olur. İmam Şafii'nin ashabına göre ise Cenabı Hak'kın ve Resulünün emir ve farz ettiği salat, namazdaki teşehhütten sonra okunan salattır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vessellem'e getirilecek Salavatı Şerife'nin muhtelif metinleri ve bunların istinat ettikleri bazı rivayetler vardır. Metni kısa fakat manası çok zengin ve sahih rivayetlere uygun salavattan biri de şudur sevgili dinleyiciler. Hakikat Allah Teala'nın yeryüzünde seyahat eden öyle melekleri vardır ki onlar ümmetimden bana olan selamı ulaştırırlar.
Kim bana günde yüz defa salat ederse Allah onun yetmişi ahiretine, otuzu dünyasına ait olmak üzere yüz ihtiyacını bitirir. Yanında anıldığımda yevm-i meşhuddur. Gerçek bir kimse bana salat etmeye dursun, yani salat ederse onun salatı muhakkak bitince bana arz olunur. Übey bin Ka'b radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kalkmış da şöyle demişti. Ey insanlar, Allah'ı zikredin. Racife geldi. Radife onun ensesine binecek olan da gelecek. Ölüm kendisinde olan bütün şiddetiyle Ölüm kendisinde olan bütün şiddetiyle geldi. Ben de kendisine, ey Allah'ın Rasulü gerçekten ben sana çok salat ediyorum. Bu salatımı sana ne kadar yapayım dedim. Buyurdu ki, dilediğin kadar. Zikrimin dörtte biri kadar olsun mu dedim. Şöyle buyurdu. Dilediğin kadar yap. Fakat arttırırsan bu senin için daha hayırlıdır dedim.
Yarısı olursa nasıl olur? Buyurdu ki, dilediğin kadar artırırsan senin için daha hayırlıdır. Yine söyledim. O halde üçte iki kadar mı? Buyurdu ki, dilediğin kadar. Fakat artırırsan senin için daha hayırlıdır. Tekrar dedim. Bütün zikrimi sana salat olarak yapayım mı? Buyurdu ki, bu takdirde o senin maksadına yeter tutulur. Günahın da mağfiret olunur. En-Nazihad Suresindeki Racife o gün sarsan sarsacak. Vadife onun ensesine binecek olan da ardından gelecek. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem maksadı o dehşetli günleri hatırlatmak ve ahirete hazırlanmayı teşvik etmektir. Sevgili Nijerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Zerrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden Peygamberimize muhabbete dair bir sohbeti aktarmaya çalıştım.
Bir sonraki programımızda bir başka konuda birlikte olabilmek umut ve arzusuyla Allah'a emanet olunuz. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.