Kadın olsun, bu hilkat olsun, cariye olsun, köle olsun, kim olursa olsun birikirse, ismini Yeşidir de, ismini duyar da, Muhammed deliler de, Mustafa deliler de, Mahmut deliler de, Ahmet deliler de, iki yüz on bir isminden birini duyar da, salahı selam getirmezse, buyurmuşsun, Allah'ım Bunlar bana cefa etmiş olur, Peygamberimiz bana cefa etmiş olur. Resulullah'a cefa ile hiç felah buldun mu o hayatta? Şimdi cebe ettiyse o belasını buldu. Resulullah'ın huzuruna cebe yer benim için gönderdikleri, dedi ki siz iman ediniz, ilk yerinde gecesinde, Ebu Leheb imana müsait değil, istiyadabi yok, kalbi yok, Allah kendi ambudesi, mevsiminde bulunan mucizeyi açıktan gören, adama imanı nasip etmedi, nasıl eylem belirinde şimdi? Bin dört yüz sene sonra bize imanı nasip ettiren Hutbe'yle bu tebeye dedi ki birisinde büyük kızı, küçük de küçük kızı, Rukiye Zeynep Peygamberimizin kızları, onda nikahlıydı.
Kızlarını boşarsanız, kızlarını boşarsanız, kızları ağlayarak girerse inanırım. Size istediğimiz yerden kız bulurum dediler, bu cahil. Osman-ı senin olayım de benim verdiğim cennette diyor peygamberimiz. Yüz dile, sahrayla beraber ikisini Allah yolunda bahşeden Osman'a. Hayasından, peygamberimiz bir huyunun başında oturuyor, ayaklarını sarkıtmıştı suya, sendik gelsin diye. Ebu'daki Sikut da geldi oturdu, Ya Resulallah, biz geliğinizde böyle bir hareket göstermediniz, Osman-ı Zihniureyhin gelince niye ayağınızı çeki verdiniz de üstünü örttünüz de diz çöktünüz? Esretiyle yemin ediyorum ki Püh senin gözünden dedi. Yüzüne tükürük varmadan melekler tarafından geriye gönderilmiş geldiği yüzüne düştü, orayı ateş gibi yaptı. Yenilince yarasına tutundu, onu yerden geberdi gitti. Allah sana da dedi, hayvanlardan dilimi Musa eylesin de bir hayvan seni gebersin iyi mi dedi.
Peygamberimiz ben kızlarımı amcalara gönderdiniz değil mi dedi. Ebu Leheb ağlayarak dedi ki Onun duası daha sapmadı şimdi ya da, duası daha vur onun dedi. Yavrum yıldızlar almışsın, sen o yarana dönün seni de bir hayvan söndürür göreceksin dedi. Hem böyle biliyor, hem iman etmiyor. Hem biz görmedik, hem iman ettik adam. Ben seni sevdik diye söylüyorum bunu, kerten bir konuşuyorum. Şu anda ticarete girerken Ebu Leheb, develeri böyle kırptırır, ağzını dışarıya, askerlerini de çevirir. Ülkdeyle ortaya koy, yani develerin ve insanların en gür ortasında bunu yatırır, bir hayvan yemesin diye. Bir aslan geldi gece. Hepsini boğularak, onlar gelmemiş. Allah ona bile cep çekil verdi.
Nem-i Nemru'u öldüren sineğe'yi öldüren sineğe, gıllanmış kuşuna, o taşın üstünde evliliğe yazdılar, birisine akmatıp götürdü de işte bütün asker Ne bileyim esirler, Allah açıktan buyuruyor, sen görmedin mi onun doğmasından kırk beş bin eklediği inanma. Onun bu görmenin doldu bütün işler. Anasının baktığında çıkmış, oradan duaya başlar. Yani bir şeyi çok duyduk doyarsanız onu görme manasında olur. Burayı çek, biz de geldi de yemedim mi? Görmedin mi? Görmedim ama görmüş gibi duyduk. Allah'ımız da ellem iradem yerine ellemdea buyurdu. Sen görmedin mi? Ashab-ı fille ne yaptı Allah görmedin mi? Allah seni ayağına dolaştırsın. Hadi dediniz. Allah dinimize, imanımıza, Kuranımıza, kitabımıza, şeriatımıza, orucumuza diye kin hatara bilen Allah almışsınız, ganimet etmişsiniz, derelerinize gelin dedi Urfa. Yazık size. Ben de Beytullah'ı yıkma diye geldim zannettim.