Peygamber Sevgisi ve Sünneti Seniyyenin Önemi | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Peygamber Sevgisi ve Sünneti Seniyyenin Önemi
Peygamber Sevgisi ve Sünneti Seniyyenin Önemi kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Nedir? Peygamberimizi sevmenin bedeli sünneti seniyyesine bir ayettir. Çünkü Rabbimiz onu bize en güzel örnek olarak gönderdi. İnsanın tabiatında güzel olana meyil var. Güzel olana meyil. İnsanın tabiatında mevcut bu. O zaman biz güzeli arayacağız. Güzel kimdi?…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Nedir? Peygamberimizi sevmenin bedeli sünneti seniyyesine bir ayettir. Çünkü Rabbimiz onu bize en güzel örnek olarak gönderdi. İnsanın tabiatında güzel olana meyil var. Güzel olana meyil. İnsanın tabiatında mevcut bu. O zaman biz güzeli arayacağız. Güzel kimdi? Güzel. Hiç şüphesiz Allah'ımızın tecelli ilahisinin hepsine mazhar olan Peygamberimizdir. Mesela kainat bir tecelliye mazhar, Halık sıfatını. Efendimiz ise bütün sıfat-ı ilahiyenin mazharı ama mazharı taamdır. Şimdi bu mazhariyet, o sıfat-ı ilahiye bizim halimize göre değişir. Müminin imanına, bir velinin velayetine, velayetin kendi arasında üç mertebesi var. O mertebelere göre değişir. Efendimizin amaç saadet ölçüsü içerisinde, Peygamberlik ölçüsü içerisinde tecelliye mazhar oluşu tamdır. Ondan dolayı biz Efendimizi örnek alacağız.
Zaten Rabbimiz onu bize örnek olarak sunmuştur. Efendimize karşı ahlaki sorumluluklarımız vardır. Bunları eksiksiz yerine getirmeli ve Peygamberimizle bir gönül bağı kurmalıyız. Zaten yolun esasında o değil mi? İlkokulda okuyorsunuz. Ilkokuldaki hocanızla bir alakanız var. Oradan sonra liseye geçiyorsunuz, lisedeki hocalarla. Oradan daha öteye geçiyorsunuz üniversitede, daha üniversite bu şekilde gidiyor. Bu başta kardeşlik ölçüsü içerisinde Allah için kardeş olmak bunu yerine getirebilirsek, sonra bizim yapacağımız vazife nedir? Bize yol gösteren mürşid-i kamilde fani olmak. Hani onda yok olmak demek. Vermiş olduğun emirlere, ilahi emirlere sıkı sıkıya yapışmak demek. Sonra Efendimiz aleyhissalatu vesselama karşı bir gönül bağı kurulacaktır. Bu gönül bağı siz rabıtanızda yaşarsınız bunu. Muratebenizde yaşarsınız.
Hep ölçüleri verilmiş ama yaşayamıyoruz dersek yaşayamamamızın sebebi sünnet seviyesine riayet etme işimizdendir. Efendimizi çok seveceğiz. Bu bize verilen artık bir görevdir. Tevbe Suresi'nde ele alınmıştır. Üç sevgi var. Birisi Allah'ımıza olan sevgi. İkincisi Resulüne olan sevgi. Üçüncüsü de cihat sevgisidir. Yalnız bu sevgide sınırsız sevgi sadece Cenab-ı Hakk'a aittir. Onu ne kadar seversen sev ama diğerlerine olan sevgimizde mesela Peygamberimize ilahlık vermemek şartıyla ne kadar seversen sev. Biliyorsunuz birisi gelip secdeye kapanıyordu da Efendimiz aleyhissalatu vesselam derhal memnuntiler. Bana İsa aleyhisselamı uçurup kaçırdıkları gibi beni methetmeyin. Bana Allah'ın kulu ve Rasulü deyin. Şehadette okuyoruz ya. Hakk kulu ve Rasulü diyoruz. Allah'ın kulu ve Rasulü. Çünkü Kuran-ı Azimüşşan'da Cenabı Hak Habibini, diye nitelendiriliyor.
Sonra Peygamberimiz anıldığında Salavatı Şerife okuyacağız. O anıldığı zaman, yüce Allah Efendimizin kendi katındaki değerinden dolayı salatü selam okuduğunu müminlere bildirmiştir. Desarlı. Ona Allah da salat ediyor. Melekler de salat ediyor. Allahu Teala'nın Resulullah'a salatı ne demektir? Allah şimdi Celle Celalühu, Habibine salat ne demek bu? Onu dövmesi rahmetlidir. Habibini dövmesidir, rahmetlidir. Meleklerin salahatı ise onun makamının yücelmesi için Allah'a dua etmeleridir. Selamı öğreneceğiz. Neymiş? Allah'ımızın ona habibine salahatı onu nettir. Onu dövmedir ve rahmetidir. Meleklerin Habibullah'ın makamının yücelmesi için dua etmektir. Zaten o Makamı Mahmud büyük bir şefaatin sahibidir. Efendimize çokça salat edenlerin ahirette buna yakın bulacakları şöyle buyrulmuştur. Kıyamet gününde bana en yakın olanlar velayetimi kazananlar, bana en çok salat edenlerdir.
Peygamber Sevgisi ve Sünneti Seniyyenin Önemi ne anlatıyor?
Peygamber Sevgisi ve Sünneti Seniyyenin Önemi kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Nedir? Peygamberimizi sevmenin bedeli sünneti seniyyesine bir ayettir. Çünkü Rabbimiz onu bize en güzel örnek olarak gönderdi. İnsanın tabiatında güzel olana meyil var. Güzel olana meyil. İnsanın tabiatında mevcut bu. O zaman biz güzeli arayacağız. Güzel kimdi?…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
En çok salatü selam getirirlerdir. Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Gerçek cimrilerin Efendimizin adı anıldığı zaman, salatü selam okumayanlardır. Peygamber, Muhammed böyle dinlemeleri. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem veya aleyhissalatu vesselam Efendimiz Kendisine salatü selamı okuduğumuzda meleklerin de o kişiye salat ettikleri haber verilmiştir. Melekler de o kimseye Allah'ınızın rahmetinin yağması için dua gidiyorlar. Cuma günleri bana daha çok salat-ı selam getirdiniz. Çünkü sizin salat-ı selamlarınız o gün bana arz olunur buyuruyor. Her bir tanışıklık meydana getireceğiz Efendimize kendi aramızdan sallanacak. Kendisine okunan bir salatü selam'a karşılık Allah'ın bu salatü selam'ı okuyana on defa salat edeceğini ve onun on günahını sileceğini bildirmiştir. Ne kadar kıymetli, ne kadar güzel.
Bir de Efendimizin ismi anıldığında Peygamberimize karşı ondan bahsedilirken edepli olmamız gerekir. Bir kere bahs olunan Allah'ın sevgilisi kainat onun yüzü suyu hürmetine yaratılmış Hatemün Nebiyyin Nebilerin sonuncusu bütün enbiyada ki güzelliklerin madeni iki cihan güneşidir. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ona karşı çok edepli olmamız da zaten Hucurat Suresine indirilir. Okursunuz onu takip edin. Mesela bir program yapın kendinize. Biz bu programları size sunduk. Aman ha onun üzerinde iyi durursun. Çok dikkat edin. O bizi yetiştirecek olan bir programdır. Hepinizi bilgi sahibi edecek, cehaletten kurtaracak bir program. Bunlar kardeşlerimiz iyi çalışsın. Bunu verenler güzel çalışsınlar. Sonra arkadaşlarına mutlu tuttursunlar. Tutabilecek durumda olanlara. Benim kardeşlerim, eğer yazarken, eğer demeyin artık üzerinde duralım. Eğri neyi yok bu işin. Bir defterler olsun.
O deftere yazsınlar. Mesela diyor ki, alt buyurun utanıyorum ama bir pasu rahatsızlığı dedi mi? Allah'ım diyor bende böyle bir rahatsızlık var, yillardan beri çekiyorum, bir şu kaderi kağıt bir yazayım diyor. Hangi otlar şifaymış diyor. Ne yaparsam? Işte Allah'ımızın lütfettiği şifaya erişirim diyor. Bak bir basur hastalığını tedavisi olarak gösterilen ilaçları nasıl yazıyoruz? Ve o kağıdı kaybetmiyoruz? Bunlar bizim kafamızı, gönlümüzü, ruhumuzu, iyileştirecek olan konulardır. Bundan dolayı bir küçük defterimiz olur bu çok. Olması gerekir ve yazarız. Mesela ilk konumuz din nedir? Din Allah ile kul arasındaki muameledir. Din Allah ile kul arasındaki muameledir. Din bir kuraldır. Şuraya oturuşumuz bire bire bir kurala bağlıdır. Konuşmamız da kurala bağlıdır. Her hareketimiz başıboş değiliz. İnsan başıboş bırakıldığını mı zanneder?
Böyle dikkatlilerimiz, çok istiğfar veririz Allah'ın izniyle. İyi bir tahrif edelim artık tembelliklerimiz geçer ve böyle de bir yol açılınca, demek ki tembelliğe vesile biz olmuşuz. Böyle bir yol açıldığı zaman biiznillahi Teala kafanın kiri, pası, o durgunluklar, hepsi hallolurup geliyor. Elhamdülillah diyoruz, ne güzel faydalanıyoruz, istifade ediyoruz diye. Çok seviniyorum bu çalışmalarınızdan dolayı. Çünkü bütün insanlığa faydalı olurmuş oluyor. Dinin Kuran'daki anlamına bakıyorsunuz. Nedir? Kuran'ı Kerim'deki anlamı dini bir cezadır, mükafattır. Bu da ahirette ihsan edeceğiniz güldür. Bunun sünnetteki yerine baktığımız zaman sünnette de haya manasına da gelir. Nasihat manalarını da içerir. Bunun yanında sınıflanmasını yaparsınız. Dinlenin, asla dinlen. Ta Adem 'dan Efendimiz'e kadar birdir. Adı İslam'dır. O sonradan Yahudi ve Nasrani diye ifade edilmiştir. Sonradan.
Yoksa hepsi İslam'dır. Şimdi kutsal olanlar var. Kutsal biliyorsunuz hepsi kutsal ilahi olanlar. Bir de kutsallığını bozanlar var. O da nedir? Yahu ve Nasara. Bir de hiç ilahi emirle münasebeti olmayan Brahman gibi, Hinduizm gibi, Konfüçyüs gibi vesaire görüşler var. Hepsi yanlıştır. Böyle incelenir ve malumat huzur. Efendimiz şimdi anıldığı zaman edepli olacağız. Bu söz şundan ileri geliyor. Diyoruz ki mesela bir Hucurat suresi okuyacağız. Kardeşlerim siz gayret gösterirsiniz. Bakın çok azım etmemiz gerekiyor. İnsanlara sonuç çok önemli. Tezgahtardır. Yani şu ticarette bile tezgahtar çok önemlidir. Eğer iyi bir tezgahtarınız olursa satışınız bildiğiniz gibi olmaz. Yani şu ilahi emirlerin tezgahtarı olmamız gerekiyor. Bak çocuklarımızdan mahrumuz diye diye diye bir dahil kalmadı. Siz kimsiniz. Şuradan kardeşlerimizle görüşüyoruz. Kendi arkadaşlarımızın çocukları. Soruyorum Kuran diyor.
Bilmiyorum diyor. Biri biliyorum dedim. Bir diğeri bilmiyorum dedim. Az bir alaka. Hadi selam verip geçiyorum. Üstadımız bu kasabalar olduğu için ben dedim onun memleketinde olanlara saygı duyarım. Siz de bir el-üç yüzü alın. Kuran'ı Kerim'i öğrenelim. O da kabul etti böyle yumuşak yumuşak ifade veriliyor. Bu kadar mısın bir alaka istiyor. Şimdi bir kişi ile olacağı iş değil. Hepimizin bir kaydet, göstermesi gerekiyor. Şöyle düşünün İslam garip olarak geldi, garip diye dönecek. Bakın aile hayatı efesuh etmiş durumda. Aile hayatı bozulmuş durumda. Boşanmalar had safhaya vardı. Evlilikler bir, iki, üç değil dokuz ona vardı evlilikler. Öyle çılgınlıklar var ki, öyle çılgınlıklar var ki dinimizin helalından olmak şartıyla. Bir, iki, üç, dört derken bu ona çıktı. O internet kafelerde çıktı. O gizli evliliklerde çıktı. Neler, neler, neler duyduklarımız hep bundan dolayı biz mesulüz.
Allah'ın dinde mesulüz, yol göstermemiz gerekir. Bir memlekette bulunuyorduk. Kardeşlerimiz de vardır. Dedi ki Buradan kes çıkalım. Çünkü buraya isyanın çok olduğu mahal. Bir müddet sonra birisi dedi ki çok yanlış üşüürüz. Burda isyan işleniyor diye tez çıkalım demeyeceğiz. Çünkü Mekke şirk içerisinde idi. Ateşe tapanları bile vardı. Yahudisi de vardı. Hrıstiyanı da vardı. Bu çok bir mahal. Tam insanların, azmış olduğu, cahilliği dönem diyoruz ya, cahiliyet dönemiydi. Efendimiz ne yaptı? Bunlar cahillerdir diye içinden çıkıp gitmedi, onlar çıkardı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Onların irşad ve ıslahı için, bir Ebu Leheb, bir Ebu Cehil, bir Velid bin Muğire defalarca, onlarca defa kapılarını çaldı İslam'a davet etti. Hepimiz görevliyiz. Bunu çokça diyoruz. Gelin böyle yapalım.
Bak buraya iyice bir müddet ettiğimizde bu gibi yerlere, yanımıza bir başkasını da almayı iştirak edelim. Edelim. Söylemeyelim yani bu bir kasaba diyelim ne olur söz olsun. Bu kasabadan bakıyorum dokuz kişi geliyor onuncu yok dinleyelim. Biz dokuz kişi bir araya gelelim. Bir dokuz kişiye ulaşalım. Olur öyle olur. Birincisi Efendimize salatü selam getirmek, sünnet seniyyesine uymak. Bu şimdi burada eğitim vermez. Bu konuşmaların görüşmelerse eğitim vermez. Bu bir anahtardır. Bize yol açarlar. Zaten vermişler önümüze altmış haftalık bir program ona sıkı sıkıya yakışırız. Asıl oran odur zaten. Efendimiz'den bahsedilirken nedenli olacak ve bir programımız olacak. Mesela Hucurat Suresi, Hucurat Suresi çok önemli surelerden biridir. Bunu ele alacağız. Şimdi bizim asıl mücadelemiz bu olacak. Elimize tesbih alıyoruz değil mi? O tesbih ne kadar kıymetlidir?
Her bir tanesi o Allah derken Celle Celaluhu, La ilahe illallah derken bunu çekmenin amacı Kuran-ı Kerim ile de münasebetimiz çok sıkı olsun. Her atacağımız adımı tespit etsin Kuran-ı Kerim. Ayarlasın çünkü bize gönderilmiş bu. Habibullah'a indirilmiş. Bütün yaşam tarzımızı ortaya koyuyor. Hangi konu derseniz onun içerisinde mevcut. Efendimizin bu mübarek kelamları, bir İmamı Gazali'nin, bir İmamı Şahran'inin, mezhep imamlarımızın mezhepte müçtehid olanları vesaire. Gerçek alimlerin Allah korkusu Celle celaluhu galip olan kimselerin eserleri sayılamayacak kadar çok. Bunları da bir program dahilinde yürütürüz. Şimdi şudur bizi en çok engelleyen işte benim şu işlerim var bilmem filan değil. Bunların hiçbirisi mani değil. Değil. Bizim yarım saatimiz, yarım saatimiz eğer bu gibi çalışmalara ayrılırsa çok istifade deriz, çok faydalanırız.
Hadi Fuat Aşk gibi muvaffakıyetin sırları diye eserleri var. Onun nedir? Mesela bir hızlanıp şuatli bir şekilde ibadet, taat, zikir, fikir, şükür ondan sonra da durum kalmak çok yanlıştır. Çünkü iki cihan güneşi buyuruyorlar Efftali iyvahade ibadetin eftali nedir? Şimdi bize ibadet dindi mi kılacağımız namaz hatıra geliyor. Biraz kafamızı gönlümüze açalım demek istiyorum. Az da olsa devamlı olandır. Şurada gelirken diyelim ki bir dul kadın, yaşlı bir kadın. Ona iltifatla, ikramla nasılsın deseniz, bir ihtiyacınız var mı? Bu hiç vaat. Bir hastaysa onun gönlünü hoşnut edip sonra da aile fertlerine, onun ne gibi ihtiyaçları var belki değilim, söyleyin, yerine getirelim deseniz o ibadettir. Bir kötülüğe mali olmak ibadetin ahseni değil mi? Bir taş var yolda onu kaldırıvermişiz. O ibadettir işte. Bir tırnağımızı kesmek de ibadettir. Bir kasık ve koltuk temizliğini yapmak da ibadettir.
Bir diş temizliği de çok önemli ibadettir. Çocuklarımıza sportif faaliyetleri isyana gitmesin diye atıcılığı, biniciliği, yüzücülüğü öğretmekle bir ibadettir. Böyle açalım kafamızı gönlümüzü açalım şu an. Umum herkesi kucaklayabilmek de ibadettir. Üzülüyorum. Burası bir parti merkezi değil. Şimdi o akışlerin neler, kendine mahsus yerleri durur. Herkese, Allah'ımızın kullarına Habibullah alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Onun sevdiği kimseler de nedir? Bütün insanlığa şefkat, rahmet, merhamet unsurudur. Rahmet unsurudur. Hepimizin olması gereken budur. Rahmet unsurudur. Burası şey de belli bir yere hasrederek hareket edersek çok yanlış yapmış oluruz. Efendim burası herkesin dua beklediği. Dua nedir? Dua ibadettir, ibadet. Dua kelimesi sadece el kaldırıp da ne olur benim çocuğum, çocuk, az gidip dua et. Bu değildir bu. Bu ibadet ve taat. Allah'ımıza yönelmenin yollarını gösterir.
Ona nasıl yöneleceğiz? Ona nasıl teslim olacağız? İç alemimizde dünyanın muhabbetini nasıl öldüreceğiz? Çünkü dünya bizi insanların içerisine hali, tavrı, belirsiz olan kimselerle konuşup görüştürmek suretiyle beynimizi bozar, kalbimizi karıştırır. Bunlar nasıl kurtaracağız? Bunlar hallet de oturacağız. Uzaklaşmak suretiyle burturacağız bu tiplerden ve onların da irşat ve ıslahını Rabbımızdan dileyecek. Sonra içimizde olan nedir? Nefsin heva, arzu ve istekleri bitmez. Bu nasıl aldatır bizi? Bu bizi çok konuşmak suretiyle. Yersiz konuşmalarına mahvolur. Onlar nasıl kurtuluruz? Bu kadınlar dışarıda geldiler. İçeriye girmek istiyorlar. Hayrettin efendi bir ilgilensin. Bir yol göster. Şu yukarıya girsin. Yazık dolaşıyorlardur. Soğuk dışarıda. Şimdi nefsin arzu ve istekleri nedir? Bizi yersiz konuştur. Hiç manası sözersiniz. Bunları nasıl vurdunuz? Şükukla kurtulacağız.
Hani bunların yolunu arayacağız ibadet edildiği zaman. Mesela öyle bir dua yeri ki buna öğreteceği yer. Dua gidilecek yer. Ne yapar? Mesela şeytan. Şeytanın bizi aldatma yeri haram, feda, hiç tanımadan tıka basar doyduktan sonra da yedirmeye verir. Ondan sonra oruç açlıkla oluşur. Sonra nefis. Nefsin bizi aldattığı yeri nedir? Çok uyutmaktır. Ondan da uykusuz olur. Bu zaten gemiler azalırsa, konuşmalar düzgün olursa kendiliğinden hasıl olur. Bu dua yeri bak. Söylemeziz. Gelin mani olmayın. Biz büyüklerimize hep mani olduk. Onları belli bir yere has ettik. Diğerlerini mahrum etmeye vesile olduysa hata sahibi olduk biz. Tamam mı? Herkese şefkat illerini uzatır onlar. Aman ha kurtulalım diyenler. Hadi iki cihan güneşinden söylüyor burada. Efendimizden bahsederken edepli olun. Mesela Hucurat Suresidir. Hucurat Suresi'nde Edevi bildiriyor.
Ey iman edenlerse, seninizin Peygamber sesinden sen dolaşsın, fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi Peygamber'e, sayın yüksek sese bağırmayın yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider. Efendimizin sünnetini yaşayacağız. Bu ona saygının bir gereğidir. Burada Abdullah bin Mesud hazretlerinin çok güzel bir sözü var. Buna gelmeden önce size bahara suresinde bir de Cuma suresinde hemen ikinci ayet-i celiline olacak Sizin kendi içinizden bir Peygamber çıkmıştır. Oysa kitabı öğretir, hikmeti öğretir, nefsin ruhun arınmasını öğretir yoksa siz hiçbir bilen bir kimse değil yüktünüz diye Cenab-ı Hak def'adede buyuruyor. Burada bir hikmeti Ulema-i Kiram'mız Sünnet olarak ele alıyor. Bak Kuran'da söylemeye çalışıyorum. Allah'ın izniyle. Hikmet, bu da Kuran. Hikmet Sünnet olarak ifade ediliyor Kuran'a, Resul-i Sünen'de. Bir de Risale Allah'ın Resulü size neyi emrettiyse onu alın.
Neden nehyettiyse ondan kaçının. Bu da nedir? Bu da Sünnet-i Seniyyeye bir ayeti gösterir. Abdullah bin Mesud Allah'ın Resulü size neyi verdiyse alın, size neyi yasakladıysa ondan da kaçının. Ayetine şöyle bir yorum getirmiş. Bu İslam dininin ikinci kaynağı olan sünnet-i sinirliğe riayettir diye ifade eder. Bir de peygamberlerin görevlerini bilip, anlamak da ona sevginin saygının ifadesidir. Nedir? Peygamberlerin görevi nedir? Okuduğum ayettir. Neydi okuduğumuz ayet bizim? Okuduğumuz ayet bunun bir değişik şekli de, değişik şekli de okuduğum Ayet-i Kerime'nin Bakara Suresi'nin yüz elli birinci Ayet-i Kerime. Malum, Allah'ın ayetlerini okuyan, Allah'ın ayetlerini öyle okudular ki İbni Mesud da burada geçti.
İbni Mesud radıyallahu anh kafirlerin karşısında Rahman Suresi indiğinde, okuduğunda biliyorsunuz kulaklarını, nasıl kanattıklarını, nasıl hakaret ettiklerini kolay da Kuran ayetlerini okuyamadım. Okuma yani kolay da değildi. Sıddih ve Azam'a yasak getirirler. Okuyacaksan Kuran'ı git, iki içerisinde hudiler. Dışarıda okuyup da böyle bizim beyinsizlerimizi aldatıp durma dediler. Neler neler. Efendimiz Kuran okumak için Kabe'ye geldiğinde üzerine divenin iş gelmesini gördüklerini biliyorsunuz. Öyle kolay da değildi. Bunlar tefekkür ederek bak Rasulullah'a böyle yaptılar. İkra suresinde O Allah'ın kulu Muhammed Mustafa asınızdır. Namaz kılarken onu nasıl engeller ile. Bu böyle oldu bize şimdi böyle bir engel yokken nasıl namazımızı mescitte cemaate eda etmeyiz. Nasıl riayet etmeyiz? İlla telefonlarla şurada bir görüşmemiz var. Gel.
Bir telefon, iki telefon, üç telefon, dört telefon hiç açmayın. Hiç açmayın telefonu. Allah'ımız size en güzellerini lütf verecek. En güzellerini verecek. Hiç çekinmeyin. En asi gürdüğünüz, en kötü dediğiniz insanlara buyurun deyin. Bağrınızı açın. Onlar demek ki bizden daha ala biliyorlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem görevlerini bilip, anlamak da ona sevgi ve saygının gereğidir. Bir Rasul olarak tanıtılmıştır. Allah'ın elçisidir. Peygamberlere baktığımız zaman fakih eden o Sab suresini incelersiniz. Bakarsınız Peygamberlerimizin ne güzel vasıfları var. Allah'ımız onları sabredenler olarak ifade ediyor. Münip kullar olarak ifade ediyor. Sevdiği, seçtiği kullar olarak, Mustafa Eymen'l Ahyad diye geçer tarif buyruluyor. Ayetteki hikmet, sünnet, dini iyi anlamak, dinin hükümlerini açıklamak, nübüvvet ve Kuran'daki mevuzalardır denilmiştir.
Hangi anlam olursa olsun bunları bize efendimiz aleyhissalatu vesselam öğretmiştir. Sonra onun İslam dinindeki bu değerli yerini bilmek ve peygamber olmadan bu dinin anlaşılamayacağını kavramak, Resulullah'a saygınır gereğidir. O olmasaydı biz namazı nasıl kılacakdık? O olmasaydı biz zekatı nasıl görecektik? O olmasa haccı nasıl yapacaktı? O olmasa biz zekatı nasıl verirdik? O olmasa birbirimize saygıyı, sevgiyi nasıl anlardık? O olmasa büyüklerimize olan şefkat, merhamet küçüklerimize sevgi, büyüklerimize saygı, aile hayatındaki düzen, ticaretteki insanların birbirlerini aldatmamaları bunlar nasıl anlaşılacak diye. Bu görevlerini bilmek, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize ona saygının ve sevginin işaretidir. Efendimizin getirdiği dini emirleri küçük görmemek ona saygının gereğidir.
Peygamberlerimizin getirdiği dinin herhangi bir hükmünü küçük görmek, insanı Allah korusun küfre götürür. Efendimizin getirmiş olduğu dini emirleri. Sonra hayatın her alanında Peygamberimizi örnek alacağız. Hayatımızın her alanında. Çünkü her konuda Efendimiz aleyhissalatu vesselamın mübarek sözleri vardır. Sonra Peygamberimizi nasıl tanıyacağız derseniz, Peygamberimizi tanimanın birinci yolu onun bir muallim olduğunu, eğitici olduğunu, öğretici olduğunu bileceğiz. Bakın bu noktada biraz duracak olursak, Erkam bin ebil erkam'ın evi başta olmak üzere. Efendimiz nasıl çalışıyor? Müşrikler tamamen ona düşman. Biliyorsunuz Hazreti Ömer'i gönderdiklerini, onun başını getir dediklerini, ona olan kapısının önüne, at kuyruğun pislikler atmalarını, damların üzerine taşlar bırakıp, onu iman edeceğiz diye davet edip hakaret düşündükler mi? Ebu Cehil'in kuyular açtı mı? Ona eza etmek için.
Hep bunları tefekkür ederek, Efendimiz'in bu kadar azgın bir kavim içerisinde, cemiyet içerisinde nasıl İslam'ı yaymaya gayret göstermiş, bunu örnek alacağız. Düşüneceğiz. Erkam bin Ebi, Erkam'ın evi başta olmak üzere, evler eğitim ve öğretim merkezi olarak seçilmiştir. Bak ne güzel size bu üretilen bu sözler. Bunlar eğitim ve üretimdir. Yapmıyor değilsiniz. Yapıyorsunuz ama daha bir programlı, daha bir düzenli, daha bir insanlara şefkatle, merhametle kucak açmış oluyorsunuz. Mekke'de İslam'ı anlatma konusunda zorlanıp, Medine'ye İslam'ın açılması ile beraber oraya öğretmenler de göndermiştir. Bununla kalmadı. Medine'ye muallimler gönderdi. Her kapıyı çaldılar. Her kapıyı çaldılar. Böyle araba şeyi nerede içeceğiz? Nereden iç yiyeceğiz diye kapı çalmalılar ki evet yiyelim. Yiyelim, içelim. Nerede bir ziyafet bilmem filan. Bugün neredeyiz?
Yarın evet bunu yapalım ama bununla birlikte bu görevlerimizi de Allah'ımızın emirlerini de talim etmeye çalışırsak en güzelini yapmış oluruz. Çok güzel yapın. Bu sevginin işaretidir, şefkatin işaretidir, merhametin işaretidir. Üzüldüğümüz sadece yemelerle, içmelerle, gülmelerle, yersiz konuşmalarla geçmesin de Efendimizin sünneti seniyyesine riayet ederek bir mecliste oturdukları zaman en az yüz istiğfar okuyorlardı. Biz de bu şekilde geçirelim. En azından bir ay iki hadis-i şerifle kalkalım diyoruz. Efendimiz Medine'ye muallimler göndermiştir. Sonra bakın eğitim kurumları oluşturmuş Mescid-i Nebevi'ye ek olarak Medine'de dokuz mescit daha açmıştır. Müslümanlar sırf Kuran öğretimi için Medine'de darul-kurrahatlı bir okul açmışlardır. İslamiyet'i kabul eden Muaz bin Tafra ve Rafi bin Malik de içerisinde Kuran okunan Mescid-i Beni Züreyki yapmışlardır.
Tevhid bilinci almaları için, İsra suresinin yüz on birinci ayetini Efendimiz öğretmiştir. Burada Allah'ımızın vahdaniyeti bildirilir. Onun bir yardımcısı olmadığı, hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı, herkesin ona muhtaç olup, onun ise muhtaç olmadığı ifade buyurdu. İflasın anlamıdır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sahabilerine Kuran-ı Kerim'i bilim ve amelle birlikte öğretmiştir. Bakın çok önemli bir tabir bu. Efendimiz Kuran'ı Kerim'i öğretiyor da, ilim ve amelle birlikte öğretiyor. Sadece okumakla değil, bugün işte Kuran'ı hatmettim. Öyle değil. Evet güzel. Hadmetmişsin, onu hatmetmekle beraber, onun emirlerini yaşayarak devam etmek. Böyle öğretmiştir. Eğitim faaliyetlerine aktif olarak katılmış, onlara gün tayin etmiş, onlar için öğretim hakları Efendimiz düzenlemiştir. Mesela ısınıyor ortalık bahar geliyor.
Bizim gönlümüzde de ilahi baharlar gelmesi için bu çalışmalara gayret göstereceğiz, diyeceğiz. Ortalık ve baharla şinleniyor. Bizim kafamız da ilahi baharla şinlensin, gönlümüz şinlensin, bütün azamız şinlensin. Nasıl? Emri hidayete riayette Allah'ımızın dinini öğrenmek zaruretirler. Kitapların adedini söyleyemem. Size yüzlerce kitabın listesini çıkartın kardeşlerimiz. Orada böyle siyah puntolarla nerelerde gösterildi onlar daha çok dikkat edeceğimiz riayet izin eserlerdir. Şimdi kafanıza şöyle düşünceler de gelebilir. O kitaplardan hepsi gibi kafanıza gelenler de olur. Onun bazı istifade edilecek günlerinden dolayı kaydedilmiştir. Yani bizzat onları bizim gözetimimizle geçmek suretiyle şunlardır. Kitaplar pek çok demek istiyor ve orda ifade ediliyor. Evimizde de küçük bir kitaplığımız olsun. Kuran-ı Kerim olsun. Yanında eski derelerimizden kalan kitaplarda tozları silkelesin.
Güzelce gol bunları. Ondan sonra okuldaki çocukları, İmam Hatip'te okumuşlar, çokça kitapları var, onları da yerleştirin. Ara sıra bakarız. Yemek yedikten sonra bir boşluk olur. Yemekle çay arası, o arada okuruz, bakarız. Gel hanım dersin, ona da gösterirsin, çocuklarına dersin, sürekli o kadar bir dinleyeyim dersin. Böylece güzel bir hayat yaşarız Allah'ın izniyle. Bizim kamplarımızla diyorum, pikniklerimizi neler, bunu takip edersek çok güzel olur. Küçük kitapçıklarda mevcut. Onlar da nelerle? Vaktimizi şenlendirmiş oluruz. Efendim, çocukluk denecek yaşta, Peygamberimizin eğitiminden geçen Hazreti Ali'nin eğitimin kalitesini gösteren bir sözü var. Bakın ne diyor. Allah'ın kitabından istediğinizi soruyor. Öyle bir diyetinden geçmiş ki Peygamberimizin himmetine de nail olmuş. Teveccühüne nail olmuş. İstediğinizi sorun diyor. Allah Allah. Allah'ın şefaatlerine mazhar kılsın.
Elhamdülillah sizler onu bir yolunu tutan kimse versin. O çekilen Gadili Evradı Ali Efendimiz'den gelir. Hafi olan da Sırtlü Azam'dan gelir. Çok dikkat edersek riayet edersek şimdi bir iş yeriydi ve bu iş yerinin diyor çalışanı olabilmek için şunlara riayet edilir. Bunların yolunda olabilmek için de bu arz ettiğimiz hususlara riayet edersek hakiki evler oluşuruz. Hz. Peygamber sahabilerine Kuran-ı Kerim'i ilim ve amelle birlikte öğretmiştir. Eğitim faaliyetlerine aktif olarak katılmaları için onlara gün tayin etmiş ve onlar için öğretim kampları da düzenlemiştir. Efendimiz'in ağzından yetmişten fazla sure öğrendimdir Abdullah bin Mesud Hazretleri. Bizzat diyor, Rasulullah'ın ağzından yetmişten fazla sure öğrendim. Hangi surenin, nerede, ne için indiğini benden daha iyi bilen birisini duysam bilim öğrenmek için ona girerim. Böyle de mütevacediler.
Daha iyi bilen olsa diyorlar yahu çocuktur ne olacak? Dünkü çocuğum ben okuduğunu mu dinleyeceğim? Dinleyin. Demeyelim, dinleyelim, istifade edelim, paylaşalım. Allah'ın izni çekmiş, ihsan bu çünkü. Kadınların din öğrenimine de ayrı bir değer vermiş efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Evlenmek isteyen bir kimse için, mesela mihir bulamıyor. Bazı erkeklerin bildikleri Kuran-ı Kerim surelerini hanımlara öğretmeyi memur olarak tayin etmiştir. Yapın, o zaman sizin bu mehiriniz olur buyuruyor. Aleyhisselam Efendimiz. Ne kadar eğitime değer veriyor. Sonra Kuran-ı Kerim'i açıklıyor. Efendimiz zaten o açıklamasa neyi anlayacağız biz? Nasıl talep edeceğiz? Kuran-ı Kerim'e açıklama özelliği onun sünneti ile gerçekleşmiştir. Ulema iftiramız buyurur ki Kuran'a ihtiyacımızdan ziyade bizim sünnete ihtiyacımız var. Hadis-i şeriflere ihtiyacımız var.
Çünkü ilahi emirleri biz Hadis-i Şeriflerden ve Sünnetten öğreneceğiz. Sonra. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çevresindekiler Resulullah'ın açıklayıcı vasfıyla ilgili şu ifadeyi kullanıyorlar. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem tuvalete gitmenize kadar, Peygamberimiz Aleyhisselam tuvalete gitmenize kadar size her şeyi açıklamıştır. Bir esas koymuş girerken, mesela af buyurun defacetten kalkıyorsunuz tuvaletten, diyorsunuz. Nasıl bir şey. Bak hiçbir alan boş bırakılmamış. Onun için şaşıracağımız hiçbir şey yok. Elhamdülillah ne kadar hamd edeceğiz. Allah'ım olsun bize iki cihan güneşini Peygamber olarak göndermesi ve bizi ona ümmet etmesi rağmen şerefli hiçbir şey olamaz. Örnek alınacak kişi Peygamberimizdir. Biz seni bütün insanlara müjdeleyici, uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler, buyruluyor. Sonra Peygamberimiz hüküm koruyucu olarak Rasulullah.
Siz Araf suresine bakarsınız, son sahibelerde geçer. Mesela, haramları helal, helalları haram kılma yetkisi vardır. Mesela, ehli merkep etini yasaklamıştır. Mutal nikahıydı, geçici nikahlar. Üç günlük, beş günlük, bir haftalık nikahlar. Onu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kaldırılmıştır. Böyle de bir yetkisi var. Sonra Efendimiz aynı zamanda hakimdir. Allahu Teala onu insanlara anlaşmazlıklarda onun vereceği hükme başvurmalarını ifade olacak. Hatırlayın İslam tarihinde mesela bir münafık olacak geldi Hazreti Ömer'e radıyallahu anh. Dedi ki benim hakkımda ne diyorsun? İşte şu kimseyle bir anlaşmazlığın var. O da sordu dedi ki Daha evvel bir yere müracaat ettin mi? Ben dedi Muhammed'e uğradım. Ne dedi? Dedi. Halime huküm dedi. Biraz bekledim içeri giriverdi. Abasının altına böyle bir kesici alet onu sakladı. Uzat elini. Ne uzat dedim. Sen Resulullah'a, sen de hangi elinle biat ettin?
Şu elimle uzat. Hemen elini tutup kestim. Rasulullah'ın diyor. Buna ulmayanın hali bu zaten. Buyuruyor ya Ayet-i celli olarak istediğim sadece bir anlaşmazlığa düştüğünüz zaman o anlaşmazlık. Allah'a göre şöyle, şuna göre şöyle, şu şöyle diyor, bu böyle diyor. Şimdi tam bu sırasıydık. Ne yapacağız? Ne edeceğiz? Ne yapacağız? Ne yapacağız? Ne edeceğiz? Sağ Akizaya gel. Allah'ın Kitabında Efendimizin sünnetleri var. Allah'ımız akıl gitmiş, idrak vermiş. Sami Sultanımıza çok şey gelirlermiş. Efendim ne yapalım ne buyuruyorsunuz? Bizim evlatlarımız idraklidir. Ne yapacaklarını bilirler. Anlayırlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem anlaşmazlıklarda onun vereceği hükme başvurulur ve sonra yöneticidir Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Ömrü boyunca işleri ehline vermeyi prensib edilmiştir. İki cihan güneşi. Yönetimde işler ehline verilmediğinde, kıyameti bekleyin, buyurmuştur.
Habeşli bir kölem ile olsa, Allah'ın kitabına göre davranmak kaydıyla, onu dinleyin ve itaat edin. Bu usta pek çok. Sonra Efendimize sorular soruluyor. Soru değeri olan sorular mı? Yeşli sorular değil mi? Soru değeri olan sorular. Efendimiz tarafından teşvik edilmiş sorulmaları, bakın hadisi şerifinde insanları sevmek aklın yarısıdır. Güzel soru sormak da dinin yarısıdır buyurmuşlardır. Sonra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın yoluna insanları davet ediyor. Otuz beş yaşından itibaren Hira Dağı'nda derin bir tefekkür hayatı yaşamış. Bu insanlar bu cehaletten nasıl kurtulacak? Bu aile hayatı mahvolup gidiyor. Ne olacak? Nasıl düzelecek? İnsanlar arası muameleleri hiçbir dikkat edilecek. Kayıt, bilmem filan bir husus yok. Herkes kendi başına hareket ediyor. Nasıl kurtulacak? Bunlar ticari yönden birbirlerini aldatıyorlar. Nasıl olacak?
Diye efendimiz aleyhissalatu vesselam derin derin tefekkür etmiş, Kırk yaşına geldiğinde peygamberlik görevi verilmiş ve hemen en yakınlarını İslam'a davet etmiştir. Ashabır. Yakın akrabalarını davet etti. Müşriklere karşı mallarınızla, ellerinizle ve dillerinizle cihad ediniz buyurmuştur. Alimler dille, Allah'ımızın emirlerini bildirmekle, yapılan cihadın İslam'a davet olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Sonra efendimiz aleyhisselatü vesselam, İslam'ı Mekke'de tebliğ ederken, hac mevsiminde gelen kafilelere kendine arz etmiş ve kendisine destek vermelerini istemiştir. Allah'ın dinini anlatmak için Mekke'nin çevresinde gitmediği hiçbir yer kalmamıştır. Efendimiz Kendileri gitmiş, ashabını göndermiş, yetenekli olan kimselerle bu görevi yerine getirmeye çalışmıştır. Mesela Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Muaz bin Celal'in şahsında, Müslümanlara şu müjdeyi vermiş.
Allah'ın senin elinle bir müşteheye hidayet girmesi, kızıl tüylü develerin, senin olmasından daha hayırlıdır. Bir ayet bile, her Müslümanın bir ayet bile olsa, benden tebliğ edin, hadisini baktığımız zaman İslam'a davetin şartlarını kendisinde içselleştirerek davet görevini bir ibadet bilinciyle yapması gerekir. Bir ayet bile olsa benden tebliğ edin buyuruyor. Allah'ın Resulü bir ayet de olsa tebliğ edin, insanlara haber verin, aman ha cehaletten kurtulsun diye. Daha pek çok uzar girer. Burada getirmiş olduğum bir eser var. Çok kıymetli bir eser. Efendimizin fezaidi hakkında zaman geçti. Söyleyemeyeceğim. Yalnız ilk getirdiğim için bir tane sözün, bugün göstereyim size. İmamı Busili hazretlerinin sözü, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem harptır. Yaratılış ve ahlak bakımından bütün peygamberlerden üstündür.
İlim ve keremler onlar Peygamberimize yaklaşamamışlardır bile Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Orada özet olarak sunacağım. Aman tek bir ve davette gibi kalmayalım. Elhamdüli rabbil alemin el Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi serin sohbetini dinlediniz.