Peygamber Sevgisi ve İmanın Güçlendirilmesi kaydında Dünya üzerinde oynanan oyunlar onları görünce iman konusunu ele almak istedin. Efendimiz aleyhisselatu vesselam hakkında artık kendi seviyelerini gösterirler. Olumsuz ifadeler tabii ki bize çok büyük bizde etkiler meydana getirir. Getirmezse zaten imanımızdan şüpheleriz. Getirmezse bu bizde bir etki meydana getirmezse biz kendimizden…
Peygamber Sevgisi ve İmanın Güçlendirilmesi ne anlatıyor?
Peygamber Sevgisi ve İmanın Güçlendirilmesi kaydında Dünya üzerinde oynanan oyunlar onları görünce iman konusunu ele almak istedin. Efendimiz aleyhisselatu vesselam hakkında artık kendi seviyelerini gösterirler. Olumsuz ifadeler tabii ki bize çok büyük bizde etkiler meydana getirir. Getirmezse zaten imanımızdan şüpheleriz. Getirmezse bu bizde bir etki meydana getirmezse biz kendimizden…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Dünya üzerinde oynanan oyunlar onları görünce iman konusunu ele almak istedin. Efendimiz aleyhisselatu vesselam hakkında artık kendi seviyelerini gösterirler. Olumsuz ifadeler tabii ki bize çok büyük bizde etkiler meydana getirir. Getirmezse zaten imanımızdan şüpheleriz. Getirmezse bu bizde bir etki meydana getirmezse biz kendimizden şüphe ederiz. Allah'ımız Celle Celalühü Tevbe suresinde yirmi dördüncü Ayet celle üç sevgiden bahsedilir. Birisi Allah sevgisi celle celalühü ikincisi resulünün sevgisi sallallahu aleyhi ve sellem. Allah ve resulünün davası uğruna canımızı feda etme cihat sevgisi. Çünkü bize Peygamberimiz Bunun için Ashabı Güzi'ne bakıyoruz. Ashabı Kiram Efendilerimiz boşuna fedakar ebi ve fedakar ebyi ve ümmi ve nefsi ya resulallah demiyorlar, bu boşuna değil. Geldikleri zaman huzuruna anamız babamız her şeyimiz sana feda olsun diyorlar.
İşte biliyorsunuz Hazreti Ömer'in radiyallahu anh seni her şeyimden fazla seviyorum, nefsim müstesna deme hadisesini. Burada bir nükte var, onu iyi hatırlamamız lazım. İlk anda diyor ki nefsim müstesna sizi her şeyinden fazla seviyorum olmadı ya Ömer. Nefsin de dahil olmadıkça o anda hemen nefsini katabilir mi zaten nefsim müstesna diyor. Burada Nebiyy-i Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimizin mübarek dizi Hazreti Ömer'in radıyallahu anh dizine temas ediyordu. Oradan bir cereyan geçişi oldu. Ilahi bir cereyan efendimizin himmet-i Muhammediyeleri ile onun yüceliği ile risalet ölçüsü içerisinde nefsim de dahil dedi. Bizim de gönlümüzü efendimizin mübarek gönlüne dayamamız gerekiyor. Yoksa böyle gelişigüzel hüdayi abit dediler. Ebu Ali et-Dekkak hazretleri buyurur ki kendi kendine biten ağacın meyvesi olmaz. E olsa da tadı olmaz. Bu daha çok hatırımıza bizim dağ armutları gelir.
Başka da meyveler var mı dağda ona benzer bilmiyorum. Dağ armutları kolay kolay yenilmez. Bizde kış armutları olur. Çok tatlı olur o. 0. Sert görünür ama çok tatlıdır o. Bunda ise böyle nasıl tarif edeyim? Bir taş gibi hani hiç lezzet vermez insana, az vermez. Ne olacak? Aşılamayacak. Ashabı Güzin diyoruz. Mesela Hazreti Ömer öyle bir aşı yaptı ki Allah'ın Rasulu imanda metanet ondan ileri geliyor. Ve aleyhissalatü vesselam Efendimize vekil olan kimselerin aşısı mühim olan o. Yalnız o aşıyı biz koruyacağız, muhafaza edeceğiz, kurutmayacağız. İlk bir evrad alıyoruz ya o evrad aldığımızda bir tohum atılıyor aslında o mişkat-ı nübüvvetten O ilk ders aldığımızda aleyhissalatü vesselam efendimizin nübüvvet nurundan. Öyle boş değil. Mesela dün anlatacaktım yarım kaldı. İşte kırk ikide intisab etmiş, Sami sultanımızı bulmuş. Kadde Sallallahü'l- sırra.
Onunla görüştükten sonra diyor ki biz diyor boncuk gibi diyor sanki tespihi diyor manasını anlamayarak çekermişiz bir boncuk gibi diyor. O diyor bize anlatınca değerinin ne olduğunu kavradık diyor. İşte o nüveyi bir muhafaza etsek biz, muhafaza etsek bak bir tane çekirdek, bir tane tohumdan Rabbimiz Kuranı Kerim'de bildiriyor zaten. Yedi başak her birinde yüz tane yedi yüz oluyor ve bunun üzerinde şimdi çalışıyorlar. Bir taneden yani bir gülünden diyelim neyse artık nasıl tarif ederseniz nasıl bilirsek ondan yedi yüz misli nasıl elde ederiz diye buna çalışıyorlar. Bu sadece maddi olan bizim ektiğimiz diktiklerimiz mi? Hayır. İmanımız. Ondan sonra ibadetimiz hatbe kat artacak. Yani hesaba gelmeyecek şekilde. Şimdi böyle süt içeriz. Yağı alınmışsa kupkuru gelir insana. Her şeyin bir özü var. Eğer özü alınsın bir manası kalmaz. Rabbimiz bunu bize İbrahim suresinde bildiriyor.
Bir hurma fidanıyla bildiriyor. Bizim bahçelerimize, nelerimize ettiğimiz diktiğimiz o meyveleri herhalde gölgesinde oturalım diye yapmıyoruz. Bir yeşillik olsun diye de yapmıyoruz. O fidanlarımızın meyvesini alalım diye. Burada mühim olan mühim olan bizim iman ettiğimiz zaman onun yakin olan meyvesini almak, gaybe iman olan meyvesini alabilmek daha uzun. Şimdi Hazreti Ömer radiyallahu anh, demek ki efendimizle öyle bir münasebetleri var ki zaten onu gördükleri zaman bir müridin, şimdi bazen görüyoruz evrad ve ezkarlarını kardeşlerimizin gerçekten çok müstesna hale gelenler oluyor. Evrad olarak, ezkar olarak, murakebeler geliyor. Ama biz burada en çok dikkat ettiğimiz şeriat. Şer-i Şerife uyarsa tamam diyoruz aman ona dikkat edelim. En önemli olan bu. Elimizde en büyük desteğimiz, gücümüz, kuvvetimiz bu.
Ashab-ı Güzin aleyhissalatü vesselam efendimizi gördü mü her şeyi tamamlıyordu zaten bir müridin ereceği en yüksek makama geliyordu. Mesela Efendimizle buluşan insanlar bizzat eğitiminden geçenler biz Bursa'dan Ali dedeyi Emir Buhari Hazretleri'nin Emir Sultan'ın hulepasından dede sultan var. Bir elif demesi ile aleyhissalatu vesselam efendimizin Kuran-ı Kerim'de de hafız oluyor. Hıfız dursun manasında biliyor. Manası bunun yanında onun esrarını da Cenabı hak lütfediyor. Bu Rasulullah döndüğü zaman böyle, ümmetine döndüğü zaman öyle bir hale geliyor ki, mesela bizim mezhep imamlarımızın müstesna oluşu hep aleyhissalatü vesselam Efendimizden ileri geliyor. Öyle bir münasebet kurmuşlar ki bir İmamı Gazali, bak bunu çokça diyoruz. Şey diyelim, hadimi merhum hayatta olanlar var, denmez edilmez, yaşıyor. Efendimizle münasebetini kuran kimse bunlar gönlümüzde kalsın.
Gönlümüzde kalsın ama imrenelim. Bunlara imrenelim böyle kalmayalım. Münasebetimizi kuralım. Efendimiz en ince noktalara kadar riayet ederler. Şu dişimiz var ya dişimiz dişimizdeki o kaplama mıdır? Dolgu mu nedir? Dolgu mudur? Hepsini Nebi Ekrem efendimiz biiznillahi teala müşahede eder. Daha bizim gönlümüzden geçen en gizli düşünceler ona Rabbimizin izniyle maluldur. Şimdi Hazreti Ömer radıyallahu anh dizi dizine temas eder vaziyette canım da feda olsun demiş. Demek ki Ashab-ı bizim Nebi Ekrem Efendimizin huzuruna geldikleri zaman canım da, anam da, babam da, her şeyim de feda olsun diyor. İman bunu söylet diyor onlara. Bundan dolayı müminlere aleyhissalatü vesselam Efendimiz canlarından daha sevgili olacak. Canımızda. Ama yaşantımız mağdur görülüyor. Kızımızda görülüyor, gelinimiz de görülüyor, yavrularımız da görülüyor, bizim hayatımızda görülüyor.
En çok üzüldüğümüz şu, şundan bir çıkalım biz. Şöyle yaşantı bulunduğumuz zamana göre oluyor. Mesela insanlar nasıl yaşıyorsa öyle oluyor. İşte böyle olmayacak. Nasıl olacak? Mesela belli bunları ifade etmemiz lazım. Kravatının rengine kadar televizyonlarda neden gördüğü kimselere göre ayarlıyor giyeceğini. Ondan sonra ne diyeyim diğer hususlarını ayakkabısına kadar her şeyi ona göre. Halbuki bizim örneğimiz her şeyimizi kime göre ayarlayacağımızı Rabbimiz üstvetün hasene en güzel örnek efendimiz aleyhissalatu vesselamla bildiriyor. Yırtık pırtık hiç hayırsız bir şey mi giyelim? Efendimiz en güzelini giyin buyuruyor. Cenabı hak nimetini kulunun üzerinde görmek ister. Kişi elbisesini de sever, narlini de sever, ayakkabısını da sever ama kibritmemek şartıyla buyuruyor. Mesela efendimiz hakkında deniyor ki fakirdi, efendimiz fakir değildi. Sallallahü teala selen.
En zenginlerindendi o tarihte insanların. O zenginler, o fakirler mahcup olmasın diye. O şekle bürünüyordu. Öyle bir peygamber ol. Sen de Allahü Teala aleyhisselam. Sırf o fakir olanların gönüllerini memnun etmek için Diyoruz mecmuul adap onda üstadımız okurdu, ellerinden düşmezdi. Onda hangi yemeği severlerdi, ondan sonra nasıl giyerlerdi, takmış oldukları yüzükler neler çok güzel ifade ediliyor, söyleniyor. Hayat peygamberi bizim peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem tabiatımıza göre en güzel esasları ortaya koymuş. Tevbe suresinde yirmi dördüncü ayet cennete üç sevgi bildiriyoruz, seveceklerimiz onlar. Şimdi bir kimseyi seviyoruz diyelim, seviyoruz. O sevdiğin kimse günün birinde senden bir olumsuz hal görse tamamen sırt dönüyor. Ya sen can gibiydin. Üstadımızın bazı şiirleri var yazmış. Ölmem ihvanlardan ayrılmam derdin. Nereden artıyor senin bu derdin diyor. İnsan bu.
Onun için evet mahlukata şefkatimiz onların hidayet üzere olması için ama onlarla hemhal olmayı bütün kitaplarda görüyoruz. Ehlullah diyor ki aman halkın içine karışmayın. Karışırsanız ah şöyle ashabı güzinin edebi Evliyaullah'ın hali olacak olsa istah oluruz ve irşad oluruz. Bir ara bunu devamlı sorarım. O Ebu Ali Et-Dak Hazretleri'ni söyleyeceğim. O armut misali inşallah. Şimdi bir camimiz adını vermeyelim gerek yok. Büyük bir camimiz onun böyle sağ tarafına sağ tarafına Sami Efendi Hazretlerinin güzide evlatları oturuyordu. Onlar namazdan da önce geliyorlar. Şöyle bir yirmi, yirmi beş dakika gibi geliyorlar. Emin olun öyle bir feyiz öyle bir tat öyle bir huzur ki murakabe halindeler böyle gözlerini gömmüşler. Hiç böyle öğüden nasihate hiç gerek yok. İçlerinde otursan değişiyorsun sen. Ya bukalemun denen hayvan işte hayvan bu. Beş tane gözlük.
Ben bunu bizzat Sami Efendi hazretlerinden dinledim, anlattı bize. Buyurdu ki bir bakkala giderken mesela gireceksiniz. Aynen söylüyorum biz nakarale yarım kilo şeker alacaksanız daha fazla durmayın, ayrılın buyurdu. Zalim bir kavimle bir işi yaptıktan sonra oturup da şöyle bir halletelim de demeyin. O halleşecek kimseler Medine'de gördüm. İki tane aşık zatı gördüm. Oturdular, hep bildiğimiz meselelerdi. Aralarında konuştular, görüştüler. Bunu mürşid-i kamilimiz de şiirlerinde söylüyor bu murakabe bölümlerinde. Yaranlarla sohbet gerekiyor. Bir ara mürşid-i kamilimiz hal ehli dedikleri bir kimse vardı. Benim haldaşım diyordu. Söyleyeyim Tahir hocamız aralarında nasıl bir görüşme geçmişse böyle vücutları da değişmiş, halleri değişmiş, biz bilemeyiz onların durumunu. Artık bir vasıtayla Konya'da dolaşmışlar şöyle iki saat kadar. Duydum mu inşallah hilaf olmaz.
Herhalde Esad Erbili Hazretleri on sekiz gün dağlarda boşuna bulunmadı. Es'at gibi sevdaya uyup çöllere düşmem. Allahu kerimün samedün ni'mevekili. Biz tatil yerleri ararken şurada istirahat edelim, burada istirahat edelim derken o yaşantısı bozuk insanların bulunduğu mevkilerde onlar aşkı ilahiden dedemin şiirleri de var. Niceleri, niceleri diyor dağlara düştü aşkın yüzünden diyor. Üstadımızın anneleri yedi sene yatağa bağlı kalmış. Kırk yaşında iptal ediyor. Yedi sene dedem Rahmetullah Ali Hazretleri bırakmıyor. Böyle bir gün gelmiş yatağında yok. Yürüyecek hali yok zaten. Bu ne yaptın, ne oldu derken arıyor. Böyle bahçede bulamıyor. Sonra biz su argo. Onun içinde buluyor. Nedir bu diyor. İfadesi şu. Dermiş dedeme. O da kıymetli ifadesini kullanıyor. Kurban olduğum diyor. Ben diyor otururken oturduğum çadırın diyelim biz direğinden de artık o kazıklar denir.
O kazıklardan da diyor Rabbimizin zikrini duydum, tahammül edemedim, kuru topraklar diyor Allah derken. Her şey diyor, zikre başladı. Tahammül edemedim. Ondan dağlara gideyim dedim diyor. Biz nerede eğleneceğiz yırtıyoruz? Gönüllerini cennet etmişler, onların bir ihtiyacı yok ki. Öyle gezmeymiş, tozmaymış ibret olsun gezerler. Velilerden birisi dağda bulunurmuş. Yalnız ama. Diyorlar ki efendim burada yalnız niye duruyorsun? Ne yalnızlığı diyor. Asıl yalnız sizsiniz. Ben yalnız değilim. Bilmiyor musunuz diyor. Cenabı hak Celle Celalühü Ben beni zikredenle beraberim. Ben bu neşenin içindeyim diyor. Ben Allah ile beraberim. Şimdi Abdullah bin Mübarek hazretleri olsa gerek Allahu alem böyle bir aşk hayatı yaşamış. Bir kadına vurulmuş, vurgun o kadına. Şimdi böyle yatsıdan sonra yatsıdan sonra bir yerden birbirlerine bakıyorlar ve konuşuyorlar demek ki aşık olduğu bir kimse.
Konuşurken yaştan sonra ezan okunuyor. Ezan okunuyor. Allah Allah diyor. Böyle akşamdan sonra herhalde oturmuşlar ki ne tezyatsı ezanı okundu diyor. O hanım da diyor ki ey Abdullah bin Mübarek şehevi halinden dolayı sabah namazını, yatsı namazının ezanı olarak zannettin diyor. Sabahlar oldu diyor. Bir dünya kadında olan sevgi bunu meydana getiriyor. Allah'ımıza aşık olan onlar için ne gece olur, ne gündüz olur. Evet istirahat etmez değil delilerle. Size çok yakında görüştüğüm birisini söyleyin. Çok yakında. Uykusu bir saat. Sabaha kadar Rabbimize muhabbette ondan sonra biraz daha istirahat ediyor ve uykusuzluk alameti yok. Bizim biraz uykumuzdan eksiklik olsa gözlerimiz kızarıyor. Onlar da yok. Olsa gözlerimiz kızarıyor, onlar da yok. Sami Efendi hazretleri, Huddise Allah'ın ve zühü daha o zaman genç de sayılır.
Bu düveliyi teşvik buyurmuşlar bir de bakalım efendim gece ne yapıyor diye ara sıra bakarlarmış şimdi biraz mübarek başını yastığa koymuş, kalkmış sabaha kadar mübarek elleri dizlerinin üzerinde. Bu niye böyle duruyor? Allah'ımızla naz ve niyazın içerisinde tarifi yok. Caferi Sadık Gaddesallahu Sırrı hazretleri öne buyuruyor. Bazen diyor müşkil haller olur. Müşkül yani içinden çıkamadığım hemen diyor kalben Rabbime dönüveririm diyor. Mümkün vahiy peygamberlerimizde ilhamat I ilahi gönüllerine bulunur yağıyor onların. Çok üzülüyorum bir şeye aramıza gitseler istiyorum. Böyle çok arzu ettiğim bir halde üstadımız hazretleri bir yerle istirahat buyuruyorlar. Böyle kudret suları diyeyim mübarek vücudunun istirahati için. Böyle bir sordum şöyle bir kimse geldi mi diye kendisi söyledi gelmemiş varmam dedi.
Varmam etrafında öyle insanlar var ki dedi bizim bildiğimiz çok ibadetli, taatli, zikirli insanlar. Onlar efendim gönüllere gönüllere vakıf, biz nu Teala. Hatta ruhlara vakıf, sırlara vakıf. Ondan dolayı yalnız kalırlar. Gariplikleri ondan. Hem hal olurlar onlar kendilerine mahsus elbette ki dostları vardır onlarla oturur onlarla kalkarır. Ruhen. Kendi kendine biten ağacın meyvesi olmaz olsa da tadı yoktur diyor. Ebu Ali ed-Dekkak hazretleri niye ihtiyaç var? Aşıya ihtiyaç ver. Esad Erbili hazretlerinin dergahında dergahında şu ifadeyi çok kullanırlarmış aşılandın mı diye aşılanması tarikatı adiyeye girip evratla ezkar aldım mı? Ama onlar çok samimi bir şekilde alıyorlar ve üstünde yoğunlaşıyorlar. İşleri de var, güçleri de var ama yoğunlaşıyor.
Öyle hale geliyor ki Cüneydi Bağdadi hazretleri yeğeni olan Sırrı sakatinin yok sırrı sakati hazretleri inşallah hata etmem Cüneydi Bağdadi yeğeni olur onun sohbetine oturuyor. Halbuki mürşidi de o. Lütfederse Cenabı hak öyle ölü bağlanmaz ki bunun. Yol açık. Ama yürüyüşlerimiz çok değişik. Ayaklarımızla da yürürüz. Yerine göre gönül ayaklarıyla da görürler. Ruhlarının ayaklarıyla da yürürler sırlarının. Efendimiz aleyhissalatü vesselamın Miraç hadisesi zaten meal ceset onun cesedi nurdur. Bölgesi yere düşmüyor. Aleyhissalatü vesselam Efendimizin vücudu saadetlerinin gölgesi yok. Nur. Onlar da öyle. Mesela bir tükürük diyelim, fıkhen. Eğer kan varsa tükürük galip olduğunda onun onun temiz olduğuna işaret ederler. Eğer kan galipse olmadığına hüküm verirler. Onların şimdi vücutlarında ruh hakim. Bunlar gönülde saklanacak hususlar ama bazı halleri diriltmesi, duyduklarım.
Efendim şimdi aleyhissalatü vesselam efendimiz günümüzün şartları bugündeki efendimize olan taarruzlar bundan dolayı dedik, bu şekilde yola çıktık. Aleyhissalatü vesselam efendimiz buyuruyorlar ki ya hak hakim olur ya da Muhammed ölür. Onun davasındaki bu sadakati, davasındaki bu sadakati sıddıkı azama, sıddıkı azama, Hazreti Eba Bekreyni sıddıka radiyallahu anh, sıddıkıyet nuruyla tecelli etti. İmanda, Hazreti sıddıkın imanı terazinin bir kefesine, kıyamete kadar gelecek insanların imanı da bir tarafa konsa Hazreti Sıddık'ın imanı ağır gelir bu. Yani iman öyle bir enerji ki bu ne sudaki enerjiye benzer Sudaki güç ve kuvvete, ne rüzgara benzer, ne güneşe benzer hiçbir şeye benzemez. Hazreti Ali Radıyallahu Anh bir defasında böyle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Kabe'nin üstündeki putları sökmesini söyledi. Tabi Kabe yüksek.
Efendimiz mübarek omuzunu uzatıp, basamam ya Rasulallah dedi. Katiyen sizin omuzunuza mümkün değil dedi. Bas ya Ali buyur. O sökülemeyen artık Lat, buzza, menat hangisi ise öyle bir dondurmuşlar ki ayağını Kabe'nin üstüne, süpürülmesi mümkün değil. Yani bir insan gücü ona baş gelemiyor. Öyle bir tuttu. Ali efendimiz buyuruyor ki, Rasulullah'ın nasıl ki Hazreti Ömer radıyallahu anhın dizi dizine temas edince, canını bile veda edecek bir evsafa geliyor. Ben diyor, Resulullah'ın diyor, o 0 manevi yardımıyla yedi kat semayı tutsam indirirdim aşağı diyor. Bu hiç maddi enerjiye benzer mi? Hayber'in kapısını kırk kişi zor götürüyor. Tek başına ellerini alıyor. Hazreti Ali radiyallahu anh. İlmindeki enerjiyi anlatamazsınız zaten, anlatamayız. Hazreti Sıddık'a öyle bir efendimizden imanın yansıması oldu ki gücü ve kuvveti sıdddıyı hıyyet hali onda meydana geldi.
Allah'ımız zaten ona selam gönderiyor. Razı mı sıddık bizden buyuruyor. Hazreti Ömer de adalet olarak iman tecelli etti ve Hazreti Ömer'in imandaki salabeti çok müstesna. İmanda çok metin böyle. Hazreti Osman radiyallahu anh'da haya olarak, Hazreti Ali efendimiz de ilim olarak, cihad olarak, diğer ashabı güziğinde de günümüzdeki onlara tam manasıyla sadık olanlarda da tecelli eden bir haldir. Bu bir iman tarif edilmez. Bak on beş Temmuz'u biliyorsunuz tankın altına yatıyor, tankın üstüne çıkıyor kadın kamyon kullanıyor. Evden çıkan delikanlı abdest alıp ben şehit olacağım diye bayrağı alıp çıkıyor. Bu iman mı başka nedir? Biz şühedanın kanıyla yoğrulmuş Akif'in rahmetullahi çok güzel bir sözü var. Toprağı sıksan şüheda fışkıracak. Dediği gibi böyle bir toprak bize vatan emanet edildi. Kendimizi feda ederiz yine zalimlere kaptırmayız dedi çıktılar. Zaten o gece uykular haram oldu.
Az bir istirahat edelim desek içimizde bir duygu halk buyuruyor. İman müstesna bir güç. O yetmiş dörtteydi, Kıbrıs zaferinde işte bir askerimiz Beşparmak Dağlarına tankı koyuyor. Hayret ediyorlar, bu olacak bir şey değil diyorlar. Çağırıyorlar haydi bunu kaldır oraya koy o zaman koydum. Pühür o zamanki imanın gücü koydur. Daha neler neler bitmez ve tükenmez. Biz iman hususunda birçok ayet-i celileler veya hadis-i şerifler ele aldık. İman, cemiyetin cemiyeti ruh hastalıkları, cemiyetteki ruh hastalıkları iman eksikliğinden meydana gelir diyor Hazreti hazretleri. Bu undan ileri geliyor. Mesela şimdi bunalıyor, sıkılıyor, daralıyor. Hep bu ibadet eksikliği, imanın zayıflığı. Başka bir şey yok. Yunus Emre'nin çok güzel iman hakkında bir sözü var. Bana bu 10 gerekmez, can gerekir. Ebedi dünyada iman gerekir. Mallar, mülkler her şey. Ölü, üç şeyi takip eder.
Malı mülküde kalır, iveideside kalır, sadece iman. İmanın gereği yapmış olduğumuz amel. Biz onunla Allah'ın huzuruna varacağız. Onun için imanımızı güçlendireceğiz. Yani keseyi delmeyeceğiz. Belki ibadet noktasında güzel gidiyor ama bu daha çok bizim azalarımızın korunmaması hep bunlar mevcut burada. Vakit bulursam okurum Allah'ın izniyle. İman gönlünü haktan kurtarıp Cenabı Hakk'a vermektir Abdurrahman Cami Hazretleri. Bu buyuruyor. İman gönlünü böyle insanlarla nasıl tarif edeyim, Genişigüzel vakit geçirmek bununla değil diyor, bundan sıyrılacağız. Cenabıhakk'a Cenabıhakk'a gönlümüzü vermekle olur. Zaten gönlü verdiği zaman her şey insan her şeyini Allah'ımıza teslim etmiş olurdu. İman nedir diye akıldan sordum. Akıl kalbimin kulağına iman edeptir dedi Mevlana'mız. İman çıplaktır. Örtüsü ise takvadır. Vehip bin münebbih. Unutmayın, bu dünyada yaşamıyoruz. Çok güzel.
Mevlana'mızın bu sözü elbette gayret ettiğinize inanıyorum. Buyuruyor ki unutmayın, bu dünyada yaşamıyoruz. Bu dünyadan geçip gidiyoruz. Ne zannediyoruz biz? Torunlarımızı düşünüyoruz. Torunlarımızın evini, barkını, işini gücünü evet düşünelim ama gönlümüzü kaptırmamak şartıyla daha neler düşünüyoruz? Buraya gelmek için kalmak için değil, sanki diyor bir köprü gibi dünyaya biz aleyhissalatü vesselam Efendimizin bir yolcu gibi buyuruyor. O şekilde görün diyor. Kalmak için değil geçmek için geldik bir köprüdür. Ahirete ahirete uzanan bir köprüdür. İmana imana göre imkan vardır. Bu çok önemli bir ifade. İmana göre imkan vardır. Bu neyi çağrıştırır bizde? Esselam ne? Eğer tevhide tam sarılacak olursak hem maddi işimiz rast gelir hem de manevi işimiz rast gelir. Efendimiz anlatırdı bunları bize üstadımız. Adamın bir cuma günü çok dinledi. Neler anlatmış ama tabi bilenin şu.
Yani üstadımızın anlattığını bile şöyle bir anlatabilsek, şöyle bir saygınlığımız olsa insanların içerisinde kardeşimizi bir görelim diye bir muhabbet hasıl olsa ne olur birbirimizi bu Cenabıhakk'a yanık bir gönülle olur? Yok. Bulunduğumuz çevreye göre anlattım ve şekil aldığımız için böyle oluyor. Bizim şekil alacağımız Resulullah'ın ahlakı nasıldı? Kuran'dı buyuruyor. O. Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem sünneti seniyyesi Evliyaullah'ın edebidir. Şimdi anlatıyorlardı işte adamın merkebi kaybolmuş, onu bulacak çünkü en önemli elinde imkan bu her işini onunla görüyor. Odun edecek onunla görüyor, değirmene gidecek onunla pazara gidecek alışırız onunla her şey onunla. Ondan sonra bağı bahçesi sulanacak bir nöbetle geliyor zaten. O da bir iş, üçüncü bir iş değirmende değirmende işte O öğütülecek, onu getirecek. Bir de cuma namazı yakın. Ne demiş?
Burada buyuruluyor ya, imana göre imkan vardır. İmanımın gereği cuma namazını kılayım demiş. Cuma namazını kılmış eve varmış ki akıra merkep kafasını dayamış o halloldu. Ondan sonra değirmene varmış. Böyle sırayla çuvallar konmuş. O da öğütülmüş, bahçesi de öyle uzatmayın. Demiş bir Rabbime olan görevimi yerine getirdim. Bu kadar işlerim de halloldu diye. Biz bunu surete değil candan tutarsak olur. Ama candan olacak. Eshade er birliği Hazretleri candan talep kıl yarini diyor. Candan talep kıl. Her şeyi senin için var ettim diyen Rabbimiz Celle Celalühü her şeyi senin için terk ettim diyebilmektir iman. Kaydettim Cenabı hak buyuruyor, ben alemi insanlar için halk ettim, kulluk vazifelerini yapması için. İnsanı da buyuruyor zatım için halk ettim. Kainatı onların kulluk görevini yapması için insanı da zatıma kulluk başka nereye gideceğiz? Aldığımız notlardan geçiyorum.
İmanda güçlü ve kuvvetli olmamız, esamli. Şimdi muharebede Bedir'de Ashab-ı Güzin muvaffak oldu. Uhud'da da muvaffak oluruz düşüncesi var. İlk anda başarı gösterdi zaten. Düşman hezimete uğruyordu. İşte efendimizin bir sözü sallallahu aleyhi ve sellem işte elli tane okçuydu, yerleştirdiler. İşte düşman sizin üstünüzden geçse veya siz düşmanın üstünden geçseniz bile burayı terk etmeyin. Şimdi o galebe yüz gösterince orayı terk ettiler ve düşman da sardı. Yetmiş tane burada haber verildiği üzere Ensar'dan Ashab-ı Müzin efendilerimiz beş tane de muhacirinden hem de en önemlilerinden şehit oldular. Onlarda bir mahzuniyet meydana geldi. Böyle bir üzüldüler. Bir gevşeme hali de hasıl olunca Cenabı hak vela tehimu gevşemeyin vela tahzenü üzülmeyin ve entümü la la'laun siz en üstünsünüz ama bir şartla.
İnküntum müminin, müminler olduğunuz sürece inküntum müminin ve bir ile manau inküntum musattipin nasırakümallahu teala. Siz siz bir kere sadakatle dinimizin emirlerine camdan sarılırsanız başarılısınız. Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder. Batıl zaten helak olacaktır. Kahr olacaktır. İman ise kalbin teyit edilmesi Ashab-ı Kehf onu da almıştım Ayet-i celli. Onların Allah tarafından Celle Celalühü güçlendirilmesi ve Allah'ımızın yaratmış olduğu bütün eşyada ve olan hadiselerde ona tam cani gönülden teslimiyettir. Başka zaman inceleyebiliriz birkaç ayet-i celile bakalım. Esselamle. Müminler ancak onlardır ki Cenabı hak anıldığı zaman kalpleri titrer ve karşılarında ayetler okununca bu onların imanını artırır, onlar ancak Rab'lerine dayanıp güvenirler. Acaba bunlar kimlerdir? Bu imanın şartı nedir?
Kamil bir iman Allah'ımız zikrolunduğu zaman kalplerinde ilahi korku meydana geliyor ve vücutlarında da üf permeler hasıl olur. Zadetüm imane ey yakinen ve tuma 9. Şimdi yakin kesin inanç Bu imanın bir tadı ve lezzeti ki o ancak böyle denip geçilir. İman ibadet ve taatle güç bulur. Günahlarla da safiyede düşer. Bir kısım imanın bir kısmı ne eksilir ne de artar. O meleklerdir. Onları nurdan yaratılan varlıklar. Ve imanın yezidü ve yengusu bu ise umum Müslümanlara ait hata ettiğimizde Rabbamızın razı olmayacağı işlerde iman zafiyete uğruyor. Taat ve ibadetlerimizde de güç ve kuvvet buluyor. Daha sonra imanı imanı ve imanın yezidü ve layengusu ve hu ve imanu enbiyayı ve rasul resul. Şimdi imanları artıyor ama eksilme diye bir şey olmaz. O nebiler resullerdir. Burada bir kayıt daha almış. Arifini ilahi ruhaniyim errasifim fiail mül yakim.
Şimdi burada eksilme olmakla birlikte artık bir beşer yani. Peygamberler beşer ama onlar masumdurlar. Fakat veliler mahfuzdur. Onlarda onlarda da diyor Cenabıhakk'a bağlılıklarının güç ve kuvvetiyle, nebiler sınıfında diyemeyiz, o yanlış oldu zaten. Velayet ölçüsü içerisinde onların da diyor imanı artar. Yalnız burada bir tabir var, ruhani diye bir tabir var. Bu ehlince malum, ruhani, bunlar manevi erlerdir diye vardır. Bunu hacasen efendimiz haddesallahu sırra bilir. Bunu Sami Efendi Hazretleri bilir. Bunu Esradi Elbili Hazretleri bilir. Bunu Şah-ı Nakşibend bilir haddesallahu zurna. Ruhanyi. Evet. Şimdi Tövbe Suresi'nden sonra ne zaman Kuran'dan bir sure indirilse veya bu inen ayetler kendilerine tebliğ edilse içlerinden bazıları, güya müminlerle alay ederek şimdi bu ayetler hanginizin imanını güçlendirdi derler.
İman edenlere gelince, her indirilen ayet onların imanını iyice pekiştirip artırır ve onlar Allah'ın vaat ettiği sonsuz nimetlerin müjdesiyle yürekleri ferahlatan bir coşku ve sevinç içindedirler. Kuran okunurken bak Ramazan'ı Şerif'te görürüz. Böyle o genç yavrular Kuran okuyacak. Onların bir sevinmesi lazım. Ki bakıyorsunuz her yerde bunu görüyorum belki dinleyen var mı bilmiyorum. Doğuda dinlerlerdi yalnız. Doğuda Van'da Van demeyeyim. Lan bir ilde il de ilk şeyde bulunduğum için Erciş'te Erciş'te görürdüm. Emin olun ya niye ya iki kişi çıkar, hep Kuran'ı dinlerlerdi Ramazan-ı Şerif'de. Çoğu yerde guuu çıkıp. Halbuki Kuran Azimüşşan bizde tesiri ne noktadadır onu ifade etti Müellif Hazretleri. Buyuruyor ki et tasfiye bir kere kalbi küfür, şirk nifak büyük günah, küçük günah masivadan temizlenecek ve tathir artık nur olmaya başlayacak.
Daha sonra Allah'ın dışında her şeyden soyutlanacak. Eğer buyruluyor kal ne kadar temizlenirse Allah'tan gayrıden kurtulursa o nispette Kuran'ın esrarına erer. Nedir Kuran'daki esrar? Yetmiş bin batın daha manası vardır. Dediğimiz gibi makası dış şer yani şer'i esaslara uyarak ve zahiri manalara da ters düşmemek suretiyle. Gale badul ulema ashabul kulu minel insi selasetü assna fi. Bunu da inşallah ileride Rabbim lütfederse görüşürüz. Çok zaman aldım. Kusura bakmayın. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruhu tayyibelerine ehline ashabına peygamberan nizam ve piranizamın ve bütün geçmişlerimizin mümin ve mümülatın ruhlarına ehli İslam'ın zaferine, ehli küfrün kahrına, efendimize hakaret edenlerin ıslahına, ıslahı mümkün değilse kahrına el Fatiha.
Kaynak: Genel
Peygamber Sevgisi ve İmanın Güçlendirilmesi | Mihmandar