Alemdarın kaleminden yansımalar. Ümmeti Muhammed'in faziletlileri. Hazreti Peygamber, ümmetim rahmete nail olan ümmettir buyurmuşlardır. Ümmet-i Muhammed'in seçilmiş olması ondan aldığı nurdan dolayıdır. Kimde bir kemalat varsa ondan aldığı nur nispetinde. Ben Celaleddin'le övünürüm. Sadreddin Konevi bir gün murakabe halindeyken, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh'ı görür. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mevlana Celaleddin-i Selçuk'i vasfetmeye başlar. Ey Ebubekir, diğer peygamberler arasında ben Celaleddin'le övünürüm. İlmi, ameli, feyiz ve nuruyla ümmetimin gözü aydın olur. O benim oğlumdur deyip efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Mevlana'yı kucaklar. Hakikaten onun ilmiyle, ameliyle gönlü nurlananlar pek çoktur.
Yazmış olduğu Mesnevi insanlığı her daim İslam'a davet eden ve onların hidayet bulmasına vesile olan kıymet biçilmez bir eserdir. Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyundanım. Emir Sultan Buhara'dan yirmi yaşında ayrılır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin muhabbetiyle onun beldesinde kalmak ister. Orada kalır ve birçok dost edinir. Fakat bir gün Fahri Kainat sallallahu aleyhi ve sellemi ve kıymetli damatları Ali Efendimiz Radıyallahu Anh'ı rüyasında görür. Şöyle buyurur efendimiz. Evladımız Emir Sultan'a Allah Celle Celalühü üç tane nur ihsan etmiştir. Onun kaybolduğu yerde defnolunacak. Anadolu'ya gidecek, sünnetimi takva esasına uygun olarak uygulayacak, hayatımın yaşanmasını insanlara tavsiye edecek.
Hiç ayrılmak istemediği beldeden bir aşığın ifadesiyle eğer sekiz cennet açılsaydı ben yine Medine'yi tercih ederdim denilen Medine'den böyle kutsi, ulvi, nurlu alemden Anadolu'ya gelir. Bu mübarek sultan Medine'de bulunduğu yıllarda bir gün Ashab-ı Suffe'de oturuyordu. O dönemde ise Ashab-ı Suffe'de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyundan gelen ehlibeyti otururdu. Emir Sultan'ın oturduğunu görenler derler ki, buraya ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den itibaren gelişini ifade eden Ehl-i Beyt vesikası olanlar oturur. Şayet vesikam varsa oturabilirsin. Evet, ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyundanım. O zaman çıkar vesikanı. Evimdedir. O zaman oturamazsın. Vesikaya ne gerek var? İşte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Hepimiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna varalım. Es-salatü vesselamu aleyke ya Resulullah diyelim.
Kimin salatü selamına ve aleyküm selam denecek olursa o Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin evladıdır, Resulullah soyundandır. Tek tek varırlar, edeple es-salatü vesselamu aleyke ya Resulullah derler. Ama hiçbir ses çıkmaz. Emir Sultan çok mütevazı, huzur ve huşu içerisinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kabrine yaklaşır. Dediği zaman kabri saadetten bir ses duyulur. Ve aleyküm vesselam ya veledi. Ve aleyküm selam ey evladım. Her ne vakit fahri kainat hatırıma gelir. Kayseri Talas'ta Diyabendi adında bir Ortodoks vardı. O zat Müslüman olunca Abdülkadir Keçioğlu ismini almıştı. Kendisine Yaman dede derler, yanan dede derler veya yanar dede derler. Yaman dede, Mevlana'nın Mesnevi'sini okumak suretiyle hidayete eren kimselerdendir. Yaman dedeye İstanbul'da Fındıklı'dan Taksim'e çıkan yokuşta rast girerler. Dedenin rengi uçmuş bir vaziyettedir.