Peygamber Efendimizin Vasfı ve Aile Hayatının İslami Esasları
Peygamber Efendimizin Vasfı ve Aile Hayatının İslami Esasları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Eğer ayağa kalkar, salat-ı selam okursak saygının ve sevginin ifadesi olur. Buyurun. Buyurun. Efendimiz aleyhissalatu vesselamı şairin dediği gibi, senin meddahın, senin vasfedenin ancak Allah'tır demiştir. Yine bir şair hiç şüphesiz Mevla'mız Celaleddin-i Rumi…
Peygamber Efendimizin Vasfı ve Aile Hayatının İslami Esasları ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Vasfı ve Aile Hayatının İslami Esasları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Eğer ayağa kalkar, salat-ı selam okursak saygının ve sevginin ifadesi olur. Buyurun. Buyurun. Efendimiz aleyhissalatu vesselamı şairin dediği gibi, senin meddahın, senin vasfedenin ancak Allah'tır demiştir. Yine bir şair hiç şüphesiz Mevla'mız Celaleddin-i Rumi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 22 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Eğer ayağa kalkar, salat-ı selam okursak saygının ve sevginin ifadesi olur. Buyurun. Buyurun. Efendimiz aleyhissalatu vesselamı şairin dediği gibi, senin meddahın, senin vasfedenin ancak Allah'tır demiştir. Yine bir şair hiç şüphesiz Mevla'mız Celaleddin-i Rumi kalpte sallallahuü sır hazretleri seni anlatmakla mevzum kıymet kazanır. Seni hangi dil, hangi hal ile anlatabiliriz demek istemiştir. Efendimiz aleyhissalatu vesselamı zaten Tevrat'ta, İncil'de geçmiş bütün peygamberler onun nübüvvetini tasdik ediyor ve onu haber veriyordu. Saf suresine baktığımız zaman, Saf suresinde İsa Aleyhisselam onu müjdelemek için gelmiştir. Tevrat ve İncil'den yüzden fazla, yüzden fazla yerde efendimiz aleyhissalatu vesselamdan anlatılır.
Öyle ki Nebi-i Ekrem aleyhissalatu vesselam efendimizin mübarek gözlerinde, rekabet işareti olarak kırmızılığa kadar, mübarek gözündeki kırmızı işarete kadar, renge kadar, öyle gelişigüzel bir kırmızılık değil o, 0 beyazın içerisinde beyaz da diyemezsiniz, hadis kitaplarına baktığınız zaman Efendimiz aleyhissalatu vesselamın rengi alileri, kireç rengi de diyemezsiniz. Biraz biraz sarıya benzer, böyle tam bir beyaz değil, kireç gibi beyaz değil. O beyazlıkta bile bir tatlılık var. O beyazlığa bambaşka bir renk, bir tat, bir güzellik veren kırmızılığa kadar ifade ederler. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın zaten bütün vasıfları Kuran-ı Azimüşşan'da uzuvları anlatılır, beyan edilir. Yüzü geçkin yerde hem Tevrat hem de İncil'de efendimiz aleyhissalatu vesselamdan bahsedilir, ondan anlatılır. Zaten Cenabı Hak bütün peygamberlerden ahid almıştır.
Ali İman suresi seksen birinci ayeti celilede efendimizin üstünlüğü öyle haber verilir ki, esame, Hani Allah Celle Celalühü peygamberlerden ben size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlak inanacaksınız ve mutlak ona yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi dediğinde kabul ettik cevabını verdiler. O zaman galifül Lemyezel bunun üzerine o halde şahit olun. Ben de sizinle beraber şahitlerdenim. Tefsirlerde izah edilirken Cenabı hak peygamberlerin ümmetlerinden de ahit almıştır. Ona inanmak ve onu tasdik etmek hususunda. Efendimiz daha gelmeden önce Cenabı hak peygamberlerden ve ümmetlerinden ahit aldı. Bu onun şanını, kemalini bizim tarif edemeyeceğimiz üstünlüğünü beyan etmektedir. Kendisi zaten hayatı delildir. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın çocukluğu, gençliği hep bunların içerisinde geçmiştir.
Eğer Efendimizin bir hatası olacak olsa, çünkü müşrikler hep ayağa kalkıyorlar, diyorlar ki atalarımızdan devraldığımız dini mi sen inkar ediyorsun diyorlar. Hepsi düşman oluyor. Eğer bir hatası olacak olsa efendimizin en küçük bir hatasına şahit olsalar onu bütün aleme ilan edecekler Ama zerre kadar bir hatayı bulmaları mümkün değil. Zaten hayatı onun peygamber oluşunun işaret olduğuna dair, Yunus suresi on altıncı ayeti celile de kısa bir. Ne. Rabbi Zülcelal'imiz de ki, de ki ben ben Allah dineseydi Kuran'ı size okumazdı ve siz de hiçbir şey bu hususta bilemezdiniz. Ben sizin içinizde hayat sürdüm, ben sizin içinizde bulundum, içinizde bulundum, gözümden bir şehri hal, kendi namusu olduğu halde bir başkasının namusuna göz dikecek bir durum, Hasetle bakan bir göz. Gıybet eden, yalan söyleyen, iftira eden bir dil. Başkalarının namusunu rencide edecek bir söz kulağından işittiniz mi?
Elimde bir hırsızlık zuhur etti mi benim elimden? Ayağım insanların arasını bozmak için gidip geldi mi? Söyleyin ben sizin içinizde yaşadım. Böyle bir hale şahit oldunuz mu? Siz akletmez misiniz? Efendimizin hayatı zaten delil. Biliyorsunuz Kabe-i Muazzama tamir ediliyor. Hacerü vesselam'in konulması hususunda on iki kabile ihtilafa düştüler. İşte sen koyacaksın, ben koyacağım diye. Sonra sonra Edumeyye bin Muğire adında biri dedi ki Safa tepesinden veya Safa kapısından ilk evvela kim girecek olursa o konuşun. Efendimiz girdi sallallahu aleyhi ve sellem, hepsi bir ağızdan Muhammedü'l-Emin dediler. Bu doğrudur. Efendimizin siyasetine bakın sallallahu aleyhi ve sellem bir örtünün içerisine Hacerülesved konuldu. On iki kabileye de tutturdu. On iki kabileye de tutturdu. Sonunda mübarek evine alıp Hacerülesved'i yerine koydular.
Efendimize onlar yalan söylemeyen bir kimsedir diye emin vasfını veriyorlar. Sonra bakın efendimizin çevresinde toplananlar, Sıddika Azah, Homeru'l Faruk, Huzmani Zinnori, Ali Yen-i Murtaza, Hazreti Hamza vesaire. En akıllı, en zeki, en ileri kimseler, Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın yanı başını aldılar. Mekke'ye giriyor, yüzbinler de giriyor Mekke'nin fethinde. Milyonlar ve milyarlar, aklı başında olan insanlar, en ilginç kişiler, kültürlü insanlar, efendimiz aleyhissalatu vesselamın başını alıyorlar. Hayatına kast edenler, Onun huzurunda iman ediyorlar. Bu Onun peygamber oluşunun işareti değil midir? Sonra günde beş defa okunan ezan, yani hiçbir kimsede olmayan bir haldir. Günde beş defa okunan ezanda, Allah'u zülcelal'in ismi ile efendimiz aleyhissalatu vesselamın ismi beraber zikrediliyor. Ezanda Allah'ımız kendi ismi ile beraber habibinin ismini beraber zikrediyor.
Ve sonra ikinci bir şahsa tesadüf edebilir misiniz? Bir milyonun üzerindeki ahadisi Muhammediyesi nakledilip duruyor. Bir milyonun üzerinde hadis-i şerifi naklediliyor. Böyle ikinci bir kimseye de tesadüf edilmemiştir. Ve sonra bakın efendimiz aleyhissalatu vesselamın elbette risaletine işarettir. Babasını daha dünyaya gelmeden önce kaybediyor, analarını altı yaşında Ebva köyüne defnoluyor, altı yaşında. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın bulunduğu ortam babasını kaybetmiş doğmadan önce, anasını altı yaşında. Dedesinin ve amcasının yanında kalıyor, ortam müşrik bir ortam. Bu da takılıyor. Kadınların hiçbir haysiyet yok. Irz ve namus diye bir mefhum yok. Zalim ise mazlumun tepesine yumruğunu indiriyor. Her türlü ahlaksızlığın yaygın olduğu bir zamanda efendimiz aleyhissalatu vesselam ahlakında, edebinde, hayasında ne söylerseniz söyleyin bütün davranışlarında tek ve bir.
Rabbim beni terbiye etti ve terbiyem de ne güzel oldu diye buyuruyorlar. Hiç şüphesiz bu da Peygamberimizin risaletine büyük bir işarettir. Mesela bakın, iki dargın kimseyi bile bir araya getirmekte güçlük çekiyorsunuz. Kırk altı yıl, kırk altı yıl bunu takip ediyorsunuz, basından ve yayından kırk altı yıl birbirine küs kabileler var. Anlaşamıyor bir araya gelemiyor, kırk altı yıl sonra bir araya geliyor. Efendimiz aleyhissalatu vesselam çok kısa bir zamanda birbirinin kanına giren, Elvis ve Hazret kabilesini, Birbirlerine düşman olan, kin güden, kan davası olan aralarında bu insanları birbirine sımsıcak dost ediveriyor. Bu onun risaletine işaret değil midir? Ensarla muhacirine, kırk beş kişi ensardan, kırk beş kişi muhacirinden, bunları öyle bir kardeş ediyor ki, öyle bir kardeş ediyor, hem de mucizei nevi birbirlerine huyu, ahlakı uyanları kardeş ediyor.
Yani hiçbir tarihte görülmemiş kardeş olunca yapmış olduğu fedakarlıklar. Evlerine ayırıyor, mallarını ayırıyor, kardeşine feda ediyor. Böyle bir kardeşlik tesisi hiç şüphesiz onun risaletinin en büyük delillerindendir. Bir fakülte bitirmemiş pedagoji, hukuk, ekonomi, ziyaret, tedri askeri alanda ihtisas yapmadığı halde, bütün ilim dallarında ve mesleklerde efendimiz aleyhissalatu vesselam öncü. Hepsine istikamet tayin ediyor, yön tayin ediyor, esaslar koyuyor. Bu onun peygamberliğinin delili değil midir? Abdullah bin Revaha Hazretlerinin sözünü arıyordum. Abdullah bin Revaha Efendimizin şairlerindendir. Bakın bir söz söylüyor. Diyor ki hiç mucizesi bulunmasaydı Rasulullah'ın mübarek ellerinden sallallahu aleyhi ve sellem, suların çıkması, az bir yiyeceğin bereketlenmesi, suyun bereketlenmesi, ayın ikiye bölünmesi vesaire hiçbir mucizesi olmasaydı, yüzü bile kafi idi diyor.
Onun mübarek vechi saadeti, mübarek yüzleri, onun risaletinin delili değil midir? Abdullah bin Selamın efendimizi görünce malumunuz vallahi bu yalancı yüz değildir, demiştir. Efendimiz cömert ama israf etmiyor. Cesur fakat kırıp geçirmiyor, misal vermiyorum. Vakit müsait olmadığı için yumuşak ama korkak deyin, güler yüzlü fakat laubali değil. Böyle bir peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem. Onun her alanda öncü olduğuna misaller bitmez ve tükenmez. Yalnız şunu söylemek istiyorum, yakın bir tarihte su üzerinde toplantılar yapıldı. İşte yerel kaynaklar bitiyor tükeniyor diye. Efendimize bakıyorsunuz iki cihan güneşi asırlar öncesi buyuruyor ki, saygılı Aleyhisselam, durgun suyun, durgun suyun dışkı ile kirletilmesi yasaktır. Nebiyy-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz.
Şimdi siz pikniklere çıkıyorsunuz, hatta su başları şöyle dursun, o ziyaret yerlerinde dahi türbelerin yanında dahi çocuk dizlerine denk geliyorsunuz. Su başlarında ikramlar, yiyecekler, içecekler hayvanın işkembesine denk geliyorsunuz. İki cihan güneşi sallallahu aleyhi ve sellem suyun suyun etrafının temiz tutulmasını, kirletilmemesini, hatta Efendimiz su kaynaklarının etrafındaki etrafını haram bölgesi olarak ilan buyurmuşlardır. Mesela, mesela bir bol akan su, nehir düşünün, ırmak düşünün, deniz düşünün, bir abdest alırken dahi üçten fazla yıkanmamasını efendimiz aleyhissalatu vesselam azaların tespit buyuruyor, israf etmeyin diyor.
Bunun yanında aile reisliğinden tutun, tıp alanında tutun, eğitimci olarak düşünün, hangi alan olursa olsun efendimiz aleyhissalatü vesselam nano atomlarına kadar, nano teknolojisine kadar Nebi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz işaret ediyor, haber veriyor. Yüzü ülsün feleğin madeni ihsan geliyor. Şu karanlıklara Hurşidi bir rahşan geliyor. Müjde uşşakaki can verdiği canan geliyor. Ölü dünyaya Muhammed gibi bir can geliyor. Hazreti Peygamberi Zişan geliyor. Hül-i bülza-ı risalet. Şebihuban geliyor. Müjde müjde ey rıza, müjde, müjde ey rıza. Rahmeti rahman geliyor, geliyor beklenen ekmeli insan geliyor. Zaten müminler olarak hepimiz ona aşinayız. Doğduğumuzda sol kulağımıza okunan kamet, sağ kulağımıza okunan ezanda eşhedü enna muhammeden resulullah denmiyor mu? Açtığımızda kitabımızı biz demiyor muyuz?
Kitaba başlarken öyle, söze başlarken öyle, hatipleri dinleyecek olsanız, hiç şüphesiz efendimiz aleyhissalatu vesselamın ismi Muhammedilerini sena ediyorlar, hiç şüphesiz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onu mutlak sevmemiz icap eder, mutlak seveceğiz. İnsan olmamız onu sevmemizi icap ettirir. Çünkü biz ağlamayı, gülmeyi, yatmayı, halkmayı, bir ticareti de, insanlar arası münasebeti de, evimizdeki geçimi de, akrabamızla münasebetimizi de, bütün insanlarda beşeri münasebetlerimizin ne varsa hepsini hiç şüphesiz ondan öğrendik. Mümin olmamız mutlak onu sevmemizi icap ettirir. Hucurat suresi yedinci ayeti celilede Cenabı Hak size imanı sevdirdi ve kalbinizi bu şekilde imanla süs diye buyrulur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem merhameti, şefkati onu baş tacı etmemizi icap ettirir.
Misaller pek çok ama birkaç tanesini zikredecek olursak, bir sefer dönüşü, Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz bir sefer dönüşü kılıcını bir ağaca astılar, istirahat buyuruyorlar. Bunu fırsat bilen müşriklerden biri derhal silahını kılıcını aldılar. Dedi ki ya Muhammed şu anda benim evimden seni kim kurtarır? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sadece Allah dedi. Adam anında yere düştü. Bakın söylediği söz şu, Sen merhamet ve şefkat sahibi Allah'ın Resulü alemlere rahmet olarak gönderilen Muhammedsin. Ve ondan sonra da iman etmemiştir. Efendimiz kılıcı alıp da başına durduğu zaman benim elimden de seni kim kurtaracak dediğinde bu sözleri ifade eder. Sakif oğulları, Sakif oğulları Müslümanlara oklarıyla çok zarar verdiler. Dediler ki Ya Rasulallah okları bizi yaraladı. Ne olur bir beddua et, sen Allah'ın resulüsün. Dua ettiğin zaman beddua ettiğinde bunlar kahrolur.
Efendimizin mübarek ağzından Allah'ın sakif kabilesine hidayet verir demiştir. Tufay'ı bin Amr, kabilesi iman etmiyordu. Ne kadar uğrasa iman etmiyor. Son çare olarak Efendimize geldi sallallahu aleyhi ve sellem. Dedi ki Ya Rasulallah bir beddua et efendimiz onlara hidayet ver, onları imana getir ya Rab demiştir. Allahu Teala'yı sevmemi, Cenabı hak Habibullahı sevmemizi emreder. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara canlarından daha sevgilidir. Ona uymayı zatına sevgi olarak da haber verir Esselam. Ali İman suresi otuz birinci ayetçilere de beni sevdiklerini iddia edenlere söyle Muhammed'im, habibim sana uysunlar, eğer sana uyacak olurlarsa Allah da onları sever, günahlarını bağışlar. Cenabı hak mutlaka o Gafur bağışlayan ve mutlak Rahim'dir diye buyrulur. Sonra övülmüştür. Yeryüzünde dövülmesinden dolayı Muhammed, semada daha çok övülmesinden dolayı da Ahmet ismi verilmiştir.
Sadece ayet numarası verebilirim. Enbiya suresi yüz yedi, Ahzab suresi yirmi bir ve Kalem suresi üçüncü ayeti celileler Kuran'ın zaten dörtte üçü Efendimize anlatır sallallahu aleyhi ve sellem. Cenabı hak bizi şefaatlerine mazhar kılsın. Efendimizin yirmi üç yıl gibi kısa bir zamanda bu derece başarılı olması katiyen tesadüfi de değildir. Bu çalışmanın arkasında şu gerçekler yatmaktadır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem emrettiği dinde samimidir, Getirdiği ahkama herkesten ziyade riayet etmiş. İslam'ı bizzat nefsinde en ileri derecede yaşamıştır. Bu bize çok büyük bir örnek, tabi dersler çıkaracağız bundan. Cenabı Hak onu en güzel bir ahlak üzere göndermiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem emindir. Bütün tarihçi hayatının şehadeti ile hiçbir yalan ondan duyulmamıştır.
Efendimiz bütün insanlara değer verilmiş siyah, beyaz, kavim kabile gözetmeksizin bütün insanları aynı samimiyet ve içtenlikle kucaklamıştır. İnsan şahsiyetine itibar etmiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem af, müsamaha, ilim, şefkat, merhamet, kin, öfke, zorbalık ve düşmanlığı tercih etmemiş katiyyen affı, müsamahayı, hilm, şefkat ve merhameti kin, öfke zorbalık ve düşmanlığa tercih etmiş, katiyen kaba ve sert davranmamıştır. Hepsi ayeti celilelerin meali olarak söylüyorum. Al-i İman suresi yüz elli dokuzuncu ayetcilde. Çevresine ümitsizlik ve karamsarlık, katiyen çevresini karamsarlığa götürmemiştir. Fetih suresi bir, Nasır suresi bir ila ikinci ayet celleye çalışmalarını daima azim ve sabır, inanç ve kararlılıkla sürdürmüştür. Al-i İman suresi yine yüz elli dokuzuncu ayet-i celile. Ya hak hakim olur ya da Muhammed ölür demiştir.
Hazreti Peygamber tebliğ ve davet faaliyetlerini sürdürürken, insanlardan hiçbir maddi menfaat de beklememiş şahsi bir çıkar özetmemiştir. Sebe suresi kırk yedi, Yunus suresi yetmiş, iki, Hud suresi yirmi dokuz, Yasin suresi yirmi birinci ayeti celleler. İnsanlarla olan sosyal münasebetlerini kesmemiş, Müslüman olan veya olmayan akraba ve çevresiyle ısrarla devam ettirmiş Duha suresi dokuz on, Şuara suresi iki yüz on dört. İnsanların toplu bulunduğu her yerde, evde çarşı pazarda ve panayırlarda tebliğ faaliyetlerini hikmetle ve ısrarla sürdürmüştür. Maide suresi altmış yedi, o davet mesajını komşu devleti hislerine de ulaştırmış ve onları İslam ve selamete davet etmiştir. Halıkı Lemyezer dünya ve Ubba'da bizi had'iyen ondan zerre bir nefes dahi ayırmasın. Yine elimizdeki notlarda efendimiz aleyhissalatu vesselamın kırk üç, kırk üç tane onun fezailini bildiren notlar mevcut.
Geçiyorum, işte mahluk içinde ilk yaratılan ruh olarak onun olduğu, arşta semada bütün isimlerinin yazılı olduğunu ve onun bütün eşyada zuhur ettiğini, kainatın bile onu haykırdığını, Ebu Cehil'in elindeki çakıl taşlarının bile La ilahe illallah Muhammedun Resulullah dediği siyer kitaplarında haber verilmektedir. Efendimiz aleyhissalatu vesselam birkaç onun hakkında şairlerin sözünü müteakiben çok önemli bir konuyu ifade etmek istiyorum. Hünhüne eremez kimse. Burada saymakla bitiremeyiz bunu. Mevlana'mız buyurur ya, deryadan bir hatre, deryadan bir damla, güneşten de bir zerre mesabesinde yine anlatılamaz onlar. Onu kim görebilir ki? O sünneti seniyyeye riayetimize göre görünür. İşte rüyamızda görüyoruz, şöyle oluyor bilmem falan çok güzel. Ama onu görüşün bir işareti vardır. O nurdur.
Nur olarak müşahede edilir ve kişi uyandığı zaman da bütün hücreleri o zevk ile o neşe ile ayağa kalkar ve o günden itibaren de büyük bir değişiklikler görülür, manevi değişikliklere şahit olunur. Görülür. Manevi değişikliklere şahit olunur. Efendimizi görmek demek budur. İşte bir imam gibi gördük, bir vaiz gibi gördük, bir müftü gibi gördük, bu bizim sünneti seniyyeye riayetimize göre değişir. Hakiki görüşler onurdur et kemikten ayrılır gibi olur. Hayrettin Karaman hocamızın dediği gibi seni ilk görenler tahammül edemezmiş. Sonra ünsiyet eder, ayrılamazmış dediği gibi. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de. Şairlerin burada sözlerinden almışız, ona aşk ve muhabbetleri hususunda, Yunus Emre'nin mesela ona aşık olmanın sırrını, onun yolunda gitmekle mümkün olacağını bildirir, Yunusça sevmenin sen hak peygambersin, şeksiz, gumansız, sana uymayanlar gider imansız.
Adı güzel, kendi güzel Muhammed. Fuzuli'nin de su kasidesinde biliyorsunuz dostlarım. Şayet onun elini öpme arzusu ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye susunun demiştir. Burada padişahlarımızın vezir ve cüzeranın birçok edip de şu aranın sözleri de mevcuttur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin, hünhüne eremez kimse, şairin dediği gibi, hünhüne veremez kimse eksik kalır ne dedimse sahipti. En büyük hisse Ahmet, Muhammed, Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Bazı sahabe-i kiramdan da nakillerle gönüllerimiz daha da nurlanır inşallah. Abdullah bin Abbas radiyallahu anhuma konuştuğunda mübarek dişlerinin arasında ışık süzülürdü. Herkes habiliketine göre anlatır onu. Abdullah bin Abbas radıyallahu anh hazretleri konuştuğu zaman mübarek dişlerinin arasından nur süzülürdü. Böyle ışık saç alırdı.
Cabir bin Semure radıyallahu anh mehtaplı bir gecede onun yüzünden daha parlak birisini göremedim. Ayın ve güneşin nuru iffetesiz efendimiz aleyhissalatu vesselamdan alınmıştır. Ve diğer Rebi bin Muavvez radiyallahu anh onu gördüğümüz anda güneşin üzerimize doğduğunu zannederdik diyor. Sanki güneş üzerimize doğmuş gibi, o Ay'a ve Güneş'e benzetilmez de sevgi ve muhabbetlerini ifade için ancak öyle söyleyebiliyorlar. Yoksa nasıl anlatılabilir hakikaten şair güzel söylemiş, hünhüne eremez kimse eksik kalır, nedir kimse? Mevlana'mız buyuruyor ya Onu vasf edebilmek için yerden semaya kadar bir ağız olmalı ki ancak methedebilsin demiştir. Daha pek çok. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem aynen dediğimiz gibi başka bir misal olsa da verilebilse, bir kristal düşünün, her tarafından nur ve ışık süzülüyor.
Hangi yönünden bakarsanız bakın Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bütün insanlığa hayat veriyor. Ailelerin perişan olduğu, geçimsizliğin son noktaya vardığı şu devirde, onun mübarek sözlerinden aile hayatına getirmiş olduğu, aile hayatına getirmiş olduğu huzurdan bahsetmek istiyorum kısa da olsa. Alemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem asırlar önce dünyaya teşvik ettiklerinde, kainatın ufkuna güneş gibi doğmuştu. Onun gelişi ile insanlık şeref ve haysiyete kavuşmuş, zulmün yerini adalet, kuvvetin yerini hak, yalanın yerini hakikat almıştı, cehalet ve esaretin zincirleri kırılmış, ilim ve hüviyete kavuşulmuş, kadın bir ticaret metaı olmaktan çıkarılarak toplumda itibarı itibarı yerini almıştır. Efendimiz aleyhissalatu vesselam öyle bir zamanda dünyada gelmiştir ki tarihçiler bu zamanı cahiliye devri olarak adlandırırlar.
O zaman da insanlık aleminin üzerinde küfür, dalalet, ahlaksızlık kabus gibi çökmüştü. İnsanlık işte böyle bir zamanda bir kurtarıcıya, bir önlere, bir rehbere ihtiyaç duymaktaydı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dünyaya teşcip etmeden önceki insanlığın durumu şair Mehmet Akif'in dediği gibi sırtlanları geçmiş de beşer yırtıcılıkta. Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi. O dünyaya geldiğinde insanlık tam bir karanlık içindeydi. İşte öyle bir zamanda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanlığın ufkunu aydınlatmış, insanlığı karanlıklardan nura çıkarmıştır. Bunu da yirmi üç yıl gibi kısa bir zamanda yapmıştır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin insanlığa kazandırdığı çok önemli değerler vardır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile her şey bir mana ve derinlik kazanmıştır.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birçok alanda inkılap yapmış ve insanlığa çok güzel değerler kazandırmıştır. Efendimiz aleyhissalatu vesselam aile kurumuna da çok güzel değerler kazandırmış. Onun aile kurumuna kazandırdığı değerleri açıklamadan önce cahiliye devrinde ailenin ve kadının durumuna bakacak olursak İslam'dan önce kadının hiçbir değeri yoktu. Kadının ne ailede ne de toplumda hiçbir hakkı yok. Kadınlar adeta alınıp satılan bir meta gibiydi. Hatta İslam'dan önce insanlar kadın nedir, bir ruhu var mıdır, yoksa yok mudur diye tartışıp duruyorlardı. Kadın toplumda daima hor görülen, aşağılan bir yaratık olarak değerlendiriliyordu. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor. Ailede hayız halindeki kadın, yemeği suyu ayırt edilmekte, aile fertlerinden tamamen tecrit ediliyordu. Erkekler sınırsız kadınla evlenmek hakkına sahipti.
Efendimiz aleyhissalatü vesselam Allah'tan aldığı vahiy yoluyla Kuran'la birlikte aileye kadına birçok değerler kazandırmıştır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, aileyi ve aile hayatını, dolayısıyla toplumu çözülmekten ve bozulmaktan korumak için gaybı meşru ilişkileri yasaklamış, Nitekim bu hususta yüce Allah Celle Celalü zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur. İsra suresi ayet otuz iki. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. En'am suresi yüz elli bir. Bu ayetlerde açıkça görüldüğü gibi yüce Allah, aile müessesesini korumak için zina ve fuhuştan kesinlikle kaçırılmasını istemektedir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem eşler arasında ve sevgi ve saygıyı da imanla irtibatlandırmıştır. İmanı en mükemmel olan mümin, ahlakça en güzel olandır. Sizin en hayırlınız da hanımlarına en hayırlı olandır.
Kuran-ı Kerim aileler ve isteği yetki ve sorumluluğunu erkeğe vermiştir. Nisa suresi ayet otuz dört. Ailede erkek eşine ve çocuklarına bakmakla yükümlü ve sorumlu hale getirmiştir. Ancak erkeğe verilen bu aile reisliği ona ne surette olursa olsun, hazır üzerinde bastı ve zorba değildir. Kuran azimüşşan'da, esanı, erricelu kavvamun alem-misal, erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu, onlardan güçlü ve kuvvetli olduğunu ifade ederken, bu gavamune derken game fiilinde onları idare eden, onları yetiştiren, İslam'ın edep ve erkanına göre geliştiren kimse manasınadır. En faziletli amel anne ve babaya iyi ve güzel davranmaktır. Bu hususta yüce Allah Kuran-ı Kerim'de bir tür ayet celelerde İsra suresi yirmi üçüncü ayeti celinde de haber verilmektedir.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem takdim etmiş olduğu Müslüman aile modelinde bir, her şeyden önce aile, karşılıklı anlayış, sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmalı, şehri ve maddi menfaatler üzerine kurulmamaktır. İki, evlenmede dindarlığı esas almalıdır. Nitekim efendimiz aleyhissalatu vesselam bu hususta kadın dört şey için nikah edilir. Malı, soyu, güzelliği ve dini. Siz dindar olanını tercih ediniz ki elleriniz hayır görsün. Yani evlenecek olan eşler, eş seçiminde yukarıdaki zikredilen, bu dört özelliği göz önünde bulundurulmalıdığından, bu özelliklerin hiçbirini aramayan beş yoktur denilebilir, günümüz itibariyle din yönünü tercih eden çok az çıkan. Halbuki siz dini yönünü tercih edecek olursanız, Allahu Celle Celalühü malı da verir, güzelliği de verir. Sırf güzelliği ve malı için alacak olursanız güzelliği de mahvolur, malı ve mülkün.
Abdullah bin Amr'dan rivayetle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem malın ve güzelliğin getirebileceği kötü sonuçlara dikkat çekerek evlilikte dindarlığın diğer özelliklere tercih edilmesini tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur, sırf güzellikleri sebebiyle kadınlarla evlenmeyin. Çünkü güzelliklerinin onları kibir ve gurur sebebiyle alçaltacağından korkulur. Onlarla sık mal ve mülkleri sebebiyle de evlenmeyin, zira mal ve mülkün onları azdıracağından korkulur. Fakat onlarla dindarlıklarından dolayı evlenin yemin olsun burnu kesik, kulağı delik siyahi dindar bir köle, dindar olmayan hür kadından daha üstündür diye buyrulur. Ebu Esved ed-Düveli çocuklarına şöyle deyip dövünürmüş küçüklüğünüzde, büyüklüğünüzde ve doğumunuzdan önce size iyilik ettim. Doğumlarından önce kendilerine nasıl iyilik ettiğini soran çocuklarına size sövülmeyecek anne seçtim demiştir.
Üç, aile bireyleri birbirlerine daima dua etmelidir. Bu bu konuda daima dua etmelidir. Bu bu konuda Kuran-ı Kerim'de ayet olarak Al-i İman suresi otuz sekiz, Furkan suresi yetmiş dördüncü ayeti cellelerde müminler Rabbimiz bize gözümüzü aydınlatacak işler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl derler. Dört, aile fertleri birbirlerine daima iyiliği tavsiye etmeli, kötülüklerden de sakındırmalıdır. Yüce Allah, Tahrim Suresi altıncı ayeti cellede ey inananlar kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Beş aile içi problemler, dua, sabır, karşılıklı anlayış ve kanaatle çözülmeye çalışılmalıdır. Yüce Rabbimiz eşlerinizle iyi geçininiz. Şayet onlardan hoşlanmayacak olursanız olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayırla takdir etmiş bulunur. Nisa suresi ayet on dokuz.
Bu ayet aile kurumunu ayakta tutmak için çok önemli bir prensip getirmektedir. Evliliğin başında kişinin eşinin, gerek güzellik, gerek ahlak bakımından birtakım eksiklikleri olabilir. Ancak ona iyi yönlerini ortaya koymaya fırsat vermek gerekir. Kadınlar bu fırsat verilmeden hemen küçük bir yanlışlıkla boşamaya girişmek doğru değildir. Allah'ımıza en ağır gelen hallerden birisi de budur. Altı, efendimizin aile modelinde şiddete kesinlikle yer yoktur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hayatında bazı sıkıntılar görmüştür. Mesela analarımızla yirmi dokuz gün aile içinde bir soğukluk olmuş, eşleri hatalarını anlayınca meseleyi tatlılıkla çözmüşlerdir. Hadise olarak anlatmıyorum, sadece Efendimizden dünyalıklar istemişlerdi. Sonra ifk hadisesine bakın. İfk hadisesi Aişe-i Sıddıyka validemize bir iftira edişleri var.
Nebiyyeten efendimiz hiç kendisini bozmamış ve bu hususta Aişe annemizi kırıcı bir söz mübareklıklerinden çıkmamıştır. Yedi efendimiz aleyhissalatu vesselamın aile modelinde kadın, kocası karşısında kendine has bir kişiliğe sahip olduğu gibi ekonomik olarak da bağımsızdır. Kendi mal ve servetini İslami ölçüler içerisinde dilediği gibi değerlendirme, harcama ve tasarruf etme yetkisine sahiptir. Sekiz, ailede boşanma en son müracaat edilecek bir husustur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem boşanma Allah'ın hoşlanmadığı ve helallerden biridir. Sadece bir milyona yakın nüfusu olan mutaasssır dediğimiz bir vilayetten söyleyeceğim. Bir sene içerisindeki boşanma üç bin beş yüztür. Bu en azı. Daha evlenmeden boşanmalar başlıyor zaten. Ailede mutluluğu sürdürmenin yolları, bir aile kurulacağı zaman işi Hakk'a teslim olmuş.
İman esaslarını bilen ve ciddiyetle uygulayan, Allah'a teslim olmuş ve ondan hiç ümit kesmeyen, tövbe ve istiğfarda bulunan, ibadetine zehle devam eden, oruç ve nefis terbiyesini sürdüren her an, Allah için hicrete hazır olan ve sadakatli olacağına inandığımız insanları seçmeliyiz. Böylece temelsiz bir aşk üzerine değil, bilgi, görgü mantıklı bir sevgi ile hem dünyada hem ahirette birlikteliği sürdürecek iman temelleri üzerine korunmaktır. Aile kurulurken inançta, kültürde, ekonomik yönden denkliğe dikkat edilmelidir. Eşler birbirini Allah'ın emaneti olarak almalı, oyuncak gibi değil, yüzü ve gözü gibi korumalı, daima et kemik ve tırnak gibi bütünleşmelidir. Karşılıklı sevginin artması için eşler bir, verdiği nimetlerden dolayı yüce Allah'a hamdetmeli ve elçisine de şükran duymalıdır. İki, gevredeki olur olmaz olaylara kızmamalı ve her şeyi iyiye yorumlamalıdır.
Üç dönülmez acele kararlar vermemeli, pişman olacağı işlere girişmemeli. Dört laubali ve itirazcı olmamalı, bilakis sıcakkanlı olmalı. Beş, huzur verici olmalı ve sevgiyi azaltacak öfke biriktirecek biriktirecek kusurları sürdürmemeli. En küçük olayda bile suçu eşine değil kendisinde aramalı. Yedi, madde ter ve manen üzerinde pis kokular dedikodular oluşturmamalı. Sekiz, sahip oldukları malları hırsız, israf ve diğer tehlikelerden korumalı, dokuz, ev harcamalarında cimri ve israfçı değil bilakil, bilakis bittisaklı olmalı, on, karşılıklı olarak akrabalarına saygılı olmalı, deve ve arkadaşlarına karşı cimri olmamalıdır, fakat akrabalarla bunlara yük olmaktan kaçınmalıdır, on bir. Aile içinde problem üretecek küsme ortamı oluşturmamalı, ne varsa problem ayakkabı gibi kapıda bırakılmalı, evin de elbisenin de düzen ve temizliğine dikkat etmeli.
Kendisi için hoş görmediğin hiçbir şeyi eşi için de hoş görmemeli. Karşılıklı olarak sırlarını kimseye açmamalı. Eşinden kimseye yakınmamalı. Erkek ve kadın dost bildiği kimseye hanımının sırlarını, o da kocasını dökmemeli. Tıpkı birbirini yıkayan iki el gibi acılarına ve sevinçlerine ortak olmalı, karşılıklı olarak gezi, ziyaret, alışveriş ve buna benzer ortak eylemlerde nezaketen eşinin isteklerine öncelik tanımalı, on altı, karşılıklı olarak birbirlerini küçük görmemeli, aksine birbirine önem ve değer vererek onurlandırmalı ve gerektiğinde birbirlerini her alanda desteklemeli, birbirlerinin değerini bilecek şekilde gererek bilgi ve olgunluğa sahip olmalı, birbirlerini kimse ile mukayese etmemeli izah etmiyorum anlıyorsunuz. Birbirlerini kimse ile mukayese etmemeli falan şu şekildeydi. Değil. İşte bir diğeri şu tarzdadır diyerek bir mukayeseye gidilmemeli.
Erkek ve katında daima ahlaklı ve namusu ile takdir edilmeli. Hayırda yarışmalı ve yarışta birbirlerine teşvikçi olmalı. İbadetinde, taatinde, hayırda hazırladılar. Bir anlaşmazlık esnasında eksilerini değil de artılarını düşünmeli ve kutlamalı. Aile miras veya arkadaşlarından yardım beklentisi içine girmemeli. Eşler birbirlerine karşı olan sadakatlerine ihanet etmemeli. Her türlü kararı ortak almalı. Evin güzelle değil güzelliklerle ayakta kalacağı bilinmeli. Döşemesiyle, dekoruyla, oturağıyla, ne bileyim artık koltuğuyla şununla bununla değil içinde okunan Kuran-ı Kerim'le çekilen Evrabü Ezkar ile yapılan ilmi çalışmalarla yavrularını ile süslenmelidir. Zaman zaman birbirlerine sürpriz hediyeler almalı.
Birbirlerinden beklentilerini hakaret şeklinde değil, teşvik şeklinde söylemeli ve asla azarlamamalı bir eş, eşini hayatının en önemli insanı olarak görmeli, her zaman biz, biz ruhu ile hareket etmeli ve bencilliğe verilmemelidir. Birbirine çirkinsin, cahilsin, delisin vesaire gibi kötü sözler kullanmamalı. Hiçbiri bomba gibi patlamaya hazır bezgin bir görüntü vermemeli. Geçmişi günümüze taşıyarak hiçbir hata büyütülmemeli. Işler kendilerini eksiksiz görmemeli, gelişmeye açık olmalı, evdekilerden kimseye şikayetçi olunmamalı, acil işlerde imdat gibi yetişmeli, helal lokmaya dikkat edilmeli, birbirlerinden izinsiz televizyon kanalını bile değiştirmemeli, evde yorgun ve stresli bir ortam varsa yumuşatılmalı, müsaitse hemen sevgi ve saygı duyulan bir dosta ziyarete gidilmeli ya da bir parka veya yürüyüşe çıkmalı. Eşler yakınlarının eleştirileri karşısında birbirlerini yalnız bırakmamalıdır.
Bir misafir geldiğinde veya akrabası geldiğinde birbirlerinin birbirine hata isnat edildiği zaman derhal eşini muhafaza etmelidir. Sen bir günlük misafirsin belki bir saatlik yanımızdasın ama ben bununla bir ömür beraberim deyip muhafaza etmelidir eşinin. Eşler daima birbirlerine iyilik yapmalı ve sevgi bu şekilde artmalı. Birbirlerini olduğu gibi kabul etmeli ve zihnindeki kalıba sokmaya çalışmamalı. Ben istiyordum ki şu şekilde olacak, haya ediyorum sizin huzurunuzda, şu kiloda olacak, şu şekilde olacak, şu biçimde olacak dememektedir. Gelişme için huzurlu bir ortam oluşturmalı, İhtiyaçlar öfke ile değil ölçülü bir şekilde ifade edilmelidir. Çok Allah'ımızın lütfettiği, artık ihsanıdır o. Onun hali sıfatı sıfatıdır. Çirkin bir koca. Çok da güzel bir aile. Hanımı der ki sen de cennetliksin ben de. Hanım neden böyle oluyor?
Çünkü bakıyorum da kitabı kerime ve Hadisi Muhammediye'ye sabredenler de şükredenler de cennete ehlidir. Ben senin gibi çirkin kimseye sabrettim, Şikayet etmedim. Sen de benim gibi güzel bir hanımdan dolayı Allah'a hamdettin. Şükrettin, sabredenler ve şükredenler demiştir. Bu şekilde birbirine bakmalı. İhtiyaçlar öfkeyle değil, ölçülü bir şekilde ifade edilmeli. Sıcakkanlılıkla karşılıklı iltifatı sürdürmeli. Örneğin erkek kadın psikolojisini bilerek yillarca beraber kalmış. Onun arzusu nedir? İsteği nedir? Birbirlerine karşı bunu tanıyıp bu şekilde gönüllerini alıp hoşnut olmalı, erkeğin fizyolojik ihtiyaçlarını bilen performanslı bir kadın, kocası çapkın da olsa onu kazanırken diğerleri sadece işinin tükenişini seyreder. Sonuç olarak aşure tatlısı kaynadıkça kaynaşıp güzelleştiği gibi aile de sevgi, saygı eğitimle ve üretimle kaynaşmalı ve güzelleşmelidir.
Bu nedenle farklılıkları saygı ile karşılamalı, kesinlikle küçümsememeli. Ailelerin bir yönleri gündeme getirilmeli ve takdir etmeli. Arkadan konuşulmaya fırsat verilmemeli. Yukarıdaki güzelliklerin zamanın akışı içerisinde olacağını bilerek hareket etmelidir. Birbirlerinin haklarına saygı göstererek sen beni üzmekten zevk alıyorsun dememelidir. Birbirlerine karşı sen beni üzmekten zevk alıyorsun. Eşyalara benden fazla önem veriyorsun. Artık sen beni sevmiyorsun. Ben de sana ısınamıyorum. Bir türlü senin gözünde iyi olamadım. Hep başkaları iyi ben kötüyüm dememeli. Düğünde yaptıklarını affedemiyor. Annem ve babam da beni sana verdiklerine pişmanlar. Keşke bu çocuklar olmasaydı da göğsüme taş bassaydım dememeli. Hem cimrisin hem korkaksın ama gücün sadece bana yetiyor. Aynı görüşte olamadık ve olamayız da. Hep seni eleştiriyor, hep beni eleştiriyor ve horuluyorsun. Ne hakkın var?
Ailem bize yardım etmese evi bile geçindiremiyorsun, her gün borç çoğalıyor. Eşinin bir pişmanlık ve itirafı karşısında artık çok geç. Bunları daha önce söylemediydin, dememedin. Ayrılmak istiyorum, çekilmez oldun, bir gün olsun sevdiğini söylemedin veya yansıtmadın, şüphelerim artıyor. Arada biri mi var acaba? Sanki uzaktasın. Hiç acılarımı paylaşmadın. Keşke başkasıyla evlenseydim, rahat ederdim dememedi. Sen başkasını alsaydın küfürlerini duymazdın. Beni hep zor duruma düşürüyorsun. Artık bu evlilik bana işkence veriyor. Aniden sebepsiz zamansız ve yüksek ses tonuyla, haşır söylemler vesaireler vesaireler hadliyen dilden çıkmamalıdır. Bu duruma düşmemek için hayatta başarının sırlarını, mutluluğunu ve bu mutluluğun yollarını tekrar tekrar okumalı. İki, örnek ve mutlu ailelerle iletişim içinde olmalı, onlardan tavsiyeler istemeli.
Üç aile ve akraba arasında kin ve kavgaya neden olacak konular açılmamalı. Örneğin ailen hep öbür kardeşlerine veriyorlar. Öbürlerini zenginleştirip seni fakirleştiriyorlar, seni sömürüyorlar gibi sözler. Eşler birbirini alçaltıcı söz ve davranışlardan kaçınmalı, çocuğuna verdiği değeri dişine de vermelidir. Çünkü insana küçümsenmesi veya beğenilmemesi kadar ahır gelen ve unutamadığı hemen hemen hiçbir hatırası olamaz. Evimizin ve aile hayatımızın ıslahı için gözetmemiz gereken hususlar, devimizin ıslahı için yapacağımız vazifeler burada bir İslam aliminin elimizde eser kırk madde halinde inşallah vakit olduğu zaman altı yüzün üzerinde, altı yüzün üzerinde maddeler halinde ayine hususunda konular elimizde bulunmakta. Cenabı Hak cümlemizi dahil etsin, yolunda daim ve daim eylesin.
Velhamdülillahi rabbil alemin efendimizin ruh tayyibelerine ehline ashabına peygamber-ı zan ve firan-ı zan bütün geçmişlerimizin ruhlarına aile hayatımızın düzelilmesine neslimizin helal lokma ile büyümesine ve gelişmesine El-Fatıma Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.
Kaynak: Genel
Peygamber Efendimizin Vasfı ve Aile Hayatının… | Mihmandar